19 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Louvre Müzesi’nin Enteresan Tarihi

Paris’te bulunan Louvre Müzesi dünyanın en tanınmış ve büyük müzelerinden biridir. Aynı zamanda Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olma ünvanına da sahiptir.

Müzenin Paris’te bulunması ve birçok insanın Paris’i ölmeden görmek istemeleri gibi sebeplerde mevcuttur. Bununla birlikte Da Vinci’nin Mona Lisa, Venus de Milo ve Michelangelo’nun Ölen Kölesi dahil olmak üzere insanlığın şimdiye kadar ürettiği en dikkat çekici sanat eserlerinden bazılarıyla doludur. Louvre Müzesi’nde her bir esere sadece 35 saniyenizi bile ayırsanız hepsini görmenizin 3 aydan fazla süreceği söyleniyor.

Fransa’nın ilk kralı Philippe Augustus tarafından inşa edilen 12. yüzyıldan kalma bir kale olan günümüz yapısı, 16. yüzyılda, askeri kayıplardan sarsılan Kral I. Francis’in daha iyi kontrol etmek için şehre daha yakın olması gerektiğine karar vermesiyle ortaya çıkmıştır. Kral I. Francis kalenin büyük bir kısmını ykarak, 1546’da kendisi için bir saray inşa etti.O zamandan beri, Louvre krallar için bir konut (ve hapishane), işgalciler tarafından işgal edilen terk edilmiş, çürümüş bir mülk, çalıntı mallar için bir depo ve tabii ki bir müzedir.

Dört yüzyıldır ayakta duran bu yapının tarihi hiçde sıradan değildir. En enteresan olanları sizler için derledik.

Sanatçı Sığınağı

Kral Henry IV

Henry IV (1589) tahta çıktığında paris dinsel bir savaştan çıkmış ve bütün parlaklığını yitirmişti. Pratik bir kral olan Henry IV tahtı sahiplenmek ve çatışmalara son vermek için Katolikliğe dönüş yapmıştı. Hedefi Paris’i eski ihtişamına geri döndürmekti.

Kral Paris’i bedava güzelleştirmek adına sanatçılara Louvre’de bedava konuklama sundu. O dönem Paris’te sanatçıların iyi kazanması söz konusu bile değildi. Paris’i güzelleştirmek karşılığında ücretsiz kalacak yer sahibi olmak oldukça iyi bir anlaşmaydı.

Bu o kadar iyi çalıştı ki, halk arasında Güneş Kral olarak bilinen Henry’nin torunu Louis XIV, uygulamaya devam etti.

Louvre Bir Kraliyet Hapishanesiydi

Kraliçe Marie Antoinette

Louis XIV sarayını Versailles’a taşıdıktan ve Louvre’u çürümeye terk ettikten sonra, hiçbir kral 100 yıldan fazla bir süre orada evini yapmadı. Louis XVI, 1791’de Louvre’a geri döndüğünde, Kral Louis tutuklandı.

Kral ve karısı Marie Antoinette kendilerini devrimin ortasında buldular. Kötü yönetimleri yüzünden halkla bağlantılarını kaybetmişlerdi.

Tuilleries Sarayı’nda (o zamanlar Louvre kompleksinin bir parçası) bir yıldan fazla bir süre kilit altında tutuldular.

Devrimci hükümet başlangıçta bir krala kaba davranmakta tereddüt etti, ancak Louis’in gücünü yeniden kazanmak için Avusturya’dan yardım almaya çalıştığı anlaşıldığında, ihanetten yargılandı, suçlu bulundu ve Ocak 1793’te başı kesildi.

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Fransa neredeyse 2 gecede almanlar tarafından fethedildi. Kukla bir hükümetle birlikte savaşı işgal altında geçirdi.

Her şey olabildiğince yanlış bir şekilde ilerlerken Fransızlar bir şeyi gerçekten doğru yaptılar. Bir Alman istilası açıkça yaklaştığında Louvre’u temizlediler ve paha biçilmez sanat koleksiyonunu sakladılar. 25 Ağustos 1939’da Louvre onarım için üç günlüğüne kapatıldı, ancak hiçbir onarım yapılmadı. Bunun yerine, yüzlerce kendini işine adamış personel ve gönüllü, müzedeki hemen hemen her önemli sanat eserini ve heykeli toplamak ve onları saklanmak için ülkenin dört bir yanındaki uzak kalelere götüren 200’den fazla araçtan oluşan bir filoya yerleştirmek için günün her saati çalıştı.

Naziler Louvre geldiklerinde geride pek bir şey kalmamıştı. Onlarda, Başta Yahudi aileler olmak üzere zengin Fransız ailelerinden çalınan sanatı geçici olarak saklamak için kullandılar. Birkaç yıl boyunca Louvre, esasen, çoğu Almanya’daki seçkin Nazi evlerine giden çalıntı mallar için bir depoydu. Neyse ki, bir casus neyin nereye gönderildiğini takip etmeyi başardı ve sanat eserlerinin çoğu sonunda hak sahiplerine iade edildi.

Tarihteki En Garip Sanat Soygunu Louvre’da Gerçekleşti

Mona Lisa

Sanat soygunu denildiğinde hepimizin aklına filmlerdeki gibi çok profesyonel hırsızlar geliyor. Aylarca çalınacak eser için tatbikat yapan hırsızlar. Ama buradaki hırsızlık olayı bu kadar şaşalı değil yine de hırsızımız Mona Lisa’yı 2 yıl elinde tutabilmiş. Evet yanlış okumadınız ünlü Mona Lisa tablosu çalınmış müzeden.

1911’de gerçekleşen olayda müzenin eski bir çalışanı olan Vincenzo Peruggia, müzeye gelip biraz gezindikten sonra bir dolaba saklanıp sabahta bir şey olmamış gibi müze üniformasını giymiştir. O zamanlar tablo duvarda asılı durmaktaymış. Bir merdiven boşluğunda tabloyu çerçevesinden çıkarmış, hatta merdiven altındaki kapıyı açamadığı için çalışanlardan biri kendisine yardım bile etmiştir.

Mona Lisa’nın bir günden fazla kayıp olduğunu kimse fark etmedi. Ve iki yıl boyunca, Peruggia tabloyu dairesinde tutarken akşamlarını ona bakarak geçirirken, yapılan soruşturmalar sonuç vermedi.

1913’te Mona Lisa’nın satışını düzenlemeye çalışırken nihayet yakalandı. Peruggia hırsızlıktan suçlu bulundu ve anavatanı İtalya’da bir tür kahraman olarak görüldüğü için sadece yedi ay hapis yattı.

Bir Mezarın Tamamı Louvre Müzesine Taşındı

Philippe Pot Anıtı Kaynak: Wikipedia

1899’da Philippe Pot’un inanılmaz derecede ürkütücü mezarı müzeye kuruldu. Philippe Pot, Burgundy Düküdür. Bir kireçtaşı levha üzerinde şövalye miğferi, tuniği ve kaskı ile yatmaktadır. Vücudunu taşıyan 8 yas tutan gerçek boyutlarıyla yapılmışlardır.

Anıt Burundi tarzının son mezarı olmasına rağmen en azından şimdiye kadar bilinen son mezar, sonraki mezar yapılarını da etkilemiştir.

Mezar Fransız Devrimi sırasında satılmıştır. Louvre müzesi daha sonra anıtı tekrar satın alma yoluyla koleksiyonuna eklemiştir.

Fransa Savaşla Birlikte Rosetta Taşını da Kaybetti

Rosetta Taşı, Londra British Museum’da sergileniyor.

Louvre kuşkusuz bugüne kadar üretilmiş en güzel sanat eserlerini sergiliyor. Bu eserlerin bir çoğunu da Napolyon komutanlığında Fransız ordusunun yağmalaması sonucu elde etmişti. Napolyon iktidardan düştüğü zaman bu eserlerin bir kısmı gerçek sahiplerine iade edildi.

Tarihin neredeyse en önemli parçası olan Rosetta Taşı, Louvre mirasının da bir parçasıydı. Rosetta taşı sayesinde mısır Hiyerogliflerini anlamak mümkün oldu. 1799 yılında Napolyon güçleri tarafından Mısır’da keşfedilen Rosetta taşı 3 dilde yazılmıştı. Bu yazılar Demotik, Hiyeroglif ve antik Yunanca’dır.1822 yılında, Jean Francois champollion tarafından çözümlenmiştir.

Fransızlar 1801’de İngilizler tarafından mağlup edildiğinde, antlaşma Fransız ordusunun Mısır’da elde ettiği tüm ganimetlerin İngilizlere devredilmesi gerektiğini ve buna ünlü Rosetta Taşı’nın da dahil olacağını belirtiyordu. Fransızlar hile yapmaya çalıştı: Taşı Kahire’den İskenderiye’ye taşıdılar ve çeşitli argümanlar ortaya atarken geciktirmeye çalıştılar. Ancak İngilizler kararlıydı ve taş teslim edildi. Londra British Museum’da sergilenmeye devam ediyor.

Banner
Benzer Yazılar

Antik Çağlardan Günümüze “Domuz”

17 Mart 2021

17 Mart 2021

Domuz İslamiyette  haram edilen hayvanlardan biri olduğu için Müslümanlar için yiyecek statüsünde görülmez. Ama tarihte uzunca bir müddet geriye doğru...

Antik Dünya’nın en büyük agorasına sahip İtalya’nın Selinunte kentinde yapılan kazılarda “Sonuçlar beklentilerin çok ötesine geçti”

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Yunan döneminin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan İtalya’nın Selinunte Antik Kenti’nde, 33.000 metrekarelik alana sahip antik dünyanın en büyük...

Shakespeare’in Evinde Günlük Yaşamdan Kalıntılar Sanal Sergide Görülebilecek

15 Aralık 2020

15 Aralık 2020

Shakespeare Birthplace Trust vakfı ile işbirliği içinde Staffordshire Üniversitesi Arkeoloji Merkezi tarafından küratörlüğünü yapılan eserler Shakespeare Searching Bard’ın aile evi New...

“Görmediklerinizi Göreceksiniz” Projesinde, Bu Ay “Attika Kırmızı Figürlü Bodur Lekythoslar” Sergileniyor

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

İzmir Arkeoloji müzesi “Görmediklerinizi Göreceksiniz” adı altında başladığı projede bugüne kadar depolarındaki görülmemiş eserleri sergileyemeye geçtiğimiz ay başlamıştı. İzmir Arkeoloji...

İran’ın Kaldar Mağarasında İnsan Göçündeki ‘Kayıp Halka’nın Bir Parçası Bulunmuş Olabilir

4 Nisan 2021

4 Nisan 2021

Kaldar mağarası, İran’daki Orta ve Üst Paleolitik Çağ’dan geçişe kanıt sağlayan önemli bir arkeolojik sit alanıdır. Mağara, 1.290 metre yükseklikte, Lorestan...

Araştırmacılar, ilk Neandertal ailesine ulaşmayı başardı.

19 Ekim 2022

19 Ekim 2022

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü‘nden araştırmacılar tarafından yönetilen uluslararası bir ekip, Sibirya’daki uzak bir Neandertal topluluğundan on üç bireyin genomunu...

Tunceli’de Urartulara ait olduğu düşünülen iki açık hava tapınağı keşfedildi

28 Mart 2024

28 Mart 2024

Arkeologlar, biri Tunceli’nin en doğusunda, diğeri ise en batısında olmak üzere iki kale içinde açık hava tapınağı keşfettiler. Açık hava...

Çin’in Zhejiang Bölgesinde 2.000 Yıldan Daha Eski, İyi Korunmuş Ahşap Evler Keşfedildi

17 Mart 2025

17 Mart 2025

Çin’in Zhejiang Eyaletine bağlı Shaoxing kentindeki araştırmacılar, MÖ 475 ile MÖ 221 yılları arasına tarihlenen, 2.000 yılı aşkın bir süre...

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens’in yaşı yeniden hesaplandı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens fosillerin yaşı bölgede bulunan volkanik küllerin incelenmesi ile bilinenden daha geriye tarihlendi. Etiyopya’da ele geçen fosiller...

Çin Seddi Yakınlarında Antik Kale Ortaya Çıkarıldı

16 Haziran 2021

16 Haziran 2021

Çin Seddi, Dünya’nın bilinen en uzun savunma amaçlı yapılan bir mimari yapıdır. Uzunluğu tam olarak bilinmeyen yapı, Çin’in doğusunda Pekin...

Antik Dünya’nın En Büyük Dairesel Mezarı Açılıyor

24 Aralık 2020

24 Aralık 2020

Julius Caesar’dan İmparatorluk görevini devir alan Augustus’un 2014’te açılması beklenen devasa anıt mezarın yıllardır devam eden resterasyon çalışmaları nihayet sona...

Almanya’nın Chiemsee Gölü’ndeki 600 yıllık bir kilisenin kalıntıları aranırken 1.000 yıllık bir kült alanı keşfedildi

26 Şubat 2024

26 Şubat 2024

Arkeologlar, Almanya’nın Chiemsee Gölü’ndeki bir ada olan Fraueninsel’de, 1800’lerin başında yıkılan 600 yıllık bir kilisenin kalıntılarını ararken 1.000 yıldır yeraltında...

Peru’da arkeologlar 800 yıllık iplerle bağlanmış bir mumya keşfettiler

29 Kasım 2021

29 Kasım 2021

Arkeologlar Peru’nun merkez sahilinde en az 800 yaşında olduğu tahmin edilen bir mumya keşfettiler. Mumyanın cesedi iplerle bağlanmıştı ve eller...

Avrupa’nın En Eski Savaşı Olduğu Düşünülüyordu, Pusuya Düşürülmüş Tüccarlar Oldukları Anlaşıldı!

26 Ekim 2020

26 Ekim 2020

Avrupa’nın bilinen en eski savaşının yeni analizi, Almanya’nın Tollense Vadisi’ndeki sahada ölen yaklaşık 1.400 kişinin acımasız bir yakın dövüşe katılan...

İngiltere’de 6.000 Yıllık Ahşap Yol Keşfedildi: Neolitik İnsanlar Bataklıkları Böyle Aşıyordu

19 Mart 2026

19 Mart 2026

İngiltere’nin Somerset bölgesinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yaklaşık 6.000 yıllık ahşap bir yol, erken Neolitik toplulukların zorlu bataklık arazilerde nasıl...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]