9 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Pompeii’de 2.000 Yıllık Küller, Romalı Ailelerin Evlerinde Tanrılara Ne Yaktığını Ortaya Çıkardı

Vezüv Yanardağı MS 79 yılında Pompeii’yi kül ve taş altında bıraktığında, yalnızca bir Roma kentini yok etmedi. Romalı ailelerin evlerinin içinde yapılan küçük ritüellerin izlerini de zamanın içinde korudu.

Şimdi Pompeii ve yakınındaki Boscoreale’de bulunan iki pişmiş toprak buhurdanın içindeki yanmış kalıntılar, Romalı ailelerin yaklaşık 2.000 yıl önce evlerinde tanrılara ne sunduğunu gösteriyor. Antiquity dergisinde yayımlanan araştırmaya göre buhurdanlarda odunsu bitkiler, aromatik reçineler ve muhtemelen üzüm ya da şarapla ilişkili maddelerin izleri tespit edildi.

Bu bulguyu önemli yapan nokta, kanıtın doğrudan külün içinden gelmesi. Roma evlerinde tütsü yakıldığına dair daha önce görsel ve yazılı ipuçları vardı. Ancak bu kez araştırmacılar, ritüelde kullanılan kapların içinde kalan yanmış malzemeyi analiz etti.

Roma evlerinde ibadet gündelik hayatın parçasıydı

Pompeii’de dini yaşam yalnızca tapınaklarda ya da kamusal törenlerde yaşanmıyordu. Birçok Roma evinde lararium adı verilen küçük kutsal alanlar bulunurdu. Bu alanlarda aileler, evi ve haneyi koruduğuna inanılan Lares ve Penates gibi tanrılara adak sunardı.

Bu ibadetler büyük törenlerden çok, evin gündelik düzenine bağlı küçük uygulamalardı. Aileler yiyecek, şarap, kandil, tütsü veya farklı sunularla tanrılarla ilişkilerini sürdürmeye çalışırdı. Yeni çalışma, bu uygulamaların yalnızca duvar resimlerinde ya da antik metinlerde kalmadığını, fiziksel izlerinin de korunabildiğini gösteriyor.

İncelenen buhurdanlardan biri Pompeii’den, diğeri ise kentin yakınındaki Boscoreale bölgesinde bulunan bir villa rustica’dan geliyor. Bu ikinci örnek dikkat çekici, çünkü ev içi ritüellerin yalnızca kent merkezindeki konutlarla sınırlı olmadığını, kırsal yerleşimlerde de sürdüğünü düşündürüyor.

Boscoreale’deki bir Roma villasının ev sunağında kül kalıntılarıyla birlikte bulunan buhurdan. 1986 yılı kazı fotoğrafı. (Görsel: Pompeii Arkeoloji Parkı, Fotoğraf Arşivi, Env. No. H6803). Kaynak: Eber J., 2026, Antiquity.

Buhurdanların içinde reçine, odun ve olası şarap izleri bulundu

Araştırmacılar buhurdanlardaki kalıntıları mikroskobik kül incelemesi, fitolit analizi ve organik kalıntı testleriyle değerlendirdi. Sonuçlar, kapların içinde sıradan bir yakıt yerine ritüel anlam taşıyan bitkisel malzemelerin yakılmış olabileceğini ortaya koydu.

Kalıntılarda Burseraceae bitki ailesiyle ilişkili organik bileşikler belirlendi. Bu aile, antik dünyada özellikle tütsü ve güzel koku veren reçinelerle bilinen frankincense ve myrrh gibi maddelerle bağlantılıdır. Bu tür reçineler Akdeniz dünyasında sıradan ürünler değildi. Ritüellerde, parfüm yapımında, tıpta ve uzun mesafeli ticarette değerli malzemeler olarak kullanılıyordu.

Analizlerde üzüm ürünleri ya da şarapla bağlantılı olabilecek izler de tespit edildi. Bu sonuç Roma dini uygulamalarıyla uyumlu. Şarap, tanrılara ya da ruhlara sunulan sıvı adaklarda sıkça kullanılan bir maddeydi.

Araştırmada hayvan gübresinin yakıt olarak kullanıldığına dair iz bulunmaması da önemli. Bu durum, buhurdanların sıradan ısınma veya pişirme amacıyla değil, daha çok ritüel kullanım için yakıldığını destekliyor.

Pompeii’nin ev içi inanç dünyası daha somut hale geliyor

Pompeii çoğu zaman freskleri, taş sokakları, hamamları, fırınları ve Vezüv felaketiyle hatırlanır. Ancak bu kentte hayatın önemli bir bölümü evlerin içinde geçiyordu. Ev, yalnızca barınma alanı değil; aile kimliğinin, hafızanın ve dini uygulamaların da merkeziydi.

Casa del Larario del Sarno’da (I.14.7) yer alan ev içi kutsal alan. Alanda Lares heykelcikleri (PAP env. no. 12125, 12126), bir kandil (PAP env. no. 12124) ve bir buhurdan (PAP s.n.) bulunuyor. (Pompeii, Fotoğraf Arşivi, Env. No. D964). Kaynak: Eber J., 2026, Antiquity.

Bu iki buhurdan, Roma evlerinde ibadetin soyut bir inançtan ibaret olmadığını gösteriyor. Ateş yakılıyor, reçine veya odun kullanılıyor, koku yükseliyor, belki şarap sunuluyordu. Yani ritüel, elle tutulur malzemeler ve tekrar eden küçük hareketlerle yaşanıyordu.

Aromatik reçine izleri, Pompeii’nin daha geniş ticaret ağlarıyla bağlantısını da hatırlatıyor. Frankincense ve benzeri maddeler Arabia, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Roma İtalya’sı arasında dolaşan değerli ürünlerdi. Bir evin küçük kutsal alanında yakılan reçine, hem aile içi ibadeti hem de Roma dünyasının ekonomik bağlantılarını yansıtıyor olabilir.

Küçük kaplarda kalan büyük iz

Buhurdanlar gösterişli eserler değil. Ancak içlerinde kalan kül, Roma ailesinin evde yaptığı bir ibadetin doğrudan kalıntısı olarak dikkat çekiyor. Bir aile buhurdanın içine odun ya da reçine koymuş, ateşi yakmış, belki şarap sunmuş ve geride kül bırakmış olabilir.

Kısa süre sonra Vezüv, Pompeii ve çevresindeki yaşamı sona erdirdi. Aynı felaket, bu küçük ev ritüellerinin kalıntılarını da korudu.

Yaklaşık 2.000 yıl sonra yapılan analizler, Roma evlerinde tanrılarla kurulan ilişkinin nasıl bir ritüel düzen içinde yaşandığını daha açık hale getiriyor. Bu ibadetler yalnızca duvarlara çizilmiş tanrılarla ya da metinlerde geçen dualarla sınırlı değildi. Duman, koku, ateş, reçine ve sunu, Roma evinin dini hayatında gerçek bir yer tutuyordu.

Pompeii’deki iki buhurdan, büyük tapınaklardan uzak bir ibadet biçimini anlatıyor. Romalı aileler için tanrılara seslenmek bazen yalnızca evin bir köşesinde, küçük bir kutsal alanın önünde, biraz reçine, biraz ateş ve belki birkaç damla şarapla gerçekleşiyordu.

Eber J, Gur-Arieh S, Power RC, Rageot M, Stockhammer PW. Ashes from Pompeii: incense burners, residue analyses, and domestic cult practices. Antiquity. Published online 2026:1-20. doi:10.15184/aqy.2026.10320

Kapak Görseli: İncelenen kül kalıntılarını içeren pişmiş toprak buhurdan. Ağız kenarı, muhtemelen ölümden sonra saygı gösterilen Romalı kişileri betimleyen üç kadın figürüyle süslenmiştir. Parco Archeologico di Pompeii. Fotograf: Johannes Eber.

Banner
Related Articles

Batı Anadolu’da Bulunan 3.500 Yıllık Hitit Mührü Tunç Çağı’nın Siyasi Haritasını Yeniden Çizebilir

22 Mayıs 2026

22 Mayıs 2026

Denizli’deki Aşağıseyit Höyük’te ortaya çıkarılan küçük bir Hitit mührü, Batı Anadolu ile Hitit dünyası arasındaki ilişkiler hakkında önemli bir tartışmayı...

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

Bitlis’te 5000 yıllık Karaz kültürünün izlerine ulaşıldı

13 Ekim 2023

13 Ekim 2023

Bitlis’in Ahlat ilçesindeki İç Kale’de yapılan kazılarda 5000 yıllık Karaz Kültürü’nün izlerine rastlandı. Karaz Kültürü, Sovyet arkeolog Boris Kuftin’in araştırmalarında...

1000 Yıllık Viking Gizemini DNA Testi Çözecek

9 Ekim 2020

9 Ekim 2020

Roskilde  (Danimarka) yakınlarında bulunan ünlü ‘Gerdrupgraven’ keşfinin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen arkeologları şaşırtmaya devam ediyor. Gerdrup Mezarı 39 yıl...

Nahçıvan’da 2.800 Yıllık Urartu Kaya Yazıtının Yeri Yeniden Belirlendi

3 Haziran 2026

3 Haziran 2026

Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde, Urartu krallarına ait 2.800 yıllık Urartu kaya yazıtının yeri yeniden belirlendi. İlandağ bölgesindeki kaya yüzeyine işlenen çivi...

Bulgaristan’da 1500 Yıllık Roma Yerleşimi Gün Yüzüne Çıktı

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Bulgaristan’ın Pazarcık bölgesindeki Borimeçkovo köyü yakınlarında, doğalgaz boru hattı projesi öncesi yapılan arkeolojik kazılarda, Geç Roma dönemine ait ve yangınla...

Kuzeydoğu Fransa’da keşfedilen Geç Antik Çağ nekropolü

5 Kasım 2022

5 Kasım 2022

Inrap arkeologları, kuzeydoğu Fransa’daki Sainte-Marie-aux-Chênes’te MS 5. yüzyılın sonlarına tarihlenen Geç Antik Çağ nekropolü ortaya çıkardılar. Antik bir yol üzerinde...

Myrleia Antik Kenti Açık Hava Müzesi Olacak

29 Ocak 2021

29 Ocak 2021

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bulunan Myrleia Antik Kenti‘nin, açık hava müzesi olması için beklenen kamulaştırma Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onay...

Aziz Thaddeus’un mezarının Eğil Kalesi kazılarında bulunduğu düşünülüyor

15 Kasım 2024

15 Kasım 2024

Diyarbakır’da bulunan Eğil Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda 1600-1900 yıl öncesine ait mezarlar bulundu. Kazı başkanı Prof. Dr. Vecihi Özkaya, mezarlardan...

İngiliz Hükümeti Stonehenge’in Altına Tünel Açacak!

12 Kasım 2020

12 Kasım 2020

İngiliz Hükümeti A303 karayolunun trafiğini rahatlatmak amacıyla yapılması düşünülen tünelin tarihi öneme sahip Stonehenge altından geçmesi için çalışılmasına sıcak bakıyor....

35.000 yıl önce ölen Afrikalı adamın yüzü yeniden canlandırıldı

4 Nisan 2023

4 Nisan 2023

Kutsal Nil kıyısında elinde baltayla ölen Afrikalı bir adamın yüzü 35.000 yıl sonra yeniden canlandırıldı. 17 ila 29 yaşları arasında...

Çin’de 80 milyon yıl öncesine ait ‘dinozor dans pisti’ bulundu

20 Nisan 2021

20 Nisan 2021

Çin’de araştırmacılar, literatürde “dinozor dans pisti” olarak tanımlanan 1.600 metrekarelik bir alanda birçok dinozor ayak izi buldular. Dinozor dans pistinde...

Peru’nun And Dağları’nda 4750 Yıllık Megalitik Taş Alan Keşfedildi

16 Şubat 2024

16 Şubat 2024

Wyoming Üniversitesi’nden iki antropoloji profesörü, And Dağları’nda, yaklaşık 5.000 yıl önce eski göçebe gruplar tarafından inşa edilen Callacpuma taş alan...

Cami Avlusunda Roma Dönemi Mozaiği Bulundu

20 Mayıs 2021

20 Mayıs 2021

Osmanlı dönemine ait Tekeli Mehmet Paşa Camii avlusunda Roma dönemine ait geometrik motiflerden oluşan mozaik ortaya çıkarıldı. Avluda yapılan kazılarda...

British Museum, Bavulla İngiltere’ye Kaçırılan Antik Çinileri Özbekistan’a İade Edecek

16 Ekim 2020

16 Ekim 2020

İngiltere’nin Heathrow Havaalanı’nda bir yolcunun valizinden çıkan altı sırlı fayansın Birleşik Krallık Sınır Gücü tarafından ele geçirildiği ve Özbekistan’a geri...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]