18 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Nahçıvan’da 2.800 Yıllık Urartu Kaya Yazıtının Yeri Yeniden Belirlendi

Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde, Urartu krallarına ait 2.800 yıllık Urartu kaya yazıtının yeri yeniden belirlendi. İlandağ bölgesindeki kaya yüzeyine işlenen çivi yazılı metin, Güney Kafkasya’da Urartu varlığına ışık tutan nadir yazılı belgelerden biridir.

Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’ne göre yazıt, Urartu hükümdarları İşpuini ve Menua’nın adlarını içeriyor. Metinde fethedilen topraklardan, ritüel uygulamalardan ve Urartu devlet kültünün merkezindeki tanrı Haldi’den söz ediliyor. Enstitü, bu yazıtı Azerbaycan’da Urartu kültürüyle bağlantılı bilinen ilk yazılı örnek olarak tanımladı.

Yazıtın yeri, AMEA Nahçıvan Bölümü Tarih, Etnografya ve Arkeoloji Enstitüsü Bilimsel İşler Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Veli Bahşeliyev, Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’nün Nahçıvan’da faaliyet gösteren Haraba-Gilan arkeolojik ekspedisyonunun başkanı Doç. Dr. Behlül İbrahimli ve araştırmacı Hüseyin Ceferov tarafından tespit edildi.

Söz konusu yazıt bilim dünyası için tamamen yeni değil. Metin, 1980’lerin sonunda İlandağ bölgesinde fark edilmiş ve akademik literatüre girmişti. Ancak anıtın tam konumu açık biçimde belirtilmediği için yıllar boyunca yeniden bulunamamıştı. Son tespit, yazıtın artık özgün kaya yüzeyiyle birlikte incelenebilmesini sağlıyor.

Görsel: Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü

Bilinen bir yazıt yeniden yerine kavuştu

Bir yazıtın okunması kadar, nerede bulunduğunun bilinmesi de arkeoloji açısından önem taşır. Metnin kopyası adları, unvanları ve olayları koruyabilir. Fakat yazıtın özgün konumu belirlendiğinde, araştırmacılar onu çevredeki arazi, geçiş yolları, olası sınır hatları ve yakın arkeolojik izlerle birlikte değerlendirebilir.

İlandağ yazıtını önemli kılan noktalardan biri de bu. Yazıt yalnızca bir metin değil, Urartu’nun bölgedeki siyasi ve dini varlığını kayaya işlenmiş şekilde gösteren bir anıt niteliği taşıyor.

Urartu Krallığı, MÖ 1. binyılın başlarında Van Gölü çevresinde güçlenen ve etkisini Doğu Anadolu’dan Güney Kafkasya’ya, kuzeybatı İran’a kadar genişleten önemli bir Demir Çağı devletiydi. Urartu kralları, askeri seferlerini ve inşa faaliyetlerini çoğu zaman çivi yazılı metinlerle kayalara, steller üzerine ve kalelere kaydettirdi.

İlandağ’daki yazıt da bu geleneğin parçası. Kısa olmasına rağmen, devlet diliyle yazılmış bir zafer ve ritüel metni niteliğinde.

Taşa kazınmış iki Urartu kralı

Yazıtta Sarduri I’in oğlu İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Menua övülüyor. Bu iki kral, Urartu tarihinin en belirleyici dönemlerinden birinde öne çıktı. Krallık bu süreçte hem kurumlarını güçlendirdi hem de dini ve siyasi kimliğini daha belirgin hale getirdi.

İşpuini, Haldi kültünün Urartu devlet ideolojisinin merkezine yerleşmesiyle yakından ilişkilendirilir. Onun döneminde krallığın dini dili daha sistemli bir görünüm kazandı. Menua ise askeri seferleri, kaleleri, inşa faaliyetleri, sulama yapıları ve yazıtlarıyla Urartu’nun en etkin hükümdarlarından biri olarak bilinir.

Bu iki kralın adının Nahçıvan’daki bir kaya yazıtında birlikte geçmesi, bölgenin Urartu dünyasında yalnızca uzak bir sınır alanı olmadığını gösteriyor. İlandağ çevresi, fetihlerin, ritüellerin ve kraliyet mesajlarının taşa kazınmaya değer görüldüğü bir alan olarak öne çıkıyor.

Görsel: Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü

Haldi adına fetih ve ritüel

Mevcut çeviri yorumuna göre yazıtta, Haldi’nin koruması altında İşpuini ve Menua’nın Arşini şehrini ve ona bağlı toprakları fethettiği belirtiliyor. Metinde ayrıca Aniani topraklarının ele geçirilip tahrip edildiğinden söz ediliyor. Ardından Haldi için bir stel dikildiği ve Puluadi ülkesinde Haldi ile onun eşi adına kurban ritüeli uygulandığı anlatılıyor.

Bu anlatım biçimi Urartu kraliyet yazıtları için oldukça karakteristiktir. Askeri başarı yalnızca kralın gücüyle açıklanmaz. Zafer, tanrısal onay ve koruma altında gerçekleşen bir eylem gibi sunulur.

Haldi, Urartu dünyasında zaferin, krallığın ve devlet meşruiyetinin merkezindeki tanrıydı. Bu nedenle birçok Urartu yazıtında kralın eylemleri Haldi’nin adıyla başlar. Böylece fetih, yalnızca siyasi bir olay değil, dini anlam taşıyan kalıcı bir kayıt haline gelir.

İlandağ yazıtı da bu anlayışı yansıtır. Metin, Urartu hükümdarlarının tartışmalı ya da sınır niteliğindeki bölgelerde egemenliklerini nasıl göstermek istediklerine dair önemli bir ipucu sunar.

Azerbaycan’ın eski tarihi için nadir bir yazılı belge

İlandağ yazıtının tam yerinin belirlenmesi, Nahçıvan’ın ve Aras havzasının Demir Çağı tarihini daha ayrıntılı incelemek için yeni bir zemin oluşturuyor. Yazıt, Urartu’nun yazılı kültürünün ve dini-siyasi etkisinin Güney Kafkasya’daki uzanımını anlamak açısından dikkat çekici bir kaynak niteliği taşıyor.

Artık anıtın özgün konumu bilindiği için, modern yöntemlerle daha ayrıntılı inceleme yapılabilir. Yüksek çözünürlüklü fotoğraflama, 3D belgeleme, epigrafik analiz ve yeni arazi araştırmaları, işaretlerin durumunu değerlendirmeye ve önceki okumalara daha sağlam bir temel kazandırmaya yardımcı olabilir.

Yıllar boyunca yazıt, akademik literatürde bilinen fakat coğrafi konumu belirsiz kalan bir kayıt olarak varlığını sürdürdü. Şimdi ise yeniden ait olduğu kaya yüzeyiyle birlikte değerlendirilebilecek.

Bu nedenle İlandağ yazıtının yerinin yeniden belirlenmesi, yalnızca eski bir metnin tekrar bulunması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Urartu’nun Nahçıvan’daki varlığını, dini ritüellerini ve kraliyet mesajlarını anlamak için daha sağlam bir arkeolojik başlangıç noktası oldu.

Banner
Related Articles

Perulu arkeologlar deri ve saçları bozulmamış bir mumya ortaya çıkardılar

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Perulu arkeologlar bin yıllık deri ve saçları bozulmamış 12-18 yaşında olduğu düşünülen bir çocuğa ait mumya ortaya çıkardılar. Peru’nun başkenti...

Çek arkeologlar, Avarlar’ın kullandığı eşsiz bronz kemer tokası keşfettiler

12 Aralık 2023

12 Aralık 2023

Çek arkeologlar, Orta Çağ’ın başlarından kalma bronz bir kemer tokası keşfettiler. Keşfi, Brno Masaryk Üniversitesi duyurdu. Kemer tokası, Hıristiyanlık öncesi...

Çatalca Kaleiçi Tarihi Surları Restorasyonunda Ytong Tartışması

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

İstanbul’un Çatalca ilçesinde yer alan Kaleiçi Tarihi Surları restorasyonunda ytong adı verilen inşaat malzemesi kullanıldığına dair iddialar tartışmaları beraberinde getirdi....

Münih’te 2.300 Yıllık İlk Antik Kelt Köyü ve Roma Yerleşimi Keşfedildi

22 Ekim 2023

22 Ekim 2023

Arkeologlar, Almanya’nın Münih kentinde eski bir Kelt köyü ve daha küçük bir Roma yerleşiminin kanıtlarını keşfettiler. Münih’in kuzey banliyölerindeki bir...

Ming Hanedanlığı dönemine ait mezar ortaya çıkarıldı

30 Kasım 2021

30 Kasım 2021

Çin’de M. S. 1368 ile 1644 tarihleri arasında varlık gösteren Ming Hanedanlığı dönemine ait bir antik mezar ortaya çıkarıldı. Çin...

İnsanlık Tarihinin Başlangıcı Berlin’de: Göbeklitepe ve Taş Tepeler Sergisi Açılıyor

8 Şubat 2026

8 Şubat 2026

İnsanlığın en eski yerleşik topluluklarına dair hikâye, bu kez Avrupa’nın kalbinde anlatılacak. 10 Şubat’ta Berlin’de açılacak kapsamlı bir sergi, Göbeklitepe...

Karahantepe’de ulaşılan yerleşik köy yaşantısına dair bulgular Neolitik Çağ bilgilerimizi değiştirecek

1 Haziran 2022

1 Haziran 2022

Karahantepe’de devam eden kazılarda yerleşik köy yaşantısına dair bulgulara ulaşılması Neolitik Çağ ile ilgili bilgilerimizi derinden değiştirecek nitelikte. Denizli’de gerçekleştirilen...

Assos Kazılarında 1650 Yıllık Toprak Izgara Ortaya Çıkarıldı

13 Ağustos 2021

13 Ağustos 2021

Çanakkale Ayvacık ilçesi’nin Behramkale Köyü sınırları içerisinde yer alan antik çağın ünlü düşünürlerine ev sahipliği yapan dönemin zengin yerleşim yeri...

Tevrat’ta Adı Geçen Kral II. Yarovam’a Ait Mühür Bulundu

10 Aralık 2020

10 Aralık 2020

1980’de bir pazarda çok düşük bir ücretle satın alınan kil baskılı yazıtın MÖ 8. yüzyıl paleo-İbranice olarak yazılmış. Bu kil...

Lüksemburg’da Dokuz Roma İmparatoruna Ait 141 Roma Altın Sikkesi Ortaya Çıkarıldı

14 Ocak 2025

14 Ocak 2025

Arkeologlar, Lüksemburg’un kuzeyinde yer alan Holzthum yakınlarında, MS 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen 141 Roma altın sikkesinden oluşan bir Roma...

İtalya’da daha önce bilinmeyen bir Etrüsk tapınağı keşfedildi

12 Kasım 2022

12 Kasım 2022

Freiburg Üniversitesi ve Mainz Üniversitesi’nden arkeologlar, İtalya’nın Lazio bölgesindeki Vulci antik kentinde daha önce bilinmeyen bir Etrüsk tapınağı keşfetti. 45...

Van’da Moğol İlhanlı Hükümdarı Hülagü Han’ın yazlık sarayının kalıntılarına ulaşıldı

7 Temmuz 2022

7 Temmuz 2022

Türk ve Moğolistanlı bilim insanlarından oluşan arkeoloji çalışma ekibi, Van’ın Çaldıran ilçesinde 1260’lı yıllarda Moğol İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han’ın...

“Atiye” Göbeklitepe’nin Tanıtımına Yardımcı Oluyor

27 Haziran 2021

27 Haziran 2021

Netflix’in orjinal Türk dizisi Atiye, UNESCO Miras Listesi’nde yer alan insanlık ortak tarihi Göbeklitepe’nin tanıtımını dünyaya yapıyor. Netflix’in orjinal dizileri...

Van’da Demir Çağı’na ait insan kemikleri bulundu

17 Kasım 2021

17 Kasım 2021

Van Gölü kıyısında insan kemikleri, çanak çömlek ve seramik parçaları bulundu. İlk izlenim buluntuların Demir Çağı dönemine ait olduğu yönünde…...

İran’da Keşfedilen Elymaean Kaya Kabartması, Herkül–Hidra Mitine Olası Bir Gönderme Sunuyor

22 Aralık 2025

22 Aralık 2025

İran’ın güneybatısında ortaya çıkarılan yeni bir Elymaean kaya kabartması, sıra dışı betimlemesi ve Herkül ile Hidra arasındaki mitolojik mücadeleyi anımsatan...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]