13 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Bursa’daki Apollonia Antik Kenti’nin Surlarında Antik Strateji Oyunu Tablası Bulundu

Bursa’nın Gölyazı Mahallesi’nde yer alan Apollonia ad Rhyndacum Antik Kenti’nde, sur duvarına yapı taşı olarak yerleştirilmiş mermer bir blok üzerinde antik bir strateji oyunu tablası tespit edildi.

Bugünkü Uluabat Gölü kıyısındaki antik kentte bulunan taş, ilk bakışta surun sıradan bir parçası gibi görünse de üzerindeki geometrik çizimler farklı bir kullanıma işaret ediyor. Araştırmacılar, mermer blok üzerindeki desenin Dokuz Taş olarak bilinen Nine Men’s Morris, diğer adıyla Merels oyununa ait olduğunu belirledi.

Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Gonca Gülsefa tarafından incelenen buluntu, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde yayımlandı. Çalışmaya göre bu oyun tablası, yalnızca Apollonia’nın günlük yaşamına dair yeni bir iz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Bithynia bölgesinde belgelenmiş antik oyun tablası örneklerine de önemli bir katkı sağlıyor.

Surların içinde ikinci hayatını yaşayan bir mermer blok

Oyun tablası, antik yerleşimin batı kesiminde, sur duvarının güney yüzünde kaydedildi. Mermer blok, duvarın alt bölümünde devşirme malzeme olarak kullanılmıştı. Yani taş, önce başka bir işleve sahipti; daha sonra savunma yapısının parçası haline getirildi.

Oyun tablasının ayrıntılı görünümü (Kazı Arşivi). Kaynak: Gülsefa, G. (2026)

Blok yaklaşık 77 santimetre uzunluğunda, 38 santimetre yüksekliğinde ve 41 santimetre derinliğinde. Yan ve alt yüzeylerinde kaba işçilik görülürken, üst yüzeyinin daha özenli biçimde düzeltilmiş ve parlatılmış olması dikkat çekici. Bu fark, taşın sura yerleştirilmeden önce bilinçli şekilde hazırlanmış bir yüzeye sahip olduğunu gösteriyor.

Bu yüzeyde üç iç içe kareden ve bu kareleri orta noktalardan birbirine bağlayan çizgilerden oluşan klasik Dokuz Taş düzeni seçilebiliyor. Sol tarafı zamanla aşınmış olsa da oyun planı hâlâ anlaşılır durumda. Bu nedenle çizimler gelişigüzel kazınmış işaretler değil, oyun oynamak için hazırlanmış düzenli bir geometrik alan olarak değerlendiriliyor.

Göl kıyısında uzun ömürlü bir antik kent

Apollonia ad Rhyndacum, antik Bithynia bölgesinde, Propontis yani bugünkü Marmara Denizi ile Olympos, günümüzdeki Uludağ arasında önemli bir konumda yer alıyordu. Kent, antik kaynaklarda Apolloniatis olarak bilinen Uluabat Gölü kıyısında kurulmuştu ve göle de adını vermişti.

Yerleşim, bugün Gölyazı’da olduğu gibi suya doğru uzanan yarımadalar zinciri üzerinde gelişti. Göl seviyesinin yükseldiği dönemlerde kentin dış bölümleri ada görünümü kazanabiliyordu. Antik dönemde bu alana ulaşımın ahşap bir köprüyle sağlanmış olabileceği düşünülürken, bugün yerleşim ana karaya beton bir köprüyle bağlanır.

Apollonia yalnızca küçük bir göl yerleşimi değildi. Erken gezginlerin aktarımları ve tarihsel planlar, kentte tiyatro, stadion, tapınaklar, surlar ve yoğun yerleşim alanları bulunduğunu gösterir. Kentin daha korunaklı bölümü, zaman zaman akropol benzeri bir alan olarak tanımlanır.

Bu nedenle sur duvarında bulunan oyun tablası, tek başına küçük bir taş eser olmanın ötesine geçer. Apollonia’nın anıtsal yapıları, savunma sistemi ve kamusal mekânları arasında, insanların gündelik zamanlarını nasıl geçirdiğine dair daha kişisel bir iz bırakır.

Oyun tablasının ayrıntılı görünümü (Kazı Arşivi). Kaynak: Gülsefa, G. (2026)

Şansa değil, stratejiye dayanan bir oyun

Dokuz Taş iki kişiyle oynanan bir strateji oyunuydu. Her oyuncu dokuz taş ya da piyon kullanır, amaç üç taşı aynı çizgi üzerinde yan yana getirerek “değirmen” oluşturmaktı. Oyuncu bunu başardığında rakibin taşlarından birini oyun dışı bırakabiliyordu.

Kuralları basit görünse de oyun dikkat, planlama ve hamle öngörüsü gerektirirdi. Zar kullanılan yarış oyunlarının aksine Dokuz Taş’ta sonuç büyük ölçüde hesaplamaya, engelleme taktiklerine ve rakibin hamlesini önceden sezme becerisine bağlıydı.

Apollonia’daki örneği ilginç kılan noktalardan biri de bu. Buluntu, antik kent yaşamında eğlencenin yalnızca zaman geçirme biçimi olmadığını, aynı zamanda zihinsel rekabet ve sosyal karşılaşma alanı da sunduğunu gösterir. Surlar, yazıtlar, tapınaklar ve kamu yapıları üzerinden okunan bir kentte, bu kez daha küçük ama daha insani bir sahne belirir: Mermer bir yüzeyin başında karşılıklı oturan iki oyuncu.

Dokuz Taş oyunu farklı kültürlerde Merels, Mills ve Nine Men’s Morris gibi adlarla bilinir. Oyunun üç, altı, dokuz ya da on iki taşla oynanan değişik türleri vardır. Apollonia’daki örnek, klasik dokuz taşlı düzene aittir.

Bithynia’nın oyun kültürü için yeni bir veri

Dokuz Taş’ın kökeni konusunda bilimsel tartışmalar sürer. Bazı araştırmacılar erken örnekleri Mısır ile ilişkilendirirken, Akdeniz dünyası, Anadolu ve Orta Çağ Avrupa’sında güvenilir arkeolojik örnekler bilinmektedir.

Anadolu’da da bu oyun geleneğine ait önemli buluntular vardır. Gordion, Stratonikeia, Klaros, Aphrodisias, Amorium, Pergamon ve Ayasuluk gibi merkezlerde oyun tablaları belgelenmiştir. Apollonia ad Rhyndacum’daki örnek, bu haritaya kuzeybatı Anadolu’dan yeni bir nokta ekler.

Bithynia açısından buluntu daha da anlamlıdır. Bölge zengin bir arkeolojik geçmişe sahip olsa da antik oyun tablalarına ilişkin kayıtlar hâlâ sınırlıdır. Bu nedenle Apollonia’daki mermer oyun tablası, bölgenin gündelik yaşam ve eğlence kültürünü anlamak için küçük ama değerli bir kanıt niteliği taşır.

Oyunun geniş coğrafyalara yayılması da dikkat çekicidir. Dokuz Taş düzeninin benzerleri Roma dünyasının ötesinde de görülür. Norveç’teki Gokstad Viking gemi mezarında bulunan oyun tablası parçası, bu basit geometrik oyunun farklı kültürlerde ne kadar uzun süre yaşadığını gösteren en bilinen örneklerden biridir.

Apollonia buluntusu da bu geniş geleneğin Anadolu’daki izlerinden biri olarak öne çıkar. Göl kıyısındaki bir Bithynia kentini, Akdeniz’den Avrupa’nın kuzeyine kadar uzanan daha geniş bir oyun kültürüyle ilişkilendirir.

Taşta kalan oyun izi

Mermer bloğun sur duvarında yeniden kullanılmış olması, buluntuya ikinci bir anlam kazandırır. Bir dönem oyun oynamak için hazırlanan taş yüzey, daha sonraki bir evrede savunma duvarının parçası haline geldi. Böylece kişisel ve sosyal bir kullanım alanı, mimari bir işleve dönüştü.

Antik ve Orta Çağ kentlerinde devşirme taş kullanımı yaygındı. Eski yapılardan sökülen bloklar, sur onarımlarında, yeni duvarlarda ya da farklı inşa faaliyetlerinde yeniden değerlendirilebiliyordu. Apollonia’daki mermer blok da bu dönüşümün bir örneği. Ancak taşın üzerindeki çizgiler, sıradan bir yapı malzemesinden daha fazlasını korudu.

Bu buluntu, Apollonia halkının yalnızca kent inşa eden, tapınaklara giden, ticaret yapan ya da surlarla korunan insanlar olmadığını hatırlatır. Onlar aynı zamanda oyun oynayan, bekleyen, düşünen, hamle yapan ve rakibinin yanılmasını kollayan insanlardı.

Apollonia ad Rhyndacum’da tespit edilen antik oyun tablası bu nedenle yalnızca mermer üzerine kazınmış bir desen değildir. Roma ve Geç Antik Çağ Anadolu’sunda gündelik yaşamın, boş zaman kültürünün ve strateji oyunlarının varlığına dair somut bir kanıttır. Bir sur taşının içinde günümüze ulaşan bu iz, antik kentlerin yalnızca güç, mimari ve savunma ile değil, oyunla ve insanî karşılaşmalarla da şekillendiğini gösterir.

Gülsefa, G. (2026). Apollonia ad Rhyndacum kentinden dokuz taş oyun tablası. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 16(1), 125-140. https://doi.org/10.30783/nevsosbilen.1827612

Banner
Related Articles

37 Milyon Yaşında ki Fosil Açık Arttırmada!

2 Aralık 2020

2 Aralık 2020

Güney Dakato’lu (Amerika) bir çiftçinin tarlasında bulduğu kılıç dişli kaplan Cenevre’de bir açık arttırmaya girecek. Halk arasında Kılıç dişli kaplan...

Yerebatan Sarnıcı Ziyarete Açılıyor

21 Temmuz 2022

21 Temmuz 2022

Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan İstanbul’un en önemli kültürel varlıklarından biri olan Yerebatan Sarnıcı yeniden ziyarete açılıyor. Ayasofya’nın...

1840 yılında keşfedilen bronz lambanın Dionysos kültü ile ilişkili olduğu belirlendi

12 Nisan 2024

12 Nisan 2024

1840 yılında İtalya’nın Cortona kasabası yakınlarında bir hendekte keşfedilen bronz lamba üzerindeki tartışmalar yakın zamana kadar devam etti. Birçok araştırmacı...

İngiliz arkeologlar ‘Britanya’nın Pompeii’sinde İran cam boncukları buldu

28 Mart 2024

28 Mart 2024

İngiliz arkeologlar, ‘Britanya’nın Pompeii’si’ olarak adlandırılan bir Tunç Çağı yerleşiminde İran cam boncukları keşfettiler. Britanya’nın Pompeii’si, İngiltere’nin Cambridgeshire kentinde Must...

Amazon nehrindeki kuraklık 2000 yıl önce kayalara oyulmuş insan yüzlerini ortaya çıkardı

24 Ekim 2023

24 Ekim 2023

Dünyanın en uzun nehirlerinden biri olan Amazon nehrinde yaşanan kuraklık 2000 yıl önce kayalara oyulmuş insan yüzlerini ortaya çıkardı. Brezilya...

Doç. Dr. Erkan Fidan “Luvilere ait bir kent olabilir”

27 Kasım 2021

27 Kasım 2021

Anadolu üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır. Prehistorya ve Protohistorya dönemlere ait Hatti, Hitit, Urartu, Frig, Lidya...

Ming Hanedanlığı dönemine ait mezar ortaya çıkarıldı

30 Kasım 2021

30 Kasım 2021

Çin’de M. S. 1368 ile 1644 tarihleri arasında varlık gösteren Ming Hanedanlığı dönemine ait bir antik mezar ortaya çıkarıldı. Çin...

Simferopol yakınlarında bir İskit höyüğü keşfedildi

5 Mayıs 2022

5 Mayıs 2022

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü arkeologları, Kırım Piedmont’ta yaptıkları keşif gezisinde M. Ö. 4. yüzyıla ait bir mezar höyüğü keşfettiler....

Darwin’in Ünlü Hayat Ağacı Taslağıda Dahil Olmak Üzere İki Defteri Kayıp

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi, bir hırsız tarafından Charles Darwin’in ikonik 1837 “Hayat Ağacı” taslağını içeren iki not defterinin çalınmış olabileceğini...

Arkeologlar, Nimrud’daki Asur Ninurta Tapınağı’nın içinde dikkat çekici şekilde korunmuş tapınaklar keşfettiler

1 Ocak 2025

1 Ocak 2025

Penn Müzesi’nin Iraklı arkeologlarla işbirliği yaparak yürüttüğü Nimrud’daki son arkeolojik çalışma, Irak’ın kuzeyindeki Nimrud antik kentinde yaklaşık 2.600 yıl önce...

Beş yıl boyunca uzmanlar Esna kentindeki tapınak tavanında çok sayıda kabartma ortaya çıkardılar

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ve Tübingen Üniversitesi’nin ortak projesi olan Esna kentindeki tapınak tavanında astronomik temsillere sahip çok...

Yazılı kaynaklar, cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü ortaya koyuyor

18 Mayıs 2023

18 Mayıs 2023

Kopenhag ve Oxford Üniversitesi’nden araştırmacılar, Mezopotamya’da elde edilen yazılı kaynaklarda cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü...

DNA Analiziyle Tanımlandı: 11 Bin Yıllık Kız Çocuğu Kuzey Britanya’nın En Eski Bireyi

16 Şubat 2026

16 Şubat 2026

Cumbria’daki küçük bir kireçtaşı mağarasında bulunan 11 bin yıllık bir kız çocuğu iskeletinin, yapılan antik DNA analizi sonucunda 2,5–3,5 yaşlarında...

Yeminler Altında Yaşamaya Zorlanan Kral Madduwatta

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

M.Ö. 1700 yılları Anadolu’da Hatti Ülkesi dış güçlerin saldırıları ve iç çekişmeler neticesinde yıkılmak üzere… Bu zaman diliminde irili ufaklı...

Sanatın Müzeye Dönüşmesi mi Yoksa Müze Mimarisinin Sanat Olması mı?

1 Kasım 2020

1 Kasım 2020

Teshima Japonya’nın İç Denizinde , Naoshima ve Shōdoshima adaları arasında bulunan ve Kagawa Eyaletinin bir parçası olan bir adadır ....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]