15 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

6 Bin Yıllık Bebek İskeletindeki Kırık Kaburgalar Erken Kent Yaşamının Karanlık Bir Yüzünü Ortaya Çıkardı

Tell Brak’ta bulunan 6 bin yıldan daha eski bir bebek iskeletinde tespit edilen kırık kaburgalar, tarih öncesi çocuk şiddetine dair çok az karşılaşılan izlerden biri olarak değerlendirildi.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tell Brak’ta ortaya çıkarılan bebek, yaklaşık MÖ 4200–3900 yıllarına, Geç Kalkolitik döneme tarihleniyor. Diş gelişimi, çocuğun öldüğünde altı ile dokuz aylık olduğunu gösterdi. Bu yaş, araştırmanın merkezindeki soruyu daha da ağırlaştırıyor. Çünkü bu kadar küçük bir bebeğin yürüyerek, tırmanarak ya da kendi başına düşerek ciddi kaburga kırıkları yaşaması beklenmez.

Varşova Üniversitesi ve Durham Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, International Journal of Osteoarchaeology dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, iskelette dört iyileşen kaburga kırığı, kafatasında porotik değişimler ve uyluk kemiğinde anormal kemik oluşumu belirledi.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tell Brak arkeolojik alanı. Kazılar, bölgenin en erken kent merkezlerinden birine ait önemli bulgular ortaya koymuştur. Fotoğraf: Prof. Arkadiusz Sołtysiak.

Kırıklar ölümden önce oluşmuştu

Araştırmada en kritik bulgu kaburgalardaydı. Bebeğin ön kaburga bölümünde dört kırık tespit edildi. Kırıkların iyileşmeye başlamış olması, çocuğun bu yaralanmalardan sonra bir süre daha yaşadığını gösterdi.

Bu ayrıntı önemli. Kırıklar ölüm sırasında ya da gömü sonrasında oluşmuş sıradan hasarlar gibi durmuyor. Araştırmacılara göre izler, göğüs kafesine gelen güçlü bir darbe ya da bebeğin sert biçimde sıkılmasıyla açıklanabilir.

Modern adli tıpta bebeklerde kaburga kırığı ciddi bir uyarı işareti sayılır. Özellikle yürümeyen ve hareket alanı sınırlı olan bebeklerde bu tür kırıklar, sıradan ev kazalarıyla kolay açıklanmaz.

Tell Brak’ta 2658 numaralı mezarda bulunan bebeğe ait kırık kaburgalar. Kırık bölgeleri kırmızı oklarla gösterilmiştir. Görsel: Grzegorska, Jakob & Sołtysiak, 2026 / International Journal of Osteoarchaeology.

Hastalık ihtimali tek tek değerlendirildi

Ekip, bulguları doğrudan şiddetle açıklamadı. Önce başka ihtimaller incelendi.

Raşitizm, C vitamini eksikliğine bağlı iskorbüt, erken doğum, doğum travması ve şiddetli öksürüğe bağlı kırıklar dikkate alındı. Ancak iskelette bu hastalıklara özgü kemik izleri görülmedi.

Raşitizm ve iskorbüt, kemiklerde belirli ve tanınabilir değişimler bırakır. Tell Brak’taki bebekte beklenen tablo yoktu. Doğum travması da zayıf bir olasılık olarak kaldı. Çünkü doğum sırasında oluşmuş kaburga kırıklarının, bebeğin altı ile dokuz aylık olduğu döneme gelindiğinde büyük ölçüde iyileşmiş olması gerekirdi.

Araştırmacılar için asıl belirleyici karşılaştırma aynı mezarlıktan geldi. Mezarlıkta 63 bireye ait gömü vardı ve çoğunluğu çocuktu. İncelenen 38 çocuk iskeletinde başka kemik kırığı bulunmadı. Bazı çocuklarda zor yaşam koşullarına bağlı stres izleri vardı, fakat kırık kaburgalar yalnızca bu bebekte görüldü.

Sağ ele ait röntgen görüntüsünde, dördüncü metakarp kemiğinde görülen ve “boksör kırığı” olarak bilinen kırık yer alıyor. Credit: L.P. Lessard, CC BY-SA 3.0.

Tell Brak’ta erken kent yaşamının başka bir izi

Tell Brak, Mezopotamya’nın erken kentleşme sürecini anlamak için önemli yerleşimlerden biri. Bugünkü Suriye’nin kuzeydoğusunda, Habur bölgesinde yer alan kent, 6 bin yıldan uzun süre önce büyük ve karmaşık bir yerleşim haline gelmişti.

Bu nedenle bulgu yalnızca tek bir mezarla sınırlı değil. Erken kent yaşamı çoğu zaman mimari, üretim, ticaret ve nüfus artışı üzerinden anlatılır. Bu iskelet ise aynı dünyanın daha küçük ve daha zor okunur bir parçasını gösteriyor: korunmasız bir bebeğin bedeninde kalan izleri.

Yine de araştırmacılar temkinli. Çocuğun kesin olarak şiddet kurbanı olduğunu söylemek mümkün değil. Yumuşak dokular korunmadı. Olayı anlatan yazılı bir kayıt da yok. Arkeolojide bu tür vakalarda mutlak kanıt nadiren elde edilir.

Fakat eldeki tablo basit bir kazaya da benzemiyor. Bebeğin yaşı, kırıkların yeri, iyileşme izleri, hastalık ihtimallerinin zayıf kalması ve aynı mezarlıktaki diğer çocuklarda benzer kırıkların bulunmaması, araştırmacıları kaza dışı travma yorumuna götürdü.

Nadir ve rahatsız edici bir arkeolojik vaka

Çocuklara yönelik şiddeti arkeolojik kayıtlarda saptamak zordur. Birçok yaralanma kemiğe yansımaz. Bebek iskeletleri de yetişkinlere göre daha kötü korunur. Bu yüzden tarih öncesi ve antik dönemden bu tür vakalar çok az bilinir.

Tell Brak’taki bebek, bu kısa listeye eklenebilecek nadir örneklerden biri. Bulgular, bütün bir toplumun çocuklara nasıl davrandığını göstermez. Araştırmacılar bunun tekil ve uç bir vaka olduğunu vurguluyor.

PAP

Grzegorska, A., Jakob, T., & Sołtysiak, A. (2026). A possible case of child abuse at the early urban centre of Tell Brak, NE Syria. International Journal of Osteoarchaeology. https://doi.org/10.1002/oa.70123

Banner
Related Articles

Pulur Höyük kazılarında 3 bin yıllık insan yüzlü seramik parçası ortaya çıkarıldı

10 Eylül 2022

10 Eylül 2022

Erzurum’un Aziziye ilçesi sınırları içerisinde bulunan Pulur Höyük’e devam eden ikinci dönem kazı çalışmalarında kabartma tekniği ile yapılmış 3 bin...

Doğu Çin’de 1500 kilo bronz sikke bulundu

19 Aralık 2022

19 Aralık 2022

Doğu Çin’in Jiangsu Eyaleti’nde Tang (618-907) ve Song (960-1279) hanedanlarına ait 1500 kilo bronz sikke keşfedildi. Sikkeler saman ipleriyle birbirine...

Norveç’te Bir Viking Pazar Yeri Bulunmuş Olabilir

21 Şubat 2024

21 Şubat 2024

Stavanger Üniversitesi’nden arkeologlar, Norveç’teki bir çiftlikte Viking Çağı’ndan kalma bir Viking pazar yeri kalıntılarını tespit ettiler. Çiftlik, Norveç’in güneybatı kıyısında...

Japon ve Çinli Arkeologlar Şanlıurfa’daki Taş Tepeler Projesi’ne Katılıyor

2 Mayıs 2026

2 Mayıs 2026

Taş Tepeler Projesi’ne Japon ve Çinli arkeologların katılmasıyla, Şanlıurfa dünyanın en önemli Neolitik araştırma alanlarından biri olarak daha güçlü bir...

Hititlerin Kayıp Başkenti Tarhuntašša’nın Olduğu Düşünülen Türkmen Karahöyük’te 2 Bin Yıllık Kemik Kalem Keşfedildi

20 Ağustos 2025

20 Ağustos 2025

Hitit Kralı II. Muvattali, Kadeş Savaşı öncesinde aldığı radikal bir kararla başkenti Hattuşa’dan Tarhuntašša’ya taşımıştı. Tarhuntašša’nın yeri hâlâ kesin olarak...

Antik Mısır’da Bulunan Mezarlık Dünyanın En Eski Evcil Hayvan Mezarlığı Olabilir

3 Mart 2021

3 Mart 2021

2011 yılında Berenice limanında bulunan yüzlerce hayvan iskeleti buranın bir evcil hayvan mezarlığı olarak kullanıldığını düşündürmüştür. Hayvanların boynundaki tasma ve...

Leonardo da Vinci’nin kayıp eskizleri, Newton’dan çok önce yerçekimini anladığını gösteriyor

21 Şubat 2023

21 Şubat 2023

Leonardo da Vinci’nin yüzlerce yıllık eskizleri, yerçekiminin kilit yönlerini Galileo, Newton ve Einstein’dan çok önce anlamış olabileceğini gösteriyor. Caltech’ten mühendisler,...

Troya ile Tavşanlı Höyük arasındaki bağı gösteren bulgulara ulaşıldı

23 Ağustos 2022

23 Ağustos 2022

Anadolu’nun iki önemli arkeolojik sit alanı Troya ve Tavşanlı Höyük arasında Tunç Çağı’nda kurdukları bağı gösteren bulgulara ulaşıldı. Kütahya’nın Tavşanlı...

Urartulu Kadına Ait 2.800 Yıllık Ayak İzi İlk Kez Van Müzesi’nde Sergileniyor

28 Temmuz 2025

28 Temmuz 2025

Van’daki Van Kalesi Höyüğü’nde 2018 yılında yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan ve 2.800 yıl öncesine tarihlenen bir Urartu kadınına ait ayak...

Antik Trakya kenti Perperikon’da bir Nymphaeum keşfedildi

20 Ağustos 2023

20 Ağustos 2023

Yeni araştırmalar, Perperikon’un güney çeyreğindeki rezervuarın üzerinde büyük bir anıtsal su tapınağı (Nymphaeum) ortaya çıkardı. Kazı başkanı Profesör Nikolay Ovcharov,...

Aziz Thaddeus’un mezarının Eğil Kalesi kazılarında bulunduğu düşünülüyor

15 Kasım 2024

15 Kasım 2024

Diyarbakır’da bulunan Eğil Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda 1600-1900 yıl öncesine ait mezarlar bulundu. Kazı başkanı Prof. Dr. Vecihi Özkaya, mezarlardan...

Ağlama Duvarı meydanı kazılarında Birinci Tapınak Dönemine ait kil mühür baskısı bulundu

1 Mart 2024

1 Mart 2024

Kudüs’teki Ağlama Duvarı meydanında devam eden kazılarda Birinci Tapınak Dönemine ait kil mühür baskısı (bulla) bulundu. Kazı ekibinde yer alan...

Aztekler’in İspanyol Kolonistleri Yedikleri Yer Tecoaque Kasabasın da Yeni Bulgular Ortaya Çıkarıldı

19 Ocak 2021

19 Ocak 2021

Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü, Azteklerin Nahuatl dilinde “onları yedikleri yer” anlamına gelen Tecoaque kasabasında yıllarca süren kazı çalışmalarının...

Tarihi Eser Kaçakçılarına Yönelik “Miras” Operasyonu Düzenlendi

31 Mayıs 2022

31 Mayıs 2022

İçişleri Bakanlığı, Konya merkezli 38 ilde Anadolu’ya ait tarihi eserlerin yurtdışına kaçırılmasını sağlayan şüphelilere yönelik “Miras” operasyonu düzenlendiğini duyurdu. Bakanlık...

Hititlerden Selçukluya Ev Sahipliği Yapan Beyşehir Müze İstiyor

3 Şubat 2021

3 Şubat 2021

Tarihi M.Ö. 7 bine dayanan Hitit, Selçuklu, Bizans ve Osmanlıya ev sahipliği yapmış birçok tarihi kültürel mekana sahip Konya’nın ilçesi...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]