Kayseri’de Erciyes Dağı’nın kuzeyinde yükselen Lifos Dağı’nda karların erimesi olası bir “Tapınak Şehri”ni yeniden görünür kıldı. Hacılar ilçesi sınırlarındaki 2 bin 509 metre yüksekliğindeki zirvede, sur kalıntıları, sarnıçlar ve yapı temelleri dronla görüntülendi.
Kalıntılar, bölgede yalnızca tekil bir kutsal yapı değil, surlarla çevrili daha geniş ölçekli bir kutsal merkez bulunmuş olabileceğini düşündürüyor. Tarihçi-yazar Halit Erkiletlioğlu’na göre Lifos Dağı, Kayseri’nin en az araştırılmış ve en gizemli antik alanlarından biri.
Zirvede surlarla çevrili geniş bir alan
Lifos Dağı’nın zirvesindeki kalıntılar yaklaşık 74 bin 300 metrekarelik bir alanı kapsıyor. Erkiletlioğlu, alanı çevreleyen surların yaklaşık 1 kilometre uzunluğa ulaşmış olabileceğini, bazı bölümlerde ise 3-4 metre yüksekliğinde izler verdiğini söyledi.

Harçsız taş işçiliğiyle inşa edildiği değerlendirilen sur hattı, zirvenin yalnızca savunma amaçlı değil, aynı zamanda özel bir kutsal alan olarak düzenlenmiş olabileceğini akla getiriyor. İç kısımdaki yapı temelleri ve duvar izleri, burada farklı işlevlere sahip yapıların yer aldığını gösteren önemli işaretler arasında.
Pagan inançlarıyla bağlantılı olabilir
Erkiletlioğlu, Lifos Dağı’ndaki alanın Pagan inançlarıyla ilişkili bir “tapınak şehri” olarak değerlendirilme ihtimali taşıdığına işaret etti. Ona göre yapı, Zeus adına düzenlenmiş bir kutsal merkez olabilir. Ancak bu yorumun kesinlik kazanması için bilimsel kazı ve ayrıntılı arkeolojik araştırma gerekiyor.
Bu ihtimali güçlendiren unsurlardan biri de Erciyes’in antik dönemdeki konumu. Antik çağda Argaeus adıyla bilinen Erciyes Dağı, bölgenin en güçlü doğal sembollerinden biriydi. Dağın antik sikkeler üzerinde yer alması, onun yalnızca coğrafi bir işaret değil, aynı zamanda kutsal anlamlar taşıyan bir figür olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Bu nedenle Lifos Dağı’ndaki zirve yerleşimi, Erciyes’e yakınlığı nedeniyle dini törenler, adaklar ya da kutsal ziyaretlerle bağlantılı bir merkez olarak düşünülmüş olabilir.

Sarnıçlar uzun süreli kullanıma işaret ediyor
Alanda tespit edilen dört sarnıç, Lifos Dağı’nın yalnızca kısa süreli ziyaretler için kullanılmadığını düşündürmekte. Bu kadar yüksek bir noktada su depolama yapılarının bulunması, zirvede belirli dönemlerde görevli bir topluluk, dini görevliler ya da koruma amaçlı bir yerleşim düzeni olabileceğini akla getiriyor.
İç kısımdaki büyük temel izleri de bu yorumu destekliyor. Erkiletlioğlu, zirvede çok sayıda yapı kalıntısı bulunduğunu ve alanın basit bir gözetleme noktası gibi değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor.

Kayseri’nin Tunç Çağı mirası
Lifos Dağı’ndaki olası kutsal merkez, Kayseri’nin çok daha eski tarihsel katmanlarıyla birlikte düşünülmeli. Bölge, Tunç Çağı’nda Anadolu’nun en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Kültepe-Kaniş’e ev sahipliği yaptı.

Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Asurlu tüccarların kurduğu ticaret ağı, Kaniş’i Anadolu ile Mezopotamya arasındaki en önemli merkezlerden biri haline getirdi. Burada bulunan çivi yazılı tabletler, yazının Anadolu’ya girişini belgeleyen en erken ve en önemli kanıtlar arasında kabul ediliyor.
Bu nedenle Lifos Dağı’ndaki kalıntılar, yalnızca tek başına bir dağ zirvesi yerleşimi olarak değil, Kayseri’nin binlerce yıllık ticaret, inanç ve güç coğrafyasının bir parçası olarak da önem taşıyor.
Önce koruma, sonra bilimsel araştırma
Karların erimesiyle surlar, sarnıçlar ve yapı temelleri daha belirgin hale gelirken, alanın defineciler tarafından tahrip edilmesi endişe yaratıyor. Erkiletlioğlu, Lifos Dağı’nın öncelikle koruma altına alınması, ardından uzman arkeologlar tarafından kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Lifos Dağı’nda yapılacak bilimsel bir araştırma, Kayseri’nin antik dönem inanç coğrafyasına dair önemli bilgiler sunabilir. Kalıntıların tapınak şehri mi, surlarla çevrili kutsal bir merkez mi, yoksa farklı işlevlere sahip yüksek rakımlı bir yerleşim mi olduğu ancak arkeolojik çalışmalarla netlik kazanacak.
