3 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Nahçıvan’da 2.800 Yıllık Urartu Kaya Yazıtının Yeri Yeniden Belirlendi

Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde, Urartu krallarına ait 2.800 yıllık Urartu kaya yazıtının yeri yeniden belirlendi. İlandağ bölgesindeki kaya yüzeyine işlenen çivi yazılı metin, Güney Kafkasya’da Urartu varlığına ışık tutan nadir yazılı belgelerden biridir.

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’ne göre yazıt, Urartu hükümdarları İşpuini ve Menua’nın adlarını içeriyor. Metinde fethedilen topraklardan, ritüel uygulamalardan ve Urartu devlet kültünün merkezindeki tanrı Haldi’den söz ediliyor. Enstitü, bu yazıtı Azerbaycan’da Urartu kültürüyle bağlantılı bilinen ilk yazılı örnek olarak tanımladı.

Yazıtın yeri, AMEA Nahçıvan Bölümü Tarih, Etnografya ve Arkeoloji Enstitüsü Bilimsel İşler Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Veli Bahşeliyev, Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’nün Nahçıvan’da faaliyet gösteren Haraba-Gilan arkeolojik ekspedisyonunun başkanı Doç. Dr. Behlül İbrahimli ve araştırmacı Hüseyin Ceferov tarafından tespit edildi.

Söz konusu yazıt bilim dünyası için tamamen yeni değil. Metin, 1980’lerin sonunda İlandağ bölgesinde fark edilmiş ve akademik literatüre girmişti. Ancak anıtın tam konumu açık biçimde belirtilmediği için yıllar boyunca yeniden bulunamamıştı. Son tespit, yazıtın artık özgün kaya yüzeyiyle birlikte incelenebilmesini sağlıyor.

Görsel: Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü

Bilinen bir yazıt yeniden yerine kavuştu

Bir yazıtın okunması kadar, nerede bulunduğunun bilinmesi de arkeoloji açısından önem taşır. Metnin kopyası adları, unvanları ve olayları koruyabilir. Fakat yazıtın özgün konumu belirlendiğinde, araştırmacılar onu çevredeki arazi, geçiş yolları, olası sınır hatları ve yakın arkeolojik izlerle birlikte değerlendirebilir.

İlandağ yazıtını önemli kılan noktalardan biri de bu. Yazıt yalnızca bir metin değil, Urartu’nun bölgedeki siyasi ve dini varlığını kayaya işlenmiş şekilde gösteren bir anıt niteliği taşıyor.

Urartu Krallığı, MÖ 1. binyılın başlarında Van Gölü çevresinde güçlenen ve etkisini Doğu Anadolu’dan Güney Kafkasya’ya, kuzeybatı İran’a kadar genişleten önemli bir Demir Çağı devletiydi. Urartu kralları, askeri seferlerini ve inşa faaliyetlerini çoğu zaman çivi yazılı metinlerle kayalara, steller üzerine ve kalelere kaydettirdi.

İlandağ’daki yazıt da bu geleneğin parçası. Kısa olmasına rağmen, devlet diliyle yazılmış bir zafer ve ritüel metni niteliğinde.

Taşa kazınmış iki Urartu kralı

Yazıtta Sarduri I’in oğlu İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Menua övülüyor. Bu iki kral, Urartu tarihinin en belirleyici dönemlerinden birinde öne çıktı. Krallık bu süreçte hem kurumlarını güçlendirdi hem de dini ve siyasi kimliğini daha belirgin hale getirdi.

İşpuini, Haldi kültünün Urartu devlet ideolojisinin merkezine yerleşmesiyle yakından ilişkilendirilir. Onun döneminde krallığın dini dili daha sistemli bir görünüm kazandı. Menua ise askeri seferleri, kaleleri, inşa faaliyetleri, sulama yapıları ve yazıtlarıyla Urartu’nun en etkin hükümdarlarından biri olarak bilinir.

Bu iki kralın adının Nahçıvan’daki bir kaya yazıtında birlikte geçmesi, bölgenin Urartu dünyasında yalnızca uzak bir sınır alanı olmadığını gösteriyor. İlandağ çevresi, fetihlerin, ritüellerin ve kraliyet mesajlarının taşa kazınmaya değer görüldüğü bir alan olarak öne çıkıyor.

Görsel: Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü

Haldi adına fetih ve ritüel

Mevcut çeviri yorumuna göre yazıtta, Haldi’nin koruması altında İşpuini ve Menua’nın Arşini şehrini ve ona bağlı toprakları fethettiği belirtiliyor. Metinde ayrıca Aniani topraklarının ele geçirilip tahrip edildiğinden söz ediliyor. Ardından Haldi için bir stel dikildiği ve Puluadi ülkesinde Haldi ile onun eşi adına kurban ritüeli uygulandığı anlatılıyor.

Bu anlatım biçimi Urartu kraliyet yazıtları için oldukça karakteristiktir. Askeri başarı yalnızca kralın gücüyle açıklanmaz. Zafer, tanrısal onay ve koruma altında gerçekleşen bir eylem gibi sunulur.

Haldi, Urartu dünyasında zaferin, krallığın ve devlet meşruiyetinin merkezindeki tanrıydı. Bu nedenle birçok Urartu yazıtında kralın eylemleri Haldi’nin adıyla başlar. Böylece fetih, yalnızca siyasi bir olay değil, dini anlam taşıyan kalıcı bir kayıt haline gelir.

İlandağ yazıtı da bu anlayışı yansıtır. Metin, Urartu hükümdarlarının tartışmalı ya da sınır niteliğindeki bölgelerde egemenliklerini nasıl göstermek istediklerine dair önemli bir ipucu sunar.

Azerbaycan’ın eski tarihi için nadir bir yazılı belge

İlandağ yazıtının tam yerinin belirlenmesi, Nahçıvan’ın ve Aras havzasının Demir Çağı tarihini daha ayrıntılı incelemek için yeni bir zemin oluşturuyor. Yazıt, Urartu’nun yazılı kültürünün ve dini-siyasi etkisinin Güney Kafkasya’daki uzanımını anlamak açısından dikkat çekici bir kaynak niteliği taşıyor.

Artık anıtın özgün konumu bilindiği için, modern yöntemlerle daha ayrıntılı inceleme yapılabilir. Yüksek çözünürlüklü fotoğraflama, 3D belgeleme, epigrafik analiz ve yeni arazi araştırmaları, işaretlerin durumunu değerlendirmeye ve önceki okumalara daha sağlam bir temel kazandırmaya yardımcı olabilir.

Yıllar boyunca yazıt, akademik literatürde bilinen fakat coğrafi konumu belirsiz kalan bir kayıt olarak varlığını sürdürdü. Şimdi ise yeniden ait olduğu kaya yüzeyiyle birlikte değerlendirilebilecek.

Bu nedenle İlandağ yazıtının yerinin yeniden belirlenmesi, yalnızca eski bir metnin tekrar bulunması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Urartu’nun Nahçıvan’daki varlığını, dini ritüellerini ve kraliyet mesajlarını anlamak için daha sağlam bir arkeolojik başlangıç noktası oldu.

Banner
Benzer Yazılar

Rutland’daki Ünlü Roma Mozaiğinde Truva Savaşı’nın “Kayıp” Bir Anlatısı Ortaya Çıktı

11 Aralık 2025

11 Aralık 2025

İngiltere’nin Rutland bölgesinde 2020 yılında keşfedilen ve o günden bu yana ülkenin en önemli Roma buluntularından biri olarak kabul edilen...

Ani Ören Yeri’nde Bulunan Harabe Ebu’l Manuçehr Camisi İbadete Açılıyor

4 Ocak 2022

4 Ocak 2022

Türkiye’de skandal restorasyon çalışmalarına sıklıkla tanık olduk. Aslını korumayı bırakalım bu restorasyon çalışmaları ile nevi şahsına münhasır yeni eserler üretildiğini...

Büyük İsyan’ın üçüncü yılından kalma nadir bir yarım şekel sikke keşfedildi

21 Aralık 2022

21 Aralık 2022

Tapınak Dağı’nın güneyindeki Ophel arkeolojik alanında İbrani Üniversitesi’nden arkeologlar tarafından yapılan son kazılarda, MS 70 yılında tahrip edilen İkinci Tapınak...

Tarihi kiliselerden çalınan ikonalar Fener Rum Patriği Bartholomeos’a teslim edildi

10 Ağustos 2021

10 Ağustos 2021

2007 yılında Gökçeada’daki tarihi kiliselerden çalınan ikonalar, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından bugün Troya Müzesi’nde Fener Rum Patriği Bartholomeos’a...

Hansel ve Gretel Masalının Ardındaki Acımasız Tarihi Gerçekler

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

1314 ve 1317 yılları arasında Avrupa’nın büyük bir kısmını etkileyen bir kıtlık süreci başladı. 1322 yılına kadar devam eden kıtlık...

Dünyanın En Eski Pitonu 47 Milyon Yaşında!

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Bilim insanları 47 milyon yıllık fosil kalıntılarından dünyanın en eski pitonunu tespit ettiler. Bilim insanı Krister Smith, São Paulo Üniversitesi’nden...

Ayazini Mağaraları Turistlerin Yeni Gözdesi Olmaya Aday

11 Mart 2021

11 Mart 2021

Ayazini mağaraları, artan potansiyeli ile Peribacalarına rakip olmaya hazırlanıyor. Frig Vadisi içerisinde bulunan Ayazini mağaraları son dönemlerde turistlerinde oldukça ilgisini çekiyor....

Libasyon alanlı Urartu mezarı keşfedildi

16 Ocak 2023

16 Ocak 2023

Van Gölü sularının çekilmesiyle ortaya çıkan Urartu dönemi tapınak kalıntılarına yakın bir yerde libasyon ritüelinin yapıldığı 3 odalı mezar ortaya...

5500 Yıllık Mezarda Bulunan Çubukların En Eski Bira İçme Kamışları Olduğu Belirlendi

19 Ocak 2022

19 Ocak 2022

Rus arkeologlar, Kuzey Kafkasya’da erken tunç çağına ait bir mezarda ortaya çıkarılan çubukların bilinen en eski bira içminde kullanılan kamışlar...

Moğol İmparatorluğu’nun başkenti Karakurum’un haritası yeniden çizildi

4 Kasım 2021

4 Kasım 2021

Cengiz Han’ın, Orta Asya’da göçebe bozkır kabilelerini Moğol çatısı altında birleştirerek kurduğu, Pasifik Okyanusu’ndan Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyine kadar...

Arkeologlar, kuzey İsrail’de keşfedilen 12.000 yıllık flütlerin kuşları cezbetmek için kullanılmış olabileceğini söylüyor

9 Haziran 2023

9 Haziran 2023

Yeni araştırmalar, yaklaşık 12.000 yıl önce, kuzey İsrail’de, insanların küçük kuşların kemikleri ile belirli kuşların seslerini taklit eden enstrümanlara dönüştürdüğünü...

Isparta’nın Dağlarında Unutulan Pisidya Kenti Adada, 1.700 Yıllık Yaşamın İzlerini Koruyor

24 Mayıs 2026

24 Mayıs 2026

Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Adada Antik Kenti, Pisidia’nın dağlık coğrafyasında 1.700 yıl boyunca kesintisiz süren kent yaşamının izlerini taşıyor. Helenistik dönemden...

Polonyalı arkeologlar, Colorado’da 3. yüzyıla kadar uzanan yeni petroglifler keşfettiler

15 Aralık 2023

15 Aralık 2023

Polonya Jagiellonian Üniversitesi’nden arkeologlar, ABD’nin Colorado-Utah sınırındaki kayalarda yeni petroglifler keşfettiler. Polonyalı ekip, 3000 yıllık Pueblo kültürünün gizemlerini çözmek için...

Pompeii, Antiquarium’u Yeniden Açıyor

26 Ocak 2021

26 Ocak 2021

Pompeii Arkeoloji paktının içinde kalıcı bir müze olan Antiquarium yeniden açılıyor. 1873’te açılan Antiquarium, II.Dünya Savaşı sırasında bombalanarak, 1980’de ise...

Trian Çeşmesi 1900 Yıl Sonra Tekrar Canlandırılacak

17 Nisan 2021

17 Nisan 2021

Denizli’de yer alan Laodikeia antik kenti içindeki Trian çeşmesi 1900 yıl sonra tekrar canlandırılacak. Trian çeşmesi için gerçekleştirilecek çalışmalara  CHP’li...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]