Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesindeki Büklükale kazılarında, üzerinde iki hayvan figürü bulunan tutamaklı bir damga mühür ortaya çıkarıldı. Kazı başkanı Doç. Dr. Kimiyoshi Matsumura’ya göre bu tip mühürler, Karum Dönemi’nin sonlarından Eski Hitit Dönemi’ne uzanan süreçte bilinen örneklerle karşılaştırılabiliyor.
Bu, buluntunun kesin olarak “Hitit mührü” olduğu anlamına gelmiyor. Mührün tarihi, kullanım amacı ve bulunduğu arkeolojik bağlam ayrıntılı incelemelerden sonra netleşecek. Ancak eser, daha önce Hititçe ve Hurrice tabletlerin bulunduğu Büklükale’de ortaya çıktığı için dikkat çekiyor.
Büklükale’deki çalışmalar, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü ekibi tarafından Doç. Dr. Kimiyoshi Matsumura başkanlığında yürütülüyor. Kızılırmak’ın hemen yanında yer alan yerleşimde kazılar “Aşağı şehir” ve “Yukarı şehir” olarak adlandırılan iki ana alanda devam ediyor.
Yeni bulunan mühür, tutamaklı bir damga mühür formunda. Üzerinde iki hayvan figürü yer alıyor. Alt kısmında ise çok küçük deliklerden oluşan başka bir motif bulunuyor. Matsumura, bu motifin neyi temsil ettiğinin henüz bilinmediğini belirtiyor.

İki hayvan figürlü küçük bir mühür
Mühür küçük bir eser olabilir, ancak bulunduğu yer nedeniyle sıradan bir buluntu gibi okunmuyor.
Büklükale, Ankara’nın yaklaşık 60 kilometre güneydoğusunda, Kızılırmak’ın geçiş noktalarından birinin yanında bulunuyor. Bu konum, yerleşimin farklı dönemlerde kullanılmasını açıklayan unsurlardan biri.
Kazılarda en üst tabakalarda Osmanlı dönemine ait yerleşim izleri belirlendi. Bunun altında Helenistik Dönem’e, yani Büyük İskender sonrası döneme ait kalıntılar tespit edildi. Daha alt seviyelerde ise Demir Çağı’na ait bulgular yer alıyor.

Matsumura, Büklükale’de Ahameniş Persleri, Lidyalılar, Frigler ve Karadeniz’in kuzeyinden Anadolu’ya gelen Kimmerlerle ilişkilendirilen izlerin de bulunduğunu aktarıyor. Alanda görülen bazı sur kalıntılarının da bu dönemlerden biriyle bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.
Bu uzun yerleşim dizisi, yeni mühür için aceleci bir yorum yapılmasını engelliyor. Büklükale’de bir buluntunun hangi tabaka ve bağlamdan geldiği, tarihlendirme açısından belirleyici olacak. Şimdilik güvenli olan yorum, mührün biçim olarak Karum sonu ile Eski Hitit Dönemi arasında bilinen damga mühür tipleriyle karşılaştırılabilecek olması.

Büklükale’deki Hititçe ve Hurrice tabletler
Büklükale daha önce de yazılı buluntularla dikkat çekmişti. Kazılarda bugüne kadar Hititçe çivi yazılı tabletler ortaya çıkarıldı. Kazı ekibine göre bu tabletler, Anadolu’da bilinen en batıdaki Hititçe çivi yazılı tabletler arasında yer alıyor.
2019 yılından itibaren ise Büklükale’de Hurrice tabletler de bulunmaya başladı. Bu ayrıntı, yerleşimin değerlendirilmesinde ayrı bir yer tutuyor. Matsumura’nın aktardığına göre Hurrice tabletler Anadolu’da daha önce Hattuşa, Ortaköy ve Kayalıpınar gibi Hitit kraliyet çevresiyle ilişkili merkezlerde biliniyordu.
Hurri dili, Hitit dünyasında özellikle dini ve törensel metinlerde karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Büklükale’de Hurrice metinlerin bulunması, alanın yalnızca bir geçiş noktası ya da yerel bir kale olarak açıklanıp açıklanamayacağı sorusunu ortaya çıkarıyor.

Mühür tek başına kanıt değil
Yeni bulunan hayvan figürlü mühür, Büklükale’nin Hitit dönemindeki konumunu tek başına açıklamıyor. Tarihi, kullanım amacı ve bulunduğu arkeolojik bağlam ayrıntılı incelemelerle netleşecek.
Ancak buluntu, Hititçe ve Hurrice tabletlerin daha önce ortaya çıkarıldığı bir yerleşimde geldiği için ayrı bir dikkat gerektiriyor. Kazı ekibi ayrıca saray kompleksi girişine ait olabilecek mimari kalıntılar üzerinde de çalışıyor.
Bu nedenle mühür, kesin bir sonuçtan çok, Büklükale’nin MÖ 2. binyıldaki rolünü anlamak için izlenmesi gereken yeni bir buluntu olarak değerlendirilmeli.
