21 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hırvatistan’daki Nadir Mithras Kutsal Alanı, Romalıların Açık Havada İbadet Etmiş Olabileceğini Gösteriyor

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısına yakın Močići bölgesindeki nadir bir Mithras kutsal alanı, Roma İmparatorluğu’nun en gizemli dini kültlerinden birine dair yerleşik kabulleri yeniden tartışmaya açtı. Yeni bir araştırmaya göre burada ibadet edenler, klasik Mithras tapınaklarında olduğu gibi kapalı ve uzun bir ritüel odasında değil, doğal bir mağara, kaynak suyu ve kayalık bir açıklığın şekillendirdiği açık hava alanında toplanmış olabilir.

Journal of Roman Archaeology’de yayımlanan çalışma, Harvard Üniversitesi’nden Ian S. Wilson ile British Columbia Üniversitesi’nden Matthew McCarty tarafından hazırlandı. Araştırmacılar, 19. yüzyıldan beri bilinen ancak ayrıntılı biçimde belgelenmemiş Močići kutsal alanını fotoğrafik kayıt ve fotogrametrik modelleme yöntemiyle yeniden inceledi.

Sonuçlar, bu küçük alanın sıradan bir arkeolojik ayrıntıdan çok daha fazlasını anlattığını gösteriyor. Močići, Mithras kültünün Roma dünyasında sanılandan daha esnek, yerel çevreye daha duyarlı ve günlük yaşamla daha iç içe uygulanmış olabileceğine işaret ediyor.

Klasik mithraeum planına uymayan bir kutsal alan

Močići mithraeumunun konumu. Harita: Ian Wilson; Google Earth altlık haritası kullanılmıştır. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Mithras kültü, MS 2. yüzyıldan itibaren Roma dünyasında yaygınlaştı. Kentlerde, askeri yerleşimlerde, kırsal malikânelerde ve sınır bölgelerinde bu tanrıya adanmış kutsal alanlar ortaya çıktı. Bu alanların çoğu kolayca tanınır: uzun, kapalı bir oda, iki yanda yükseltilmiş oturma ya da uzanma platformları, ortada bir geçit ve en uçta Mithras’ın boğayı öldürdüğü sahne.

Tauroctony olarak bilinen bu boğa öldürme sahnesi, Mithras tapınaklarının görsel merkezidir. Kült üyelerinin bu alanlarda birlikte yemek yediği, ritüellere katıldığı ve gizem törenleri gerçekleştirdiği düşünülür.

Močići’de ise sahne var, fakat beklenen yapı yok.

Kutsal alan, antik Epidaurum kentinin yakınında, bugünkü Cavtat’ın yaklaşık dört kilometre dışında yer alıyor. Ana unsur, doğal bir kireçtaşı mağarasının ağzı üzerinde kayaya oyulmuş yıpranmış bir Mithras kabartması. Sahne açıkça Mithras ikonografisine ait: Tanrı boğayı öldürürken köpek, yılan, akrep, meşale taşıyıcılar, Sol, Luna ve kuzgun ona eşlik eder.

Görsel dil Roma dünyasındaki Mithras kültüyle uyumlu. Fakat mekânın kendisi alışılmış tapınak planını takip etmiyor.

Çatı, sıra ve kapalı ritüel odası yok

Wilson ve McCarty, Močići’de kapalı bir yapıya işaret eden ikna edici izler bulamadı. Kayada çatı kirişlerine ait kesikler, direk çukurları, Roma dönemine ait çatı kiremitleri ya da diğer mithraeumlarda görülen taş oturma sıraları tespit edilmedi.

Močići’deki tauroctony kabartmasının detayı; sahnede Mithras’ın boğayı öldürmesi tasvir edilir. Fotoğraf: Ian Wilson. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Mağaranın içi de ana ritüel alanı olmak için fazla küçük. Kullanılabilir alan yaklaşık 17,7 metrekare. Bu, birkaç kişinin ayakta durması için yeterli olabilir; ancak Mithras kültüyle ilişkilendirilen toplu yemekler ve uzanarak yapılan ritüel birliktelikler için oldukça sınırlı bir hacimdir. Bilinen mithraeumlarda ana kült odalarının ortalama büyüklüğü yaklaşık 68 metrekaredir.

Kabartmanın konumu da önemli. Mağaranın içinden bakıldığında Mithras sahnesi rahat görülmez. Buna karşılık dışarıdaki doğal açıklıktan bakıldığında kabartma alanın belirgin odak noktası haline gelir.

Bu açıklık yaklaşık 14 metre çapında doğal bir çöküntü oluşturur. Yaklaşık 120 metrekarelik bir toplanma alanı sunar ve boğa öldürme sahnesi bu açık alanın üzerine kayalık cepheden bakar. Araştırmacılara göre kutsal alanın esas ritüel mekânı mağaranın içi değil, bu açık hava bölümü olabilir.

Bu yorum doğruysa Močići, bilinen nadir açık hava Mithras kutsal alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Taklit edilen değil, gerçek bir mağara ve kaynak

Močići’nin seçilmesi büyük olasılıkla rastlantı değildi. Mithras, Roma dini dünyasında kaya, mağara ve suyla güçlü biçimde ilişkilendirilen bir tanrıydı. Birçok Mithras topluluğu, kapalı tapınaklarında mağara hissi yaratmak için yapay düzenlemeler kullanmıştı. Kaba taş yüzeyler, tonozlu mekânlar ve sembolik süslemeler bu amaca hizmet ediyordu.

Močići’de böyle bir taklide gerek yoktu. Mağara zaten oradaydı.

Aynı durum su için de geçerli. Grottonun içinde, bölgenin karstik jeolojisiyle beslenen doğal bir kaynak yer alır. Mithras ikonografisinde su önemli bir yere sahiptir. Bazı sahnelerde Mithras’ın kayadan okla su çıkardığı görülür. Birçok kutsal alanda bu fikir mimari düzenlemelerle ya da ritüel unsurlarla temsil edilmiştir.

Močići’de ise kaya, mağara ve su doğrudan mekânın parçasıydı. Bu nedenle kutsal alanın anlamı, yalnızca Roma dini sembollerinden değil, bulunduğu coğrafyanın kendisinden de doğmuş görünür.

Silvanus kabartması Dalmaçya izini güçlendiriyor

Mağaranın içinde ikinci ve oldukça hasarlı bir kabartma daha bulunur. Bu figür genellikle ormanlar, hayvanlar, kır yaşamı ve otlaklarla ilişkilendirilen Roma tanrısı Silvanus olarak yorumlanır. Figürün yalnızca bir bölümü korunmuştur, ancak keçi bacaklarını andıran alt kısmı, Silvanus’un Dalmaçya’da sık görülen Pan benzeri tasvirlerini akla getirir.

Močići Mithras kutsal alanının fotogrametrik modeli; Mithras’ın boğayı öldürdüğü kabartmayı, modern beton kuyu başını, kayaya oyulmuş basamakları, doğal yarığı, modern mağara zeminini, hasarlı Silvanus kabartmasını, beton yapıyı, açık alanı ve bu alana inen basamakları gösteriyor. Model: Ian Wilson and Matthew McCarty. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Bu ayrıntı Močići’ye güçlü bir yerel karakter kazandırır. Epidaurum çevresindeki tepeler tarım, hayvancılık, taş ocakçılığı ve kırsal malikâne ekonomileriyle bağlantılıydı. Böyle bir yerde doğal bir kaynak, yalnızca dini anlam taşımaz; günlük yaşam ve hayvan sürüleri için de önemli olabilir.

Mithras ve Silvanus’un aynı mekânda bulunması bir rekabet göstergesi olmak zorunda değildir. Roma kutsal alanlarında birden fazla tanrının aynı yerde varlık göstermesi olağandı. Močići’de mağara, kaynak ve kayalık çevre her iki tanrı için de anlamlı bir ortak zemin sunmuş olabilir.

Epidaurum’un tepelerinde bilinçli bir ziyaret noktası

Močići, yol üzerinde rastgele uğranan kolay erişimli bir kent tapınağı değildi. Kıyıdan buraya ulaşmak için tepelere doğru bilinçli bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. Araştırmacılar bu nedenle alanı bir “hedef kutsal alan” olarak değerlendiriyor.

Bu durum ritüelleri düşünme biçimimizi de değiştirir. Depo ya da kapalı hazırlık bölümü yoksa, ibadet edenler kapları, yiyecekleri ve ritüel malzemelerini yanlarında taşımış olmalıydı. Sabit oturma sıraları bulunmadığı için yere oturmuş ya da doğrudan zeminde uzanmış olabilirler. Eğer ortak yemekler törenin parçasıysa, Močići’deki deneyim Roma, Ostia ya da askeri sınır yerleşimlerindeki kapalı Mithras tapınaklarından oldukça farklıydı.

Kutsal alanın kesin tarihi bilinmiyor. Kazı, yazıt ya da güvenilir tarihlendirilebilir buluntu olmadığı için kullanım dönemi yalnızca genel biçimde MS 2. yüzyıl ile MS 4. yüzyıl ortaları arasına yerleştirilebiliyor.

Roma gizem kültünün yerel bir yorumu

Močići, Mithras kültüne dair genel bilgileri geçersiz kılmaz. Kabartmadaki tauroctony sahnesi, topluluğun kültün temel görsel dilini bildiğini açıkça gösterir. Ancak bu kutsal alan, Mithras ibadetinin her zaman aynı mimari şemaya bağlı olduğu düşüncesini zayıflatır.

Burada ibadet edenler standart bir mithraeum inşa edip onu mağaraya benzetmeye çalışmamış görünüyor. Bunun yerine gerçek bir mağara, doğal bir kaynak ve kayaya oyulmaya uygun bir yüzey bulmuş; Mithras’ı doğrudan bu manzaranın içine yerleştirmişlerdi.

Bu yüzden Močići önemlidir. Roma gizem kültlerinin imparatorluk boyunca yalnızca tekrarlanan dini modellerden ibaret olmadığını, yerel coğrafya, yerel tanrılar ve bölgenin gündelik yaşamıyla yeniden şekillenebildiğini gösterir.

Močići’de Mithras, Dalmaçya kireçtaşına oyulmuş, akan suyun yanında ve tepelere açık bir kutsal alanda ibadet edilen bir tanrıydı.

Banner
Related Articles

Antik Yunan Filozofu Hypatia’nın Hüzünlü Hikayesi

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Antik Yunan akademisindeki az sayıdaki kadınlardan biriydi, İskenderiyeli Hypatia. Doğum tarihi için M.S. 350 tarihi söylense de tam olarak kesin değil...

Almanya’da bir müzede 483 Kelt altın sikkeden oluşan koleksiyon çalındı

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Almanya’nın Bavyera eyaletinde bir müzede 483 adet Kelt altın sikkeden oluşan bir koleksiyon çalındı. Bavyera polisi, 2100 yıllık Kelt altın...

Çavuştepe Höyüğü’nde Urartulu kadın yöneticinin mezarına ulaşıldı

8 Eylül 2021

8 Eylül 2021

Geçtiğimiz günlerde atı, sığırı, köpeği ile gömülen Urartulu üst düzey insanının mezarı haberini yapmıştık. Bugünde yine aynı yerde Çavuştepe Höyüğü...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

Meksika’da Maya Uygarlığına Ait Bir İnsan Boyunda Maske Bulundu

27 Ocak 2021

27 Ocak 2021

Meksika’nın Yucatán eyaletindeki bir arkeolojik alanda, bir insan boyunda dev bir Maya maskesi ortaya çıktı. Novedades Yucatán’ın haberine göre, bilinmeyen...

Müzekart GNS ile Efes Antik Kenti ücretsiz gezilebilecek

5 Temmuz 2022

5 Temmuz 2022

Gençler, Müzekart GNS uygulaması ile UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’ni ücretsiz gezebilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı...

2. Dünya Savaşı kalıntılarını arayan amatörler 2.000 yıllık Roma kılıcı keşfetti

17 Şubat 2025

17 Şubat 2025

Polonyalı metal dedektörü meraklılarından oluşan INVENTUM Derneği üyeleri, Polonya’nın Kraków-Częstochowa Yaylası’nda 2. Dünya Savaşı kalıntıları ararken 2.000 yıllık bir Roma...

Beş yıl boyunca uzmanlar Esna kentindeki tapınak tavanında çok sayıda kabartma ortaya çıkardılar

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ve Tübingen Üniversitesi’nin ortak projesi olan Esna kentindeki tapınak tavanında astronomik temsillere sahip çok...

78.000 Yıllık Mtoto Çocuğu Cenazesi Afrika’da Bulundu

6 Mayıs 2021

6 Mayıs 2021

İnsan, tarih sahnesine çıktığı andan itibaren yeryüzüne izler bırakmaya başlamıştır. Diğer yaşam formlarından insanı ayıran en önemli özellik ürettiği maddi...

Işık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı

13 Nisan 2023

13 Nisan 2023

Almanya’nın en eski kenti kabul edilen Trier’de ışık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı. Rheinland-Pfalz Kültürel Miras Genel...

Polonya kilisesinde keşfedilen ‘benzersiz’ 17. yüzyıl ikonostasis parçaları

29 Ekim 2023

29 Ekim 2023

Polonya Bilimler Akademisi Sanat Enstitüsü’nden (IS PAN) araştırmacılar, Polonya’nın Podlaskie kentindeki Nowoberezowo’daki İlahiyatçı Aziz John Kilisesi’nin çatı katında 17. yüzyıldan...

Kaçakçılar Roma Antik Kentini Tarumar Ettiler

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Anadolu’nun eşsiz kültürel değerlerini heba eden kaçakçılar bu seferde Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Hisarcıklı Kalesi bölgesinde bulunan Roma döneminden kalma antik...

Laodikya’da Ortaya Çıkarılan Gizli Kiliseli Ev

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Denizli sınırları içerisinde yer alan antik kent Laodikya’da kazı çalışmaları sırasında içerisinde bir kilisede  bulunan 20 odalı bir peristilyum ortaya...

Halife Osman dönemi İslami kaya yazıtı keşfedildi

13 Haziran 2022

13 Haziran 2022

Suudi Arabistan’ın başkenti Mekke yakınlarında Halife Osman bin Affan dönemine tarihlenen İslami kaya yazıtı keşfedildi. Yazıt, İslam tarihinin başlangıcındaki önemli...

Dr. Dercksen, “Asurca yazılı çivi yazılı kil tablette kurutulmuş et, karides ve balık gibi yiyeceklerin adına rastlandı.”

11 Ağustos 2022

11 Ağustos 2022

Anadolu’da yazılı tarihin başlangıç noktası Kültepe/Kaniş (Kanesh) Karum Höyüğü arkeolojik kazılarında ortaya çıkarılan Asurca yazılı çivi yazılı kil tabletler, M....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]