Hitit çivi yazılı tabletler, binlerce yıl önce Anadolu’da kurulan güçlü bir devletin hafızasını taşıyor. Ancak bu hafızanın büyük bölümü bugün kırık parçalar halinde duruyor. Yeni geliştirilen Palaeographicum adlı yapay zekâ destekli araç, bu parçaların yeniden eşleştirilmesi için araştırmacılara dikkat çekici bir imkân sunuyor.
Araç, antik metinleri otomatik olarak çevirmiyor. Onun yaptığı daha özel bir iş: kil tablet fotoğraflarındaki tek tek çivi yazısı işaretlerini tanıyor, biçimlerini karşılaştırıyor ve farklı parçalar üzerindeki benzer yazım özelliklerini araştırmacıların önüne getiriyor.
Bu, özellikle Hitit araştırmaları için önemli. Çünkü binlerce tablet parçasının hangi metne, hangi tablete ya da hangi yazıcı geleneğine ait olduğunu anlamak çoğu zaman uzun ve zahmetli bir karşılaştırma gerektiriyor.
Kırık tabletlerin içindeki sessiz izler
Hititler, Geç Tunç Çağı’nın en önemli güçlerinden biriydi. Merkezi bugünkü Kızılırmak kavsi içinde yer alan Hitit Krallığı, Mısır ve Mezopotamya gibi dönemin büyük siyasi merkezleriyle diplomatik, askeri ve kültürel ilişkilere sahipti.
Başkent Hattuşa başta olmak üzere Hitit arşivlerinden günümüze ulaşan çivi yazılı tabletler; antlaşmaları, diplomatik mektupları, ritüel metinleri, mitleri, hukuk belgelerini ve idari kayıtları içeriyor. Fakat bu tabletlerin çoğu eksiksiz halde değil. Zaman içinde kırılan parçalar bugün müzelerde ve araştırma koleksiyonlarında dağınık biçimde korunuyor.

Araştırmacıların önündeki temel soru şu: Hangi parça hangi tablete aitti?
Bu sorunun yanıtı yalnızca metnin içeriğinde değil, bazen yazının biçiminde saklı. Çivi yazısı, ıslak kile bir kamış ya da benzeri bir kalemle bastırılarak oluşturulmuş olsa da her kâtip işaretleri aynı şekilde yazmadı. Bazıları kama izlerini daha geniş aralıklarla bıraktı. Bazıları belirli açılar, baskı izleri ya da küçük kıvrımlar oluşturdu.
Bu ayrıntılar, modern anlamda bir tür “antik el yazısı” gibi okunabiliyor.
Beş milyondan fazla çivi yazısı işareti
Palaeographicum, yaklaşık 70 bin dijital fotoğraf üzerinden 5 milyondan fazla çivi yazısı işaretine erişim sağlıyor. İlk beta sürümde yaklaşık 3,5 milyon siyah-beyaz ve 1,5 milyon renkli işaret kesiti yer alıyor.
Araç, fotoğraflardaki çivi yazısı işaretlerini belirliyor, ilgili bölümleri kesip çıkarıyor ve bunları karşılaştırmalı görsel tablolar halinde düzenliyor. Böylece araştırmacılar, farklı tablet parçalarındaki belirli işaretleri yan yana görebiliyor.
Bu sistem, klasik yöntemlerle saatler ya da günler sürebilecek görsel karşılaştırmaları büyük ölçüde hızlandırıyor. Proje ekibinin verdiği örneğe göre, beş tablet parçasındaki seçili işaretlerin karşılaştırılması daha önce yaklaşık üç gün sürebilirken, Palaeographicum ile aynı işlem yaklaşık beş dakikada yapılabiliyor.
Bu, araştırmacının yerini alan bir sistem değil. Son kararı yine dili, yazı sistemini ve tarihsel malzemeyi bilen uzmanlar veriyor. Ancak araç, uzmanların en çok zamanını alan görsel tarama ve karşılaştırma sürecini ciddi biçimde kısaltıyor.

Tablet parçalarını birleştirmede yeni imkân
Palaeographicum’un en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı parçalar üzerindeki işaret biçimlerini karşılaştırarak aynı tablete ait olabilecek fragmanların belirlenmesine katkı sağlaması.
Projede verilen bir örnekte, üç ayrı tablet parçasından alınan işaretler araçla karşılaştırıldı. Sonuçta bu üç parçanın aynı tablete ait olduğu gösterildi.
Bu tür eşleştirmeler, Hitit metinlerinin yeniden kurulması açısından büyük önem taşıyor. Çünkü tek başına anlamı sınırlı olan küçük bir parça, doğru fragmanla birleştiğinde daha geniş bir metnin, hatta tarihsel bir olayın eksik bölümünü tamamlayabilir.
Tarihleme için de yeni bir destek
Hitit tabletlerinde çoğu zaman açık bir tarih bulunmaz. Bu nedenle araştırmacılar metinleri tarihlendirirken dil özelliklerine, içeriklerine, arkeolojik verilere ve yazı biçimlerine bakar.
Çivi yazısı işaretlerinin şekli yüzyıllar içinde değiştiği için, Palaeographicum yalnızca parçaları eşleştirmeye değil, tabletlerin hangi döneme ait olabileceğini anlamaya da yardımcı olabilir.
Aracın adı da buradan geliyor. Paleografi, eski yazı biçimlerinin tarihsel gelişimini inceleyen bilim dalı. Burada incelenen “el yazısı” ise 3 bin yıldan daha uzun süre önce Hitit dünyasında çalışan kâtiplerin kile bıraktığı izler.
Antik kâtiplerin kariyerleri izlenebilir mi?
Palaeographicum, 2018-2023 yılları arasında yürütülen bilgisayar destekli çivi yazısı analizi çalışmalarının üzerine geliştirildi. Projede Würzburg Üniversitesi, Mainz Bilimler ve Edebiyat Akademisi ve TU Dortmund’dan araştırmacılar yer aldı.
Uzun vadeli hedef daha da iddialı: Yapay zekânın bir gün tek tek antik kâtiplerin elini otomatik olarak tanıyabilecek seviyeye gelmesi.
Bu başarı sağlanırsa, araştırmacılar belirli bir kâtibin kariyeri boyunca hangi metinleri yazdığını, yazı biçiminin zaman içinde nasıl değiştiğini ve Hitit devletinde yazıcıların nasıl çalıştığını daha ayrıntılı biçimde inceleyebilir.
Şimdilik Palaeographicum, kırık kil parçaları üzerinde aynı antik elin izini aramak için güçlü bir araç sunuyor. Hitit araştırmalarında bu, tek başına duran bir parçanın daha büyük bir metne yeniden bağlanması anlamına gelebilir.
Kapak fotoğrafı: Yaklaşık 10 santimetre genişliğindeki bu Hitit çivi yazılı tablette bir bayram ritüeli anlatılıyor. Uzaktan metin satırları seçilebilse de yakın görünüm, tablet yüzeyinin ne kadar aşındığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ, bu aşınmaya rağmen işaretlerin tanınmasına yardımcı oluyor. Kaynak: Daniel Schwemer / Würzburg Üniversitesi
