Irak’ın kuzeyinde süren kazılarda, antik Ninova’nın Şamaş Kapısı’nda 2.700 yıllık yazıtlı bir Asur steli keşfedildi.
Irak Eski Eserler ve Miras Kurulu’nun açıklamasına göre büyük taş stel, Ninova Valiliği’ndeki Bab Şamaş alanında devam eden arkeolojik çalışmalar sırasında bulundu. Buluntu, Ninova’nın Yeni Asur İmparatorluğu’nun başkenti olduğu MÖ 7. yüzyıla tarihleniyor.
Stel üzerinde belirgin Asur yazıtları yer alıyor. Ancak yazıtın tam okuması henüz yayımlanmadı. Bu yüzden taşın hangi kraldan, olaydan ya da dini ifadeden söz ettiği şimdilik kesin değil. Keşfi önemli kılan nokta ise yalnızca yazıt değil; stelin bulunduğu yer.
Ninova’nın Güneş Kapısı’nda bulunan yazıtlı taş
Bab Şamaş, “Şamaş Kapısı” ya da “Güneş Kapısı” olarak biliniyor. Kapı, adını Mezopotamya’da güneş, adalet ve ilahi yargı ile ilişkilendirilen tanrı Şamaş’tan alıyor.

Antik Ninova’nın kapıları sadece savunma amaçlı geçişler değildi. Kente kimlerin girdiğini denetler, aynı zamanda Asur krallığının gücünü ve tanrısal koruma fikrini dışarıdan gelen herkese hatırlatırdı. Bu yüzden böyle bir kapının yakınında bulunan yazıtlı bir stel, sıradan bir mimari parçadan daha fazlası olabilir.
Stelin Bab Şamaş’ta bulunması özellikle dikkat çekici. Çünkü bu kapı, Ninova’nın dış dünyaya açılan ana geçişlerinden biriydi. Askerler, görevliler, tüccarlar ve yolcular bu tür kapılardan geçerek imparatorluk başkentine giriyordu.
Asur dünyasında steller çoğu zaman kraliyet kararlarını, inşa faaliyetlerini, askeri başarıları ya da dini adakları kayıt altına alırdı. Bab Şamaş steli iyi korunmuşsa, araştırmacılar taşın hangi amaçla dikildiğini ve Ninova’daki kamusal alanla nasıl ilişkilendiğini daha net anlayabilir.

Asur İmparatorluğu’nun son büyük başkenti
MÖ 7. yüzyıl, Ninova’nın en güçlü dönemiydi. Sennacherib, Esarhaddon ve Ashurbanipal gibi hükümdarlar zamanında kent, Yakın Doğu’nun en etkili siyasi merkezlerinden birine dönüştü.
Ninova’ya giren biri yalnızca büyük bir başkente değil, Asur krallığının gücünü göstermek için tasarlanmış bir kente adım atıyordu. Surlar, saraylar ve kabartmalar bu etkiyi artırıyordu. Kent mimarisi, kraliyet otoritesini daha saraya ulaşmadan hissettiren bir düzen kurmuştu.
Şamaş Kapısı da bu düzenin parçasıydı. Hem savunma hattında yer alıyor hem de kentin dini ve siyasi kimliğine işaret ediyordu. Bu nedenle yeni bulunan stel, Ninova’nın son imparatorluk yüzyılından kalma yazılı bir iz olarak değerlendirilebilir.
Kentin kaderi kısa süre sonra değişti. Ninova, MÖ 612’de Babil ve Med güçlerinin oluşturduğu koalisyon tarafından ele geçirildi. Bu olay, Mezopotamya’da Asur üstünlüğünün sona erdiği dönüm noktalarından biri kabul ediliyor.

Assur’dan Ninova’ya uzanan tarih
Keşif, Asur tarihinin daha eski merkezini de hatırlatıyor. Burada Assur, Asur uygarlığının adını aldığı eski kent merkezini ifade ediyor.
Dicle Nehri kıyısındaki Assur, Asur devletinin erken başkenti ve dini merkeziydi. Kent, Asur devletinin baş tanrısı Ashur ile yakından bağlantılıydı. Siyasi güç daha sonra Kalhu, Dur-Şarrukin ve Ninova gibi merkezlere taşındı, ancak Assur dini önemini uzun süre korudu.
Ninova ise Asur tarihinin daha geç ve daha anıtsal evresini temsil etti. Sarayları, arşivleri ve kabartmaları sayesinde bugün Asur sanatı, kraliyet ideolojisi ve yönetim sistemi hakkında en önemli verilerin bir bölümü bu kentten geliyor.

Bab Şamaş’ta bulunan yeni stel, bu yüzden yalnızca yerel bir buluntu değil. Yazıt çözümlendiğinde, Ninova’nın son yüzyılına dair daha somut bir ayrıntı elde edilebilir. Bir kral adı, bir yapı faaliyeti, bir dini formül ya da resmi bir mesaj ortaya çıkabilir.
Şimdilik kesin olan şey şu: 2.700 yıllık Asur steli, Ninova’nın gücünü dış dünyaya gösterdiği kapılardan birinde bulundu. Taşın tam olarak ne söylediği ise keşfin asıl sorusu olarak duruyor.
