Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde, Urartu krallarına ait 2.800 yıllık Urartu kaya yazıtının yeri yeniden belirlendi. İlandağ bölgesindeki kaya yüzeyine işlenen çivi yazılı metin, Güney Kafkasya’da Urartu varlığına ışık tutan nadir yazılı belgelerden biridir.
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’ne göre yazıt, Urartu hükümdarları İşpuini ve Menua’nın adlarını içeriyor. Metinde fethedilen topraklardan, ritüel uygulamalardan ve Urartu devlet kültünün merkezindeki tanrı Haldi’den söz ediliyor. Enstitü, bu yazıtı Azerbaycan’da Urartu kültürüyle bağlantılı bilinen ilk yazılı örnek olarak tanımladı.
Yazıtın yeri, AMEA Nahçıvan Bölümü Tarih, Etnografya ve Arkeoloji Enstitüsü Bilimsel İşler Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Veli Bahşeliyev, Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’nün Nahçıvan’da faaliyet gösteren Haraba-Gilan arkeolojik ekspedisyonunun başkanı Doç. Dr. Behlül İbrahimli ve araştırmacı Hüseyin Ceferov tarafından tespit edildi.
Söz konusu yazıt bilim dünyası için tamamen yeni değil. Metin, 1980’lerin sonunda İlandağ bölgesinde fark edilmiş ve akademik literatüre girmişti. Ancak anıtın tam konumu açık biçimde belirtilmediği için yıllar boyunca yeniden bulunamamıştı. Son tespit, yazıtın artık özgün kaya yüzeyiyle birlikte incelenebilmesini sağlıyor.

Bilinen bir yazıt yeniden yerine kavuştu
Bir yazıtın okunması kadar, nerede bulunduğunun bilinmesi de arkeoloji açısından önem taşır. Metnin kopyası adları, unvanları ve olayları koruyabilir. Fakat yazıtın özgün konumu belirlendiğinde, araştırmacılar onu çevredeki arazi, geçiş yolları, olası sınır hatları ve yakın arkeolojik izlerle birlikte değerlendirebilir.
İlandağ yazıtını önemli kılan noktalardan biri de bu. Yazıt yalnızca bir metin değil, Urartu’nun bölgedeki siyasi ve dini varlığını kayaya işlenmiş şekilde gösteren bir anıt niteliği taşıyor.
Urartu Krallığı, MÖ 1. binyılın başlarında Van Gölü çevresinde güçlenen ve etkisini Doğu Anadolu’dan Güney Kafkasya’ya, kuzeybatı İran’a kadar genişleten önemli bir Demir Çağı devletiydi. Urartu kralları, askeri seferlerini ve inşa faaliyetlerini çoğu zaman çivi yazılı metinlerle kayalara, steller üzerine ve kalelere kaydettirdi.
İlandağ’daki yazıt da bu geleneğin parçası. Kısa olmasına rağmen, devlet diliyle yazılmış bir zafer ve ritüel metni niteliğinde.
Taşa kazınmış iki Urartu kralı
Yazıtta Sarduri I’in oğlu İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Menua övülüyor. Bu iki kral, Urartu tarihinin en belirleyici dönemlerinden birinde öne çıktı. Krallık bu süreçte hem kurumlarını güçlendirdi hem de dini ve siyasi kimliğini daha belirgin hale getirdi.
İşpuini, Haldi kültünün Urartu devlet ideolojisinin merkezine yerleşmesiyle yakından ilişkilendirilir. Onun döneminde krallığın dini dili daha sistemli bir görünüm kazandı. Menua ise askeri seferleri, kaleleri, inşa faaliyetleri, sulama yapıları ve yazıtlarıyla Urartu’nun en etkin hükümdarlarından biri olarak bilinir.
Bu iki kralın adının Nahçıvan’daki bir kaya yazıtında birlikte geçmesi, bölgenin Urartu dünyasında yalnızca uzak bir sınır alanı olmadığını gösteriyor. İlandağ çevresi, fetihlerin, ritüellerin ve kraliyet mesajlarının taşa kazınmaya değer görüldüğü bir alan olarak öne çıkıyor.

Haldi adına fetih ve ritüel
Mevcut çeviri yorumuna göre yazıtta, Haldi’nin koruması altında İşpuini ve Menua’nın Arşini şehrini ve ona bağlı toprakları fethettiği belirtiliyor. Metinde ayrıca Aniani topraklarının ele geçirilip tahrip edildiğinden söz ediliyor. Ardından Haldi için bir stel dikildiği ve Puluadi ülkesinde Haldi ile onun eşi adına kurban ritüeli uygulandığı anlatılıyor.
Bu anlatım biçimi Urartu kraliyet yazıtları için oldukça karakteristiktir. Askeri başarı yalnızca kralın gücüyle açıklanmaz. Zafer, tanrısal onay ve koruma altında gerçekleşen bir eylem gibi sunulur.
Haldi, Urartu dünyasında zaferin, krallığın ve devlet meşruiyetinin merkezindeki tanrıydı. Bu nedenle birçok Urartu yazıtında kralın eylemleri Haldi’nin adıyla başlar. Böylece fetih, yalnızca siyasi bir olay değil, dini anlam taşıyan kalıcı bir kayıt haline gelir.
İlandağ yazıtı da bu anlayışı yansıtır. Metin, Urartu hükümdarlarının tartışmalı ya da sınır niteliğindeki bölgelerde egemenliklerini nasıl göstermek istediklerine dair önemli bir ipucu sunar.
Azerbaycan’ın eski tarihi için nadir bir yazılı belge
İlandağ yazıtının tam yerinin belirlenmesi, Nahçıvan’ın ve Aras havzasının Demir Çağı tarihini daha ayrıntılı incelemek için yeni bir zemin oluşturuyor. Yazıt, Urartu’nun yazılı kültürünün ve dini-siyasi etkisinin Güney Kafkasya’daki uzanımını anlamak açısından dikkat çekici bir kaynak niteliği taşıyor.
Artık anıtın özgün konumu bilindiği için, modern yöntemlerle daha ayrıntılı inceleme yapılabilir. Yüksek çözünürlüklü fotoğraflama, 3D belgeleme, epigrafik analiz ve yeni arazi araştırmaları, işaretlerin durumunu değerlendirmeye ve önceki okumalara daha sağlam bir temel kazandırmaya yardımcı olabilir.
Yıllar boyunca yazıt, akademik literatürde bilinen fakat coğrafi konumu belirsiz kalan bir kayıt olarak varlığını sürdürdü. Şimdi ise yeniden ait olduğu kaya yüzeyiyle birlikte değerlendirilebilecek.
Bu nedenle İlandağ yazıtının yerinin yeniden belirlenmesi, yalnızca eski bir metnin tekrar bulunması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Urartu’nun Nahçıvan’daki varlığını, dini ritüellerini ve kraliyet mesajlarını anlamak için daha sağlam bir arkeolojik başlangıç noktası oldu.
