16 April 2024 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Kadınlar, Antik Yunan Seramiklerinin Ardındaki Gerçek Kahramanlar mıydı?

Dipylon amforasını klasik arkeolojiyle ilgilenen herkes duymuştur. Antik Atina kentinin kuzeybatısında Kerameikos’taki Dipylon Kapısı civarında Dipylon mezarlığında bulunmuştur. Amforayı yapan usta Dipylon usta ise en erken tanımlanması yapılabilmiş ender zanaatkarlardan biridir.

Yaklaşık 5 fit (1.63 cm civarı) yüksekliğindeki amfora, Dipylon Ustaya ithaf edilen birçok boyalı vazodan biridir. Tarihçiler her zaman bu ustanın bir erkek olduğunu varsaydılar. Aslında, varsayım uzun zamandır erkek zanaatkârların tarihi boyunca antik Yunan toplumunun ikonik çanak çömleklerini yaptıklarıydı.

Ne de olsa Antik Yunanistan, kadın hakları ve katkıları konusundaki sicili çokta temiz sayılmaz. Yaklaşık 2.400 yıl önce “Politika” kitabında Aristoteles, “erkek doğası gereği üstün, kadın aşağıdır” diye yazmıştı.

Toronto Üniversitesi’nde klasik arkeolog olan Sarah Murray, “ Hiç kimse bu çömlek yapımında kadınların yer aldığını gerçekten düşünmemişti.Tartışılmıyordu çünkü varsayım olarak tarihe yerleşti” dedi.

Arkeoloji American Journal’da yayınlanan makalesinde  Murray ve onun iki lisans öğrencisi bu varsayımlara meydan okudu. Murray, Antik Yunan tarihinin en az bir önemli döneminde seramikten öncelikle kadınların sorumlu olduğunu iddia ediyor.

Dipylon amforası

Analizleri, cinsiyetle ilgili arkeolojik soruları yeniden çerçevelendiriyor ve Antik Yunanistan’ın en gizemli dönemlerinden birinde yaşamın daha uyumlu bir resmini çiziyor. Aynı zamanda, insanlık tarihi araştırmalarında sürmekte olan daha büyük bir çabaya da değiniyor: Modern önyargıların geçmişin anlayışlarını nasıl çarpıttığını sorgulamak.

Bilim insanlarının Protogeometrik ve Geometrik dönemler olarak adlandırdıkları dönemi içeren Yunan Erken Demir Çağı, MÖ 1050’den MÖ 700’e kadar sürmüştür. Bu dönemden kalan yazılı bir kayıt kalmamıştır. Murray, “çömlekçilik toplumun dayanağıdır, ancak bence bu anlayış sorunludur!” dedi.

Bilim insanları, bu seramiklerin erkekler tarafından yapıldığına inanıyorlar çünkü tarihi kayıtlar ve klasik metinler, Yunan tarihinin çeşitli dönemlerinde erkek egemen bir toplumun resmini çiziyor. Ancak Murray ve meslektaşları bu analize katılmıyor.

Birincisi, Erken Demir Çağı döneminde cinsiyet rollerinin değişmiş olabileceğini savunuyorlar. Bu argümanı kısmen, dönemin önceki Bronz Çağı’nın lüks saraylarından ekonomik ve politik olarak çok farklı olduğuna ve sonraki Arkaik dönemin artan nüfusu ve sosyal karmaşıklığına dair tarihsel kanıtlara dayandırıyorlar.

Aksine, Erken Demir Çağı kanıtları nüfusun azaldığını gösteriyor. Murray’e göre, toplumların çok fazla toprağı ve az insanı olduğunda, kadınlar çömlek üretimini yönetme eğilimindedir.

Murray ve meslektaşları ayrıca seramiğin resimlerini teorilerinin kanıtı olarak gösteriyorlar. Dönemin çanak çömleği, Dipylon amforada olduğu gibi vazolar üzerindeki geometrik desenlere ani bir kayma ile tanımlanır.

Bilim insanları geleneksel olarak bu kalıpları Yunan erkeklerin sanatsal evriminin bir aşaması olarak tanımladılar. Murray ve öğrencileri tamamen farklı bir durum ortaya koyuyorlar: Çanak çömlek üzerinde geometrik sanata bu geçişin dokumayla bir bağlantısı olduğunu gösteriyor. “Tarzın tekstil ürünlerinden esinlendiği gerçeği, gün gibi aşikar! ” diyor. “Kadınlar neredeyse her zaman dokumacıdır.”

Çanak çömlek üzerindeki cenaze sahneleri de kadınların katkılarına işaret ediyor. Başrollerinde erkeklerin yer aldığı antik Yunan toplumunun hikayelerinin çoğunda bile, kadınlar cenaze törenlerinde büyük bir rol oynamaktadır. Son yıllara kadar devam eden bir gelenek olan cenaze törenleri için bedenler hazırladılar, yürüyüşlere liderlik ettiler ve hatta profesyonel olarak yas tuttular. O döneme ait kadın ve çocuk mezarları, erkek mezarlarından çok daha fazla çeşitli seramikler içermektedir. Savaş sahneleriyle kaplı Arkaik vazoların ve bu döneme ait destansı savaşçı şiirlerinin aksine, Erken Demir Çağı kaplarının çoğu Yunan kadınlarının dünyasının göstergesi gibidir.

Dartmouth Koleji’nde bir klasik arkeolog olan Julie Hruby, Murray ve öğrencilerinin makalesini “olağanüstü mantıklı” bulduğunu açıklıyor. Keramikler üzerinden parmak incelemesinde parmak baskı derinliğinden yapan ustanın cinsiyetini anlamak mümkün olduğu için. Parmak izi analizlerini heyecanla beklediğini belirtti.

Ancak murray’ın amacı bireysel eserleri kimin yaptığından çok başka bir gerçeğe odaklanmış durumda. Yeni makalesi ise kesinlikle bilim dünyasında kaygı uyandıracak cinsten. Bugüne kadar bilim insanları , toplumsal cinsiyet ve sanat hakkındaki fikirlerini antik dünyaya yansıttıkları için kanıtları yeterince incelememiş olabilirler.

Murray bu soruyu sormakta haksız değil. Kuzey Florida Üniversitesi’nde antropolog olan John Kantner, meslektaşları ile birlikte, ABD’nin Güneybatı Puebloan toplumunda kadınların çömlekçiler olduğuna dair uzun süredir devam eden inançlara rağmen, parmak izi analizinin hem erkeklerin hem de kadınların el yapımı çömlek yaptığını gösterdiğini gösterdi. Kantner, “Dünya genelindeki tüm bu vakalara baktığınızda oldukça açık, özünde cinsiyete dayalı bir aktivite yok” diyor.

Manitoba Üniversitesi’nde farklı kültür ve dönemlere ait seramikler üzerine çalışan bir antropolog olan Kent Fowler, benzer bir noktaya değiniyor: “Cinsiyet [şimdi] ikili değil ve geçmişte de ikili değil.” O halde akademisyenlerin karşı karşıya olduğu bir zorluk, kendi toplumlarının toplumsal cinsiyet hakkındaki fikirlerinin üstesinden nasıl gelip onların yorumlarını etkilemelerine izin vermemek.

Fowler, dokuma tarzlarından toplumsal cinsiyet hakkında sonuçlar çıkarmanın biraz zayıf bir yaklaşım olduğunu düşünse de, Murray’nin “kalıp dışı” düşüncesini seviyor. Makalesinin yeni soruları harekete geçirdiğini ve hangi verilerin alakalı olduğuna dair fikirleri genişlettiğini ekliyor, bu da “saha çalışmasının en başından itibaren potansiyel olarak bile değiştirilme şekli” anlamına gelebilir.

Makale ilginizi çektiyse tamamını okumak için https://www.ajaonline.org/article/4078 adresini ziyaret edebilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Arkeologlar, 2.000 yıllık yerleşim kazısı sırasında gladyatörlerin vücut kıllarını sökmek için kullandığı cımbızları ortaya çıkardılar

31 Mayıs 2023

31 Mayıs 2023

Roma Britanyası’nın en büyük yerleşim yerlerinden biri olan Shropshire’daki Wroxeter City’deki 2000 yıllık yerleşim yerinin kazı sırasında gladyatörlerin koltuk altı...

Bilim insanları “Gize Sfenksi’nin oluşumunda rüzgarın parmağı var mıydı?” sorusuna cevap aradı

1 Kasım 2023

1 Kasım 2023

Bilim insanları, Mısır’ın başkenti Kahire’de, Gize piramitleri bölgesinde yer alan Büyük Gize Sfenksi’nin oluşumunda rüzgar faktörünü araştırdılar. Büyük Gize Sfenksi,...

Tunel Wielki mağarasında 500 milyon yıllık çakmaktaşı aletler bulundu

9 Ekim 2022

9 Ekim 2022

Yaklaşık 20 yıl önce Kraków-Częstochowa Jura’daki Tunel Wielki mağarasında yapılan kazılar sırasında keşfedilen kemik ve küçük çakmaktaşı aletlerin analiz sonuçları...

Trier Üniversitesi’nin Dijital Para Dolabı Artık Erişilebilir

19 Şubat 2024

19 Şubat 2024

Tarihi sikkeler, koleksiyonlar ve sergiler için mücevher parçalarından çok daha fazlasıdır özellikle araştırmacılar için ilgi çekicidir. Trier Üniversitesi, birkaç yıldır...

Bakanlık; “Siloa Yazıtı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin malıdır”

13 Mart 2022

13 Mart 2022

İsrail medya kuruluşu Zman Yisrael’in İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunan Siloa Yazıtı’nın İsrail’e verileceğine dair yaptığı habere Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan...

Romalılara Ait 1500 Yıllık Dana Burger Tarifi

4 Ocak 2021

4 Ocak 2021

Günümüzde yaptığımız bir çok yemeğin kökeni geçmişe dayanmaktadır. Her evde mutlaka babaanne yada anneanneden kalma bir yemek tarifi vardır. Kuşkusuz...

Thames Nehri’nde 5000 yıllık insan kemiği bulundu

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Londra Thames Nehri’nde kürek sporu yapan grafik sanatçısı Simon Hunt, nehir yatağı üzerinde bir insan uyluk kemiği veya üst bacak...

Lüleburgazlılar Sıbyan Mektebi’nin Müze Olmasını İstiyor

9 Şubat 2021

9 Şubat 2021

Mimar Sinan‘ın ustalık eserlerinden Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi içinde yer alan Sıbyan Mektebi‘nin tarihi müze olmasını isteyen Lüleburgazlılar imza kampanyası...

Mısır Papirüsleri Korumak İçin Yenilikçi Bir Çözüm: Wasabi

29 Şubat 2024

29 Şubat 2024

Araştırmacılar, bakteri ve mantar tehlikesi altında olan paha biçilmez eski Mısır papirüslerini temizlemek ve korumak için yeni bir doğal teknik...

İskandinavya’da şahin avcılığını betimleyen en eski figür ortaya çıkarıldı

17 Aralık 2021

17 Aralık 2021

Kuzey Avrupa’da, birkaç buluntu dışında şimdiye kadar fazla karşılaşılmayan şahin avcılığını betimleyen, şahin tutan taçlı bir figür bulundu. Norveç’in başkenti...

Büyük İskender’in Kaybolan Mezarı Venedik’de mi?

16 Mart 2021

16 Mart 2021

Makedonyalı III. Aleksandros namı değer Büyük İskender’in kaybolan mezarının Venedik’de olabileceği teorisi konuşulmakta. Büyük İskender’in kaybolan mezarı Venedik’te olabileceğine dair...

Yapay Zeka Filologların Kil Tabletler Üzerindeki Çalışmasına Yardımcı Olacak

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Yazıyı bulan Sümerliler ilk yazı örneklerini, bizlere fırınlanmış kil tabletler aracılığıyla ulaştırdılar. İlk başta, ticaret için kullanılan yazı zamanla edebiyat,...

İngiltere’de Roma ‘ritüel merkezi’ keşfedildi

13 Ocak 2023

13 Ocak 2023

Arkeologlar, İngiltere yakınlarında devam eden Northampton kazıları sırasında bir Roma ritüel merkezi keşfettiler. Ritüel merkezi, Northampton yakınlarındaki Overstone’daki Londra Arkeoloji...

Antik Mısır’da Bulunan Mezarlık Dünyanın En Eski Evcil Hayvan Mezarlığı Olabilir

3 Mart 2021

3 Mart 2021

2011 yılında Berenice limanında bulunan yüzlerce hayvan iskeleti buranın bir evcil hayvan mezarlığı olarak kullanıldığını düşündürmüştür. Hayvanların boynundaki tasma ve...

Göbeklitepe Sadece Tapınak Değildi

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Avcı-toplayıcı kültür sonrası ilk yerleşim yeri uzun yıllar Çatalhöyük yerleşimi kabul edildi. Fakat, 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Klaus...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]