1 December 2022 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Oluz höyük dinsel kökleri ile şaşırtmaya devam ediyor

Amasya Oluz Höyük kazıları devam ediyor. Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen Oluz Höyük kazıları ile Anadolu dinsel kökler ile ilgili yeni bilgilere ulaşılıyor,

Avcı-toplayıcı kültürden yerleşik yaşama geçen insan, dini ritüelleri ve dini yapı mimarisini de başlatmıştır. Kendi hayatını ve çevresinde oluşan olayları doğa güçleri ile özdeşleştiren ve anlamlandırmaya çalışan insan, her şeyin yaratıcısı ve düzenleyicisi olarak doğurganlık, bereketin, yaşamın kaynağı kadın idolünde görmüştür. Tarihin ilk bilinen yerleşim alanlarından olan Konya ilinin Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük kazılarında bulunan Ana Tanrıça idolü bu savı desteklemektedir.

Çatalhöyük’te ortaya çıkarılan Ana Tanrıça, Anadolu topraklarında her dönem isim ve şekil değiştirerek etkinliğini sürdürmüştür. Ataerkil düşünce tarzının baskın olduğu zamana kadar Ana Tanrıça, Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılmıştır. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirilmiştir. Ana Tanrıça’nın, Kubaba ismi anıldığı yer olan Amasya Oluz Höyük’de birde sunağı ortaya çıkarıldı. Kubaba’nın heykeli ve sunağının bulunması değerli kazanımlar elde edilmesini sağlamıştır.

Kubaba’nın heykelciği ve sunağının bulunduğu Oluz Höyük‘te kazı çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Şevket Dönmez GazeteDuvar’da yer alan röportajında ortaya çıkarılan Kubaba heykelciği ve sunağı ile ilgili bilgiler verdi.

Şevket Dönmez röportajında, Kubaba tanrıçasının “Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılıyordu. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirdikleri ana tanrıça ile ilgili bulgular son yıllarda daha çok Kızılırmak Havzası ve yakın çevresinden geldiğini” ifade etti.

Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları
Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları coğrafyanın dinsel ilklerine inmede büyük rol oynamaktadır.

Dönmez, Kurul Kalesi’nde ele geçen Kubaba tanrıça heykeli ile Oluz Höyük kazı çalışmaları sırasında bulunan heykel arasındaki farklılıklar ve benzer noktalar ile Kubaba sunağı için şunları söyledi:

“Kurul kalesi, Karadeniz arkeolojisi için askeri ve dinsel açıdan çok değerli bulgular ve bilgiler sağlayan bir yerleşme durumuna geldi. Buraya gerçekleştirilmiş bir saldırı sonucunda yangın enkazı içinde kalmış olmaları Kurul kalesi bulgularının, günümüze ulaşmalarını sağlamış gibi görünüyor. Kurul kalesinde in-situ bulunmuş olan tahtında oturur durumdaki Kybele, gerçekte Kubaba’nın Yunanlaşmasını da yansıtmaktadır. Özellikle Anadolu’nun kıyı bölgelerinde M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren gerçekleşmeye başlayan Yunanlaşma ve sonrasındaki Romalılaşma sonucunda Kybele’nin ortaya çıktığını biliyoruz. Bugün yanlış bir şekilde Kubaba ve Matar, arkeoloji ve tarih yazımında çoğu kez ‘Kybele’ adıyla tanınıyor.
Oluz Höyük Kubaba heykelciği MÖ 6. yüzyıla ait olup, stilistik açıdan Frig sanatı özellikleri yansıtır. Kurul kalesi Kybele’si ise MÖ 1. yüzyıla tarihleniyor ve Yunan heykel sanatı etkisinde. Kızılırmak havzası Demir Çağı kültüründe Kubaba betimlerinin kent kapıları girişinde yer aldıkları görüyoruz. Boğazköy-Büyükkale, Ovaören ve Kerkenes Dağ’da keşfedilen heykel ve idoller bunun en güzel örnekleri. Kurul kalesi Kybelesi’ni Anadolu kültürüne bağlayan en önemli husus belki de onun da kent kapısına yakın bir yerde, kenti koruyan özelliği ile bulunmuş olması.

Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası
Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası

2010 yılında günyüzüne çıkmaya başlayan Kubaba Sunağı erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı

Oluz Höyük Kubaba Sunağı, 2010 döneminde ortaya çıkmaya başladı. Yapı, kareye yakın bir plan veren bölümüyle dikkati çekiyordu. Kazılar ilerledikçe ön kısmında zemini taşlarla döşenmiş bir avlusu bulunan değişik planlı bir yapı açığa çıktı. İçindeki taşların yoğunluğu yapının anlaşılmasını güçleştiriyordu. Bu arada yapıda Kubaba heykelciğinin alt kısmına ait bir parça bulundu. Bu heykelcik parçası açık bir şekilde Boğazköy Büyükkale ve Ankara Bahçelievler Kubaba heykelleri ile stil açısından benzerlikler taşıyordu. Yapıya kimlik kazandırma ve fonksiyon belirleme noktasında heykelciğin çok yardımı oldu. Bu bağlamda yapının bir tapınak olabileceğine dair ön değerlendirme içeren bir yayın yaptım. Sonrasında yapı üzerinde ve yakın çevresinde geliştirdiğimiz detaylı çalışmalarda burasının tapınaktan ziyade bir sunak olabileceğini düşünmeye başladım. Yapı bir kapalı mekana sahip değildi, kare görünümlü kısmı ise taşlarla dolu masif bir görünümdeydi. Bu da Frigya Bölgesi’nde görülen kaya sunaklarının taştan bir örneği ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu.

Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi
Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi

Kubaba Sunağı’nın hemen batısına inşa edilmiş olan bir Ateşgede ve erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı, bugün de yaşayan bir dünya dini olan Zerdüştiliğin köklerine inmemize fırsat veriyor. Ayrıca Kubaba sunağının çevresinde yapılan çalışmalarda ele geçen delinmiş koyun parmak ve aşık kemikleri, söz konusu yapının kutsallığına ve sunak işlevine işaret eden çok önemli arkeolojik bulgular. Romalı yazar Apuleius, hayatının bir büyü sonucu eşeğe dönüştüğü bir sürecini anlattığı ‘Metamorphoses’ (‘Başkalaşımlar’) adlı eserinde heykelini bizzat sırtında taşıdığı Romalıların DeaSyria adını verdikleri Atargatis adlı tanrıça ile ilgili törenlerde yaşadıklarını anlatır. Pek çok yönü nedeniyle Kubaba ile özdeşleştirebileceğimiz DeaSyria ile ilgili ayinlerde zikir benzeri gösteriler yaparak kendilerinden geçen rahiplerin bedenlerini, kan gelinceye kadar koyunların parmak kemiklerinin bağlanmış olduğu püsküllü kamçılarla dövdüklerinden bahseder.

DeaSyria ayinlerinin Önasya ana tanrıçalarının gelenekselliğinden temel almış olabileceği düşünüldüğünde, Kubaba tapınağı ve yakın çevresinde ele geçmiş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Apuleius’un tanık olduğu ayinlerin benzerinin Oluz Höyük’te, belki de tapınak çevresinde gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettikleri kanısındayım. Bu bağlamda, Oluz Höyük Kubaba sunağı ve yakın çevresinde bulunmuş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Kubaba ile ilgili olabilecek ayinlerde kamçılara bağlanıp kullanılmış nesneler olabileceği düşünülebilir.

Banner
Benzer Yazılar

Dünyanın En Eski “Emojileri” Bulunmuş Olabilir

3 Şubat 2021

3 Şubat 2021

Günümüzden binlerce yıl önce henüz yazı dili gelişmeden insanlar birbiri ile iletişime geçmek için tarih öncesi emojileri kullanmış olabilirler mi?...

Adilcevaz Kef Kalesi Kazıları 45 Yıl Sonra Tekrar Başlıyor

21 Mayıs 2021

21 Mayıs 2021

Bitlis ili Adilcevaz ilçesi’nde yer alan Urartu döneminden kalma Kef Kalesi’nin kazı çalışmalarına 45 yıl aradan sonra tekrar başlanıyor. Çivi...

Golan Tepeleri’nde 1.700 Yıllık Sınır İşareti ve Memlük Kamu Binası Ortaya Çıkarıldı

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

Golan Tepeleri’ndeki İsrail ordu üssünün yakınında bulunan antik kent sınırı işaretleyicisi ve Memlük Devletine ait bir kamu binası keşfedildi. Golan...

Eski Mısır sürme içeriğinin düşünülenden daha çeşitli olduğu ortaya çıktı

28 Nisan 2022

28 Nisan 2022

Araştırmacılar, Londra’daki Petrie Müzesi koleksiyonundan 11 sürme kabının içeriğini analiz ettiler ve sürme tarifinin önceden düşünülenden daha çeşitli olduğunu ortaya...

İngiltere’de en büyük Anglo-Sakson mezarlığı keşfedildi

16 Haziran 2022

16 Haziran 2022

İngiltere’de yapımı devam eden hızlı tren ray döşeme çalışmalarından önce arkeolojik kazı çalışmalarına devam HS2 arkeologları İngiltere’de şimdiye kadar görülen...

İskitler Sadece Göçebe Bir Halk Değildi, Yerleşik Hayatta Sürdüler

11 Mart 2021

11 Mart 2021

Göçebe ve savaşçı bir halk olarak tanıdığımız İskitler uzun zamandır gizemini koruyan halklardan biridir. Bir çok halkın köken arayışında sahiplenmiş...

Perre Antik Kenti’nde 1000 Yıllık Mezar Bulundu!

1 Temmuz 2021

1 Temmuz 2021

Kommagene Kralığı’nın en önemli kentlerinden birisi olan Perre Antik Kenti’nde kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı çalışmalarını inceleyen Adıyaman Müze Müdürü...

Hititçe kelimeleri sesli dinlemek ister misiniz?

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

Bir Hint-Avrupa halkı olan Hititler, Anadolu’da Hattilerden sonra yüzyıllar sürecek güçlü bir medeniyet kurmuşlardır. Nereden geldikleri konusunda hala net bir...

Bilinen en eski Bask dili ile yazılmış metin keşfedildi

15 Kasım 2022

15 Kasım 2022

İspanya’da arkeologlar, ülkenin kuzeyindeki Navarre bölgesi Irulegi arkeolojik alanında, “bilinen en eski Bask dili metni” içerdiğine inandıkları bir buluntu keşfettiler....

Prag’da 7.000 Yıllık Gizemli Dairesel Yapı Ortaya Çıkarılıyor

15 Eylül 2022

15 Eylül 2022

Arkeologlar, Çek Cumhuriyeti’nin Prag kentinin eteklerindeki Vinoř bölgesinde bulunan 7.000 yıllık roundel olarak adlandırılan (Çek dilinde ‘rondely’, yuvarlak anlamına geliyor)...

Antik Pompeii Kentinde Bulunan Zengin Adam ve Kölesi

21 Kasım 2020

21 Kasım 2020

İtalyan Kültür Bakanlığı, antik Pompeii kentinde Vezüv patlaması sırasında yanarak ölen iki kişinin kalıntılarına ulaşıldığı bilgisini verdi. Pompeii Antik kentinde...

Hilar Mağaraları ve Çayönü Kazı Çalışmaları Başlıyor

13 Nisan 2021

13 Nisan 2021

Diyarbakır Ergani ilçesi’nde 12 bin yıllık geçmişe sahip Hilar Mağaraları ve Çayönü arkeolojik alanında kazı çalışmaları başlıyor. Yerleşik hayatın ilk...

Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin 600 yıllık damga mühür ortaya çıkarıldı

12 Ekim 2022

12 Ekim 2022

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında devam eden Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin...

Knidos’ta Helen ve Roma dönemi heykel başları ortaya çıkarıldı

9 Aralık 2021

9 Aralık 2021

Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Karya dönemine ait antik yerleşim Knidos’ta Helen ve Roma dönemi heykel başları ortaya çıkarıldı. Bilim, mimarlık...

Aizanoi Antik Kenti kazılarında 2 bin yıllık güneş saati ortaya çıkarıldı

19 Eylül 2022

19 Eylül 2022

Aizanoi Antik Kenti arkeolojik kazı çalışmalarında Roma Dönemine ait 2 bin yıllık güneş saati ortaya çıkarıldı. UNESCO Dünya Miras Geçici...

Yorumlar
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]