15 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Malatya Tohma Kanyonu’nda Anadolu’nun En Eski Resimli Mağaralarından Biri Keşfedildi

Malatya’daki Tohma Kanyonu’nda yapılan arazi çalışmaları, Anadolu tarihöncesi için önemli bir keşfi ortaya çıkardı. Bir mağaranın duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol tespit edildi.

İlk incelemelere göre bu alan, Anadolu’nun hem en eski hem de en zengin resimli mağaralarından biri olabilir.

Tohma Kanyonu’nda beklenmedik keşif

Keşif, İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu başkanlığındaki disiplinler arası ekip tarafından yapıldı. Araştırmada İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nden akademisyenler yer aldı.

Ekip, Malatya sınırları içindeki Tohma Kanyonu’nda yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında mağara duvarlarında kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda figürlerle karşılaştı. İnsan tasvirleri, hayvan figürleri ve geometrik işaretler mağaranın farklı yüzeylerine yayılmış durumda.

Bu yoğunluk, alanı sıradan bir kaya sığınağından ayırıyor. Duvarlardaki resimler, tarihöncesi toplulukların yalnızca çevrelerini değil, düşünce dünyalarını da çizgiyle kayda geçirdiğini gösteren güçlü veriler sunuyor.

Yüze yakın figür ve zengin sembolik anlatım

Malatya’daki Tohma Kanyonu’nda yapılan arazi çalışmaları, Anadolu tarihöncesi için önemli bir keşfi ortaya çıkardı. Bir mağaranın duvarlarında yüze yakın insan ve hayvan figürü ile çok sayıda geometrik sembol tespit edildi.

İlk incelemelere göre bu alan, Anadolu’nun hem en eski hem de en zengin resimli mağaralarından biri olabilir.

Tohma Kanyonu’nda beklenmedik keşif

Keşif, İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent İskenderoğlu başkanlığındaki disiplinler arası ekip tarafından yapıldı. Araştırmada İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nden akademisyenler yer aldı.

Ekip, Malatya sınırları içindeki Tohma Kanyonu’nda yürüttüğü arazi çalışmaları sırasında mağara duvarlarında kırmızı ve kızıl kahverengi tonlarda figürlerle karşılaştı. İnsan tasvirleri, hayvan figürleri ve geometrik işaretler mağaranın farklı yüzeylerine yayılmış durumda.

Bu yoğunluk, alanı sıradan bir kaya sığınağından ayırıyor. Duvarlardaki resimler, tarihöncesi toplulukların yalnızca çevrelerini değil, düşünce dünyalarını da çizgiyle kayda geçirdiğini gösteren güçlü veriler sunuyor.

Yüze yakın figür ve zengin sembolik anlatım

Mağaradaki resimler tek tek çizilmiş bağımsız şekillerden ibaret değil. Bazı yüzeylerde insan, hayvan ve geometrik semboller birlikte kullanılmış. Çizgiler yer yer kesişmiş, bazı figürler üst üste işlenmiş, farklı üslup izleri aynı duvarda buluşmuş.

Bu tablo, mağaranın tek bir döneme ait kısa süreli bir kullanım alanı olmadığını düşündürüyor. Aksine, aynı yüzeylerin farklı zamanlarda yeniden işlendiği ve yeni anlamlarla zenginleştiği anlaşılıyor.

Dr. Levent İskenderoğlu’na göre buradaki görsel dil, Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı bir karakter taşıyor. Tohma Kanyonu’ndaki figürler daha şematik, daha simgesel ve anlatım bakımından daha yoğun bir yapı sergiliyor.

Neolitik döneme uzanan ihtiyatlı tarih

Mağaranın kesin tarihi henüz belirlenmedi. Ancak ilk değerlendirmeler, alanın ihtiyatlı biçimde Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ortaya koydu. Bölgedeki daha eski insan izleri ise araştırmanın önemini artıran başka bir unsur.

Kesin sonuç için ayrıntılı yüzey incelemeleri, laboratuvar analizleri ve pigment çalışmaları yapılacak. Resimli yüzeyler tek tek belgelenip figürler sınıflandırılacak. Ardından mağaranın kronolojisi, kullanım evreleri ve teknik özellikleri daha net biçimde anlaşılabilecek.

Bu aşamada en dikkat çekici nokta, figürlerin sayısı kadar çeşitliliği. İnsan ve hayvan tasvirlerinin geometrik sembollerle birlikte verilmesi, mağaranın yalnızca görsel bir alan değil, muhtemelen ritüel ya da sembolik anlam taşıyan bir yer olduğunu düşündürüyor.

Anadolu’daki büyük resimli mağaralar arasına girebilir

İskenderoğlu, mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar belirlenen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini belirtti.

Alan; Antalya’daki Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin’deki Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’nun bilinen önemli tarihöncesi resimli alanlarıyla karşılaştırılabilecek nitelikte. Tohma Kanyonu mağarasını öne çıkaran unsur ise figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatımın birlikte görülmesi.

Bu nedenle keşif, yalnızca Malatya arkeolojisi için değil, Anadolu’nun erken dönem görsel hafızası açısından da önemli bir kayıt niteliği taşıyor.

Tahribat izleri koruma ihtiyacını artırdı

Keşfin sevindirici tarafı kadar kaygı veren bir yönü de var. Mağarada yakın dönemde oluştuğu düşünülen tahribat izleri belirlendi. Bu izler, alanın acil biçimde koruma altına alınması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Dr. İskenderoğlu, definecilere yönelik uyarısında şu sözleri kullandı:

“Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin.”

Araştırma ekibi, ilk değerlendirme raporlarını hazırlayarak ilgili koruma kuruluna sunacak. Bundan sonraki süreçte mağaranın belgelenmesi, korunması ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi büyük önem taşıyor.

Tohma Kanyonu’ndaki bu keşif, Anadolu’nun tarihöncesi dünyasına yeni bir sayfa ekledi. Duvarlardaki çizgiler, binlerce yıl önce bu coğrafyada yaşayan insanların yalnızca izlerini değil, anlam kurma biçimlerini de bugüne taşıyor.
Görsel: İHA

Mağaradaki resimler tek tek çizilmiş bağımsız şekillerden ibaret değil. Bazı yüzeylerde insan, hayvan ve geometrik semboller birlikte kullanılmış. Çizgiler yer yer kesişmiş, bazı figürler üst üste işlenmiş, farklı üslup izleri aynı duvarda buluşmuş.

Bu tablo, mağaranın tek bir döneme ait kısa süreli bir kullanım alanı olmadığını düşündürüyor. Aksine, aynı yüzeylerin farklı zamanlarda yeniden işlendiği ve yeni anlamlarla zenginleştiği anlaşılıyor.

Dr. Levent İskenderoğlu’na göre buradaki görsel dil, Avrupa’daki natüralist mağara resimlerinden farklı bir karakter taşıyor. Tohma Kanyonu’ndaki figürler daha şematik, daha simgesel ve anlatım bakımından daha yoğun bir yapı sergiliyor.

Neolitik döneme uzanan ihtiyatlı tarih

Mağaranın kesin tarihi henüz belirlenmedi. Ancak ilk değerlendirmeler, alanın ihtiyatlı biçimde Neolitik Dönem’e tarihlendirilebileceğini ortaya koydu. Bölgedeki daha eski insan izleri ise araştırmanın önemini artıran başka bir unsur.

Görsel: İHA

Kesin sonuç için ayrıntılı yüzey incelemeleri, laboratuvar analizleri ve pigment çalışmaları yapılacak. Resimli yüzeyler tek tek belgelenip figürler sınıflandırılacak. Ardından mağaranın kronolojisi, kullanım evreleri ve teknik özellikleri daha net biçimde anlaşılabilecek.

Bu aşamada en dikkat çekici nokta, figürlerin sayısı kadar çeşitliliği. İnsan ve hayvan tasvirlerinin geometrik sembollerle birlikte verilmesi, mağaranın yalnızca görsel bir alan değil, muhtemelen ritüel ya da sembolik anlam taşıyan bir yer olduğunu düşündürüyor.

Anadolu’daki büyük resimli mağaralar arasına girebilir

İskenderoğlu, mağaranın içerik bakımından Türkiye’de bugüne kadar belirlenen en önemli resimli mağaralardan biri olabileceğini belirtti.

Görsel: İHA

Alan; Antalya’daki Beldibi, Aydın-Muğla sınırındaki Latmos ve Mersin’deki Doğu Sandal Mağarası gibi Anadolu’nun bilinen önemli tarihöncesi resimli alanlarıyla karşılaştırılabilecek nitelikte. Tohma Kanyonu mağarasını öne çıkaran unsur ise figür yoğunluğu, konu çeşitliliği ve sembolik anlatımın birlikte görülmesi.

Bu nedenle keşif, yalnızca Malatya arkeolojisi için değil, Anadolu’nun erken dönem görsel hafızası açısından da önemli bir kayıt niteliği taşıyor.

Tahribat izleri koruma ihtiyacını artırdı

Keşfin sevindirici tarafı kadar kaygı veren bir yönü de var. Mağarada yakın dönemde oluştuğu düşünülen tahribat izleri belirlendi. Bu izler, alanın acil biçimde koruma altına alınması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Dr. İskenderoğlu, definecilere yönelik uyarısında şu sözleri kullandı:

“Buralarda altın veya değerli eşya bulamazsınız. Burada insanlık tarihinin izleri var. Ne yazık ki mağarada yakın dönemde gerçekleştirildiği anlaşılan tahribatlarla karşılaştık. Bu tür müdahaleler, geri dönüşü mümkün olmayan kayıplara yol açıyor. Lütfen bu kültürel mirasa zarar vermeyin.”

Araştırma ekibi, ilk değerlendirme raporlarını hazırlayarak ilgili koruma kuruluna sunacak. Bundan sonraki süreçte mağaranın belgelenmesi, korunması ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi büyük önem taşıyor.

Banner
Related Articles

Çatalhöyük’te 8 bin 200 yıllık tapınak yapısı ortaya çıkarıldı

6 Eylül 2022

6 Eylül 2022

Anadolu’da Neolitik Dönem’in bilinen ilk yerleşim alanı Çatalhöyük’te gerçekleştirilen kazı çalışmalarında 30 metrekare büyüklüğünde sunak alanı, duvar resimleri ve kabartmaların...

Hz. İsa’nın monogramıyla süslenmiş bir mezar odasının üzerindeki iki dilli yazıt tabula ansata restore edildi

2 Aralık 2024

2 Aralık 2024

Şanlıurfa’daki Kızılkoyun Nekropolü’nde bulunan, üzerinde Hz. İsa’nın monogramının bulunduğu mezar odasının üzerindeki iki dilli yazıt tabula ansata restore edilerek orijinal...

Suriye’de 4000 Yıllık Savaş Anıtı “Beyaz Anıt” Ortaya Çıkarıldı

28 Mayıs 2021

28 Mayıs 2021

Arkeologlar, Suriye‘de Mısır Sakkara’da bulunan Eski Mısır Basamaklı Piramidine benzeyen 4.000 yıllık bir savaş anıtı ortaya çıkardılar. Yapımında kullanılan malzemelerin...

Tatarlı Höyük’te 4 bin yıllık çöp çukuru bulundu

26 Ekim 2021

26 Ekim 2021

Neolitik dönemden Roma dönemine kadar birçok yerleşim izi görülen Tatarlı Höyük’te 4 bin yıllık çöp çukuru ortaya ortaya çıkarıldı. Tatarlı...

3000 yıllık “Romeo ve Juliet” Bilinmezliklerinin Çözülmesini Bekliyor

16 Aralık 2020

16 Aralık 2020

İngiliz oyun yazarı William Shakespeare‘in dünya klasikleri arasında yer alan eşsiz eseri Romeo ve Juliet oyununu bilmeyen yoktur. 1591-1596 arasında...

Deniz arkeoloğu Wisconsin Gölü’nde 3.000 yıllık kano keşfetti

23 Eylül 2022

23 Eylül 2022

Amerika Birleşik Devletleri’nin Wisconsin eyaletinin adını aldığı Wisconsin gölünde bir deniz arkeoloğu 3.000 yıllık kano keşfetti. Kızılderili kabilelerinin 14 bin...

Yeni Çalışma, Neandertallerin Dışarıdan Gelen Kadınları Ritüel Amaçlı Olarak Hedef Aldığını Ortaya Koydu

23 Kasım 2025

23 Kasım 2025

Belçika’daki Goyet Mağarası, Neandertaller Arası Şiddet ve Seçici Yamyamlıkla İlgili Yeni Kanıtlar Sunuyor Belçika’daki Troisième caverne de Goyet’de bulunan 41.000–45.000...

Küllüoba Höyük’te yapılan kazılarda 4500 yıllık kapların içinde ağrı kesici kalıntıları bulundu

20 Eylül 2022

20 Eylül 2022

Anadolu’da 5000 yıl öncesine ait ilk kentleşme yapısının ortaya çıkarıldığı Eskişehir’deki Erken Tunç Çağı Küllüoba Höyük kazılarında, ağrı kesici ilaç...

İzmir’de 14000 yıllık yerleşim alanı keşfedildi

26 Kasım 2021

26 Kasım 2021

İzmir’de Dikili ve Bergama arasında bulunan bir mağarada 14000 yıllık yerleşim alanı keşfedildi. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün (DAI) yaptığı bilgilendirme de,...

Leicester Katedrali kazılarında 1800 yıllık Roma tapınağı kalıntılarına ulaşıldı

7 Mart 2023

7 Mart 2023

Leicester Üniversitesi arkeologlarının gerçekleştirdiği kazılarda, Leicester Katedrali’nin bulunduğu alanın yaklaşık 1.800 yıl önce ibadet ve dini gözlem için kullanıldığına dair...

Amerika’da 1200 yıl suya direnen ahşap kano ele geçti

6 Kasım 2021

6 Kasım 2021

Ahşap maddesinin su içerisinde ne kadar bir süre sağlam kalabileceği üzerinde tahmin yürütsek herhalde en fazla 3 yıl 5 yıl...

Antik parşömenler, MS birinci yüzyılda Petra’da yaşayan Nebati bir kadının hayatı hakkında şaşırtıcı bilgiler ortaya koyuyor

19 Aralık 2023

19 Aralık 2023

Petra, iki bin yıl önce güçlü bir ticaret imparatorluğunun başkentiydi. Ticarette uzmanlaşmış ve uzun yıllar bölgenin siyasi, kültürel ve ekonomik...

5 Bin Yıl Önceki Bir Depremin İzleri Çayönü Höyüğü’nde Ortaya Çıkarıldı

4 Kasım 2025

4 Kasım 2025

Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Höyüğü kazılarında, yaklaşık 5.000 yıl önce meydana gelen bir depremin etkisiyle yıkılmış bir yapı gün yüzüne...

Augsburg’da nadir Roma gümüş hazinesi bulundu

12 Kasım 2021

12 Kasım 2021

Almanya’nın Augsburg kentindeki arkeologlar, Roma İmparatorluğu döneminden kalma 15 kg gümüş sikke içeren tarihi bir hazineyi ortaya çıkardılar. Augsburg’daki tarihi...

Colossae Antik Kenti Kazı Çalışmaları Başlıyor

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Denizli ilinin Honaz ilçesinde yer alan Colossae Antik Kenti, yüzey araştırmaları sonrası kazı çalışmaları başlıyor. Dünyanın yedi büyük kilisesinden birisi...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]