25 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Pompeii’de 2.000 Yıllık Küller, Romalı Ailelerin Evlerinde Tanrılara Ne Yaktığını Ortaya Çıkardı

Vezüv Yanardağı MS 79 yılında Pompeii’yi kül ve taş altında bıraktığında, yalnızca bir Roma kentini yok etmedi. Romalı ailelerin evlerinin içinde yapılan küçük ritüellerin izlerini de zamanın içinde korudu.

Şimdi Pompeii ve yakınındaki Boscoreale’de bulunan iki pişmiş toprak buhurdanın içindeki yanmış kalıntılar, Romalı ailelerin yaklaşık 2.000 yıl önce evlerinde tanrılara ne sunduğunu gösteriyor. Antiquity dergisinde yayımlanan araştırmaya göre buhurdanlarda odunsu bitkiler, aromatik reçineler ve muhtemelen üzüm ya da şarapla ilişkili maddelerin izleri tespit edildi.

Bu bulguyu önemli yapan nokta, kanıtın doğrudan külün içinden gelmesi. Roma evlerinde tütsü yakıldığına dair daha önce görsel ve yazılı ipuçları vardı. Ancak bu kez araştırmacılar, ritüelde kullanılan kapların içinde kalan yanmış malzemeyi analiz etti.

Roma evlerinde ibadet gündelik hayatın parçasıydı

Pompeii’de dini yaşam yalnızca tapınaklarda ya da kamusal törenlerde yaşanmıyordu. Birçok Roma evinde lararium adı verilen küçük kutsal alanlar bulunurdu. Bu alanlarda aileler, evi ve haneyi koruduğuna inanılan Lares ve Penates gibi tanrılara adak sunardı.

Bu ibadetler büyük törenlerden çok, evin gündelik düzenine bağlı küçük uygulamalardı. Aileler yiyecek, şarap, kandil, tütsü veya farklı sunularla tanrılarla ilişkilerini sürdürmeye çalışırdı. Yeni çalışma, bu uygulamaların yalnızca duvar resimlerinde ya da antik metinlerde kalmadığını, fiziksel izlerinin de korunabildiğini gösteriyor.

İncelenen buhurdanlardan biri Pompeii’den, diğeri ise kentin yakınındaki Boscoreale bölgesinde bulunan bir villa rustica’dan geliyor. Bu ikinci örnek dikkat çekici, çünkü ev içi ritüellerin yalnızca kent merkezindeki konutlarla sınırlı olmadığını, kırsal yerleşimlerde de sürdüğünü düşündürüyor.

Boscoreale’deki bir Roma villasının ev sunağında kül kalıntılarıyla birlikte bulunan buhurdan. 1986 yılı kazı fotoğrafı. (Görsel: Pompeii Arkeoloji Parkı, Fotoğraf Arşivi, Env. No. H6803). Kaynak: Eber J., 2026, Antiquity.

Buhurdanların içinde reçine, odun ve olası şarap izleri bulundu

Araştırmacılar buhurdanlardaki kalıntıları mikroskobik kül incelemesi, fitolit analizi ve organik kalıntı testleriyle değerlendirdi. Sonuçlar, kapların içinde sıradan bir yakıt yerine ritüel anlam taşıyan bitkisel malzemelerin yakılmış olabileceğini ortaya koydu.

Kalıntılarda Burseraceae bitki ailesiyle ilişkili organik bileşikler belirlendi. Bu aile, antik dünyada özellikle tütsü ve güzel koku veren reçinelerle bilinen frankincense ve myrrh gibi maddelerle bağlantılıdır. Bu tür reçineler Akdeniz dünyasında sıradan ürünler değildi. Ritüellerde, parfüm yapımında, tıpta ve uzun mesafeli ticarette değerli malzemeler olarak kullanılıyordu.

Analizlerde üzüm ürünleri ya da şarapla bağlantılı olabilecek izler de tespit edildi. Bu sonuç Roma dini uygulamalarıyla uyumlu. Şarap, tanrılara ya da ruhlara sunulan sıvı adaklarda sıkça kullanılan bir maddeydi.

Araştırmada hayvan gübresinin yakıt olarak kullanıldığına dair iz bulunmaması da önemli. Bu durum, buhurdanların sıradan ısınma veya pişirme amacıyla değil, daha çok ritüel kullanım için yakıldığını destekliyor.

Pompeii’nin ev içi inanç dünyası daha somut hale geliyor

Pompeii çoğu zaman freskleri, taş sokakları, hamamları, fırınları ve Vezüv felaketiyle hatırlanır. Ancak bu kentte hayatın önemli bir bölümü evlerin içinde geçiyordu. Ev, yalnızca barınma alanı değil; aile kimliğinin, hafızanın ve dini uygulamaların da merkeziydi.

Casa del Larario del Sarno’da (I.14.7) yer alan ev içi kutsal alan. Alanda Lares heykelcikleri (PAP env. no. 12125, 12126), bir kandil (PAP env. no. 12124) ve bir buhurdan (PAP s.n.) bulunuyor. (Pompeii, Fotoğraf Arşivi, Env. No. D964). Kaynak: Eber J., 2026, Antiquity.

Bu iki buhurdan, Roma evlerinde ibadetin soyut bir inançtan ibaret olmadığını gösteriyor. Ateş yakılıyor, reçine veya odun kullanılıyor, koku yükseliyor, belki şarap sunuluyordu. Yani ritüel, elle tutulur malzemeler ve tekrar eden küçük hareketlerle yaşanıyordu.

Aromatik reçine izleri, Pompeii’nin daha geniş ticaret ağlarıyla bağlantısını da hatırlatıyor. Frankincense ve benzeri maddeler Arabia, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Roma İtalya’sı arasında dolaşan değerli ürünlerdi. Bir evin küçük kutsal alanında yakılan reçine, hem aile içi ibadeti hem de Roma dünyasının ekonomik bağlantılarını yansıtıyor olabilir.

Küçük kaplarda kalan büyük iz

Buhurdanlar gösterişli eserler değil. Ancak içlerinde kalan kül, Roma ailesinin evde yaptığı bir ibadetin doğrudan kalıntısı olarak dikkat çekiyor. Bir aile buhurdanın içine odun ya da reçine koymuş, ateşi yakmış, belki şarap sunmuş ve geride kül bırakmış olabilir.

Kısa süre sonra Vezüv, Pompeii ve çevresindeki yaşamı sona erdirdi. Aynı felaket, bu küçük ev ritüellerinin kalıntılarını da korudu.

Yaklaşık 2.000 yıl sonra yapılan analizler, Roma evlerinde tanrılarla kurulan ilişkinin nasıl bir ritüel düzen içinde yaşandığını daha açık hale getiriyor. Bu ibadetler yalnızca duvarlara çizilmiş tanrılarla ya da metinlerde geçen dualarla sınırlı değildi. Duman, koku, ateş, reçine ve sunu, Roma evinin dini hayatında gerçek bir yer tutuyordu.

Pompeii’deki iki buhurdan, büyük tapınaklardan uzak bir ibadet biçimini anlatıyor. Romalı aileler için tanrılara seslenmek bazen yalnızca evin bir köşesinde, küçük bir kutsal alanın önünde, biraz reçine, biraz ateş ve belki birkaç damla şarapla gerçekleşiyordu.

Eber J, Gur-Arieh S, Power RC, Rageot M, Stockhammer PW. Ashes from Pompeii: incense burners, residue analyses, and domestic cult practices. Antiquity. Published online 2026:1-20. doi:10.15184/aqy.2026.10320

Kapak Görseli: İncelenen kül kalıntılarını içeren pişmiş toprak buhurdan. Ağız kenarı, muhtemelen ölümden sonra saygı gösterilen Romalı kişileri betimleyen üç kadın figürüyle süslenmiştir. Parco Archeologico di Pompeii. Fotograf: Johannes Eber.

Banner
Benzer Yazılar

Bin 700 Yıllık Lahidin Soyulmasını Lanet Bile Engelleyememiş

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Antik dönemlerde bazı lahit sahipleri ebedi huzurların bozulmaması ve lahitlerinin soyulmaması için lanetleme yoluna gitmiştir. Çoğunlukla zengin ve üst sınıf...

Küllüoba Höyük’te yapılan kazılarda 4500 yıllık kapların içinde ağrı kesici kalıntıları bulundu

20 Eylül 2022

20 Eylül 2022

Anadolu’da 5000 yıl öncesine ait ilk kentleşme yapısının ortaya çıkarıldığı Eskişehir’deki Erken Tunç Çağı Küllüoba Höyük kazılarında, ağrı kesici ilaç...

Aziz Yuhanna’nın Batı Anadolu’da ki Kıyamete Kadar Kalacak 7 Kilisesi!

24 Ekim 2020

24 Ekim 2020

Aziz Yuhanna’nın kıyamete kadar ayakta kalacağına inanılan 7 kilisesi. İncil yazarlarından biri olan Aziz Yuhanna sürgündeyken Batı Anadolu’da 7 Cemaate...

Anadolu Topraklarında Yaşamış Gizemli Halk Luviler Kimdir?

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

Tarihin her dönemine ait bir yaşam barındıran Anadolu topraklarında Luviler adlı gizemli bir halk yaşamıştır. Gizemli halk nitelemesini koyuyoruz çünkü;...

Japonya’da tavuk yetiştiriciliği 6.000 yıl öncesine dayanıyor

20 Nisan 2023

20 Nisan 2023

Tavuk, kümes hayvanları arasında en yaygın türdür. Eti ve yumurtası için beslenen tavuk, dünya genelinde büyük bir pazar payına sahiptir....

Adıyaman’da Nadir Keşif: 1.800 Yıllık Kubbeli Roma Mezarı Ortaya Çıkarıldı

29 Aralık 2025

29 Aralık 2025

Adıyaman’da gün yüzüne çıkarılan yeni bir arkeolojik yapı, Roma döneminde elit gömü geleneklerine dair önemli ipuçları verecek. Besni kırsalında tespit...

DNA Analiziyle Tanımlandı: 11 Bin Yıllık Kız Çocuğu Kuzey Britanya’nın En Eski Bireyi

16 Şubat 2026

16 Şubat 2026

Cumbria’daki küçük bir kireçtaşı mağarasında bulunan 11 bin yıllık bir kız çocuğu iskeletinin, yapılan antik DNA analizi sonucunda 2,5–3,5 yaşlarında...

Mevlana Müzesi’ni 3D Sanal Teknoloji İle Ziyaret Edebilirsiniz

22 Ocak 2021

22 Ocak 2021

“Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor” beyiti ile başlar ünlü düşünür, Gönül Sultanı Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî,...

Mısırlı Arkeologlar Nil Deltası’nda 110 Antik Mezar Buldu

28 Nisan 2021

28 Nisan 2021

Nil deltası üzerinde çalışan Mısırlı arkeologlar, Mısır’ın Firavun krallıklarının ortaya çıkmasından önceki dönemine ait düzinelerce nadir bulunan hanedanlık öncesi mezarı...

DNA analizi, Tayland’daki Demir Çağı Kütük Tabut kültürünün gizemlerini aydınlatıyor

10 Şubat 2024

10 Şubat 2024

Pang Mapha’nın Kuzeybatı Tayland dağlık bölgesi, inanılmaz derecede tuhaf tarih öncesi insan mezarları içeren düzinelerce mağara ile tanınır. Bölge, Demir...

Fatsa’nın Gaga Gölün de Kilise Kalıntıları Bulundu

20 Ekim 2020

20 Ekim 2020

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Gaga Gölü’nün derinliklerinde batık bir kilisenin kalıntılarına rastlandı. Yüzeyin 15 metre altında (50 fit) altında kalan...

Klazomenai Antik Kenti’nin 2 bin 600 yıllık sunu kapları

16 Ekim 2021

16 Ekim 2021

İzmir Körfezi’nin güney sahil şeridi üzerinde, Urla ilçesinin sınırları içerisinde bulunan Klazomenai Antik Kenti kazılarında ortaya çıkarılan 2 bin 600...

Sebastia kazıları 100 Yıl Aradan Sonra Yeniden Başladı: Antik Samiriye’nin Tarihi Gün Yüzüne Çıkıyor

8 Haziran 2025

8 Haziran 2025

Yaklaşık bir asırdır arkeolojik çalışmalardan uzak kalan antik Sebastia kentinde yeniden başlatılan kazılar, tarih araştırmacılarını ve uzmanları heyecanlandıran bulgulara sahne...

Moğol Tehdidine Karşı İnşa Edilen 12 Kapıdan Biri: Konya’da Larende Kapısı’nın Temeli Ortaya Çıktı

1 Kasım 2025

1 Kasım 2025

Konya’nın tarihi dokusunu yeniden şekillendiren arkeolojik kazılarda, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat döneminde inşa edilen kalenin 12 kapısından biri olan...

Trier Üniversitesi’nin Dijital Para Dolabı Artık Erişilebilir

19 Şubat 2024

19 Şubat 2024

Tarihi sikkeler, koleksiyonlar ve sergiler için mücevher parçalarından çok daha fazlasıdır özellikle araştırmacılar için ilgi çekicidir. Trier Üniversitesi, birkaç yıldır...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]