11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Oluz höyük dinsel kökleri ile şaşırtmaya devam ediyor

Amasya Oluz Höyük kazıları devam ediyor. Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen Oluz Höyük kazıları ile Anadolu dinsel kökler ile ilgili yeni bilgilere ulaşılıyor,

Avcı-toplayıcı kültürden yerleşik yaşama geçen insan, dini ritüelleri ve dini yapı mimarisini de başlatmıştır. Kendi hayatını ve çevresinde oluşan olayları doğa güçleri ile özdeşleştiren ve anlamlandırmaya çalışan insan, her şeyin yaratıcısı ve düzenleyicisi olarak doğurganlık, bereketin, yaşamın kaynağı kadın idolünde görmüştür. Tarihin ilk bilinen yerleşim alanlarından olan Konya ilinin Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük kazılarında bulunan Ana Tanrıça idolü bu savı desteklemektedir.

Çatalhöyük’te ortaya çıkarılan Ana Tanrıça, Anadolu topraklarında her dönem isim ve şekil değiştirerek etkinliğini sürdürmüştür. Ataerkil düşünce tarzının baskın olduğu zamana kadar Ana Tanrıça, Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılmıştır. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirilmiştir. Ana Tanrıça’nın, Kubaba ismi anıldığı yer olan Amasya Oluz Höyük’de birde sunağı ortaya çıkarıldı. Kubaba’nın heykeli ve sunağının bulunması değerli kazanımlar elde edilmesini sağlamıştır.

Kubaba’nın heykelciği ve sunağının bulunduğu Oluz Höyük‘te kazı çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Şevket Dönmez GazeteDuvar’da yer alan röportajında ortaya çıkarılan Kubaba heykelciği ve sunağı ile ilgili bilgiler verdi.

Şevket Dönmez röportajında, Kubaba tanrıçasının “Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılıyordu. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirdikleri ana tanrıça ile ilgili bulgular son yıllarda daha çok Kızılırmak Havzası ve yakın çevresinden geldiğini” ifade etti.

Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları
Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları coğrafyanın dinsel ilklerine inmede büyük rol oynamaktadır.

Dönmez, Kurul Kalesi’nde ele geçen Kubaba tanrıça heykeli ile Oluz Höyük kazı çalışmaları sırasında bulunan heykel arasındaki farklılıklar ve benzer noktalar ile Kubaba sunağı için şunları söyledi:

“Kurul kalesi, Karadeniz arkeolojisi için askeri ve dinsel açıdan çok değerli bulgular ve bilgiler sağlayan bir yerleşme durumuna geldi. Buraya gerçekleştirilmiş bir saldırı sonucunda yangın enkazı içinde kalmış olmaları Kurul kalesi bulgularının, günümüze ulaşmalarını sağlamış gibi görünüyor. Kurul kalesinde in-situ bulunmuş olan tahtında oturur durumdaki Kybele, gerçekte Kubaba’nın Yunanlaşmasını da yansıtmaktadır. Özellikle Anadolu’nun kıyı bölgelerinde M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren gerçekleşmeye başlayan Yunanlaşma ve sonrasındaki Romalılaşma sonucunda Kybele’nin ortaya çıktığını biliyoruz. Bugün yanlış bir şekilde Kubaba ve Matar, arkeoloji ve tarih yazımında çoğu kez ‘Kybele’ adıyla tanınıyor.
Oluz Höyük Kubaba heykelciği MÖ 6. yüzyıla ait olup, stilistik açıdan Frig sanatı özellikleri yansıtır. Kurul kalesi Kybele’si ise MÖ 1. yüzyıla tarihleniyor ve Yunan heykel sanatı etkisinde. Kızılırmak havzası Demir Çağı kültüründe Kubaba betimlerinin kent kapıları girişinde yer aldıkları görüyoruz. Boğazköy-Büyükkale, Ovaören ve Kerkenes Dağ’da keşfedilen heykel ve idoller bunun en güzel örnekleri. Kurul kalesi Kybelesi’ni Anadolu kültürüne bağlayan en önemli husus belki de onun da kent kapısına yakın bir yerde, kenti koruyan özelliği ile bulunmuş olması.

Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası
Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası

2010 yılında günyüzüne çıkmaya başlayan Kubaba Sunağı erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı

Oluz Höyük Kubaba Sunağı, 2010 döneminde ortaya çıkmaya başladı. Yapı, kareye yakın bir plan veren bölümüyle dikkati çekiyordu. Kazılar ilerledikçe ön kısmında zemini taşlarla döşenmiş bir avlusu bulunan değişik planlı bir yapı açığa çıktı. İçindeki taşların yoğunluğu yapının anlaşılmasını güçleştiriyordu. Bu arada yapıda Kubaba heykelciğinin alt kısmına ait bir parça bulundu. Bu heykelcik parçası açık bir şekilde Boğazköy Büyükkale ve Ankara Bahçelievler Kubaba heykelleri ile stil açısından benzerlikler taşıyordu. Yapıya kimlik kazandırma ve fonksiyon belirleme noktasında heykelciğin çok yardımı oldu. Bu bağlamda yapının bir tapınak olabileceğine dair ön değerlendirme içeren bir yayın yaptım. Sonrasında yapı üzerinde ve yakın çevresinde geliştirdiğimiz detaylı çalışmalarda burasının tapınaktan ziyade bir sunak olabileceğini düşünmeye başladım. Yapı bir kapalı mekana sahip değildi, kare görünümlü kısmı ise taşlarla dolu masif bir görünümdeydi. Bu da Frigya Bölgesi’nde görülen kaya sunaklarının taştan bir örneği ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu.

Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi
Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi

Kubaba Sunağı’nın hemen batısına inşa edilmiş olan bir Ateşgede ve erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı, bugün de yaşayan bir dünya dini olan Zerdüştiliğin köklerine inmemize fırsat veriyor. Ayrıca Kubaba sunağının çevresinde yapılan çalışmalarda ele geçen delinmiş koyun parmak ve aşık kemikleri, söz konusu yapının kutsallığına ve sunak işlevine işaret eden çok önemli arkeolojik bulgular. Romalı yazar Apuleius, hayatının bir büyü sonucu eşeğe dönüştüğü bir sürecini anlattığı ‘Metamorphoses’ (‘Başkalaşımlar’) adlı eserinde heykelini bizzat sırtında taşıdığı Romalıların DeaSyria adını verdikleri Atargatis adlı tanrıça ile ilgili törenlerde yaşadıklarını anlatır. Pek çok yönü nedeniyle Kubaba ile özdeşleştirebileceğimiz DeaSyria ile ilgili ayinlerde zikir benzeri gösteriler yaparak kendilerinden geçen rahiplerin bedenlerini, kan gelinceye kadar koyunların parmak kemiklerinin bağlanmış olduğu püsküllü kamçılarla dövdüklerinden bahseder.

DeaSyria ayinlerinin Önasya ana tanrıçalarının gelenekselliğinden temel almış olabileceği düşünüldüğünde, Kubaba tapınağı ve yakın çevresinde ele geçmiş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Apuleius’un tanık olduğu ayinlerin benzerinin Oluz Höyük’te, belki de tapınak çevresinde gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettikleri kanısındayım. Bu bağlamda, Oluz Höyük Kubaba sunağı ve yakın çevresinde bulunmuş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Kubaba ile ilgili olabilecek ayinlerde kamçılara bağlanıp kullanılmış nesneler olabileceği düşünülebilir.

Banner
Related Articles

Termessos’ta Bağımsızlık Yazıtı ve Aşık Kemikleriyle İşleyen Antik Kehanet Sistemi Bulundu

12 Haziran 2026

12 Haziran 2026

Antalya’daki Termessos Antik Kenti’nde yapılan araştırmalar, kentin giriş kapısında iki dikkat çekici iz ortaya çıkardı. Biri “Bağımsız Termessosluların” haklarını ilan...

Dünya’nın En Eski Tekne Yapım Alanı Bouldnor Cliff

5 Ekim 2020

5 Ekim 2020

İngiltere’nin Wight Adası’ndaki Yarmouth’un 1 km doğusunda bulunan Bouldnor Cliff denizin 11 m. aşağısında bulunmuştur. Batıdan doğuya doğru uzanmakta olan...

Panama’da Coclé lorduna ait olduğu düşünülen altın eserlerle dolu büyük bir mezar keşfedildi

4 Mart 2024

4 Mart 2024

Panama’nın Coclé eyaleti, Natá bölgesinde bulunan El Caño Arkeoloji Parkı’ndaki bir arkeolojik buluntuda, İspanyol öncesi zamanların sofistike Coclé toplumuna ışık...

Arkeolog kimdir? Arkeolog atamalarında son durum nedir?

24 Kasım 2020

24 Kasım 2020

Arkeolog, eski çağlarda yaşayan medeniyetlerden toprak ve su altında kalan taşınır, taşınmaz kültür varlıklarını kazı yönetimi ile ortaya çıkaran arkeoloji...

Çayönü Tepesi’nde DNA Araştırmaları, Anadolu’nun Erken İnsan Ağlarındaki Rolünü Ortaya Koyuyor

5 Ocak 2026

5 Ocak 2026

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Tepesi’nde bulunan insan kemikleri üzerinde yürütülen DNA analizleri, Anadolu’nun Neolitik Çağ’da yalnızca bir yerleşim...

Hitit Krallığını İmparatorluğa Dönüştüren Adam I.Suppiluliuma

15 Ekim 2020

15 Ekim 2020

I.Suppiluliuma (MÖ 1344-1322), Hitit İmparatorluğu’nun en güçlü ve etkileyici kralı olarak kabul edilir. II. Tuthaliya’nın ölümünden sonra tahta Genç Tuthaliya...

Termessos Antik Kenti’nde 2500 Yıllık Hayvan Sevgisi

6 Şubat 2021

6 Şubat 2021

Hayvan dostlarımıza yapılan vicdansızlıklara, zulümlere, işkencelere her geçen gün daha fazla şahit olmaktayız. Kürkleri için canlı canlı derileri yüzülen tavşanlar,...

2 bin 300 yıllık Ana Tanrıça Kybele İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor

4 Mart 2022

4 Mart 2022

Anadolu’da uzun zaman bolluk ve bereketin dağıtıcısı olarak kabul edilen Ana Tanrıça Kybele’nin Ege Bölgesi kazılarında bulunan 2 bin 300...

Polonya’daki Bir Kadın Mezarında Bulunan 1.800 Yıllık Roma Cam Balığı, Barbar Avrupa’nın Lüks Dünyasını Ortaya Çıkarıyor

3 Haziran 2026

3 Haziran 2026

Polonya’nın kuzeyindeki Czarnówko nekropolünde bulunan balık biçimli Roma cam şişesi, ilk bakışta küçük ve zarif bir mezar hediyesi gibi görünebilir....

Fransa’daki Kelt Nekropolünde Muhteşem Demir Çağı Eserleri Ortaya Çıkarıldı

18 Nisan 2025

18 Nisan 2025

Fransa’nın pitoresk coğrafyasında, Vichy kasabasının hemen kuzeyinde yer alan Creuzier-le-Neuf, topraklarının altında binlerce yıllık bir geçmişi saklıyordu. 2022 yılında gerçekleştirilen...

20 Milyon Yıllık Fosil Ödeme Aracı Olarak Kullanılmış Olabilir

22 Ekim 2021

22 Ekim 2021

Bu yıl gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarında ilginç buluntu ve bilgilere ulaşılıyor. Bunlardan birisi de, Tyana Antik Kenti’nde ele geçirilen 20...

İngiltere’de 4000 yıllık veba DNA’sı bulundu

30 Mayıs 2023

30 Mayıs 2023

İngiltere’de iki toplu mezarda ele geçen 34 iskelet üzerinde yapılan araştırmalarda 4000 yıllık veba DNA’sı keşfedildi. Keşif, İngiltere’deki vebanın bugüne...

Mısır’da kraliyet sfenks heykeli ortaya çıkarıldı

6 Mart 2023

6 Mart 2023

Bir Mısır arkeolojik misyonu, Mısır’ın güneyinde Roma dönemi kireçtaşı kabininin içinde bir kraliyet sfenks heykeli keşfetti. Eski Eserler Bakanlığı Pazartesi...

İran’da Tarih Yeniden Yazılıyor: Ghamari Mağarası’nda 80.000 Yıla Uzanan Neandertal İzleri Bulundu

13 Mart 2025

13 Mart 2025

İran’ın Luristan Eyaleti’nde, Hürremabad yakınlarındaki Ghamari Mağarası’nda yapılan son arkeolojik kazılar, bölgenin tarih öncesi geçmişine ışık tutan bulgular ortaya çıkardı....

İsveç’te Viking Dönemi Hristiyan Mezarlar Bulundu

28 Haziran 2021

28 Haziran 2021

Sigtuna’da Viking dönemi yedi Hristiyan mezarı bulundu. Arkeologlara göre, Viking dönemi mezarlar şehrin en eski zamanlarına, 10. yüzyılın sonlarına tarihleniyor....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]