Taş Tepeler Projesi’ne Japon ve Çinli arkeologların katılmasıyla, Şanlıurfa dünyanın en önemli Neolitik araştırma alanlarından biri olarak daha güçlü bir uluslararası kimlik kazanıyor.
Japon arkeologlar Ayanlar Höyük’te uzun soluklu kazı çalışmalarına hazırlanırken, Çinli bir ekip Yoğunburç’ta ilk kez kazı başlatacak. Her iki alan da Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde yer alıyor ve çalışmalar, Göbeklitepe ile Karahantepe gibi dünya çapında bilinen yerleşimleri de kapsayan Taş Tepeler Projesi kapsamında yürütülecek.
Yeni dönem, Taş Tepeler’i yalnızca bilimsel bir araştırma programı olarak değil, erken yerleşik yaşam, mimarlık, besin üretimi ve toplumsal örgütlenme üzerine çalışan uluslararası ekipleri buluşturan güçlü bir iş birliği platformu olarak da öne çıkarıyor.
Japon arkeologlar Ayanlar Höyük’te uzun soluklu çalışmaya hazırlanıyor
Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul’a göre Japon ekip, Ayanlar Höyük’te kazı başlamadan önce önemli hazırlık çalışmalarını tamamladı.
Karul, Japonya Prensesi Akiko Mikasa’nın geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile birlikte alanı ziyaret ettiğini ve kazı sahasında sembolik olarak ilk kazmayı vurduğunu hatırlattı.
Japon ekibin sahaya kısa vadeli sonuç arayışıyla değil, uzun erimli bir bilimsel planla yaklaştığını belirten Karul, kazı evleri, alan altyapısı ve ön belgeleme çalışmalarının şimdiden hazırlandığını söyledi.
Karul, Japon arkeologların hedefinin hızlı sonuç almak değil, çalışmayı ne kadar zaman alırsa alsın en doğru biçimde yürütmek olduğunu vurguladı.
Ayanlar Höyük için bu yaklaşım önemli olabilir. Taş Tepeler bölgesindeki diğer yerleşimler gibi Ayanlar da erken Neolitik dönemde insan topluluklarının daha kalıcı yerleşimler kurmaya ve yeni toplumsal düzenler geliştirmeye başladığı süreci anlamaya katkı sağlayabilir.
Çin, Türkiye’deki ilk kazı projesine Yoğunburç’ta başlıyor
Projenin ikinci önemli ayağı ise Yoğunburç olacak. Bu yerleşimde ilk kez kazı yapılacak.
Prof. Dr. Karul, Çin Arkeoloji Enstitüsü’nün bölgede Neolitik döneme dair yeni bulgular verebilecek tepeleri belirlemek için ön araştırma yaptığını söyledi. Çinli arkeologların gelecek dönemden itibaren Taş Tepeler Projesi’ne dahil olarak Yoğunburç’ta saha çalışmalarına başlaması bekleniyor.
Karul, Yoğunburç kazısının Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye’deki ilk kazı projesi olacağını belirtti.
Bu yönüyle Yoğunburç özel bir anlam taşıyor. Alan, yalnızca daha önce kazılmamış bir Neolitik yerleşimin bilim dünyasına açılmasını sağlamayacak; aynı zamanda Türkiye’nin en büyük arkeolojik araştırma programlarından birine yeni bir uluslararası boyut ekleyecek.

Taş Tepeler insanlık tarihinin ortak bir evresini araştırıyor
Taş Tepeler bölgesi, erken Neolitik döneme ilişkin küresel tartışmaların merkezinde yer alıyor. Bunun nedeni, yerleşik yaşamın başlangıcı, ortak mimari yapılar ve yeni sembolik dünyalarla ilişkilendirilen yoğun bir yerleşim ağını barındırması.
Göbeklitepe, Karahantepe ve çevredeki diğer alanlar, avcı-toplayıcı topluluklar, ritüel yapılar ve anıtsal mimarinin ortaya çıkışı hakkındaki eski kabulleri çoktan değiştirdi. Ayanlar ve Yoğunburç ise bu büyük tabloya yeni veriler ekleyebilir.
Karul’a göre Neolitik dönem, insanlık tarihinin ortak evrelerinden biri.
Yerleşik yaşam, besin üretimi, iş bölümü ve mimarlık gibi başlıklar, dünyanın farklı yerlerinden araştırmacıların ilgisini çeken temel konular arasında bulunuyor. Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası ilgi görmesinin nedeni de burada yatıyor.
Proje bugün 15’i Türkiye’den, 21’i yurt dışından olmak üzere 36 akademik kurulun iş birliğiyle yürütülüyor. Karul, Taş Tepeler’i bu yönüyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı arkeolojik projelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Türkiye açısından proje, aynı zamanda uluslararası iş birliğine dayalı köklü arkeoloji geleneğinin güncel bir devamı niteliğinde. Taş Tepeler, bilginin yalnızca ülke sınırları içinde tutulmadığı, dünya bilim insanlarıyla paylaşıldığı açık bir araştırma modeli sunuyor.
Şanlıurfa’da yeni kuşak arkeologlar yetişiyor
Taş Tepeler Projesi, genç arkeologlar için de önemli bir saha okulu haline geldi.
Karul’un verdiği bilgiye göre geçen yıl proje kapsamında yaklaşık 200 arkeolog görev aldı. Bu ekip içinde hem deneyimli uzmanlar hem de sahada ilk kez çalışan öğrenciler yer aldı.
Projeye yeni katılan öğrenciler, daha önce sahada çalışan arkeologlardan doğrudan bilgi ve deneyim aktarımı alıyor. Böylece kazı tekniği, alan disiplini ve arkeolojik belgelemeye dair pratik bilgi kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Bu açıdan Taş Tepeler yalnızca Şanlıurfa’nın derin geçmişini gün yüzüne çıkarmıyor. Aynı zamanda Türkiye’de arkeoloji araştırmalarının geleceğini de şekillendiriyor.
Japon ve Çinli ekiplerin Ayanlar Höyük ile Yoğunburç’ta sahaya katılmasıyla proje daha geniş bir uluslararası evreye giriyor. Elde edilecek bulgular, Yukarı Mezopotamya’daki erken toplulukların mekânı nasıl örgütlediğini, kolektif yapıları nasıl inşa ettiğini ve yerleşik yaşamın eşiğinde birlikte yaşamanın yeni yollarını nasıl geliştirdiğini anlamaya katkı sağlayabilir.
