6 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

1.300 Yıllık Peru Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş

Polonyalı arkeologlar, Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey arkeolojik alanında 1.300 yıllık Peru tüysüz köpek kalıntıları buldular.

Peru tüysüz köpek kalıntıları üzerinde yapılan yeni araştırmaya göre Wari döneminde yaşayan bazı köpekler yalnızca insanların çevresinde dolaşan hayvanlar değildi; yavruluk dönemlerinde çocuklarınkine benzer bir beslenme düzenine sahipti ve özel bakım görmüşlerdi.

Castillo de Huarmey, antik And dünyasının en dikkat çekici mezarlık alanlarından biri olarak biliniyor. Wari kültürüyle bağlantılı bu merkez, daha önce seçkin mezarları, zengin dokumaları, seramikleri ve tören eşyalarıyla gündeme gelmişti. Ancak bu kez araştırmacıların dikkatini çeken şey değerli objeler değil; köpek kemikleri, dişler, korunmuş deri parçaları ve bu kalıntılarda saklı beslenme izleri oldu.

Wari nekropolünde insanlarla iç içe yaşayan köpekler

Dartmouth College, Varşova Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Castillo de Huarmey’de bulunan en az 20 köpeğe ait kalıntıyı inceledi. Bunlar arasında yetişkin köpekler, birkaç haftalık yavrular, kısmen korunmuş iskeletler ve doğal biçimde mumyalanmış hayvanlar yer alıyor.

Wari kültürü, İnkalardan yüzyıllar önce And coğrafyasında geniş bir etki alanı kurmuştu. Yönetim merkezleri, yollar, tören alanları ve uzun mesafeli bağlantılarıyla bölgenin sonraki uygarlıkları üzerinde güçlü bir iz bıraktı. Castillo de Huarmey de bu dünyanın seçkinleriyle bağlantılı önemli bir defin ve tören merkeziydi.

Yeni bulgular, bu alandaki yaşamın yalnızca insan mezarları üzerinden anlaşılmayacağını gösterdi. Köpekler de gündelik hayatın, hareketliliğin ve ölümle ilgili ritüellerin bir parçasıydı.

Peru’da 1.300 Yıllık Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş
Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey’in havadan görünümü. Arkeologlar burada, Wari kültürüyle bağlantılı 1300 yıllık Peru Tüysüz Köpekleri kalıntılarını tespit etti. Fotoğraf: Prof. Miłosz Giersz/ Varşova Üniversitesi

Diş yapısı ve deri kalıntıları tüysüz köpekleri işaret etti

Araştırmacılar, bazı köpeklerin Peru tüysüz köpeğiyle ilişkili olabileceğini belirledi. Bu tanımlamada özellikle diş yapısı önemli rol oynadı. Çünkü tüysüzlüğe neden olan genetik özellik, aynı zamanda bazı dişlerin eksik gelişmesiyle bağlantılıdır.

Castillo de Huarmey’deki birkaç köpekte bu tip diş eksiklikleri saptandı. Doğal şekilde mumyalanmış bir köpeğe ait korunmuş deri parçaları üzerinde yapılan mikroskobik incelemeler de hayvanın çok seyrek tüylü olduğunu destekledi.

Bugün Peru’nun kültürel mirasının bir parçası kabul edilen Peru tüysüz köpeği, And dünyasında çok eski bir geçmişe sahip. Bu hayvanların yaklaşık iki bin yıl önce seramikler üzerinde betimlendiği biliniyor. Castillo de Huarmey’deki kalıntılar ise bu köpeklerin Wari toplumundaki yerini daha somut hale getiriyor.

Yavruların beslenmesi dikkat çekti

Araştırmanın en çarpıcı sonucu izotop analizlerinden geldi. Kemiklerdeki kimyasal izler, köpeklerin yaşamları boyunca ne tür yiyecekler tükettiğini ortaya koydu.

Peru’daki Castillo de Huarmey’den doğal olarak mumyalanmış bir köpek kafatası. Fotoğraf: Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Sonuçlara göre köpeklerin çoğu insanlara benzer gıdalarla beslenmişti. Diyetlerinde mısır ya da mısırla beslenmiş hayvanlardan elde edilen et önemli yer tutuyordu. Bazı örneklerde hayvansal protein izleri de görüldü. Bu proteinler balık, et artıkları ya da yerleşim çevresinde erişilebilen başka gıdalardan gelmiş olabilir.

Ancak genç tüysüz köpekler özel bir tablo sundu. Bu yavruların erken yaşlardaki beslenme düzeni, çocukların beslenmesine benzer izler taşıyordu. Bu durum, onların rastgele artıklarla beslenen hayvanlar olmadığını düşündürüyor. Araştırmacılara göre bazı yavrular bilinçli biçimde beslenmiş ve korunmuş olabilir.

Bu ayrıntı, Peru tüysüz köpeğinin And kültürlerindeki özel yeriyle de örtüşüyor. Bu köpeklerin sıcak derisinin ağrıları ve bazı rahatsızlıkları hafiflettiğine inanıldığı biliniyor. Dolayısıyla onlarla kurulan ilişki, yalnızca yarar ya da bekçilik üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşıktı.

Her köpek aynı konumda değildi

Araştırma, köpeklerin tamamını “evcil dost” olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Castillo de Huarmey’deki hayvanlar farklı yaşam biçimlerine sahipti.

Bazıları insanlara yakın yaşamış, insanlarla benzer gıdalar tüketmiş ve özel bakım görmüş olabilir. Bazıları ise yerleşimin çevresinde dolaşan, atıklardan yararlanan yarı bağımsız hayvanlardı.

Castillo de Huarmey’de bulunan mumyalanmış köpek kafatası. Görsel: Dr Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Bir köpek ise diğerlerinden belirgin biçimde ayrıldı. Bu hayvanın beslenme izleri lama ve alpaka gibi And devegillerinin diyetine daha yakındı. Araştırmacılar, bu köpeğin sürülere eşlik etmiş, mevsimsel göçlerde bulunmuş ya da ticaret kervanlarıyla hareket etmiş olabileceğini düşünüyor.

And dünyasında lamalar taşımacılık ve değişim ağları için büyük önem taşıyordu. Köpekler bu hareketli düzen içinde sürüleri koruyan, tehlikeyi haber veren ya da insanlara yolculuklarda eşlik eden yardımcı hayvanlar olarak görev almış olabilir.

Mezarlarda köpeklerin varlığı tesadüf değil

Castillo de Huarmey’de bazı köpeklerin insan mezarlarıyla ilişkili bulunması, keşfin ritüel boyutunu güçlendiriyor. Bir yavru köpek, yüksek değer verilen bir zanaatkârın yanında yer alıyordu. Başka bir yavru, ana mezar alanının koruyucusu olduğu düşünülen bir erkek bireyle ilişkilendirildi. Bir yetişkin köpek ise ergenlik çağındaki bir çocukla birlikte bulundu.

Bu örnekler, köpeklerin mezar alanlarına rastlantısal biçimde karışmadığını düşündürüyor. And inançlarında köpeklerin ölen kişilere ölümden sonraki yolculukta eşlik ettiğine dair güçlü bir düşünce vardı. Özellikle siyah köpekler, yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyası arasında rehber kabul edilebiliyordu.

Castillo de Huarmey’deki bulgular bu nedenle yalnızca hayvan kalıntıları değildir. Onlar, Wari toplumunda bakım, hareketlilik, inanç ve ölüm ritüellerinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren nadir arkeolojik kanıtlar sunar.

1.300 yıl sonra bu köpekler, antik Peru’da insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin sadece pratik değil, aynı zamanda duygusal ve sembolik olduğunu ortaya koyuyor.

Kapak Görseli: Castillo de Huarmey’de ortaya çıkarılan Peru tüysüz köpek iskelet kalıntısı. Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

PAP

Banner
Related Articles

Anglosakson manastırları Viking saldırılarına karşı düşünülenden daha dirençliydi

1 Şubat 2023

1 Şubat 2023

Reading Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden araştırmacılar, Anglosakson manastır topluluklarının Viking baskınlarına karşı düşünülenden daha dirençli olduğuna dair yeni kanıtlar buldular. Kent’teki...

Tunceli Müzesi’nde sergilenen ok uçları 5.000 yıllık tarihe ışık tutuyor

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Son Neolitik/İlk Kalkolitik dönemden İlk Tunç Çağa kadar 11 yapı katına sahip Pulur Sakyol Höyüğü ‘nde ortaya çıkarılan ve Tunceli...

Hititli Matiya Hitit Tarihine Işık Tutacak

7 Eylül 2021

7 Eylül 2021

Günümüz Türkiye ve Suriye sınırları içerisinde yer alan Karkamış Antik Kenti, Asur, Hitit, Mitanni ve Mısır için stratejik konuma sahip...

244 milyonluk kemikli balık fosili keşfedildi

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Bilim insanları, Çin’in doğusundaki Yunnan, Luoping bölgesinde 244 milyon yıllık kemikli balık fosili keşfettiler. Üç Peltoperleidus örneğinin donmuş kalıntıları şimdiye...

Ayanis Kalesi’nde ilk kez Urartulara ait çöplük alanı ortaya çıkarıldı

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Van Tuşpa sınırlarında Urartu Krallığı’nın görkemli yapılarından biri olan Ayanis Kalesi’nde devam eden kazılarda ilk kez Urartulara ait çöplük alanı...

Işık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı

13 Nisan 2023

13 Nisan 2023

Almanya’nın en eski kenti kabul edilen Trier’de ışık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı. Rheinland-Pfalz Kültürel Miras Genel...

Peru’nun And Dağları’nda 4750 Yıllık Megalitik Taş Alan Keşfedildi

16 Şubat 2024

16 Şubat 2024

Wyoming Üniversitesi’nden iki antropoloji profesörü, And Dağları’nda, yaklaşık 5.000 yıl önce eski göçebe gruplar tarafından inşa edilen Callacpuma taş alan...

Van’da Moğol İlhanlı Hükümdarı Hülagü Han’ın yazlık sarayının kalıntılarına ulaşıldı

7 Temmuz 2022

7 Temmuz 2022

Türk ve Moğolistanlı bilim insanlarından oluşan arkeoloji çalışma ekibi, Van’ın Çaldıran ilçesinde 1260’lı yıllarda Moğol İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han’ın...

Türklerin Moğolistan’daki Göbeklitepesi Hüys Tolgoy Yazıtı

20 Mart 2022

20 Mart 2022

İlk dönem Türk Kaganlık tarihini çoğunlukla Çin yazılı kaynaklarından öğrenmekteyiz. Çin kaynaklarının haricinde az sayıda Türklere ait yazılı kaynaklarda bulunmaktadır....

Karahöyük’te 3.500 Yıllık Yemek Takımı: Kamu Yapısı, Sunak ve Kremasyon Mezarlarla Birlikte Ortaya Çıktı

5 Eylül 2025

5 Eylül 2025

Konya’nın Meram ilçesinde sürdürülen Karahöyük kazılarında, yaklaşık 3.500 yıl öncesine tarihlenen testi, tabak ve kupalı bardaktan oluşan tam bir yemek...

Romanya’da bulunan 6 bin 500 yıllık mezar içinde 169 altın yüzük çıkarıldı

14 Ağustos 2022

14 Ağustos 2022

Romanya’nın Crişana eyaletinin Bihor ilçesinde bulunan Biharia Komününün yakınında ortaya çıkarılan M. Ö. 4500 yılına ait bir kadına ait mezar...

Arkeolog Carl Blegen’in 90 yıllık Troya arşivi erişime açıldı

25 Kasım 2022

25 Kasım 2022

Ünlü tarihçi Homeros’un MÖ 730 yılında kaleme aldığı İliada (İlias) Destanı’nda adı geçen Troya Antik Kenti’nde yapılan kazılarda görev alan...

İran’ın Batısında Asur Kralı II. Sargon’a Atfedilen Bir Yazıt Bulundu

25 Nisan 2021

25 Nisan 2021

İranlı arkeologlar, Batı İran’da bir Yeni Asur kralı II. Sargon‘a atfedilen bir kraliyet anıt yazıtının bir bölümünü keşfettiler. ISNA’nın aktardığına...

Arkeologlar, Çin’de türünün en küçük Neolitik çömleğini keşfettiler

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

Çin’in doğusundaki Henan Eyaleti, Xinzheng’deki Peiligang bölgesinde kazı yapan arkeologlar, türünün en küçüğü olan Neolitik bir çömlek keşfettiler. Bu tür...

Norveç’te Thor ve Odin’e Ait 1200 Yıllık Tanrı Evi

10 Ekim 2020

10 Ekim 2020

Norveç’in batı kıyısında, Bergen Üniversitesi Müzesi’nden arkeolog Søren Diinhoff liderliğindeki bir araştırma ekibi tarafından 1.200 yıllık Eski İskandinav tapınağının direk...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]