15 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Yapay Zekâ, Hitit Çivi Yazılı Tabletlerde Antik Kâtiplerin El Yazısını Ayırt Edebiliyor

Hitit çivi yazılı tabletler, binlerce yıl önce Anadolu’da kurulan güçlü bir devletin hafızasını taşıyor. Ancak bu hafızanın büyük bölümü bugün kırık parçalar halinde duruyor. Yeni geliştirilen Palaeographicum adlı yapay zekâ destekli araç, bu parçaların yeniden eşleştirilmesi için araştırmacılara dikkat çekici bir imkân sunuyor.

Araç, antik metinleri otomatik olarak çevirmiyor. Onun yaptığı daha özel bir iş: kil tablet fotoğraflarındaki tek tek çivi yazısı işaretlerini tanıyor, biçimlerini karşılaştırıyor ve farklı parçalar üzerindeki benzer yazım özelliklerini araştırmacıların önüne getiriyor.

Bu, özellikle Hitit araştırmaları için önemli. Çünkü binlerce tablet parçasının hangi metne, hangi tablete ya da hangi yazıcı geleneğine ait olduğunu anlamak çoğu zaman uzun ve zahmetli bir karşılaştırma gerektiriyor.

Kırık tabletlerin içindeki sessiz izler

Hititler, Geç Tunç Çağı’nın en önemli güçlerinden biriydi. Merkezi bugünkü Kızılırmak kavsi içinde yer alan Hitit Krallığı, Mısır ve Mezopotamya gibi dönemin büyük siyasi merkezleriyle diplomatik, askeri ve kültürel ilişkilere sahipti.

Başkent Hattuşa başta olmak üzere Hitit arşivlerinden günümüze ulaşan çivi yazılı tabletler; antlaşmaları, diplomatik mektupları, ritüel metinleri, mitleri, hukuk belgelerini ve idari kayıtları içeriyor. Fakat bu tabletlerin çoğu eksiksiz halde değil. Zaman içinde kırılan parçalar bugün müzelerde ve araştırma koleksiyonlarında dağınık biçimde korunuyor.

Yapay zekâ destekli tanıma sistemi, üç farklı Hitit tablet parçası üzerindeki LI, HA, RI ve ŠA işaretlerinden örnekleri belirleyerek araştırmacıların KUB 60.40, KUB 44.2 ve KUB 20.59 arasında tek tek çivi yazısı biçimlerini karşılaştırmasına yardımcı oluyor.

Araştırmacıların önündeki temel soru şu: Hangi parça hangi tablete aitti?

Bu sorunun yanıtı yalnızca metnin içeriğinde değil, bazen yazının biçiminde saklı. Çivi yazısı, ıslak kile bir kamış ya da benzeri bir kalemle bastırılarak oluşturulmuş olsa da her kâtip işaretleri aynı şekilde yazmadı. Bazıları kama izlerini daha geniş aralıklarla bıraktı. Bazıları belirli açılar, baskı izleri ya da küçük kıvrımlar oluşturdu.

Bu ayrıntılar, modern anlamda bir tür “antik el yazısı” gibi okunabiliyor.

Beş milyondan fazla çivi yazısı işareti

Palaeographicum, yaklaşık 70 bin dijital fotoğraf üzerinden 5 milyondan fazla çivi yazısı işaretine erişim sağlıyor. İlk beta sürümde yaklaşık 3,5 milyon siyah-beyaz ve 1,5 milyon renkli işaret kesiti yer alıyor.

Araç, fotoğraflardaki çivi yazısı işaretlerini belirliyor, ilgili bölümleri kesip çıkarıyor ve bunları karşılaştırmalı görsel tablolar halinde düzenliyor. Böylece araştırmacılar, farklı tablet parçalarındaki belirli işaretleri yan yana görebiliyor.

Bu sistem, klasik yöntemlerle saatler ya da günler sürebilecek görsel karşılaştırmaları büyük ölçüde hızlandırıyor. Proje ekibinin verdiği örneğe göre, beş tablet parçasındaki seçili işaretlerin karşılaştırılması daha önce yaklaşık üç gün sürebilirken, Palaeographicum ile aynı işlem yaklaşık beş dakikada yapılabiliyor.

Bu, araştırmacının yerini alan bir sistem değil. Son kararı yine dili, yazı sistemini ve tarihsel malzemeyi bilen uzmanlar veriyor. Ancak araç, uzmanların en çok zamanını alan görsel tarama ve karşılaştırma sürecini ciddi biçimde kısaltıyor.

Palaeographicum, KBo 11.46 tablet parçası üzerindeki çivi yazısı işaretlerini tek tek tanımlıyor; her işareti karşılaştırma amacıyla kırmızı kutular, okunuş bilgileri ve referans numaralarıyla gösteriyor.

Tablet parçalarını birleştirmede yeni imkân

Palaeographicum’un en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı parçalar üzerindeki işaret biçimlerini karşılaştırarak aynı tablete ait olabilecek fragmanların belirlenmesine katkı sağlaması.

Projede verilen bir örnekte, üç ayrı tablet parçasından alınan işaretler araçla karşılaştırıldı. Sonuçta bu üç parçanın aynı tablete ait olduğu gösterildi.

Bu tür eşleştirmeler, Hitit metinlerinin yeniden kurulması açısından büyük önem taşıyor. Çünkü tek başına anlamı sınırlı olan küçük bir parça, doğru fragmanla birleştiğinde daha geniş bir metnin, hatta tarihsel bir olayın eksik bölümünü tamamlayabilir.

Tarihleme için de yeni bir destek

Hitit tabletlerinde çoğu zaman açık bir tarih bulunmaz. Bu nedenle araştırmacılar metinleri tarihlendirirken dil özelliklerine, içeriklerine, arkeolojik verilere ve yazı biçimlerine bakar.

Çivi yazısı işaretlerinin şekli yüzyıllar içinde değiştiği için, Palaeographicum yalnızca parçaları eşleştirmeye değil, tabletlerin hangi döneme ait olabileceğini anlamaya da yardımcı olabilir.

Aracın adı da buradan geliyor. Paleografi, eski yazı biçimlerinin tarihsel gelişimini inceleyen bilim dalı. Burada incelenen “el yazısı” ise 3 bin yıldan daha uzun süre önce Hitit dünyasında çalışan kâtiplerin kile bıraktığı izler.

Antik kâtiplerin kariyerleri izlenebilir mi?

Palaeographicum, 2018-2023 yılları arasında yürütülen bilgisayar destekli çivi yazısı analizi çalışmalarının üzerine geliştirildi. Projede Würzburg Üniversitesi, Mainz Bilimler ve Edebiyat Akademisi ve TU Dortmund’dan araştırmacılar yer aldı.

Uzun vadeli hedef daha da iddialı: Yapay zekânın bir gün tek tek antik kâtiplerin elini otomatik olarak tanıyabilecek seviyeye gelmesi.

Bu başarı sağlanırsa, araştırmacılar belirli bir kâtibin kariyeri boyunca hangi metinleri yazdığını, yazı biçiminin zaman içinde nasıl değiştiğini ve Hitit devletinde yazıcıların nasıl çalıştığını daha ayrıntılı biçimde inceleyebilir.

Şimdilik Palaeographicum, kırık kil parçaları üzerinde aynı antik elin izini aramak için güçlü bir araç sunuyor. Hitit araştırmalarında bu, tek başına duran bir parçanın daha büyük bir metne yeniden bağlanması anlamına gelebilir.

Kapak fotoğrafı: Yaklaşık 10 santimetre genişliğindeki bu Hitit çivi yazılı tablette bir bayram ritüeli anlatılıyor. Uzaktan metin satırları seçilebilse de yakın görünüm, tablet yüzeyinin ne kadar aşındığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ, bu aşınmaya rağmen işaretlerin tanınmasına yardımcı oluyor. Kaynak: Daniel Schwemer / Würzburg Üniversitesi

Banner
Benzer Yazılar

Suudi Arabistan’da İslam öncesine ait yazıt ve boğa başı keşfedildi

18 Şubat 2023

18 Şubat 2023

Suudi arkeologlar, Necran bölgesindeki Al Ukhdud kazı alanında İslam öncesine ait yazıt ve bronz boğa başı keşfettiler. Keşfi, Suudi Arabistan...

Çalınan Freskler Pompeii Arkeoloji Parkına İade Edildi

21 Mayıs 2021

21 Mayıs 2021

İtalyan polisinin geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre, yıllar önce antik Roma villalarının kalıntılarından sökülen altı fresk, Pompeii arkeoloji parkına iade...

Kutsal Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Otto’nun öldüğü yer keşfedilmiş olabilir

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

Arkeologlar, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Otto’nun (936-973) öldüğü yeri bulduklarına inanıyorlar. Büyük Otto, tarihçiler tarafından ilk Kutsal Roma İmparatoru...

Kayıtlara Geçen En Eski Jinekolojik Tedavi

23 Aralık 2020

23 Aralık 2020

Bilim insanları yaptıkları son araştırmalarda 4000 yıl öncesine ait bir mumyada antik mısır tıp papirüslerinde yazdığı gibi bir tedavi uygulamasıyla...

İspanya’da keşfedilen 1.800 Yıllık Mithras Tapınağı

8 Şubat 2023

8 Şubat 2023

İspanya’nın Cabra kentindeki Villa del Mitra’da kazı yapan arkeologlar, ritüel ziyafetlerin kalıntılarıyla birlikte Tanrı Mithras için adanmış bir kutsal alanı...

Doç. Dr. Erkan Fidan “Luvilere ait bir kent olabilir”

27 Kasım 2021

27 Kasım 2021

Anadolu üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır. Prehistorya ve Protohistorya dönemlere ait Hatti, Hitit, Urartu, Frig, Lidya...

İncil’de Anlatılan Kral Davut’un Çarpıştığı Goliath Dev Olmayabilir!

3 Aralık 2020

3 Aralık 2020

İbranice İncil’de Kral Davut, Filistin devi Goliath’ı öldürmesi ve İsrail’i Kudüs merkezli büyük bir krallığa genişletmesiyle ünlüdür. İncil’de dev Goliath’ın...

Sporun Vazgeçilmezi Top’un Orta Asya’daki 3000 yıllık Geçmişi

12 Ekim 2020

12 Ekim 2020

Top ile oynanan bir çok oyun günümüzde de popülerliğini sürdürmekte. Özellikle futbol, basketbol gibi çok bilinen ve sevilen spor dallarının...

Türkiye İş Bankası Müzesi’nde 250 İstiklal Madalyası “Bir Asrın Ardından” sergisinde ziyarete açılacak

27 Ekim 2021

27 Ekim 2021

29 Ekim’de Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 98’nci yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Savaşı’nda canını bu toprakların bağımsızlığı için bir an dahi tereddüte...

Kleopatra Güzel Bir Kadın mıydı?

11 Ocak 2021

11 Ocak 2021

Mö. 48 ‘de erkek kardeşi ile taht için savaş vermekteydi. Bir iç savaşın göbeğinde kendine müttefik arayan Kleopetra’nın destekçisi Roma...

Uygur, “Mısırlı Hemşire Satsneferu Heykeli” Türkiye’ye Getirilmeli

6 Ekim 2021

6 Ekim 2021

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Haluk Uygur, Adana’da 1882 yılında bir binanın inşaat kazısı sırasında bulunan ve bir iddiaya...

Rusya’nın Staraya Ryazan kentinde yaklaşık bin yıllık süslemeli nadir bir hazine keşfedildi

18 Ağustos 2021

18 Ağustos 2021

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nün keşif gezileri sırasında, Staraya Ryazan şehrinde yaklaşık bin yıllık süslemeli nadir bir hazine keşfedildi. Hazine,...

Almanya’da Osmanlı Dönemine Ait Eserlerinde Bulunduğu 1000 Yıllık Kilise Ortaya Çıkarıldı

2 Temmuz 2021

2 Temmuz 2021

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki Eisleben’de keşfedilen Helfta Kraliyet Sarayı’nın büyük kilisesinin temel duvarları arkeologlar tarafından gün ışığına çıkarıldı. Kilise bu ayın...

Erzurum’da Taşbaba Heykeli Bulundu

3 Haziran 2021

3 Haziran 2021

Orta Asya’da Okunyev kültüründen itibaren başlayan ve Andronova kültür çağı boyunca tüm Avrasya kıtasına yayılan taşbaba heykeli Erzurum’da bulundu. Türk...

Topkapı Sarayı’nda 500 Yıllık Saz Yolu Bulundu

8 Aralık 2020

8 Aralık 2020

Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’u fethettikten sonra inşaa edilen Topkapı Sarayı’nda 500 yıllık “Saz Yolu” bezemesi bulundu. İstanbul’un görkemli Osmanlı eserlerinden...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]