2 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Oluz Höyük, Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’a adanmış tapınak barındırıyor olabilir

Tunç Çağı dönemi Anadolu topraklarında kendilerini Hatti ülkesinin insanları olarak tanıtan, Tunç Çağı Anadolusu’nda en büyük ve güçlü ilk merkezi devleti kuran Hititler, geride bıraktıkları çivi yazılı tabletler ile de dönemin Anadolu coğrafyası ve tarihi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan medeniyet oldu.

Anadolu’ya gelişleri kadar tarih sahnesinden silinişleri de bir o kadar soru işareti taşıyan Hititler, 400 yıla varan egemenliklerini sadece siyasi ve askeri alanda gösterdikleri başarılarla değil aynı zamanda yönetimleri altına aldıkları halkların dini değerlerine gösterdikleri saygı ile de kazandılar.

İmparatorluk topraklarına kattığı her krallığın tanrısını panteonuna dahil eden Hititler, böylece “Bin Tanrılı Halk” olarak bilindiler.

Hitit panteonunun en tepesinde Fırtına Tanrısı Teşup bulunur

Tanrı ve dini bayram çokluğu/çeşitliliği ile dikkat çeken Hitit toplumunda en büyük tanrı Fırtına Tanrısı Teşup’tur.

Hattilerde Tarru adı ile tapınılan Teşup, Hurri kökenli bir tanrıdır. Hurrilerde gökyüzü ve fırtına tanrısıdır. Teşup, Hitit ve Luvice “Tarhu,Tarhuna ya da Tarhunt” diye de adlandırılıyordu.

Hititler, Hurri kültüründen oldukça fazla etkilenmiştir.

Dini metinler içeren tabletlerde ağırlıklı olarak Hatti ve Hurri etkileri görülür.

yazılıkaya sahnesi

Başkent Hattuşa’da bulunan Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı başta olmak üzere yine başkent içinde yer alan Büyük Tapınak ve diğer dini mekanlar Hitit dini ve kültürü hakkında önemli buluntular verir.

Hattuşa dışında Nerik, Alacahöyük, İnandıktepe, Kuşaklı, Oymaağaç Höyük, Çadır Höyük, Karahna ve Hüseyindede gibi yerleşimlerde de Hititler önemli tapınaklar inşa ettiler.

Hattuşa ve diğer yerleşim alanlarında ortaya çıkarılan tapınakların hangi tanrı için yapıldığını o tanrıya atfedilen sembollerden öğreniyoruz. Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’un kutsal hayvanı boğanın olması gibi.

Hattuşa, Nerik, Alacahöyük gibi bilinen önemli dini merkezlerin dışında Oluz Höyük yerleşiminde de Teşup’a ait bir tapınağın olabileceği üzerinde duruluyor.

Oluz Höyük’te Fırtına Tanrısı Teşup’a ait tapınağın olabileceğini 2018 yılında ele geçen bir boğa figürünü düşündürdü.

Oluz Höyük kazılarında bulunan boğa figürünü

Oluz Höyük’te Hitit etkisi

Oluz Höyük kazılarında, Hitit Büyük Krallık Dönemi’ne (MÖ 14.-13. Yüzyıl) tarihlenen mimari kalıntılar, küçük buluntular ve çanak çömlek buluntular ortaya çıkarıldı.

Dr. Öğr. Üyesi Aslıhan Yurtsever Beyazıt, Frig Dönemi’ne ait Kubaba Tapınağı, Pers Dönemi Ateşgedesi’nin bulunduğu Oluz Höyük’te, Hitit dönemi bir tapınağın olabileceği kuvvetle muhtemel olduğunu söyledi.

Oluz Höyük kazılarının 2018 sezonunda temizlik çalışmalarında ele geçen 14 cm uzunluğunda 3.5 cm genişliğinde ve 9 cm yüksekliğinde ki pişmiş toprak boğa figürünü ve yine boğa başlı riton bu savı destekleyen buluntular arasında.

Hitit çivi yazılı belgelerde Fırtına Tanrısı kültü ve bu kültü barındıran kentlerden bahsedilir. Bu kentlerin en önemlisi Nerik’tir. Kaşka saldırılarının yoğunlaşması sonrasında Fırtına Tanrısı, Hakmiş kentine taşınır.

Hakmiş kentinin lokalizasyonu için yapılan son görüşler kentin Amasya sınırları içerisinde olabileceği noktasında birleşiyor. Doğantepe Höyüğü ile Nerik eşitlenmesini destekleyen en büyük bulgu Doğantepe’de çıkarılan bronz Fırtına Tanrısı heykelciğidir.

Hitit arkeolojisi açısından önemli bir buluntu olan heykelciğin çıktığı Doğantepe ile Oluz Höyük arasındaki mesafenin kuş uçumu 7 km olduğunu söyleyen Aslıhan Yurtsever Beyazıt, “Oluz Höyük’ün coğrafi açıdan, güneyden Šapinuva üzerinden gelen yol güzergâhında olması aynı zamanda Hatti Ülkesi’nden Hakmiš Krallığı’na ulaşan anayolun yerleşmenin batısından geçmesi ve Kuzey Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biri olması gibi etmenler, Oluz’un Hitit coğrafyası içerisinde önemli bir konuma sahip olduğunu düşündürmektedir” dedi.

Oluz Höyük hangi Hitit kentleri ile eşitleniyor

Hitit dönemi buluntularının çıkarıldığı Oluz Höyük’ün hangi Hitit kenti ile eşitleneceği sorusuna bir cevapta elde edilen çivi yazılı tabletlerde bulunuyor.

Beyazıt, kaleme aldığı “Oluz Höyük’ten Pişmiş Toprak Bir Boğa Figürünü” adlı makalesinde Oluz Höyük’ün eşitlendiği Hitit kentlerinin şunlar olduğunu belirtiyor.

“Prof. Dr. Şevket Dönmez tarafından ileri sürülen Oluz-Šanahuitta eşitliğidir. Hattuša ’da bulunan bir belgede, kentin ismi Zuliya olarak geçer. Dönmez’e göre Yukarı Zuliya (Çekerek) Ovası’nın Oluz Höyük’ün içinde yer aldığı Geldingen Ovası’nın bulunduğu bölgeyi kapsaması, Šanahuitta – Oluz Höyük bağlantısını desteklemektedir. Bu eşitliği destekleyen A. Ünal, Šanahuitta ’nın Amasya civarında olması gerektiğini, Oluz’un bu kent için aday bir yerleşme olabileceğini ileri sürmektedir.”

“Šanahuitta dışında Oluz Höyük için önerilen diğer bir Hitit kenti Ištahara’dır. Yazılı belgelerde, Nerik ve Hakmiš dışında adı geçen diğer Fırtına Tanrısı kült merkezlerinden bazılarının bu bölgedeki varlığı ile ilgili son yıllarda yapılan öneriler dikkati çekmektedir. Belgelerde adı geçen önemli kült merkezlerinden biri Ištahara kentidir.

Oluz Höyük kazılarında çıkarılan boğa başlı riton

Söz konusu kentle ilgili Özlem Sir Gavaz, Nerik ’e yakın bir mesafede yer aldığından ve bu kentte askeri üs oluşturulduğundan, Ištahara’dan hemen sonra Nerik’e ulaşıldığından bahsederek, yazılı metinler ışığında Ištahara’nın Hititler için çok önemli bir istasyon şehir ve kült merkezi olduğunu söylemektedir.”

“Özlem Sir Gavaz, Ištahara’nın Oymaağaç’a en fazla bir günlük mesafede yer alması gerektiğini belirterek, bütün bu veriler ışığında coğrafi konumu ve son yıllardaki kazı buluntuları nedeniyle Ištahara için en uygun yerin Oluz Höyük olabileceğini öneriyor.”

Oluz Höyük, Hitit Fırtına Tanrısı’nın tapınağına sahip bir dini alan olabilir

Oluz Höyük’te yer alan Hitit tabakasının kazılarında sur sistemi ile karşılaşılmaması Oluz’un askeri nitelikte bir yerleşim olmadığı dinsel yönü ağır basan bir yerleşim olduğunu düşündüklerini ifade eden Aslıhan Yurtsever Beyazıt, Oluz Höyük’ün, MÖ 2. Binyıl’da da kutsal alanı olan bir yerleşme olduğu kuvvetle muhtemeldir. 2018 döneminde bulunan boğa figürini ile daha önceki kazı sezonlarında parçalar halinde ele geçen ve bir araya getirilen boğa başlı, halka biçimli kap, Oluz Höyük’te Fırtına Tanrısı ile ilgili bir kutsal alan veya tapınağının varlığı düşüncesini güçlendirmektedir” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Bilecik Arkeoloji Çalıştayı düzenleniyor

12 Aralık 2022

12 Aralık 2022

Bilecik Belediyesi, Şeyh Edebali Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğinde Bilecik arkeoloji çalıştayı düzenleniyor. Geçen yıl Bilecik Belediyesi katkılarıyla...

Büyük İsyan’ın üçüncü yılından kalma nadir bir yarım şekel sikke keşfedildi

21 Aralık 2022

21 Aralık 2022

Tapınak Dağı’nın güneyindeki Ophel arkeolojik alanında İbrani Üniversitesi’nden arkeologlar tarafından yapılan son kazılarda, MS 70 yılında tahrip edilen İkinci Tapınak...

Anglosakson manastırları Viking saldırılarına karşı düşünülenden daha dirençliydi

1 Şubat 2023

1 Şubat 2023

Reading Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden araştırmacılar, Anglosakson manastır topluluklarının Viking baskınlarına karşı düşünülenden daha dirençli olduğuna dair yeni kanıtlar buldular. Kent’teki...

2000 yıllık kenevir kalıntılarında en eski çevre kirliliğinin izleri keşfedildi

10 Şubat 2023

10 Şubat 2023

Tarih boyunca kumaş yapımında ve keyif verici madde olarak kullanılan kenevir ilk ıslah edilerek yetiştirilen bitkiler arasındadır. Kenevirin dokuma hammaddesi...

Araştırmacılar, imparatorun mezarında bulunan 2.000 yıllık bronz bir kabın kopyasından damıtılmış şarap ürettiler

4 Ocak 2025

4 Ocak 2025

Çin’de arkeologlar, bir imparatorun mezarından çıkarılan 2.000 yıllık bir bronz kabın replikasında damıtılmış şarap ürettiler ve bu, damıtılmış içki tekniğinin...

Çömlek İçinde Gömülü 3800 Yıllık Bebek İskeleti

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

İsrailli arkeologlar kazı çalışmalarına ara vermeden devam ediyorlar. Son kazılarda çıkarılan çömlek içindeki 3800 yıllık bebek iskeleti heyecan yarattı. Ariel...

Ege’de Küçük Bir Kayalıkta Bulunan Antik Kent Şaşırtmaya Devam Ediyor

9 Kasım 2020

9 Kasım 2020

Tesalya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden arkeologlar, bir zamanlar erken Bizans döneminde önemli bir şehre ev sahipliği yapan Yunan adası Kythnos yakınlarındaki...

Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Herakles’in 12 işlerini tasvir eden yüksek kabartmalı lahidin hikayesi

26 Mart 2022

26 Mart 2022

Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen mitolojide Herakles’in 12 işleri olarak bilinen sahnelerin tasvir edildiği lahit, şimdiye kadar bulunan yüksek kabartma tekniğiyle...

Urartularda Ölü Gömme Gelenekleri: Urne Mezarları

13 Eylül 2021

13 Eylül 2021

Birçok Anadolu medeniyetinde olduğu gibi Urartularda ölümden sonra yaşama inanan bir toplumdu. Ölüm sonrası inancın ağır bastığı Urartu toplumunda değişik...

İtalyan Versay eski ihtişamına geri dönüyor

19 Mayıs 2023

19 Mayıs 2023

Napoli yakınlarında uzun süredir ihmal edilmiş olan İtalyan Kraliyet Sarayı Caserta, kısmen Avrupa Birliği’nin kurtarma fonu tarafından finanse edilen geniş...

Arkeologlar Gürcistan’da bilinmeyen bir dil içeren gizemli bir taş tablet buldular

5 Aralık 2024

5 Aralık 2024

Arkeologlar, Gürcistan’ın Dmanisi bölgesindeki Bashplemi Gölü yakınlarında bilinmeyen bir dilde yazıtlar içeren bir bazalt tablet ortaya çıkardılar. Tabletin kesin yaşı...

Arizona’da ABD’ye ait en eski ateşli silah bulundu: Coronado seferiyle bağlantılı 500 yıllık bronz top

28 Kasım 2024

28 Kasım 2024

Arizona’daki bağımsız araştırmacılar, Francisco Vázquez de Coronado’nun 16. yüzyıl keşif gezisine ait bronz bir top ortaya çıkardılar ve bunun kıta...

Diyarbakır’da ilk kez Roma dönemine ait lahit bulundu

3 Nisan 2024

3 Nisan 2024

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan 5.000 yıllık Diyarbakır surlarının tahrip olan noktalarının restorasyon çalışmaları sırasında Roma dönemine ait...

Bronz Çağı Taş Levha Avrupa’nın Bilinen En Eski Haritası Çıktı

6 Nisan 2021

6 Nisan 2021

Fransa’da 1900 yılında bulunan ve yüzyılı aşkın süredir unutulmuş olan süslü bir Bronz Çağı’ndan kalma taş levha, Avrupa’nın bilinen en...

İngiltere’nin Roma Dönemine Ait İlk 5. yy. Mozaiği Keşfedildi

15 Aralık 2020

15 Aralık 2020

Araştırmacılar, Gloucestershire’daki Chedworth Roman Villa’sından yeni çıkan kalıntıların İngiltere’nin ilk bilinen 5. yüzyıl mozaiğini tanımlamış olabileceğini duyurdu. Cotswold sitesi, 2....

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]