27 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Konya’da 3.500 Yıllık Luvice Mühür Bulundu: Bir Tunç Çağı Görevlisinin Adını Taşıyor

Türkmen Karahöyük kazılarında ortaya çıkarılan Luvice mühür, Kurunti-ziti adlı bir görevlinin adını ve unvanını taşıyor. Buluntu, yerleşimde yaklaşık 3.500 yıl önce işleyen örgütlü bir idari yapıya ilişkin yeni kanıtlar sunuyor.

Tunç Çağı’nda yaşamış yöneticilerin ve görevlilerin büyük bölümü geride isimlerini bırakmadan tarihten silindi. Belgeleri yok oldu, çalıştıkları yapılar yıkıldı ve denetledikleri günlük işlemler unutuldu.

Konya’nın Çumra ilçesindeki Türkmen Karahöyük’te bulunan küçük bir taş mühür ise bu görevlilerden birinin adını günümüze taşıdı.

Yaklaşık MÖ 1500–1400 yıllarına tarihlendirilen mühür üzerinde Luvice hiyerogliflerle Kurunti-ziti adı ve idari bir unvan yer alıyor.

Kazılarda ayrıca iki bakır mühür ile başka bir kişinin adını taşıyan kil mühür baskısı ortaya çıkarıldı. Buluntular, Türkmen Karahöyük’te Geç Tunç Çağı sırasında birden fazla görevlinin yer aldığı örgütlü bir idari sistem bulunduğunu düşündürüyor.

Konya’da 3.500 Yıllık Luvice Mühür Bulundu: Bir Tunç Çağı Görevlisinin Adını Taşıyor
Görsel: Serhat Çetinkaya/AA

Kurunti-ziti adlı görevli kimdi?

Kurunti-ziti adının, Hitit ve Luvi dünyasında önemli bir yere sahip olan tanrı Kurunta ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Kurunta, avcılık ve vahşi hayvanlarla ilişkilendirilen bir tanrıydı.

Taş mühürde hem kişinin adının hem de unvanının bulunması, eseri özellikle önemli hâle getiriyor. Mührün, yerleşimin veya çevresindeki toprakların yönetiminde görev alan bir yetkiliye ait olduğu değerlendiriliyor.

Kurunti-ziti’nin siyasi hiyerarşinin en üst basamaklarında yer almadığı düşünülse de mühür, onun idari sistem içinde tanımlanmış bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.

Farklı bir ismin yer aldığı kil mühür baskısı ise burada yalnızca tek bir görevlinin bulunmadığına işaret ediyor. Bu durum, yetki ve sorumlulukların farklı kişiler arasında paylaştırıldığı daha karmaşık bir bürokratik yapının varlığını destekliyor.

Görsel: Serhat Çetinkaya/AA

Mühürler Tunç Çağı’nda nasıl kullanılıyordu?

Mühürler, Tunç Çağı Anadolu’sunda yönetimin temel araçları arasında yer alıyordu.

Görevliler mühürlerini ıslak kil üzerine bastırarak belgeleri onaylıyor, kapları kapatıyor ve depolanan ya da taşınan malları güvence altına alıyordu. Kil üzerindeki iz, işlemden veya maldan sorumlu kişinin kimliğini gösteriyordu.

Bir mührün kırılması ya da kil baskının bozulması, bir kabın veya deponun izinsiz açıldığını da ortaya çıkarabiliyordu.

Türkmen Karahöyük’te birden fazla mühür ve mühür baskısının bulunması, yalnızca kişisel eşyalara değil; malları, belgeleri ve sorumlulukları denetleyen kurumsal bir düzene işaret ediyor.

Kazı eş başkanı Doç. Dr. Michele Rüzgar Massa, buluntuların yerleşimde bir bürokrasi ve devlet hiyerarşisinin varlığını gösterdiğini belirtiyor.

Görsel: Serhat Çetinkaya/AA

Türkmen Karahöyük neden önemli?

Türkmen Karahöyük, Konya Ovası üzerinde yaklaşık 35 metre yükseliyor ve ana höyük yaklaşık 30 hektarlık bir alanı kaplıyor. Yerleşimin höyüğün dışına da yayıldığı düşünüldüğünde, burası Orta Anadolu’nun en büyük Roma öncesi yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Arkeolojik veriler, Türkmen Karahöyük’ün tarih öncesi dönemlerden Tunç ve Demir Çağlarına, oradan da Helenistik döneme kadar binlerce yıl boyunca kullanıldığını gösteriyor.

Yerleşim aynı zamanda, yeri henüz kesin olarak belirlenemeyen önemli Hitit merkezi Tarhuntaşşa için öne sürülen adaylardan biri.

Yeni mühürler Türkmen Karahöyük’ün Tarhuntaşşa olduğunu kanıtlamıyor. Ancak yerleşimin önemli bir siyasi merkezden beklenebilecek idari kapasiteye sahip olduğunu gösteren kanıtları güçlendiriyor.

Görsel: Serhat Çetinkaya/AA

Türkmen Karahöyük, 2019 yılında höyük yakınlarında bulunan anıtsal Luvice hiyeroglif yazıtla da uluslararası ölçekte tanınmıştı. Yazıtta Büyük Kral Hartapu’nun adı geçiyor ve yerleşimin Demir Çağı’ndaki siyasi önemine ışık tutuluyordu.

Yeni keşfedilen mühürler ise Türkmen Karahöyük’teki kurumsal yönetimin izlerini birkaç yüzyıl daha geriye, Geç Tunç Çağı’na taşıyor.

Kazılar, Bilkent Üniversitesinden Michele Rüzgar Massa ile Chicago Üniversitesinden James Osborne’un eş başkanlığında sürdürülüyor.

Kurunti-ziti büyük bir anıtta ya da savaş anlatısında değil, günlük idari işlerde kullanıldığı düşünülen küçük bir mühür üzerinde hatırlandı.

Banner
Related Articles

İngiltere’de Orta Çağ Dönemine Ait Çin Parası Bulundu

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

İngiltere’de Orta Çağ dönemine ait Çin parası bulundu. Bu çağa ait paranın İngiltere’ye nasıl geldiği belli değil ancak paranın bulunması...

Peru’da kamış çubuklara takılmış insan omur kemikleri ortaya çıkarıldı

5 Şubat 2022

5 Şubat 2022

Arkeologlar, 500 yıl önce Peru’nun Chincha Vadisi’nde kamış çubuklara takılmış yaklaşık 192 insan omur kemiği buldular. MS 1000 ve 1400...

En Eski Primat Türü Dinozorlardan Sonraki Yaşamı Anlamanın Anahtarı Olabilir 

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

66 milyon yıldan daha eski olan primat fosiller, eski atalarımızın en eski örnekleri ve dinozorlardan sonraki yaşamı anlamanın anahtarı olabilir....

Van’da Demir Çağı’na ait insan kemikleri bulundu

17 Kasım 2021

17 Kasım 2021

Van Gölü kıyısında insan kemikleri, çanak çömlek ve seramik parçaları bulundu. İlk izlenim buluntuların Demir Çağı dönemine ait olduğu yönünde…...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Kadınlar, Antik Yunan Seramiklerinin Ardındaki Gerçek Kahramanlar mıydı?

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Dipylon amforasını klasik arkeolojiyle ilgilenen herkes duymuştur. Antik Atina kentinin kuzeybatısında Kerameikos’taki Dipylon Kapısı civarında Dipylon mezarlığında bulunmuştur. Amforayı yapan...

Avustralya’da Belgelenen Yüzlerce Kaya Sanatı Görseli

5 Ekim 2020

5 Ekim 2020

572 Maliwawa Figürünün ilk kez Kuzey Avustralya’nın Arnhem Land’deki 87 farklı kaya sanatı sitesinde belgelendiğini bildirdi. Griffith Üniversitesi’nden Paul Taçon,...

Haydarpaşa Gar Alanı, Arkeopark ve Gar Kompleksi, tasarım konseptiyle dünyada bir ilk olacak

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Haydarpaşa Gar alanı için beklenen müjdeyi verdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu...

Hitit İmparatorluğu’nun Çivi Yazılı Tabletleri Dijital Dünyada Yeniden Doğuyor: TLHdig 0.2 Yayınlandı

26 Mart 2025

26 Mart 2025

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Boğazköy-Hattuşa’da keşfedilen ve MÖ 1650-1200 yılları arasında hüküm süren Hitit İmparatorluğu’na ait binlerce çivi...

Phalasarna Akropolü’nde Dor lehçesi ile Tanrıça Demeter’in adının yazıldığı vazo ve kil figürünler bulundu

14 Kasım 2022

14 Kasım 2022

Girit adasında yer alan antik Phalasarna Akropolü’nde Dor lehçesi ile Tanrıça Demeter adının yazıldığı vazo ve yüzlerce kil kadın figürün...

Vatikan ilk kez bir nekropolü halkın ziyaretine açıyor

17 Kasım 2023

17 Kasım 2023

Vatikan tarihinde ilk kez şehrin altında yer alan bir nekropolün halkın ziyaretine açılmasına izin veriyor. Vatikan’ın altında yer alan antik...

Mahkeme Assos için kararını verdi

24 Şubat 2022

24 Şubat 2022

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde yer alan MÖ 2 bin yılına tarihlendirilen Assos Antik Limanı, kaya ıslahı çalışmaları için Ayvacık Kaymakamlığı tarafından...

Myrleia Antik Kenti Açık Hava Müzesi Olacak

29 Ocak 2021

29 Ocak 2021

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bulunan Myrleia Antik Kenti‘nin, açık hava müzesi olması için beklenen kamulaştırma Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onay...

İran’dan Kaçırılan Antik Sırlı Tuğlaları İsviçre İade Etti

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

Yaklaşık 40 yıl önce İran’dan kaçırılan 49 sanat eseri İsviçreli yetkililerin yardımlarıyla evlerine iade edildi. Kültürel Miras, Turizm ve El...

Arkeologlar, Kuzey Almanya’da bilinen en eski mezar alanını ortaya çıkardılar

16 Ekim 2022

16 Ekim 2022

Arkeologlar, Kuzey Almanya’da bilinen en eski insan kalıntılarını, Schleswig-Holstein, Lüchow’daki 10 bin 500 yıllık bir kremasyon mezarında keşfettiler. Kalıntılar, 20’den...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]