24 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Kanlıtaş Höyük’te Keşfedilen 8 Bin Yıllık Başsız Figürinler Neolitik Yapı Ritüelleriyle İlişkilendiriliyor

Kanlıtaş Höyüğü’nde keşfedilen yaklaşık 8 bin yıllık dört başsız kadın figürini, İç Batı Anadolu’daki Neolitik toplulukların yapı kapatma ritüellerine dair dikkat çekici veriler sunuyor.

Eskişehir’in İnönü ilçesi yakınlarındaki Kanlıtaş höyükte ele geçirilen pişmiş toprak figürinler, yalnızca biçimleriyle değil, bulundukları yerle de önem kazandı. Baş kısımları kopmuş haldeki bu küçük heykelcikler, yapıların dolgu katmanlarında, taban seviyelerine yakın noktalarda ortaya çıkarıldı. Bu durum, figürinlerin rastgele bırakılmış nesnelerden çok, belirli bir ritüel davranışın parçası olabileceği fikrini güçlendirdi.

Kanlıtaş Höyüğü’nde 8 bin yıllık yerleşim izleri

Kanlıtaş Höyüğü kazıları, 2013-2019 yılları arasında Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Umut Türkcan başkanlığında yürütüldü.

Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya’yı kapsayan İç Batı Anadolu’da yer alan Kanlıtaş Höyüğü, “Porsuk kültürü” olarak adlandırılan kültürel evrenin tarihlendirilmiş en erken yerleşimlerinden biri kabul edilir. Bu nedenle höyük, Orta Anadolu ile Batı Anadolu arasındaki Neolitik toplulukları anlamak için önemli bir arkeolojik alan niteliği taşır.

Kazılarda çok sayıda dörtgen planlı yapı ve mekan açığa çıkarıldı. Figürinlerin bu yapıların dolgu katmanlarında bulunması, mekanların kullanım süresi sona erdikten sonra özel bir kapatma sürecinden geçmiş olabileceğini akla getiriyor.

Başsız kadın figürinleri neden önemli?

Kanlıtaş’ta bulunan figürinler farklı boyutlarda. En büyük ve daha özenli örnek yaklaşık 12-13 santimetre uzunluğunda. Diğer figürinler ise genellikle 5-6 santimetre boyutlarında.

Neolitik Anadolu’da insan biçimli figürinler bilinen bir buluntu grubudur. Çatalhöyük gibi büyük merkezlerde de benzer örnekler ortaya çıkarılmıştır. Kanlıtaş örneklerini öne çıkaran ayrıntı ise başlarının kopmuş olması ve bu durumun farklı yapılarda tekrar etmesidir.

Kanlıtaş Höyük'te Keşfedilen 8 Bin Yıllık Başsız Figürinler Neolitik Yapı Ritüelleriyle İlişkilendiriliyor

Prof. Dr. Ali Umut Türkcan, bilinçli biçimde kapatıldığı anlaşılan mekanlarda bulunan kadın figürinlerinin başsız ya da baş kısmı kopmuş halde ele geçirilmesinin, bunların yapı kapatılırken adak amacıyla bırakılmış olabileceğini düşündürdüğünü belirtti.

Bu yorum, Kanlıtaş figürinlerini yalnızca küçük pişmiş toprak nesneler olmaktan çıkarır. Buluntular, yaklaşık 8 bin yıl önce bir yapının nasıl terk edildiği, hangi nesnelerin seçildiği ve bu nesnelerin mekana nasıl yerleştirildiği konusunda önemli ipuçları taşır.

Yapı kapatma ritüelleri ve Neolitik inanç dünyası

Neolitik dönemde bazı yapılar kullanım dışı kaldığında basitçe terk edilmedi. Bazı yerleşimlerde mekanlar bilinçli biçimde dolduruldu, tabanlara ya da dolgu seviyelerine özel nesneler bırakıldı. Bu uygulama, yapının sosyal ya da sembolik anlamının belirli bir törenle sonlandırılmış olabileceğini düşündürüyor.

Kanlıtaş Höyüğü’ndeki başsız figürinler de bu çerçevede dikkat çekiyor. Başın koparılması, tek başına kesin bir ritüel kanıtı sayılmaz. Ancak figürinlerin konumu, farklı mekanlarda benzer halde bulunmaları ve yapı dolgularıyla ilişkileri, bilinçli bir kırma ve bırakma uygulamasını güçlü bir olasılık haline getiriyor.

Bu tür uygulamalar, Neolitik topluluklarda mimarinin yalnızca barınma amacı taşımadığını da gösteriyor. Evler ve mekanlar, insanların gündelik yaşamını sürdürdüğü alanlar olmanın yanında, bellek, inanç ve ritüel davranışla da ilişkiliydi.

İç Batı Anadolu Neolitiği için yeni bir pencere

Kanlıtaş Höyüğü, İç Batı Anadolu’nun Neolitik dönemine dair sınırlı bilgiyi genişleten yerleşmeler arasında yer alıyor. Orta Anadolu’daki büyük merkezler daha fazla tanınsa da Kanlıtaş gibi alanlar, bölgesel toplulukların mimari düzenini, üretim alışkanlıklarını ve ritüel pratiklerini anlamak açısından ayrı bir öneme sahiptir.

Dört başsız kadın figürini, büyük bir buluntu grubu değil. Ancak yerleştirildikleri alan, kırılma biçimleri ve yapı dolgularıyla bağlantıları, yaklaşık 8 bin yıl önce mekanların nasıl kapatıldığına dair güçlü bir arkeolojik iz bırakıyor.

Kanlıtaş Höyüğü’nde süren araştırmalar, İç Batı Anadolu’nun Neolitik topluluklarının inanç, mekan ve ritüel anlayışına dair daha ayrıntılı sonuçlar ortaya çıkaracak.

Banner
Related Articles

Türkiye’de eşi görülmemiş 1800 yıllık mermer küvet

22 Nisan 2022

22 Nisan 2022

Türkiye’de eşi görülmemiş 1800 yıllık mermer küvet, tarihi eser kaçakçıların elinden kurtarılarak Afrodisias Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi. Aydın’ın Karacasu ilçesinde...

Sadece Kadın Büstü Diye Biliniyordu Gerçek Bambaşka Çıktı

23 Mart 2021

23 Mart 2021

50 yıl önce Bolu kent merkezi Akpınar Mahallesi’nde Kız Enstitüsü inşaatı için temel kazısı çalışmasına başlanılmıştı. Temel kazısı sırasında işçiler...

Parion Antik Kenti’nde 1900 Yıllık Mezar Steli Ortaya Çıkarıldı

3 Ağustos 2021

3 Ağustos 2021

Çanakkale‘nin Biga ilçesi Kemerli köyü sınırları içerisinde yer alan Roma İmparatorloğu’nun liman kenti Parion Antik Kenti kazı çalışmalarında 1900 yıllık...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

Failaka Adası’nda 4.000 Yıllık Yeni Bir Dilmun Tapınağı Daha Keşfedildi

28 Ekim 2025

28 Ekim 2025

Kuveyt’in kuzeydoğusundaki Failaka Adası’nda, Bronz Çağı’na ait 4.000 yıllık bir Dilmun tapınağı gün yüzüne çıkarıldı. Keşif, 2025 kazı sezonunda Kuveyt-Danimarka...

Hatay’daki Üçağızlı II Mağarası, Neandertaller ile Modern İnsanlar Arasındaki 20 Bin Yıllık Kültürel Sürekliliği Ortaya Koydu

7 Temmuz 2026

7 Temmuz 2026

Hatay’daki Üçağızlı II Mağarası’nda yürütülen araştırmalar, Neandertaller ile modern insanlar arasındaki geçiş sürecine ilişkin yerleşik görüşleri yeniden değerlendirmeye açabilecek bulgular...

125.000 $ ‘a Titanik Gemisini Sualtında Ziyaret Edebilirsiniz!

7 Kasım 2020

7 Kasım 2020

Titanik severlere müjdeli bir haber Ocean Gate Expeditions şirketinden geldi. Şirket Titanik enkazı üzerinde bir denizaltı araştırması ve keşif gezisi...

Oluz Höyük’te 2 Bin 600 Yıllık Tandır Ortaya Çıkarıldı

19 Aralık 2025

19 Aralık 2025

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te yürütülen kazılarda gün yüzüne çıkarılan bir tandır, Anadolu’nun binlerce yıldır süren mutfak geleneğine ışık tutacak. Toprağın...

Bir araştırmaya göre, 27.000 yıl önce Moğolistan’da yaşayan dev develerin neslinin tükenmesine iklim ve Arkaik insanlar neden oldu.

3 Nisan 2022

3 Nisan 2022

Devasa iki hörgüçlü bir deve türü olan Camelus knoblochi, yaklaşık 27.000 yıl öncesine kadar Moğolistan’da modern insanlarla ve belki de...

Harput Kalesi’nde 2800 Yıllık Haldi Tapınağı Bulundu

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Elazığ’da bulunan tarihi Harput kalesi’nde Urartu krallığına ait bir “açık hava tapınağı” bulundu. Urartular için dağlar her zaman çok önemli...

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens’in yaşı yeniden hesaplandı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens fosillerin yaşı bölgede bulunan volkanik küllerin incelenmesi ile bilinenden daha geriye tarihlendi. Etiyopya’da ele geçen fosiller...

Arkeologlar Amerika’nın en eski kerpiç mimarisini keşfetti

8 Aralık 2021

8 Aralık 2021

Peru’nun kuzey kıyısında, araştırmacılar, El Nino’nun neden olduğu sellerin oluşturduğu doğal kil tortularından oyulmuş antik kerpiç tuğlalarla inşa edilmiş, Amerika’daki...

Roma Nasıl Düştü?

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

Kavimler göçünün başladığı sırada Roma İmparatorluğu dini mücadeleler, bitmek bilmeyen iç ayaklanmalar ve Sasani devletiyle savaşlarla mücadele etmekteydi. Halk bütün...

Yapay Zeka Filologların Kil Tabletler Üzerindeki Çalışmasına Yardımcı Olacak

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Yazıyı bulan Sümerliler ilk yazı örneklerini, bizlere fırınlanmış kil tabletler aracılığıyla ulaştırdılar. İlk başta, ticaret için kullanılan yazı zamanla edebiyat,...

Doç. Dr. Erkan Fidan “Luvilere ait bir kent olabilir”

27 Kasım 2021

27 Kasım 2021

Anadolu üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır. Prehistorya ve Protohistorya dönemlere ait Hatti, Hitit, Urartu, Frig, Lidya...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]