13 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Malatya Tohma Kanyonu’nda Anadolu’nun En Eski Resimli Mağaralarından Biri Keşfedildi

Malatya’daki Tohma Kanyonu’nda yapılan arazi çalışmaları, Anadolu tarihöncesi için önemli bir keşfi ortaya çıkardı. Bir mağaranın duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol tespit edildi.

İlk incelemelere göre bu alan, Anadolu’nun hem en eski hem de en zengin resimli mağaralarından biri olabilir.

Tohma Kanyonu’nda beklenmedik keşif

Keşif, İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu başkanlığındaki disiplinler arası ekip tarafından yapıldı. Araştırmada İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nden akademisyenler yer aldı.

Ekip, Malatya sınırları içindeki Tohma Kanyonu’nda yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında mağara duvarlarında kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda figürlerle karşılaştı. İnsan tasvirleri, hayvan figürleri ve geometrik işaretler mağaranın farklı yüzeylerine yayılmış durumda.

Bu yoğunluk, alanı sıradan bir kaya sığınağından ayırıyor. Duvarlardaki resimler, tarihöncesi toplulukların yalnızca çevrelerini değil, düşünce dünyalarını da çizgiyle kayda geçirdiğini gösteren güçlü veriler sunuyor.

Yüze yakın figür ve zengin sembolik anlatım

Malatya’daki Tohma Kanyonu’nda yapılan arazi çalışmaları, Anadolu tarihöncesi için önemli bir keşfi ortaya çıkardı. Bir mağaranın duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol tespit edildi.

İlk incelemelere göre bu alan, Anadolu’nun hem en eski hem de en zengin resimli mağaralarından biri olabilir.

Tohma Kanyonu’nda beklenmedik keşif

Keşif, İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu başkanlığındaki disiplinler arası ekip tarafından yapıldı. Araştırmada İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nden akademisyenler yer aldı.

Ekip, Malatya sınırları içindeki Tohma Kanyonu’nda yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında mağara duvarlarında kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda figürlerle karşılaştı. İnsan tasvirleri, hayvan figürleri ve geometrik işaretler mağaranın farklı yüzeylerine yayılmış durumda.

Bu yoğunluk, alanı sıradan bir kaya sığınağından ayırıyor. Duvarlardaki resimler, tarihöncesi toplulukların yalnızca çevrelerini değil, düşünce dünyalarını da çizgiyle kayda geçirdiğini gösteren güçlü veriler sunuyor.

Yüze yakın figür ve zengin sembolik anlatım

Mağaradaki resimler tek tek çizilmiş bağımsız şekillerden ibaret değil. Bazı yüzeylerde insan, hayvan ve geometrik semboller birlikte kullanılmış. Çizgiler yer yer kesişmiş, bazı figürler üst üste işlenmiş, farklı üslup izleri aynı duvarda buluşmuş.

Bu tablo, mağaranın tek bir döneme ait kısa süreli bir kullanım alanı olmadığını düşündürüyor. Aksine, aynı yüzeylerin farklı zamanlarda yeniden işlendiği ve yeni anlamlarla zenginleştiği anlaşılıyor.

Dr. Levent İskenderoğlu’na göre buradaki görsel dil, Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı bir karakter taşıyor. Tohma Kanyonu’ndaki figürler daha şematik, daha simgesel ve anlatım bakımından daha yoğun bir yapı sergiliyor.

Neolitik döneme uzanan ihtiyatlı tarih

Mağaranın kesin tarihi henüz belirlenmedi. Ancak ilk değerlendirmeler, alanın ihtiyatlı biçimde Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ortaya koydu. Bölgedeki daha eski insan izleri ise araştırmanın önemini artıran başka bir unsur.

Kesin sonuç için ayrıntılı yüzey incelemeleri, laboratuvar analizleri ve pigment çalışmaları yapılacak. Resimli yüzeyler tek tek belgelenip figürler sınıflandırılacak. Ardından mağaranın kronolojisi, kullanım evreleri ve teknik özellikleri daha net biçimde anlaşılabilecek.

Bu aşamada en dikkat çekici nokta, figürlerin sayısı kadar çeşitliliği. İnsan ve hayvan tasvirlerinin geometrik sembollerle birlikte verilmesi, mağaranın yalnızca görsel bir alan değil, muhtemelen ritüel ya da sembolik anlam taşıyan bir yer olduğunu düşündürüyor.

Anadolu’daki büyük resimli mağaralar arasına girebilir

İskenderoğlu, mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar belirlenen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini belirtti.

Alan; Antalya’daki Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin’deki Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’nun bilinen önemli tarihöncesi resimli alanlarıyla karşılaştırılabilecek nitelikte. Tohma Kanyonu mağarasını öne çıkaran unsur ise figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatımın birlikte görülmesi.

Bu nedenle keşif, yalnızca Malatya arkeolojisi için değil, Anadolu’nun erken dönem görsel hafızası açısından da önemli bir kayıt niteliği taşıyor.

Tahribat izleri koruma ihtiyacını artırdı

Keşfin sevindirici tarafı kadar kaygı veren bir yönü de var. Mağarada yakın dönemde oluştuğu düşünülen tahribat izleri belirlendi. Bu izler, alanın acil biçimde koruma altına alınması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Dr. İskenderoğlu, definecilere yönelik uyarısında şu sözleri kullandı:

“Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin.”

Araştırma ekibi, ilk değerlendirme raporlarını hazırlayarak ilgili koruma kuruluna sunacak. Bundan sonraki süreçte mağaranın belgelenmesi, korunması ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi büyük önem taşıyor.

Tohma Kanyonu’ndaki bu keşif, Anadolu’nun tarihöncesi dünyasına yeni bir sayfa ekledi. Duvarlardaki çizgiler, binlerce yıl önce bu coğrafyada yaşayan insanların yalnızca izlerini değil, anlam kurma biçimlerini de bugüne taşıyor.
Görsel: İHA

Mağaradaki resimler tek tek çizilmiş bağımsız şekillerden ibaret değil. Bazı yüzeylerde insan, hayvan ve geometrik semboller birlikte kullanılmış. Çizgiler yer yer kesişmiş, bazı figürler üst üste işlenmiş, farklı üslup izleri aynı duvarda buluşmuş.

Bu tablo, mağaranın tek bir döneme ait kısa süreli bir kullanım alanı olmadığını düşündürüyor. Aksine, aynı yüzeylerin farklı zamanlarda yeniden işlendiği ve yeni anlamlarla zenginleştiği anlaşılıyor.

Dr. Levent İskenderoğlu’na göre buradaki görsel dil, Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı bir karakter taşıyor. Tohma Kanyonu’ndaki figürler daha şematik, daha simgesel ve anlatım bakımından daha yoğun bir yapı sergiliyor.

Neolitik döneme uzanan ihtiyatlı tarih

Mağaranın kesin tarihi henüz belirlenmedi. Ancak ilk değerlendirmeler, alanın ihtiyatlı biçimde Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ortaya koydu. Bölgedeki daha eski insan izleri ise araştırmanın önemini artıran başka bir unsur.

Görsel: İHA

Kesin sonuç için ayrıntılı yüzey incelemeleri, laboratuvar analizleri ve pigment çalışmaları yapılacak. Resimli yüzeyler tek tek belgelenip figürler sınıflandırılacak. Ardından mağaranın kronolojisi, kullanım evreleri ve teknik özellikleri daha net biçimde anlaşılabilecek.

Bu aşamada en dikkat çekici nokta, figürlerin sayısı kadar çeşitliliği. İnsan ve hayvan tasvirlerinin geometrik sembollerle birlikte verilmesi, mağaranın yalnızca görsel bir alan değil, muhtemelen ritüel ya da sembolik anlam taşıyan bir yer olduğunu düşündürüyor.

Anadolu’daki büyük resimli mağaralar arasına girebilir

İskenderoğlu, mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar belirlenen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini belirtti.

Görsel: İHA

Alan; Antalya’daki Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin’deki Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’nun bilinen önemli tarihöncesi resimli alanlarıyla karşılaştırılabilecek nitelikte. Tohma Kanyonu mağarasını öne çıkaran unsur ise figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatımın birlikte görülmesi.

Bu nedenle keşif, yalnızca Malatya arkeolojisi için değil, Anadolu’nun erken dönem görsel hafızası açısından da önemli bir kayıt niteliği taşıyor.

Tahribat izleri koruma ihtiyacını artırdı

Keşfin sevindirici tarafı kadar kaygı veren bir yönü de var. Mağarada yakın dönemde oluştuğu düşünülen tahribat izleri belirlendi. Bu izler, alanın acil biçimde koruma altına alınması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Dr. İskenderoğlu, definecilere yönelik uyarısında şu sözleri kullandı:

“Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin.”

Araştırma ekibi, ilk değerlendirme raporlarını hazırlayarak ilgili koruma kuruluna sunacak. Bundan sonraki süreçte mağaranın belgelenmesi, korunması ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi büyük önem taşıyor.

Banner
Benzer Yazılar

Polonya’daki kazılar sırasında nadir görülen enkolpion keşfedildi

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Arkeologlar, Polonya’nın Silezya Voyvodalığı’nın Lubliniec bölgesinde bulunan Woźniki’de, Doğu Ortodoks ve Doğu Katolik piskoposlar tarafından boyuna takılan, ortasında bir simge...

Yeni kanıtlar, Vikinglerin Kolomb’dan önce Kuzey Amerika’ya geldiğini gösteriyor

23 Mayıs 2023

23 Mayıs 2023

Kuzey Amerika’nın keşfi Kristof Kolomb ile eş anlamlı olsa da, yeni kanıtlar Viking denizcilerinin Kolomb’dan yaklaşık 700 yıl önce Kuzey...

Adanalılar’ın (Danunalılar) Kralı Azatiwata’nın Karatepe Yazıtı

21 Şubat 2021

21 Şubat 2021

Anadolu’nun ilk merkezi yönetimini kuran Hatti Ülkesi İnsanları Hititler, yaklaşık 400 yıl hüküm sürdükten sonra Deniz Kavimleri saldırıları ve başlayan...

9.000 Yıl Önce Kadınların Toplumdaki Yeri Nasıldı? Çatalhöyük’te Yeni Bulgular Bu Soruyu Cevaplıyor

27 Haziran 2025

27 Haziran 2025

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük, 9.000 yıl öncesine ışık tutmaya devam ediyor. Neolitik döneme ait bu yerleşim...

Batı Baltık Denizi bölgesi için olağanüstü keşif: Alman Nehri’nin dibinde 400 yıllık bir batık bulundu

3 Ağustos 2022

3 Ağustos 2022

Almanya’nın kuzey kesiminde, Lübeck yakınlarındaki Trave’de rutin bir ölçüm sırasında, Kiel-Holtenau Su Yolları ve Denizcilik Kurumu (Wasserstraßen- und Schifffahrtsamt/WSA), on...

Araştırmacılar, Neandertallerin İnsanlarla Aynı İşitme Kapasitesine Sahip ve Konuşabildiklerini Söylüyor

2 Mart 2021

2 Mart 2021

Bilim insanları, insan evrimi konusunda uzun süredir devam eden bir soruyu çözmüş olabileceklerine inanıyorlar. Neandertal kulaklarının sanal olarak yeniden yapılandırılması...

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürü eserleri bulundu

17 Ekim 2022

17 Ekim 2022

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürüne ait eserler ortaya çıkarıldı. Oluz höyük kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Bu...

“Hititler” Sergisi Güney Kore’de

8 Mart 2025

8 Mart 2025

Türkiye’den götürülen 212 eserin yer aldığı “Hititler” sergisi, Güney Kore’nin başkenti Seul’deki Baekje Müzesi’nde açıldı. Sergide, Hitit medeniyetine ait önemli...

Eski Mısır Papirüsü Mumyalama Süreciyle İlgili Yeni Bilgiler Veriyor

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Mısırbilimci Sofie Schiødt, 3.500 yıllık bir tıbbi papirüste eski Mısırlıları öbür dünyaya hazırlamak için kullanılan mumyalama sürecini yeniden yapılandırmaya yardımcı...

Tepecik Höyük kazılarında seramik fırını ortaya çıkarıldı

23 Ağustos 2021

23 Ağustos 2021

Kalkolitik Çağ’dan Roma dönemine uzanan kültür katmanlarına ev sahipliği yapan Tepecik Höyük kazılarında 3.500 yıllık seramik fırın ortaya çıkarıldı. Aydın...

Dünyanın En Eski Pitonu 47 Milyon Yaşında!

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Bilim insanları 47 milyon yıllık fosil kalıntılarından dünyanın en eski pitonunu tespit ettiler. Bilim insanı Krister Smith, São Paulo Üniversitesi’nden...

Urartu Arkeolojisine Adanmış Bir Ömür Altan Çilingiroğlu

19 Haziran 2021

19 Haziran 2021

Arkeoloji camiası çok değerli bir bilim insanını Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu’nu kaybetti. Urartu, Doğu Anadolu, İran ve Kafkas tarihi ve...

Arkeologlar, 4.300 yıllık bir Çin Piramidi’nde taşa oyulmuş bir kralın portresini ortaya çıkardılar.

11 Ağustos 2022

11 Ağustos 2022

Arkeologlar, Çin’in kuzeybatısındaki Shaanxi eyaletindeki Shenmu bölgesinde 4.300 yıllık Shimao Piramidi’nin eteklerinde taşa oyulmuş bir kralın portresini ortaya çıkardılar. Shimao...

3 Bin 300 Yıllık Hitit Yazıtı Kapı Yapımında Kullanılmış

10 Mayıs 2021

10 Mayıs 2021

Kültürel varlıklarımız, birer birer bilgisizliğin ve cahilliğin kurbanı oluyor. Tarihin karanlıklarını aydınlatacak eserler, amacı dışında kullanılmaya devam ediyor. 3 Bin...

İspanya’da bulunan 2000 yıldan daha eski bir Keltiberya şehri

16 Temmuz 2023

16 Temmuz 2023

Madrid Politeknik Üniversitesi, İspanya’nın kuzeyindeki Soria eyaletinde bir Roma kampının ve Keltiberya kenti Titiakos’un keşfedildiğini duyurdu. Buna ek olarak, üniversiteden...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]