11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Kadınlar, Antik Yunan Seramiklerinin Ardındaki Gerçek Kahramanlar mıydı?

Dipylon amforasını klasik arkeolojiyle ilgilenen herkes duymuştur. Antik Atina kentinin kuzeybatısında Kerameikos’taki Dipylon Kapısı civarında Dipylon mezarlığında bulunmuştur. Amforayı yapan usta Dipylon usta ise en erken tanımlanması yapılabilmiş ender zanaatkarlardan biridir.

Yaklaşık 5 fit (1.63 cm civarı) yüksekliğindeki amfora, Dipylon Ustaya ithaf edilen birçok boyalı vazodan biridir. Tarihçiler her zaman bu ustanın bir erkek olduğunu varsaydılar. Aslında, varsayım uzun zamandır erkek zanaatkârların tarihi boyunca antik Yunan toplumunun ikonik çanak çömleklerini yaptıklarıydı.

Ne de olsa Antik Yunanistan, kadın hakları ve katkıları konusundaki sicili çokta temiz sayılmaz. Yaklaşık 2.400 yıl önce “Politika” kitabında Aristoteles, “erkek doğası gereği üstün, kadın aşağıdır” diye yazmıştı.

Toronto Üniversitesi’nde klasik arkeolog olan Sarah Murray, “ Hiç kimse bu çömlek yapımında kadınların yer aldığını gerçekten düşünmemişti.Tartışılmıyordu çünkü varsayım olarak tarihe yerleşti” dedi.

Arkeoloji American Journal’da yayınlanan makalesinde  Murray ve onun iki lisans öğrencisi bu varsayımlara meydan okudu. Murray, Antik Yunan tarihinin en az bir önemli döneminde seramikten öncelikle kadınların sorumlu olduğunu iddia ediyor.

Dipylon amforası

Analizleri, cinsiyetle ilgili arkeolojik soruları yeniden çerçevelendiriyor ve Antik Yunanistan’ın en gizemli dönemlerinden birinde yaşamın daha uyumlu bir resmini çiziyor. Aynı zamanda, insanlık tarihi araştırmalarında sürmekte olan daha büyük bir çabaya da değiniyor: Modern önyargıların geçmişin anlayışlarını nasıl çarpıttığını sorgulamak.

Bilim insanlarının Protogeometrik ve Geometrik dönemler olarak adlandırdıkları dönemi içeren Yunan Erken Demir Çağı, MÖ 1050’den MÖ 700’e kadar sürmüştür. Bu dönemden kalan yazılı bir kayıt kalmamıştır. Murray, “çömlekçilik toplumun dayanağıdır, ancak bence bu anlayış sorunludur!” dedi.

Bilim insanları, bu seramiklerin erkekler tarafından yapıldığına inanıyorlar çünkü tarihi kayıtlar ve klasik metinler, Yunan tarihinin çeşitli dönemlerinde erkek egemen bir toplumun resmini çiziyor. Ancak Murray ve meslektaşları bu analize katılmıyor.

Birincisi, Erken Demir Çağı döneminde cinsiyet rollerinin değişmiş olabileceğini savunuyorlar. Bu argümanı kısmen, dönemin önceki Bronz Çağı’nın lüks saraylarından ekonomik ve politik olarak çok farklı olduğuna ve sonraki Arkaik dönemin artan nüfusu ve sosyal karmaşıklığına dair tarihsel kanıtlara dayandırıyorlar.

Aksine, Erken Demir Çağı kanıtları nüfusun azaldığını gösteriyor. Murray’e göre, toplumların çok fazla toprağı ve az insanı olduğunda, kadınlar çömlek üretimini yönetme eğilimindedir.

Murray ve meslektaşları ayrıca seramiğin resimlerini teorilerinin kanıtı olarak gösteriyorlar. Dönemin çanak çömleği, Dipylon amforada olduğu gibi vazolar üzerindeki geometrik desenlere ani bir kayma ile tanımlanır.

Bilim insanları geleneksel olarak bu kalıpları Yunan erkeklerin sanatsal evriminin bir aşaması olarak tanımladılar. Murray ve öğrencileri tamamen farklı bir durum ortaya koyuyorlar: Çanak çömlek üzerinde geometrik sanata bu geçişin dokumayla bir bağlantısı olduğunu gösteriyor. “Tarzın tekstil ürünlerinden esinlendiği gerçeği, gün gibi aşikar! ” diyor. “Kadınlar neredeyse her zaman dokumacıdır.”

Çanak çömlek üzerindeki cenaze sahneleri de kadınların katkılarına işaret ediyor. Başrollerinde erkeklerin yer aldığı antik Yunan toplumunun hikayelerinin çoğunda bile, kadınlar cenaze törenlerinde büyük bir rol oynamaktadır. Son yıllara kadar devam eden bir gelenek olan cenaze törenleri için bedenler hazırladılar, yürüyüşlere liderlik ettiler ve hatta profesyonel olarak yas tuttular. O döneme ait kadın ve çocuk mezarları, erkek mezarlarından çok daha fazla çeşitli seramikler içermektedir. Savaş sahneleriyle kaplı Arkaik vazoların ve bu döneme ait destansı savaşçı şiirlerinin aksine, Erken Demir Çağı kaplarının çoğu Yunan kadınlarının dünyasının göstergesi gibidir.

Dartmouth Koleji’nde bir klasik arkeolog olan Julie Hruby, Murray ve öğrencilerinin makalesini “olağanüstü mantıklı” bulduğunu açıklıyor. Keramikler üzerinden parmak incelemesinde parmak baskı derinliğinden yapan ustanın cinsiyetini anlamak mümkün olduğu için. Parmak izi analizlerini heyecanla beklediğini belirtti.

Ancak murray’ın amacı bireysel eserleri kimin yaptığından çok başka bir gerçeğe odaklanmış durumda. Yeni makalesi ise kesinlikle bilim dünyasında kaygı uyandıracak cinsten. Bugüne kadar bilim insanları , toplumsal cinsiyet ve sanat hakkındaki fikirlerini antik dünyaya yansıttıkları için kanıtları yeterince incelememiş olabilirler.

Murray bu soruyu sormakta haksız değil. Kuzey Florida Üniversitesi’nde antropolog olan John Kantner, meslektaşları ile birlikte, ABD’nin Güneybatı Puebloan toplumunda kadınların çömlekçiler olduğuna dair uzun süredir devam eden inançlara rağmen, parmak izi analizinin hem erkeklerin hem de kadınların el yapımı çömlek yaptığını gösterdiğini gösterdi. Kantner, “Dünya genelindeki tüm bu vakalara baktığınızda oldukça açık, özünde cinsiyete dayalı bir aktivite yok” diyor.

Manitoba Üniversitesi’nde farklı kültür ve dönemlere ait seramikler üzerine çalışan bir antropolog olan Kent Fowler, benzer bir noktaya değiniyor: “Cinsiyet [şimdi] ikili değil ve geçmişte de ikili değil.” O halde akademisyenlerin karşı karşıya olduğu bir zorluk, kendi toplumlarının toplumsal cinsiyet hakkındaki fikirlerinin üstesinden nasıl gelip onların yorumlarını etkilemelerine izin vermemek.

Fowler, dokuma tarzlarından toplumsal cinsiyet hakkında sonuçlar çıkarmanın biraz zayıf bir yaklaşım olduğunu düşünse de, Murray’nin “kalıp dışı” düşüncesini seviyor. Makalesinin yeni soruları harekete geçirdiğini ve hangi verilerin alakalı olduğuna dair fikirleri genişlettiğini ekliyor, bu da “saha çalışmasının en başından itibaren potansiyel olarak bile değiştirilme şekli” anlamına gelebilir.

Makale ilginizi çektiyse tamamını okumak için https://www.ajaonline.org/article/4078 adresini ziyaret edebilirsiniz.

Banner
Related Articles

Eski Mısır Papirüsü Mumyalama Süreciyle İlgili Yeni Bilgiler Veriyor

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Mısırbilimci Sofie Schiødt, 3.500 yıllık bir tıbbi papirüste eski Mısırlıları öbür dünyaya hazırlamak için kullanılan mumyalama sürecini yeniden yapılandırmaya yardımcı...

Norveç’te Buzların Erimesi, Geçmişe Açılan Bir Pencere Oldu

6 Aralık 2020

6 Aralık 2020

Norveç’te küresel ısınma sonucu eriyen buzul tabakası geçmişe aralanan bir pencere oldu. Küresel ısınmanın ekolojik dengeyi bozmasının kötü tarafları artarken...

İngiltere’de 6.000 Yıllık Ahşap Yol Keşfedildi: Neolitik İnsanlar Bataklıkları Böyle Aşıyordu

19 Mart 2026

19 Mart 2026

İngiltere’nin Somerset bölgesinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yaklaşık 6.000 yıllık ahşap bir yol, erken Neolitik toplulukların zorlu bataklık arazilerde nasıl...

İspanya’da keşfedilen 1.800 Yıllık Mithras Tapınağı

8 Şubat 2023

8 Şubat 2023

İspanya’nın Cabra kentindeki Villa del Mitra’da kazı yapan arkeologlar, ritüel ziyafetlerin kalıntılarıyla birlikte Tanrı Mithras için adanmış bir kutsal alanı...

Portekiz’in Balsa antik Roma kentinde antik balık işleme atölyeleri keşfedildi

19 Temmuz 2022

19 Temmuz 2022

Güney Portekiz’deki en önemli ve sembolik arkeolojik alanlardan biri olan Roma kenti Balsa’da, arkeologlar M. S. 1. ve 2. yüzyıllarda...

Diyarbakır’da 2.000 Yıllık Roma Caddesi Bulundu

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Diyarbakır Amida Höyük kazıları Covid-19 salgının yarattığı olumsuzluklara rağmen tüm hızıyla devam ediyor. Kazılar sırasında Roma dönemine ait 2.000 yıllık...

Hattuşa kazılarında 2 bin 800 yıllık fil dişinden yapılmış süsleme parçası bulundu

13 Kasım 2023

13 Kasım 2023

Anadolu’nun ilk merkezi devlet teşkilatını kuran Hititlerin başkenti Hattuşa’da Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında devam eden kazılarda 2 bin 800...

Avusturya’daki Erken Orta Çağ Mezar Alanlarından Şaşırtıcı Genetik Bulgular

23 Ocak 2025

23 Ocak 2025

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, uluslararası bir ekiple iş birliği yaparak Erken Orta Çağ’a ait 700’den fazla bireyin kalıntılarını...

Pompeii kurbanlarının DNA analizi şaşırtıcı sonuçlar verdi

28 Mayıs 2022

28 Mayıs 2022

M. S. 79 yılında Vezüv yanardağının şiddetli patlaması ile yerle bir olan Pompeii’nin küller arasında kalan iki kurbanın DNA analizi...

Dünyanın Bilinen En Eski Tek Yumurta İkizlerini Barındıran 31.000 Yıllık Mezar Bulundu

14 Kasım 2020

14 Kasım 2020

Avusturya’daki eski bir mezar, kaydedilen en eski ikiz mezarını temsil ediyor. 31.000 yıllık mezar, Eski Taş Devri olarak da bilinen...

Atina’da Yunan Tanrısı Hermes’e Ait Heykel Başı Bulundu

17 Kasım 2020

17 Kasım 2020

Antik Yunan Medeniyeti mitolojisinde yolcuların, tüccarların, habercilerin, kumarbazların ve hırsızların tanrısı olarak nitelendirilen Hermes’e ait heykel başı Atina‘da bulundu. Yunanistan...

Bilim insanları, tarih öncesi ve tarihi bireylerin akrabalarını altıncı dereceye kadar tanımlamalarını sağlayan yeni bir araç geliştirdiler

24 Aralık 2023

24 Aralık 2023

Yeni bir genetik analiz yöntemi, tarih öncesi ve tarihi bireylerin aile ilişkilerini altıncı dereceye kadar belirlemeyi mümkün kılmaktadır. Şimdiye kadar...

Arkeologlar, Alfabenin Kayıp Halkasını Buldular

15 Nisan 2021

15 Nisan 2021

Yazı, uygarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilir. Ekonomik hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkan yazı, Mezopotamya halklarından Sümerliler tarafından bulunmuş...

Çin’de 6 bin yıllık 5 metre uzunluğunda yılan iskeleti bulundu

3 Nisan 2023

3 Nisan 2023

Çin’in güneyinde yer alan Zuojiang Nehri havzasında, yaklaşık 6 bin yıl öncesine ait Neolitik döneme ait yılan kemikleri bulundu. Alanda...

Pazyryk Buz Mumyasında Gizli Dövmeler: 2.500 Yıllık Vücut Sanatı Dijital Olarak Yeniden Canlandırıldı

31 Temmuz 2025

31 Temmuz 2025

Sibirya’nın dondurucu topraklarında yüzyıllar boyunca saklı kalan bir beden, şimdi sadece geçmişi değil, insanlığın en eski sanatsal geleneklerinden birini de...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]