Adana’nın Ceyhan ilçesindeki Tatarlı Höyük’te bulunan beş küçük pişmiş toprak figürin, Helenistik Dönem’de annelik, çocuk bakımı ve koruyucu inançların gündelik yaşamla nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
Figürinler, Ceyhan’ın yaklaşık 5 kilometre kuzeyindeki Mustafabeyli Mahallesi yakınlarında yer alan Tatarlı Höyük’ün sitadel kesiminde bulundu. Ovalık Kilikya’nın doğusunda konumlanan yerleşme, Anadolu, Kuzey Suriye, Amik Ovası ve Doğu Akdeniz arasındaki geçiş güzergâhlarına yakınlığıyla bölgenin önemli arkeolojik merkezlerinden biri kabul ediliyor.

Tatarlı Höyük kazıları, 2007 yılından bu yana Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. K. Serdar Girginer başkanlığında yürütülüyor. Buluntular, Mehmet Cevher ve K. Serdar Girginer tarafından Höyük dergisinin Mayıs 2026 tarihli 17. sayısında yayımlanan “Tatarlı Höyük’te Ele Geçen Kourotrophos Figürinleri” başlıklı çalışmada değerlendirildi.
Sitadel kesiminde bulunan beş figürin
Tatarlı Höyük’te ele geçen figürinler, sitadel alanındaki Helenistik Dönem tabakalarından geliyor. Buluntular özellikle IIa ve IIb yapı katlarıyla ilişkili kontekstlerde tespit edildi.
Beş figürinden dördü çocuk taşıyan kadın, biri ise çocuk emziren kadın betimi olarak tanımlandı. Bu eserler, antik dünyada çocuğu besleyen, büyüten ya da koruyan kadın figürleri için kullanılan kourotrophos tipi içinde değerlendiriliyor.

Çocuk emziren kadın figürini özellikle dikkat çekici. Bu örnek, Tatarlı Höyük’te şimdiye kadar belirlenen kourotrophos figürinleri arasında tekil bir parça olarak öne çıkıyor. Küçük boyutuna rağmen verdiği bilgi güçlü: Helenistik Kilikya’da annelik ve çocuk bakımı yalnızca gündelik hayatın değil, koruyucu inançların da parçasıydı.
Ev yaşamına yakın bir inanç dünyası
Figürinlerin en önemli yanı, resmi bir kutsal alandan değil, konutlar ve avlularla ilişkili alanlardan gelmesi. Bu durum, doğum, çocuk sağlığı ve aile devamlılığına dair inançların yalnızca tapınaklarda değil, ev yaşamının içinde de karşılık bulduğunu düşündürüyor.

Antik dünyada gebelik, doğum ve erken çocukluk riskli dönemlerdi. Kourotrophos figürinleri, gebelik öncesinde bir dilek ya da doğum sonrasında bir şükran ifadesi olarak tanrıçalara sunulabiliyordu. Bazı örneklerde bu tür adaklar, yeni doğan çocuğun korunması ya da çocuk sahibi olmak isteyen kadınların ilahi yardım arayışıyla ilişkilendiriliyor.
Tatarlı Höyük buluntuları bu geniş inanış dünyasının Kilikya’daki yerel yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir. Ev ve avlu alanlarıyla bağlantılı olmaları, bu küçük pişmiş toprak eserleri daha kişisel ve gündelik bir inanç pratiğine yaklaştırıyor.
Anne ve çocuk imgesinin uzun geçmişi

Kourotrophos geleneği yalnızca Tatarlı Höyük’e özgü değil. Anne ve çocuk imgesi, Mezopotamya’dan Yunan dünyasına, Anadolu’dan Mısır’a kadar geniş bir coğrafyada farklı anlamlarla karşımıza çıkıyor.
Mezopotamya çivi yazılı metinlerinde aşk ve bereket tanrıçası İştar’ın göğsünden süt emen çocuklardan ve çocuk sahibi olmak için adak sunan insanlardan söz ediliyor. Antik Yunan dünyasında ise kourotrophos epiteti Eileithyia, Aphrodite, Persephone, Hekate ve Nympheler gibi ilahi varlıklarla birlikte kullanıldı.
Bu koruyucu rol, farklı kentlerde yerel tanrıçalarla da ilişkilendirildi. Ephesos’ta Artemis, Samos’ta Hera, Atina’da Athena ve Kaunos’ta Demeter, kourotrophos kültüyle bağlantılı tanrıçalar arasında anıldı. Demeter kültünde doğum, bereket ve çocukların korunması düşüncesi, kadınlara ve aile devamlılığına odaklanan ritüellerle birleşti.
Bu örnekler, Tatarlı Höyük figürinlerinin doğrudan aynı kült pratiğine ait olduğunu göstermez. Ancak anne ve çocuk imgesinin antik dünyada ne kadar güçlü ve yaygın bir görsel dil olduğunu ortaya koyar.

Helenistik Kilikya’da yerel bir ifade
Tatarlı Höyük figürinleri lüks saray objeleri ya da anıtsal kült heykelleri değil. Yerel ya da taşra üslubuna yakın küçük terrakotta eserler. Bu özellik, buluntuları daha doğrudan gündelik yaşamla ilişkilendirir.
Kilikya, tarih boyunca ticaret yolları, kültürel temaslar ve farklı inanç geleneklerinin kesiştiği bir bölgeydi. Tatarlı Höyük’ün konumu da bu hareketli dünyanın parçasıydı. Ancak bu figürinler, büyük siyasi olaylardan çok daha kişisel bir alana işaret ediyor: aile, doğum, çocuk bakımı ve korunma arzusu.

Anne ve çocuk teması, farklı dönemlerde bereket, toplumsal cinsiyet rolleri, ilahi koruma ve iktidarın kutsallığı gibi anlamlar taşıdı. Daha sonraki dönemlerde aynı görsel fikir, Erken Hristiyanlık sanatındaki Meryem ve çocuk İsa betimlerinde de yaşamaya devam etti.
Tatarlı Höyük’ten gelen beş kourotrophos figürini, yaklaşık 2 bin yıl önce Kilikya’da yaşayan insanların aile ve inanç dünyasına küçük ama etkili bir pencere açıyor. Bu eserlerde görülen şey yalnızca bir sanat motifi değil; çocuğu koruma, büyütme ve yaşatma arzusunun arkeolojik karşılığı.
Mehmet Cevher and K. Serdar Girginer, “Tatarlı Höyük’te Ele Geçen Kourotrophos Figürinleri,” Höyük, Issue 17, May 2026, pp. 65–88. DOI: 10.37879/hoyuk.2026.1.065
