5 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Mısır’ın 5 Bin Yıllık Sabu Diski Hâlâ Açıklanamıyor

Sabu Diski, 5 bin yıldan uzun süre önce Eski Mısır’da taştan oyuldu. Ancak üç kıvrımlı kanadı, geniş dairesel gövdesi ve ortasındaki yükseltilmiş açıklığın ne işe yaradığı bugün hâlâ bilinmiyor.

Nesnenin biçimi, modern pervaneleri ve döner makine parçalarını andırıyor. Bu benzerlik, disk hakkında çok sayıda mekanik teori ortaya atılmasına yol açtı. Buna rağmen mezarda herhangi bir makine parçası bulunmadı; Eski Mısır tasvirlerinde de benzer bir nesnenin nasıl kullanıldığını gösteren bir sahneye rastlanmadı.

Sakkara’daki seçkin bir mezarda parçalar hâlinde bulunan Sabu Diski, Mısır’ın Birinci Hanedanlık döneminden günümüze ulaşan en sıra dışı taş eserlerden biri olmayı sürdürüyor.

Sakkara’daki mezarda kırık hâlde bulundu

Sabu Diski, İngiliz Mısırbilimci Walter Bryan Emery başkanlığında 1936 yılında Kuzey Sakkara’da yürütülen kazılar sırasında keşfedildi.

Eser, Birinci Hanedanlık döneminde, yaklaşık MÖ 3000 dolaylarında yaşamış yüksek statülü Sabu’ya ait S3111 numaralı kerpiç mastabadan çıkarıldı. Antik çağda yağmalanan mezarda seramikler, taş kaplar, çakmaktaşı ve bakır nesneler, hayvan kalıntıları ile çeşitli mezar armağanları bulundu.

Disk ise bütün hâlde ele geçmedi. Mezar odasında bulunan parçalar daha sonra birleştirildi.

Restorasyonun ardından eserin çapının yaklaşık 61 santimetre, yüksekliğinin ise 10 santimetreden biraz fazla olduğu belirlendi. Emery, kazı yayınında nesneyi üç loblu süslemeli bir kâse olarak tanımladı. Eser bugün Kahire’deki Mısır Müzesi’nde JE 71295 envanter numarasıyla korunuyor.

Eski yayınlarda diskin malzemesi genellikle şist olarak tanımlandı. Daha sonraki değerlendirmelerde ise ince taneli silttaşı ya da metasilttaşı olabileceği belirtildi. Bu tür taşlar, erken dönem Mısır’da kap, palet ve süs eşyalarının yapımında kullanılıyordu.

İnce dış kenarı ve içe doğru kıvrılan üç çıkıntısı, üretim sırasında dikkatli bir oyma, aşındırma ve cilalama işlemi gerektirmiş olmalı. Aynı özellikler, nesneyi darbelere ve ağır baskıya karşı kırılgan hâle getiriyordu.

Gelişmiş bir taş işçiliği geleneğinin sıra dışı örneği

Sabu Diski, zaman zaman Erken Hanedanlık döneminin teknik olanaklarıyla üretilemeyecek kadar karmaşık bir nesne olarak sunuluyor. Oysa Mısır’daki taş kap üretimi, Sabu’nun yaşadığı dönemde zaten oldukça gelişmişti.

Zanaatkârlar kireçtaşı, kalsit, silttaşı, diyorit ve benzeri kayaçlardan kâseler, kavanozlar, tabaklar ve törensel kaplar üretiyordu. Bazı örnekler dar ağızlara, ince duvarlara ve son derece düzgün yüzeylere sahipti.

Bu kapların yapımında delme, aşındırma, taşlama ve uzun süreli cilalama yöntemleri kullanılıyordu. Taş kaplar özellikle seçkin mezarlarında yaygındı; saklama kabı, sunu nesnesi veya statü göstergesi olarak mezarlara bırakılabiliyordu.

Sabu Diski de bu geniş üretim geleneği içinde değerlendirilebilir. Ancak biçimi bilinen örneklerden ayrılıyor.

Erken Mısır’a ait sığ kâseler ve yükseltilmiş merkez bölümleri bulunan kaplar biliniyor. Buna karşılık, üç içe kıvrımlı lobu, merkez açıklığı ve ince dış çemberi aynı biçimde birleştiren başka bir eser henüz tanımlanmış değil.

Yakın bir benzerinin bulunmaması, işlevinin anlaşılmasını zorlaştırıyor. Arkeologlar tanımlanamayan nesneleri genellikle aynı döneme ve bağlama ait başka örneklerle karşılaştırıyor. Sabu Diski söz konusu olduğunda bu karşılaştırmayı sağlayacak ikinci bir eser bulunmuyor.

Mezar bağlamı bazı ihtimalleri öne çıkarıyor

Diskin mezar eşyaları arasında bulunması, bazı araştırmacıların onu törensel bir kap ya da sunu nesnesi olarak değerlendirmesine yol açtı.

Sığ gövdesi yiyecek, yağ veya başka bir maddeyi taşımak için kullanılmış olabilir. Ortadaki açıklık bir kaideye oturmasını sağlamış, kıvrımlı bölümler ise kabın içindekileri ayırmış ya da üzerine yerleştirilen başka bir nesneyi sabitlemiş olabilir.

Ancak bu olasılıkların hiçbiri doğrulanmış değil.

Kazı sırasında diskle bağlantısı kesin olarak kurulabilecek bir ayak, destek veya kapak bulunmadı. Yayımlanmış incelemelerde de içinde ne bulunduğunu gösterecek bir kalıntı tespit edilmedi. Mezarın antik çağda yağmalanmış olması, ona eşlik eden parçaların kaybolmuş olabileceğini düşündürüyor.

Bir başka ihtimal, taş eserin normalde metal, ahşap veya başka bir malzemeden üretilen bir nesnenin kopyası olması.

İnce kenarlar ve kıvrılmış görünümlü loblar, dövme bakırdan taş yerine daha kolay biçimlendirilebilirdi. Mısırlı zanaatkârların sepet, ahşap eşya ve metal kap biçimlerini mezarlara yerleştirmek üzere taştan yeniden ürettikleri biliniyor.

Bununla birlikte, Sabu Diski’yle eşleşen metal ya da ahşap bir örnek bugüne kadar bulunamadı.

Sabu Diski’nin üstten görünümü üstte, yandan görünümü ise altta gösteriliyor. Alt bölümün solunda dış profil, sağında ise merkezden alınmış kesit yer alıyor. Emery’nin 1949 tarihli çiziminden uyarlanmıştır. Kaynak: Kamu malı

Makine parçası teorileri neden ortaya çıktı?

Diskin ortasındaki açıklık ve üç kıvrımlı bölüm, modern döner sistemlerde görülen biçimlere benziyor. Bu görsel yakınlık, nesnenin pompa, türbin, karıştırıcı veya su hareket ettiren bir düzenek olduğu yönünde teorilere yol açtı.

Disk ayrıca kandil, tütsülük ve bira üretiminde kullanılan bir araç olarak da yorumlandı.

Modern kopyalar su içinde döndürüldü, millere yerleştirildi ve farklı düzeneklerde denendi. Bu deneyler şeklin belirli koşullarda sıvı veya hava akışını etkileyebildiğini gösteriyor. Ancak bu sonuçlar, mezardan elde edilen arkeolojik kanıtlarla doğrudan ilişkilendirilemedi.

Mekanik bir işlevi desteklemek için dönmeye bağlı aşınma, bağlantı noktaları veya merkez açıklığında tekrarlanan temas izleri beklenebilir. Bugüne kadar yayımlanan incelemeler, bu yorumlardan herhangi biri üzerinde geniş bir uzlaşı sağlamadı.

İnce taş loblar da yüksek hız, ağır yük veya sürekli mekanik baskı içeren açıklamalar konusunda soru işaretleri yaratıyor. Daha yavaş hareket eden bir araç, hafif bir düzenek veya yalnızca törensel amaçlı bir nesne ihtimali tamamen dışlanmış değil.

Eksik parça cevabı beraberinde götürmüş olabilir

Sabu Diski tek başına kullanılmak üzere tasarlanmamış olabilir.

Bir kaidenin üzerine oturmuş, başka bir kabın ağzına yerleştirilmiş ya da daha büyük bir düzenlemenin parçası olarak kullanılmış olabilir. Ahşap, tekstil veya başka bir organik malzemeden yapılmış parçaların 5 bin yıl boyunca korunmaması olağan. Metal bir eklenti ise mezar yağmalanırken alınmış olabilir.

Eserin kırık hâlde bulunması da başka bir güçlük yaratıyor. Günümüzde sergilenen restorasyon, diskin genel biçimini büyük ölçüde yansıtıyor; ancak kenar, merkez veya loblardaki küçük ayrıntılar kaybolmuş olabilir. Bu ayrıntılar, nesnenin nasıl tutulduğunu ya da başka bir parçaya nasıl bağlandığını gösterebilirdi.

Gelecekte yapılacak mikroskobik aşınma analizleri, tekrar eden temas izlerini ortaya çıkarabilir. Kalıntı incelemeleri yağ, tahıl, bitkisel madde veya başka bir içeriğe dair ipucu sağlayabilir. Üç boyutlu ölçümler de nesnenin dönmek üzere mi yoksa sabit duracak şekilde mi tasarlandığını anlamaya yardımcı olabilir.

Bugünkü verilerle Sabu Diski’ni kesin biçimde bir makine parçası, kandil, bira üretim aracı ya da törensel kap olarak tanımlamak mümkün değil.

Eser, Birinci Hanedanlık döneminin gelişmiş taş işçiliğini gösteren, ancak işlevini açıklayacak bağlamı büyük ölçüde kaybolmuş benzersiz bir buluntu olarak önemini koruyor.

Emery, W. B. (1949). Great Tombs of the First Dynasty: Excavations at Saqqara (Vol. 1). Cairo: Government Press. Pages: 98- 99

Banner
Related Articles

Neolitik Çağ’da kazın evcilleştirilmesine dair kanıtlar bulundu

8 Mart 2022

8 Mart 2022

Yangtze Nehri vadisinde bulunan kaz kemikleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, kazlar 7000 yıl kadar önce Çin’de evcilleştirilmiş olabilir. Tavukların...

Kırgız destanı ‘Manas’ el yazmaları UNESCO Dünya Hafızası’na dahil edildi

10 Haziran 2023

10 Haziran 2023

Anlatıcı Sagymbay Orozbakov’un Kırgız destanı “Manas” ın el yazmaları UNESCO Dünya Uluslararası Sicili Hafızası’na yazılmıştır. Bu, Kırgızistan’ın Dünya Hafızası programındaki...

Spartacus’un Gladyatör Olduğu Capua Şehrinde Roma Mezarları Keşfedildi

7 Ocak 2021

7 Ocak 2021

İtalya’nın Capua kenti yakınlarında kazı yapan arkeologlar Spartacus’un Gladyatör Olduğu Capua Şehrinde iki antik mezar ortaya çıkardılar. Merkezi Piazza San...

Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında 6.500 yıllık bir Taş Devri mezarlığı olduğuna inanılan gizemli bir tarih öncesi alan keşfedildi

4 Aralık 2023

4 Aralık 2023

Arkeologlar, Kuzey Kutup Dairesi’nin sadece 50 mil (80 kilometre) güneyinde 6.500 yıllık bir Taş Devri mezarlığı olduğuna inanılan gizemli bir...

Diyarbakır’da ilk defa sivri uçlu amfora bulundu

31 Temmuz 2022

31 Temmuz 2022

Diyarbakır Tarihi Surları’nın restorasyon çalışmaları sırasında bölgede ilk defa 1700 yıllık sivri uçlu amfora bulundu. Diyarbakır ilinin Sur ilçesinde yer...

3 bin 300 yıllık Hitit Barajı Dünya Sulama Yapıları Mirası Listesi’ne eklendi

25 Kasım 2024

25 Kasım 2024

Anadolu’nun kadim medeniyetlerinden Hititler tarafından inşa edilen ve dünyanın en eski sulama sistemlerinden biri olarak kabul edilen Gölpınar Hitit Barajı,...

Shigir İdolü, Stonehenge’den Yaşlı Çıktı

24 Mart 2021

24 Mart 2021

1890’da Rusya’da bir turba bataklığında keşfedilen ahşap bir heykelin düşünülenden tam 12.100 yıllık olduğunu öner sürüyorlar. Bu tarihe göre ahşap...

Topraklarını kiralayarak gelir elde eden Amos

30 Eylül 2021

30 Eylül 2021

Antik Çağ boyunca Anadolu’da kurulmuş küçük büyük krallıkların hepsinin gelir kaynağı savaşlardan elde edilen ganimetlerdi. Halktan alınan vergiler, vassallardan gelen...

Saqqara’da Bilinmeyen Bir Mısır Kraliçesinin Mezarı Keşfedildi “Kraliçe Neit”

18 Ocak 2021

18 Ocak 2021

Giza Piramitinin yakınlarında Saqqara nekropolünde çalışan Mısırlı arkeologlar, 4300 yıl önce Mısır’ı yöneten altıncı hanedanlığın ilk firavunu olan Kral Teti’nin...

İznik Gölü’ndeki batık bazilikada Aziz Nikolas (Noel Baba) figürlü kolye ucu ortaya çıkarıldı

6 Ekim 2022

6 Ekim 2022

İznik Gölü’nde 1.5 metre derinlikte kalıntıları bulunan bazilikada başlatılan su altı arkeolojik kazı çalışmalarında Aziz Nikolas (Noel Baba) figürlü kolye...

İran’da 5000 yıllık taş eşya atölyesi bulundu

24 Ocak 2023

24 Ocak 2023

İranlı arkeologlar, İran’ın Kerman Eyaleti’ndeki Jiroft’ta yaptıkları kazılar sırasında MÖ 3. Binyıla kadar uzandığı tahmin edilen bir taş eşya atölyesinin...

Rusya’nın Suzdal bölgesinde nadir bulunan bir hazine ortaya çıkarıldı

15 Ağustos 2021

15 Ağustos 2021

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü Rusya’nın Suzdal bölgesinde nadir görülen bir hazine buldular. Suzdal Opolye’nin daha önce keşfedilmemiş alanlarından birinde...

Danimarka’da 5000 yıl önce insan kurban edildiğine dair kanıtlar bulundu

24 Aralık 2022

24 Aralık 2022

Arkeologlar, Danimarka’da 5000 yıl önce insan kurban edildiğine dair kalıntılara ulaştılar. İnsan kurban edilmiş olabileceğini gösteren iskelet kalıntıları, Danimarka’nın Zelanda...

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

22 Ekim 2020

22 Ekim 2020

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu...

Perulu arkeologlar deri ve saçları bozulmamış bir mumya ortaya çıkardılar

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Perulu arkeologlar bin yıllık deri ve saçları bozulmamış 12-18 yaşında olduğu düşünülen bir çocuğa ait mumya ortaya çıkardılar. Peru’nun başkenti...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]