18 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Louvre Müzesi’nin Enteresan Tarihi

Paris’te bulunan Louvre Müzesi dünyanın en tanınmış ve büyük müzelerinden biridir. Aynı zamanda Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olma ünvanına da sahiptir.

Müzenin Paris’te bulunması ve birçok insanın Paris’i ölmeden görmek istemeleri gibi sebeplerde mevcuttur. Bununla birlikte Da Vinci’nin Mona Lisa, Venus de Milo ve Michelangelo’nun Ölen Kölesi dahil olmak üzere insanlığın şimdiye kadar ürettiği en dikkat çekici sanat eserlerinden bazılarıyla doludur. Louvre Müzesi’nde her bir esere sadece 35 saniyenizi bile ayırsanız hepsini görmenizin 3 aydan fazla süreceği söyleniyor.

Fransa’nın ilk kralı Philippe Augustus tarafından inşa edilen 12. yüzyıldan kalma bir kale olan günümüz yapısı, 16. yüzyılda, askeri kayıplardan sarsılan Kral I. Francis’in daha iyi kontrol etmek için şehre daha yakın olması gerektiğine karar vermesiyle ortaya çıkmıştır. Kral I. Francis kalenin büyük bir kısmını ykarak, 1546’da kendisi için bir saray inşa etti.O zamandan beri, Louvre krallar için bir konut (ve hapishane), işgalciler tarafından işgal edilen terk edilmiş, çürümüş bir mülk, çalıntı mallar için bir depo ve tabii ki bir müzedir.

Dört yüzyıldır ayakta duran bu yapının tarihi hiçde sıradan değildir. En enteresan olanları sizler için derledik.

Sanatçı Sığınağı

Kral Henry IV

Henry IV (1589) tahta çıktığında paris dinsel bir savaştan çıkmış ve bütün parlaklığını yitirmişti. Pratik bir kral olan Henry IV tahtı sahiplenmek ve çatışmalara son vermek için Katolikliğe dönüş yapmıştı. Hedefi Paris’i eski ihtişamına geri döndürmekti.

Kral Paris’i bedava güzelleştirmek adına sanatçılara Louvre’de bedava konuklama sundu. O dönem Paris’te sanatçıların iyi kazanması söz konusu bile değildi. Paris’i güzelleştirmek karşılığında ücretsiz kalacak yer sahibi olmak oldukça iyi bir anlaşmaydı.

Bu o kadar iyi çalıştı ki, halk arasında Güneş Kral olarak bilinen Henry’nin torunu Louis XIV, uygulamaya devam etti.

Louvre Bir Kraliyet Hapishanesiydi

Kraliçe Marie Antoinette

Louis XIV sarayını Versailles’a taşıdıktan ve Louvre’u çürümeye terk ettikten sonra, hiçbir kral 100 yıldan fazla bir süre orada evini yapmadı. Louis XVI, 1791’de Louvre’a geri döndüğünde, Kral Louis tutuklandı.

Kral ve karısı Marie Antoinette kendilerini devrimin ortasında buldular. Kötü yönetimleri yüzünden halkla bağlantılarını kaybetmişlerdi.

Tuilleries Sarayı’nda (o zamanlar Louvre kompleksinin bir parçası) bir yıldan fazla bir süre kilit altında tutuldular.

Devrimci hükümet başlangıçta bir krala kaba davranmakta tereddüt etti, ancak Louis’in gücünü yeniden kazanmak için Avusturya’dan yardım almaya çalıştığı anlaşıldığında, ihanetten yargılandı, suçlu bulundu ve Ocak 1793’te başı kesildi.

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Fransa neredeyse 2 gecede almanlar tarafından fethedildi. Kukla bir hükümetle birlikte savaşı işgal altında geçirdi.

Her şey olabildiğince yanlış bir şekilde ilerlerken Fransızlar bir şeyi gerçekten doğru yaptılar. Bir Alman istilası açıkça yaklaştığında Louvre’u temizlediler ve paha biçilmez sanat koleksiyonunu sakladılar. 25 Ağustos 1939’da Louvre onarım için üç günlüğüne kapatıldı, ancak hiçbir onarım yapılmadı. Bunun yerine, yüzlerce kendini işine adamış personel ve gönüllü, müzedeki hemen hemen her önemli sanat eserini ve heykeli toplamak ve onları saklanmak için ülkenin dört bir yanındaki uzak kalelere götüren 200’den fazla araçtan oluşan bir filoya yerleştirmek için günün her saati çalıştı.

Naziler Louvre geldiklerinde geride pek bir şey kalmamıştı. Onlarda, Başta Yahudi aileler olmak üzere zengin Fransız ailelerinden çalınan sanatı geçici olarak saklamak için kullandılar. Birkaç yıl boyunca Louvre, esasen, çoğu Almanya’daki seçkin Nazi evlerine giden çalıntı mallar için bir depoydu. Neyse ki, bir casus neyin nereye gönderildiğini takip etmeyi başardı ve sanat eserlerinin çoğu sonunda hak sahiplerine iade edildi.

Tarihteki En Garip Sanat Soygunu Louvre’da Gerçekleşti

Mona Lisa

Sanat soygunu denildiğinde hepimizin aklına filmlerdeki gibi çok profesyonel hırsızlar geliyor. Aylarca çalınacak eser için tatbikat yapan hırsızlar. Ama buradaki hırsızlık olayı bu kadar şaşalı değil yine de hırsızımız Mona Lisa’yı 2 yıl elinde tutabilmiş. Evet yanlış okumadınız ünlü Mona Lisa tablosu çalınmış müzeden.

1911’de gerçekleşen olayda müzenin eski bir çalışanı olan Vincenzo Peruggia, müzeye gelip biraz gezindikten sonra bir dolaba saklanıp sabahta bir şey olmamış gibi müze üniformasını giymiştir. O zamanlar tablo duvarda asılı durmaktaymış. Bir merdiven boşluğunda tabloyu çerçevesinden çıkarmış, hatta merdiven altındaki kapıyı açamadığı için çalışanlardan biri kendisine yardım bile etmiştir.

Mona Lisa’nın bir günden fazla kayıp olduğunu kimse fark etmedi. Ve iki yıl boyunca, Peruggia tabloyu dairesinde tutarken akşamlarını ona bakarak geçirirken, yapılan soruşturmalar sonuç vermedi.

1913’te Mona Lisa’nın satışını düzenlemeye çalışırken nihayet yakalandı. Peruggia hırsızlıktan suçlu bulundu ve anavatanı İtalya’da bir tür kahraman olarak görüldüğü için sadece yedi ay hapis yattı.

Bir Mezarın Tamamı Louvre Müzesine Taşındı

Philippe Pot Anıtı Kaynak: Wikipedia

1899’da Philippe Pot’un inanılmaz derecede ürkütücü mezarı müzeye kuruldu. Philippe Pot, Burgundy Düküdür. Bir kireçtaşı levha üzerinde şövalye miğferi, tuniği ve kaskı ile yatmaktadır. Vücudunu taşıyan 8 yas tutan gerçek boyutlarıyla yapılmışlardır.

Anıt Burundi tarzının son mezarı olmasına rağmen en azından şimdiye kadar bilinen son mezar, sonraki mezar yapılarını da etkilemiştir.

Mezar Fransız Devrimi sırasında satılmıştır. Louvre müzesi daha sonra anıtı tekrar satın alma yoluyla koleksiyonuna eklemiştir.

Fransa Savaşla Birlikte Rosetta Taşını da Kaybetti

Rosetta Taşı, Londra British Museum’da sergileniyor.

Louvre kuşkusuz bugüne kadar üretilmiş en güzel sanat eserlerini sergiliyor. Bu eserlerin bir çoğunu da Napolyon komutanlığında Fransız ordusunun yağmalaması sonucu elde etmişti. Napolyon iktidardan düştüğü zaman bu eserlerin bir kısmı gerçek sahiplerine iade edildi.

Tarihin neredeyse en önemli parçası olan Rosetta Taşı, Louvre mirasının da bir parçasıydı. Rosetta taşı sayesinde mısır Hiyerogliflerini anlamak mümkün oldu. 1799 yılında Napolyon güçleri tarafından Mısır’da keşfedilen Rosetta taşı 3 dilde yazılmıştı. Bu yazılar Demotik, Hiyeroglif ve antik Yunanca’dır.1822 yılında, Jean Francois champollion tarafından çözümlenmiştir.

Fransızlar 1801’de İngilizler tarafından mağlup edildiğinde, antlaşma Fransız ordusunun Mısır’da elde ettiği tüm ganimetlerin İngilizlere devredilmesi gerektiğini ve buna ünlü Rosetta Taşı’nın da dahil olacağını belirtiyordu. Fransızlar hile yapmaya çalıştı: Taşı Kahire’den İskenderiye’ye taşıdılar ve çeşitli argümanlar ortaya atarken geciktirmeye çalıştılar. Ancak İngilizler kararlıydı ve taş teslim edildi. Londra British Museum’da sergilenmeye devam ediyor.

Banner
Related Articles

2000 yıllık Antikythera Düzeneğinin Sırrı Çözüldü mü?

13 Mart 2021

13 Mart 2021

2000 yıllık Antikythera düzeneğinin sırrı çözüldü haberi bilim dünyasını heyecanlandırdı. Dünyanın en eski analog bilgisayarı olarak adlandırılan Antikythera düzeneğinin çalışma...

Gökçeada, Ege Adaları Arasında Tarım ve Hayvancılığa Dayalı İlk Köy Yerleşimini Barındırıyor

26 Temmuz 2025

26 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yer alan Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü’nde 15 yıldır süren arkeolojik kazılar, Ege adaları arasında tarım ve hayvancılığa dayalı en...

Vatikan ilk kez bir nekropolü halkın ziyaretine açıyor

17 Kasım 2023

17 Kasım 2023

Vatikan tarihinde ilk kez şehrin altında yer alan bir nekropolün halkın ziyaretine açılmasına izin veriyor. Vatikan’ın altında yer alan antik...

İzmir Smyrna Höyüğü’nde 5 Bin Yıllık Seramikler Bulundu: Erken Ticaretin İzleri

26 Eylül 2025

26 Eylül 2025

İzmir’in Bayraklı ilçesinde yer alan Smyrna Höyüğü’nde (yeni adı Bayraklı) yürütülen kazılarda 5 bin yıllık seramik kaplar ortaya çıkarıldı. Buluntular,...

Lüksemburg’da Dokuz Roma İmparatoruna Ait 141 Roma Altın Sikkesi Ortaya Çıkarıldı

14 Ocak 2025

14 Ocak 2025

Arkeologlar, Lüksemburg’un kuzeyinde yer alan Holzthum yakınlarında, MS 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen 141 Roma altın sikkesinden oluşan bir Roma...

Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde Sergileniyor

17 Eylül 2021

17 Eylül 2021

Mısır inancında ölen kişiye öbür alemde hizmet etmesi için yanına konulan Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ziyarete açıldı. Mısır Uşabti...

Güney Amerikalı Jivaro kabilesine ait 4 kafatası İzmir’de ele geçirildi

14 Aralık 2021

14 Aralık 2021

Ticaret Bakanlığı İzmir Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri gelen bir ihbar üzerine düzenledikleri operasyonda Güney Amerikalı Jivaro kabilesine...

Ulucak Höyük seramiklerinin üzerinde 8 bin yıllık parmak izleri

13 Ağustos 2022

13 Ağustos 2022

Ege Bölgesi’nin en önemli yerleşimi Ulucak Höyük kazılarında ortaya çıkarılan seramik atölyelerinde kullanılan seramik hamurlarının üzerinde 8 bin yıllık parmak...

İskandinav Elitlerinin Tanrılara Kurban Olarak Verdikleri 7 Altın Kolye Bulundu

13 Mayıs 2021

13 Mayıs 2021

Norveç’in Østfold County Rade belediyesi yakınlarındaki bir tarlada 7 altın kolye bulundu. Araştırmacılar, bu kolyelerin 6. yüzyılda bir kurban eyleminin...

Arkeologlar Amerika’nın en eski kerpiç mimarisini keşfetti

8 Aralık 2021

8 Aralık 2021

Peru’nun kuzey kıyısında, araştırmacılar, El Nino’nun neden olduğu sellerin oluşturduğu doğal kil tortularından oyulmuş antik kerpiç tuğlalarla inşa edilmiş, Amerika’daki...

Batman Valiliği’nden Kaybolan Sikkeler Açıklaması

21 Haziran 2021

21 Haziran 2021

Batman Müzesi’nde 2017 yılında tarihi eser kaçakçıların elinden kurtarılan altın sikkelerin kaybolduğuna dair haberlerin ardından Batman Valiliği bir açıklama yayınladı....

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü...

İzmir’de 14 bin yıllık insan izleri bulunan mağarada çalışmalar devam ediyor

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

İzmir’in Dikili ilçesinde 14 bin yıl öncesine uzanan insan izlerinin bulunduğu mağarada inceleme ve araştırma çalışmalarına aralıksız devam ediliyor. Dikili...

Lavların altında kalan Pompeii kentindeki kazılarda Truvalı Helen’i tasvir eden çarpıcı bir fresk bulundu

11 Nisan 2024

11 Nisan 2024

Arkeologlar, Vezüv Yanardağı’nın lavları altında kalan Pompeii’nin en uzun caddelerinden biri olan Via di Nola’daki büyük bir evin ziyafet salonundaki...

Gürcistan’daki Roma Apsaros Kalesi’nde Lejyon X Fretensis’in kanıtları bulundu

28 Mayıs 2023

28 Mayıs 2023

Polonyalı bilim insanları, Yahudi ayaklanmalarını acımasızca bastırmasıyla bilinen Lejyon X Fretensis’in, MS 2. yüzyılın başlarında, Karadeniz kıyısındaki Colchis’teki Apsaros Roma...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]