15 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

1.300 Yıllık Peru Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş

Polonyalı arkeologlar, Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey arkeolojik alanında 1.300 yıllık Peru tüysüz köpek kalıntıları buldular.

Peru tüysüz köpek kalıntıları üzerinde yapılan yeni araştırmaya göre Wari döneminde yaşayan bazı köpekler yalnızca insanların çevresinde dolaşan hayvanlar değildi; yavruluk dönemlerinde çocuklarınkine benzer bir beslenme düzenine sahipti ve özel bakım görmüşlerdi.

Castillo de Huarmey, antik And dünyasının en dikkat çekici mezarlık alanlarından biri olarak biliniyor. Wari kültürüyle bağlantılı bu merkez, daha önce seçkin mezarları, zengin dokumaları, seramikleri ve tören eşyalarıyla gündeme gelmişti. Ancak bu kez araştırmacıların dikkatini çeken şey değerli objeler değil; köpek kemikleri, dişler, korunmuş deri parçaları ve bu kalıntılarda saklı beslenme izleri oldu.

Wari nekropolünde insanlarla iç içe yaşayan köpekler

Dartmouth College, Varşova Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Castillo de Huarmey’de bulunan en az 20 köpeğe ait kalıntıyı inceledi. Bunlar arasında yetişkin köpekler, birkaç haftalık yavrular, kısmen korunmuş iskeletler ve doğal biçimde mumyalanmış hayvanlar yer alıyor.

Wari kültürü, İnkalardan yüzyıllar önce And coğrafyasında geniş bir etki alanı kurmuştu. Yönetim merkezleri, yollar, tören alanları ve uzun mesafeli bağlantılarıyla bölgenin sonraki uygarlıkları üzerinde güçlü bir iz bıraktı. Castillo de Huarmey de bu dünyanın seçkinleriyle bağlantılı önemli bir defin ve tören merkeziydi.

Yeni bulgular, bu alandaki yaşamın yalnızca insan mezarları üzerinden anlaşılmayacağını gösterdi. Köpekler de gündelik hayatın, hareketliliğin ve ölümle ilgili ritüellerin bir parçasıydı.

Peru’da 1.300 Yıllık Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş
Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey’in havadan görünümü. Arkeologlar burada, Wari kültürüyle bağlantılı 1300 yıllık Peru Tüysüz Köpekleri kalıntılarını tespit etti. Fotoğraf: Prof. Miłosz Giersz/ Varşova Üniversitesi

Diş yapısı ve deri kalıntıları tüysüz köpekleri işaret etti

Araştırmacılar, bazı köpeklerin Peru tüysüz köpeğiyle ilişkili olabileceğini belirledi. Bu tanımlamada özellikle diş yapısı önemli rol oynadı. Çünkü tüysüzlüğe neden olan genetik özellik, aynı zamanda bazı dişlerin eksik gelişmesiyle bağlantılıdır.

Castillo de Huarmey’deki birkaç köpekte bu tip diş eksiklikleri saptandı. Doğal şekilde mumyalanmış bir köpeğe ait korunmuş deri parçaları üzerinde yapılan mikroskobik incelemeler de hayvanın çok seyrek tüylü olduğunu destekledi.

Bugün Peru’nun kültürel mirasının bir parçası kabul edilen Peru tüysüz köpeği, And dünyasında çok eski bir geçmişe sahip. Bu hayvanların yaklaşık iki bin yıl önce seramikler üzerinde betimlendiği biliniyor. Castillo de Huarmey’deki kalıntılar ise bu köpeklerin Wari toplumundaki yerini daha somut hale getiriyor.

Yavruların beslenmesi dikkat çekti

Araştırmanın en çarpıcı sonucu izotop analizlerinden geldi. Kemiklerdeki kimyasal izler, köpeklerin yaşamları boyunca ne tür yiyecekler tükettiğini ortaya koydu.

Peru’daki Castillo de Huarmey’den doğal olarak mumyalanmış bir köpek kafatası. Fotoğraf: Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Sonuçlara göre köpeklerin çoğu insanlara benzer gıdalarla beslenmişti. Diyetlerinde mısır ya da mısırla beslenmiş hayvanlardan elde edilen et önemli yer tutuyordu. Bazı örneklerde hayvansal protein izleri de görüldü. Bu proteinler balık, et artıkları ya da yerleşim çevresinde erişilebilen başka gıdalardan gelmiş olabilir.

Ancak genç tüysüz köpekler özel bir tablo sundu. Bu yavruların erken yaşlardaki beslenme düzeni, çocukların beslenmesine benzer izler taşıyordu. Bu durum, onların rastgele artıklarla beslenen hayvanlar olmadığını düşündürüyor. Araştırmacılara göre bazı yavrular bilinçli biçimde beslenmiş ve korunmuş olabilir.

Bu ayrıntı, Peru tüysüz köpeğinin And kültürlerindeki özel yeriyle de örtüşüyor. Bu köpeklerin sıcak derisinin ağrıları ve bazı rahatsızlıkları hafiflettiğine inanıldığı biliniyor. Dolayısıyla onlarla kurulan ilişki, yalnızca yarar ya da bekçilik üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşıktı.

Her köpek aynı konumda değildi

Araştırma, köpeklerin tamamını “evcil dost” olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Castillo de Huarmey’deki hayvanlar farklı yaşam biçimlerine sahipti.

Bazıları insanlara yakın yaşamış, insanlarla benzer gıdalar tüketmiş ve özel bakım görmüş olabilir. Bazıları ise yerleşimin çevresinde dolaşan, atıklardan yararlanan yarı bağımsız hayvanlardı.

Castillo de Huarmey’de bulunan mumyalanmış köpek kafatası. Görsel: Dr Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Bir köpek ise diğerlerinden belirgin biçimde ayrıldı. Bu hayvanın beslenme izleri lama ve alpaka gibi And devegillerinin diyetine daha yakındı. Araştırmacılar, bu köpeğin sürülere eşlik etmiş, mevsimsel göçlerde bulunmuş ya da ticaret kervanlarıyla hareket etmiş olabileceğini düşünüyor.

And dünyasında lamalar taşımacılık ve değişim ağları için büyük önem taşıyordu. Köpekler bu hareketli düzen içinde sürüleri koruyan, tehlikeyi haber veren ya da insanlara yolculuklarda eşlik eden yardımcı hayvanlar olarak görev almış olabilir.

Mezarlarda köpeklerin varlığı tesadüf değil

Castillo de Huarmey’de bazı köpeklerin insan mezarlarıyla ilişkili bulunması, keşfin ritüel boyutunu güçlendiriyor. Bir yavru köpek, yüksek değer verilen bir zanaatkârın yanında yer alıyordu. Başka bir yavru, ana mezar alanının koruyucusu olduğu düşünülen bir erkek bireyle ilişkilendirildi. Bir yetişkin köpek ise ergenlik çağındaki bir çocukla birlikte bulundu.

Bu örnekler, köpeklerin mezar alanlarına rastlantısal biçimde karışmadığını düşündürüyor. And inançlarında köpeklerin ölen kişilere ölümden sonraki yolculukta eşlik ettiğine dair güçlü bir düşünce vardı. Özellikle siyah köpekler, yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyası arasında rehber kabul edilebiliyordu.

Castillo de Huarmey’deki bulgular bu nedenle yalnızca hayvan kalıntıları değildir. Onlar, Wari toplumunda bakım, hareketlilik, inanç ve ölüm ritüellerinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren nadir arkeolojik kanıtlar sunar.

1.300 yıl sonra bu köpekler, antik Peru’da insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin sadece pratik değil, aynı zamanda duygusal ve sembolik olduğunu ortaya koyuyor.

Kapak Görseli: Castillo de Huarmey’de ortaya çıkarılan Peru tüysüz köpek iskelet kalıntısı. Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

PAP

Banner
Benzer Yazılar

Side’de 1300 yıllık Sinagog ortaya çıkarıldı

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Side bölgesinde yaşadığı bilinen ilk Yahudi topluluğa ait 1300 yıllık sinagog ortaya çıkarıldı. Bir evin altında bulunan...

Maya Vazosu Üzerindeki Hiyeroglif Yazısının Çözülme Hikayesi

26 Mart 2021

26 Mart 2021

Uygarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen yazının geçmişi 5 bin yıla dayanmaktadır. İnsan ağzından çıkardığı arbitrer (karışık) sesleri, duvarlara, taşlara,...

Nebraska’daki Eski Volkanik Kül Yatağında Yüzlerce İyi Korunmuş Tarih Öncesi Fosil Bulundu

17 Ekim 2020

17 Ekim 2020

Sulama delikleri, Nebraska’nın uzun otlakları arasındaki tarih öncesi hayvanları her zaman cezbetmiştir. Atlardan, develere, gergedanlara, yakınlarda bulunan vahşi köpekleri ve...

Göbeklitepe’de 12 Bin Yıllık İnsan Heykeli Ortaya Çıkarıldı

19 Eylül 2025

19 Eylül 2025

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de yürütülen kazılarda, duvar içine yatay olarak yerleştirilmiş bir insan heykelinin gün...

Zerzevan Kalesi’nde Roma Mühendisliğinin İzleri: 1.800 Yıllık Su Dağıtım Sistemi Ortaya Çıkarıldı

1 Ağustos 2025

1 Ağustos 2025

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nde, Roma İmparatorluğu dönemine ait 1.800 yıllık bir su dağıtım sistemi gün yüzüne...

Çek Arkeologlar Süslü Hediyelerle Dolu Bir Mezar Keşfetti

6 Mart 2021

6 Mart 2021

Çek Arkeologlar Süslü Hediyelerle Dolu Bir Mezar Keşfetti, Doğu Bohemya müzesi arkeologları Hradec Králové’de 5 yy tarihlenen bir mezar alanı...

Aççana Höyük’te Hitit tarihini etkileyecek 3250 yıllık mühür bulundu

19 Kasım 2021

19 Kasım 2021

Aççana Höyük kazılarında ortaya çıkarılan 3250 yıllık mühür baskısı ve kil tablet Hitit tarihini etkileyecek önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor....

Persler Hakkında Bilinmeyen 5 Gerçek

22 Ocak 2021

22 Ocak 2021

Pers kültürü, 1000 yıldan daha fazla bir süre Yakın Doğu ve Dünya’nın geri kalanını etkiledi. Kültürleri, bir çok yönüyle uzun...

Spartacus’un Gladyatör Olduğu Capua Şehrinde Roma Mezarları Keşfedildi

7 Ocak 2021

7 Ocak 2021

İtalya’nın Capua kenti yakınlarında kazı yapan arkeologlar Spartacus’un Gladyatör Olduğu Capua Şehrinde iki antik mezar ortaya çıkardılar. Merkezi Piazza San...

Sibirya’da 2.000 Yıllık Dans Eden Adam Heykelciği Bulundu

6 Mayıs 2021

6 Mayıs 2021

Rusya’nın en büyük üçüncü bölgesi olan Novosibirsk’teki Ob Nehri üzerinde yeni bir köprü için yapılan kazılarda, on santimetre yüksekliğinde bir...

Büyük Piramit, düşündüğümüzden çok daha eski olabilir mi? Yeni erozyon araştırması tartışmayı yeniden alevlendirdi

29 Ocak 2026

29 Ocak 2026

Arkeolojinin en köklü tartışmalarından biri yeniden alevlendi. Gize’deki Büyük Piramit gerçekten bildiğimiz kadar “genç” mi, yoksa insanlık tarihinin çok daha...

LiDAR Teknolojisi ile Romanya Ormanlarında 5.000 Yıllık Kale Keşfedildi

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Romanya’nın Neamț bölgesindeki yoğun ormanların derinliklerinde, arkeologlar LiDAR teknolojisinin yardımıyla 5.000 yıllık bir kalenin kalıntılarını ortaya çıkardılar. Bu önemli keşif,...

İngiltere’de Romalılara Ait Tuz Üretim Alanı keşfedildi.

9 Ekim 2020

9 Ekim 2020

Spalding Western Relief Road için hazırlık çalışmaları kapsamında bir grup arkeolog Pinchbeck’te bir kazı çalışması yürütüyor. Yine bu çalışmalar kapsamında...

Via Tiburtina’da Cumhuriyet dönemine ait bir Roma köprüsü keşfedildi

28 Şubat 2022

28 Şubat 2022

Roma Şehri’nin kuzeydoğusuna giden antik Roma yolu Via Tiburtina’nın 12. kilometresinde, Cumhuriyet döneminden kalma nadir bir köprünün kalıntıları keşfedildi. Köprü,...

İtalya’da 7000 yıllık nadir kil heykelcik bulundu

28 Temmuz 2023

28 Temmuz 2023

Roma Sapienza Üniversitesi’nden arkeologlar, Lazio’nun Sabina bölgesindeki Poggio Nativo yakınlarındaki Battifratta mağarasında kadın özelliklerine sahip bir heykelcik keşfettiler. Bu, yaklaşık...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]