2 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Yapay Zekâ, Hitit Çivi Yazılı Tabletlerde Antik Kâtiplerin El Yazısını Ayırt Edebiliyor

Hitit çivi yazılı tabletler, binlerce yıl önce Anadolu’da kurulan güçlü bir devletin hafızasını taşıyor. Ancak bu hafızanın büyük bölümü bugün kırık parçalar halinde duruyor. Yeni geliştirilen Palaeographicum adlı yapay zekâ destekli araç, bu parçaların yeniden eşleştirilmesi için araştırmacılara dikkat çekici bir imkân sunuyor.

Araç, antik metinleri otomatik olarak çevirmiyor. Onun yaptığı daha özel bir iş: kil tablet fotoğraflarındaki tek tek çivi yazısı işaretlerini tanıyor, biçimlerini karşılaştırıyor ve farklı parçalar üzerindeki benzer yazım özelliklerini araştırmacıların önüne getiriyor.

Bu, özellikle Hitit araştırmaları için önemli. Çünkü binlerce tablet parçasının hangi metne, hangi tablete ya da hangi yazıcı geleneğine ait olduğunu anlamak çoğu zaman uzun ve zahmetli bir karşılaştırma gerektiriyor.

Kırık tabletlerin içindeki sessiz izler

Hititler, Geç Tunç Çağı’nın en önemli güçlerinden biriydi. Merkezi bugünkü Kızılırmak kavsi içinde yer alan Hitit Krallığı, Mısır ve Mezopotamya gibi dönemin büyük siyasi merkezleriyle diplomatik, askeri ve kültürel ilişkilere sahipti.

Başkent Hattuşa başta olmak üzere Hitit arşivlerinden günümüze ulaşan çivi yazılı tabletler; antlaşmaları, diplomatik mektupları, ritüel metinleri, mitleri, hukuk belgelerini ve idari kayıtları içeriyor. Fakat bu tabletlerin çoğu eksiksiz halde değil. Zaman içinde kırılan parçalar bugün müzelerde ve araştırma koleksiyonlarında dağınık biçimde korunuyor.

Yapay zekâ destekli tanıma sistemi, üç farklı Hitit tablet parçası üzerindeki LI, HA, RI ve ŠA işaretlerinden örnekleri belirleyerek araştırmacıların KUB 60.40, KUB 44.2 ve KUB 20.59 arasında tek tek çivi yazısı biçimlerini karşılaştırmasına yardımcı oluyor.

Araştırmacıların önündeki temel soru şu: Hangi parça hangi tablete aitti?

Bu sorunun yanıtı yalnızca metnin içeriğinde değil, bazen yazının biçiminde saklı. Çivi yazısı, ıslak kile bir kamış ya da benzeri bir kalemle bastırılarak oluşturulmuş olsa da her kâtip işaretleri aynı şekilde yazmadı. Bazıları kama izlerini daha geniş aralıklarla bıraktı. Bazıları belirli açılar, baskı izleri ya da küçük kıvrımlar oluşturdu.

Bu ayrıntılar, modern anlamda bir tür “antik el yazısı” gibi okunabiliyor.

Beş milyondan fazla çivi yazısı işareti

Palaeographicum, yaklaşık 70 bin dijital fotoğraf üzerinden 5 milyondan fazla çivi yazısı işaretine erişim sağlıyor. İlk beta sürümde yaklaşık 3,5 milyon siyah-beyaz ve 1,5 milyon renkli işaret kesiti yer alıyor.

Araç, fotoğraflardaki çivi yazısı işaretlerini belirliyor, ilgili bölümleri kesip çıkarıyor ve bunları karşılaştırmalı görsel tablolar halinde düzenliyor. Böylece araştırmacılar, farklı tablet parçalarındaki belirli işaretleri yan yana görebiliyor.

Bu sistem, klasik yöntemlerle saatler ya da günler sürebilecek görsel karşılaştırmaları büyük ölçüde hızlandırıyor. Proje ekibinin verdiği örneğe göre, beş tablet parçasındaki seçili işaretlerin karşılaştırılması daha önce yaklaşık üç gün sürebilirken, Palaeographicum ile aynı işlem yaklaşık beş dakikada yapılabiliyor.

Bu, araştırmacının yerini alan bir sistem değil. Son kararı yine dili, yazı sistemini ve tarihsel malzemeyi bilen uzmanlar veriyor. Ancak araç, uzmanların en çok zamanını alan görsel tarama ve karşılaştırma sürecini ciddi biçimde kısaltıyor.

Palaeographicum, KBo 11.46 tablet parçası üzerindeki çivi yazısı işaretlerini tek tek tanımlıyor; her işareti karşılaştırma amacıyla kırmızı kutular, okunuş bilgileri ve referans numaralarıyla gösteriyor.

Tablet parçalarını birleştirmede yeni imkân

Palaeographicum’un en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı parçalar üzerindeki işaret biçimlerini karşılaştırarak aynı tablete ait olabilecek fragmanların belirlenmesine katkı sağlaması.

Projede verilen bir örnekte, üç ayrı tablet parçasından alınan işaretler araçla karşılaştırıldı. Sonuçta bu üç parçanın aynı tablete ait olduğu gösterildi.

Bu tür eşleştirmeler, Hitit metinlerinin yeniden kurulması açısından büyük önem taşıyor. Çünkü tek başına anlamı sınırlı olan küçük bir parça, doğru fragmanla birleştiğinde daha geniş bir metnin, hatta tarihsel bir olayın eksik bölümünü tamamlayabilir.

Tarihleme için de yeni bir destek

Hitit tabletlerinde çoğu zaman açık bir tarih bulunmaz. Bu nedenle araştırmacılar metinleri tarihlendirirken dil özelliklerine, içeriklerine, arkeolojik verilere ve yazı biçimlerine bakar.

Çivi yazısı işaretlerinin şekli yüzyıllar içinde değiştiği için, Palaeographicum yalnızca parçaları eşleştirmeye değil, tabletlerin hangi döneme ait olabileceğini anlamaya da yardımcı olabilir.

Aracın adı da buradan geliyor. Paleografi, eski yazı biçimlerinin tarihsel gelişimini inceleyen bilim dalı. Burada incelenen “el yazısı” ise 3 bin yıldan daha uzun süre önce Hitit dünyasında çalışan kâtiplerin kile bıraktığı izler.

Antik kâtiplerin kariyerleri izlenebilir mi?

Palaeographicum, 2018-2023 yılları arasında yürütülen bilgisayar destekli çivi yazısı analizi çalışmalarının üzerine geliştirildi. Projede Würzburg Üniversitesi, Mainz Bilimler ve Edebiyat Akademisi ve TU Dortmund’dan araştırmacılar yer aldı.

Uzun vadeli hedef daha da iddialı: Yapay zekânın bir gün tek tek antik kâtiplerin elini otomatik olarak tanıyabilecek seviyeye gelmesi.

Bu başarı sağlanırsa, araştırmacılar belirli bir kâtibin kariyeri boyunca hangi metinleri yazdığını, yazı biçiminin zaman içinde nasıl değiştiğini ve Hitit devletinde yazıcıların nasıl çalıştığını daha ayrıntılı biçimde inceleyebilir.

Şimdilik Palaeographicum, kırık kil parçaları üzerinde aynı antik elin izini aramak için güçlü bir araç sunuyor. Hitit araştırmalarında bu, tek başına duran bir parçanın daha büyük bir metne yeniden bağlanması anlamına gelebilir.

Kapak fotoğrafı: Yaklaşık 10 santimetre genişliğindeki bu Hitit çivi yazılı tablette bir bayram ritüeli anlatılıyor. Uzaktan metin satırları seçilebilse de yakın görünüm, tablet yüzeyinin ne kadar aşındığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ, bu aşınmaya rağmen işaretlerin tanınmasına yardımcı oluyor. Kaynak: Daniel Schwemer / Würzburg Üniversitesi

Banner
Related Articles

Ukrayna’nın merkezinde keşfedilen hiyeroglifler ve Varangian sembolleri içeren bir mağara kompleksi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

Eski Kiev Rus Devleti Kyivan döneminden kalma olduğu düşünülen hiyeroglifler ve Varangian sembolleri içeren antik bir mağara kompleksi, Kiev’in merkezinde...

Karadeniz’de Şamanizm İzleri Kahin Tepe’de Görüldü

4 Ekim 2021

4 Ekim 2021

Doğa olaylarını, bir hayvana ya da nesneye eşitleyerek ona verdikleri ruh enerjisine tapınım olarak kabul edilen inanç sistemi Şamanizm’in izlerine...

Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Amazon kraliçelerinin tasvir edildiği mozaiklere ev sahipliği yapıyor

25 Mayıs 2022

25 Mayıs 2022

Şanlıurfa Müzesi’ne komşu Haleplibahçe Mozaik Müzesi dünyanın en değerli mozaiklerinden Savaşçı Amazon Kraliçelerinin tasvir edildiği mozaiklere ev sahipliği yapıyor. Şanlıurfa...

Kuzey Fransa’da 3.000 Yıllık Devasa Yerleşim Yeri Keşfedildi

24 Mart 2025

24 Mart 2025

Arkeologlar Kuzey Fransa’nın Hauts-de-France bölgesinde yaklaşık 3000 yıl öncesine Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı’na tarihlenen önemli bir yerleşim...

Osmaniye’de Bulunan Kadın Figürlü Mozaik Portre Zeugma’yı Tahtından Edecek mi?

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

2015 yılında bir inşaat kazı çalışması sırasında Kadirli ilçesine bağlı Dere Mahallesi’nde ortaya çıkan mozaikler hayranlık ve şaşkınlık yaratmaya devam...

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens’in yaşı yeniden hesaplandı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens fosillerin yaşı bölgede bulunan volkanik küllerin incelenmesi ile bilinenden daha geriye tarihlendi. Etiyopya’da ele geçen fosiller...

Hindistan’ın İndus Vadisi bölgesindeki Rakhi Garhi’de 5000 yıllık Kuyumcu Atölyesi bulundu

9 Mayıs 2022

9 Mayıs 2022

Hindistan Arkeoloji Araştırmaları (ASI), İndus Vadisi’nin en eski bölgelerinden biri olan Haryana’nın Rakhigarhi köyünde 5000 yıllık bir kuyumcu atölyesinin kalıntılarını...

Urartu Arkeolojisine Adanmış Bir Ömür Altan Çilingiroğlu

19 Haziran 2021

19 Haziran 2021

Arkeoloji camiası çok değerli bir bilim insanını Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu’nu kaybetti. Urartu, Doğu Anadolu, İran ve Kafkas tarihi ve...

İspanya’da keşfedilen 1.800 Yıllık Mithras Tapınağı

8 Şubat 2023

8 Şubat 2023

İspanya’nın Cabra kentindeki Villa del Mitra’da kazı yapan arkeologlar, ritüel ziyafetlerin kalıntılarıyla birlikte Tanrı Mithras için adanmış bir kutsal alanı...

Bilim insanları, tarih öncesi ve tarihi bireylerin akrabalarını altıncı dereceye kadar tanımlamalarını sağlayan yeni bir araç geliştirdiler

24 Aralık 2023

24 Aralık 2023

Yeni bir genetik analiz yöntemi, tarih öncesi ve tarihi bireylerin aile ilişkilerini altıncı dereceye kadar belirlemeyi mümkün kılmaktadır. Şimdiye kadar...

Maya takviminin en eski kanıtı keşfedildi

14 Nisan 2022

14 Nisan 2022

Dünya’nın sonunun 2012 yılında geleceğine dair kehanet ile uzun yıllar gündemden düşmeyen Maya takviminin en eski kanıtı Guetamala’da keşfedildi. Guatemala’daki...

Urartu Kralı Argişti’nin bronz kalkanı bilinmeyen bir ülkenin adını ortaya çıkardı

30 Ocak 2023

30 Ocak 2023

Urartu Kralı Argişti’ye ait bronz kalkanın üzerinde yer alan yazıt bilinmeyen bir ülkenin adını ortaya çıkardı. Rezan Has Müzesi tarafından...

Hocalı Soykırım Müzesi Kuruluyor

12 Aralık 2020

12 Aralık 2020

İnsanlığın ortak tarihin de acı bir sahnedir Azerbaycan Hocalı‘da yaşanan soykırım… Ermeni silahlı güçlerin 26 Kasım gecesinde masum savunmasız sivillere...

Almanya’da Batavi savaşçılarına ait nadir bir süvari maskesi keşfedildi

23 Temmuz 2022

23 Temmuz 2022

4 yıl önce Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Krefeld kentindeki bir savaş alanında bulunan paslı aşınmış bir plakanın, 1. yüzyıla kadar...

Mevlana Müzesi’ni 3D Sanal Teknoloji İle Ziyaret Edebilirsiniz

22 Ocak 2021

22 Ocak 2021

“Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor” beyiti ile başlar ünlü düşünür, Gönül Sultanı Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî,...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]