Vezüv Yanardağı MS 79 yılında Pompeii’yi kül ve taş altında bıraktığında, yalnızca bir Roma kentini yok etmedi. Romalı ailelerin evlerinin içinde yapılan küçük ritüellerin izlerini de zamanın içinde korudu.
Şimdi Pompeii ve yakınındaki Boscoreale’de bulunan iki pişmiş toprak buhurdanın içindeki yanmış kalıntılar, Romalı ailelerin yaklaşık 2.000 yıl önce evlerinde tanrılara ne sunduğunu gösteriyor. Antiquity dergisinde yayımlanan araştırmaya göre buhurdanlarda odunsu bitkiler, aromatik reçineler ve muhtemelen üzüm ya da şarapla ilişkili maddelerin izleri tespit edildi.
Bu bulguyu önemli yapan nokta, kanıtın doğrudan külün içinden gelmesi. Roma evlerinde tütsü yakıldığına dair daha önce görsel ve yazılı ipuçları vardı. Ancak bu kez araştırmacılar, ritüelde kullanılan kapların içinde kalan yanmış malzemeyi analiz etti.
Roma evlerinde ibadet gündelik hayatın parçasıydı
Pompeii’de dini yaşam yalnızca tapınaklarda ya da kamusal törenlerde yaşanmıyordu. Birçok Roma evinde lararium adı verilen küçük kutsal alanlar bulunurdu. Bu alanlarda aileler, evi ve haneyi koruduğuna inanılan Lares ve Penates gibi tanrılara adak sunardı.
Bu ibadetler büyük törenlerden çok, evin gündelik düzenine bağlı küçük uygulamalardı. Aileler yiyecek, şarap, kandil, tütsü veya farklı sunularla tanrılarla ilişkilerini sürdürmeye çalışırdı. Yeni çalışma, bu uygulamaların yalnızca duvar resimlerinde ya da antik metinlerde kalmadığını, fiziksel izlerinin de korunabildiğini gösteriyor.
İncelenen buhurdanlardan biri Pompeii’den, diğeri ise kentin yakınındaki Boscoreale bölgesinde bulunan bir villa rustica’dan geliyor. Bu ikinci örnek dikkat çekici, çünkü ev içi ritüellerin yalnızca kent merkezindeki konutlarla sınırlı olmadığını, kırsal yerleşimlerde de sürdüğünü düşündürüyor.

Buhurdanların içinde reçine, odun ve olası şarap izleri bulundu
Araştırmacılar buhurdanlardaki kalıntıları mikroskobik kül incelemesi, fitolit analizi ve organik kalıntı testleriyle değerlendirdi. Sonuçlar, kapların içinde sıradan bir yakıt yerine ritüel anlam taşıyan bitkisel malzemelerin yakılmış olabileceğini ortaya koydu.
Kalıntılarda Burseraceae bitki ailesiyle ilişkili organik bileşikler belirlendi. Bu aile, antik dünyada özellikle tütsü ve güzel koku veren reçinelerle bilinen frankincense ve myrrh gibi maddelerle bağlantılıdır. Bu tür reçineler Akdeniz dünyasında sıradan ürünler değildi. Ritüellerde, parfüm yapımında, tıpta ve uzun mesafeli ticarette değerli malzemeler olarak kullanılıyordu.
Analizlerde üzüm ürünleri ya da şarapla bağlantılı olabilecek izler de tespit edildi. Bu sonuç Roma dini uygulamalarıyla uyumlu. Şarap, tanrılara ya da ruhlara sunulan sıvı adaklarda sıkça kullanılan bir maddeydi.
Araştırmada hayvan gübresinin yakıt olarak kullanıldığına dair iz bulunmaması da önemli. Bu durum, buhurdanların sıradan ısınma veya pişirme amacıyla değil, daha çok ritüel kullanım için yakıldığını destekliyor.
Pompeii’nin ev içi inanç dünyası daha somut hale geliyor
Pompeii çoğu zaman freskleri, taş sokakları, hamamları, fırınları ve Vezüv felaketiyle hatırlanır. Ancak bu kentte hayatın önemli bir bölümü evlerin içinde geçiyordu. Ev, yalnızca barınma alanı değil; aile kimliğinin, hafızanın ve dini uygulamaların da merkeziydi.

Bu iki buhurdan, Roma evlerinde ibadetin soyut bir inançtan ibaret olmadığını gösteriyor. Ateş yakılıyor, reçine veya odun kullanılıyor, koku yükseliyor, belki şarap sunuluyordu. Yani ritüel, elle tutulur malzemeler ve tekrar eden küçük hareketlerle yaşanıyordu.
Aromatik reçine izleri, Pompeii’nin daha geniş ticaret ağlarıyla bağlantısını da hatırlatıyor. Frankincense ve benzeri maddeler Arabia, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Roma İtalya’sı arasında dolaşan değerli ürünlerdi. Bir evin küçük kutsal alanında yakılan reçine, hem aile içi ibadeti hem de Roma dünyasının ekonomik bağlantılarını yansıtıyor olabilir.
Küçük kaplarda kalan büyük iz
Buhurdanlar gösterişli eserler değil. Ancak içlerinde kalan kül, Roma ailesinin evde yaptığı bir ibadetin doğrudan kalıntısı olarak dikkat çekiyor. Bir aile buhurdanın içine odun ya da reçine koymuş, ateşi yakmış, belki şarap sunmuş ve geride kül bırakmış olabilir.
Kısa süre sonra Vezüv, Pompeii ve çevresindeki yaşamı sona erdirdi. Aynı felaket, bu küçük ev ritüellerinin kalıntılarını da korudu.
Yaklaşık 2.000 yıl sonra yapılan analizler, Roma evlerinde tanrılarla kurulan ilişkinin nasıl bir ritüel düzen içinde yaşandığını daha açık hale getiriyor. Bu ibadetler yalnızca duvarlara çizilmiş tanrılarla ya da metinlerde geçen dualarla sınırlı değildi. Duman, koku, ateş, reçine ve sunu, Roma evinin dini hayatında gerçek bir yer tutuyordu.
Pompeii’deki iki buhurdan, büyük tapınaklardan uzak bir ibadet biçimini anlatıyor. Romalı aileler için tanrılara seslenmek bazen yalnızca evin bir köşesinde, küçük bir kutsal alanın önünde, biraz reçine, biraz ateş ve belki birkaç damla şarapla gerçekleşiyordu.
Eber J, Gur-Arieh S, Power RC, Rageot M, Stockhammer PW. Ashes from Pompeii: incense burners, residue analyses, and domestic cult practices. Antiquity. Published online 2026:1-20. doi:10.15184/aqy.2026.10320
Kapak Görseli: İncelenen kül kalıntılarını içeren pişmiş toprak buhurdan. Ağız kenarı, muhtemelen ölümden sonra saygı gösterilen Romalı kişileri betimleyen üç kadın figürüyle süslenmiştir. Parco Archeologico di Pompeii. Fotograf: Johannes Eber.
