28 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Nüfus Dinamikleri ve İç Asya’da İmparatorlukların Yükselişi

Geç Bronz Çağı’ndan Orta Çağ’a kadar, doğu Avrasya Bozkırları bir dizi organize ve son derece etkili göçebe imparatorluklara ev sahipliği yapmıştır.

Bu dönemde yer alan Xiongnu (MÖ 209 – 98 ) ve Moğol ( MS 916-1125 ) imparatorlukları, Avrasya’nın demografisi ve jeopolitiği üzerinde büyük etkilere sahipti. Bozkır’ın tarihi imparatorluklarının doğmasına neden olan nüfus dinamiklerini anlamak için Max Planck Institute for the Science of Human History (MPI-SHH), National University of Mongolia ve Moğolistan, Rusya, Kore ve Birleşik Devletler’deki ortak kurumlardan araştırmacılar, 85 Moğol ve 3 Rus bölgesinden 214 birey için genom çapında veriler üretti ve analiz etti. MÖ 4600’den MS 1400’e kadar uzanan bu araştırma, eski Doğu ve İç Asya genomlarının bugüne kadarki en büyük çalışmaları arasında yer alıyor.

Holosen ortası boyunca, doğu Avrasya Bozkırları, Eski Kuzeydoğu Asya ve Eski Kuzey Avrasya soylarının avcı-toplayıcıları tarafından yer edinilmişti. Kökenleri batıda 3.000 km’den fazla Karadeniz bölgesinin bozkır çobanlarına kadar izlenebilen Altay dağlarına bu göçmenler çok az genetik etki bıraksalar da, çok büyük bir kültürel etkiye sahiptiler. Orta ve Son Tunç Çağı’na gelindiğinde, süt hayvancılığı Doğu Bozkırındaki popülasyonlar tarafından uygulandı.

Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı’nda; batı, kuzey ve güney-orta Moğolistan’daki popülasyonlar, coğrafi olarak yapılandırılmış üç ayrı gen havuzu oluşturuldu. Asya’nın ilk göçebe imparatorluğu olan kuzey-orta Moğolistan’da Xiongnu’nun oluşumu, bu nüfus karışımıyla ve Avrasya’nın dört bir yanından Karadeniz’den Çin’e uzanan yeni gen havuzlarının akışıyla eş zamanlandı.

“Basit bir genetik değişim veya değişimden ziyade, Xiongnu’nun yükselişi, binlerce yıldır genetik olarak ayrılmış olan farklı popülasyonların ani karışımıyla bağlantılı. Sonuç olarak, Moğolistan’daki Xiongnu, Avrasya’nın çoğunu yansıtan muhteşem bir genetik çeşitlilik seviyesi sergiliyor ”diyor Seul Ulusal Üniversitesi’nde Biyolojik Bilimler profesörü ve çalışmanın baş yazarı Dr. Choongwon Jeong.

Bin yıl sonra, tarihin en büyük bitişik imparatorluklarından biri olan Moğol İmparatorluğu’ndan bireyler, daha önceki Xiongnu, Türk ve Uygur dönemlerinden bireylere kıyasla Doğu Avrasya soyunda antik Eski Kuzey Avrasya’nin neredeyse tamamen kaybedilmesiyle birlikte belirgin bir artış gösterdi. Xiongnu İmparatorluğu’ndan beri var olan soy, Moğol İmparatorluğu’nun sona ermesiyle, Doğu Bozkırının genetik yapısı çarpıcı bir şekilde değişti ve nihayetinde günümüz Moğolları arasında gözlemlenen genetik profile sabitlendi.

“Eski Moğolistan ile ilgili çalışmamız, yalnızca Batı Bozkırındaki popülasyonların erken dönem genetik katkılarını değil, aynı zamanda Moğol İmparatorluğu sırasında doğu Avrasya soyuna doğru belirgin bir genetik kaymayı da ortaya koyuyor. Bölgenin son derece dinamik bir genetik tarihi var ve antik DNA, Avrasya Bozkırını şekillendiren nüfus olaylarının karmaşıklığını ortaya çıkarmaya başlıyor ”diyor Max Planck Institute for the Science of Human History’de doktora öğrencisi ve çalışmanın ilk yazarlarından Ke Wang.

Araştırmacılar, genetik olayların siyasi yapılar üzerindeki etkilerine ek olarak, genetik ve geçim stratejileri arasındaki ilişkiyi de araştırdılar. Bölgede 5.000 yıldan fazla süren mandıra hayvancılığına ve günümüzde ortalama Moğol diyetinde süt üretiminin devam eden önemine rağmen, araştırmacılar, laktoz sindirimine izin veren genetik bir özellik olan laktaz kalıcılığının seçimine dair hiçbir kanıt bulamadı.

“Moğol popülasyonlarında hem bugün hem de geçmişte laktaz kalıcılığının yokluğu, laktoz intoleransının mevcut tıbbi modellerine meydan okuyor ve sütçülüğün çok daha karmaşık bir tarihöncesine işaret ediyor. Araştırmanın kıdemli yazarı, Harvard Üniversitesi’nde Antropoloji profesörü ve Max Planck Institute for the Science of Human History ‘de araştırma grubu lideri olan Dr. Christina Warinner, popülasyonların süt temelli diyetlere nasıl uyum sağladığını anlamak için şimdi bağırsak mikro biyomuna dönüyoruz ”diyor.

Moğolistan’ın 6.000 yıllık genetik tarihini yeniden inşa etmek, bölgenin arkeolojisini anlamamız üzerinde dönüştürücü bir etki yarattı. Uzun süredir devam eden bazı soruları yanıtlarken, aynı zamanda yeni sorular üretti ve birçok sürprizi ortaya çıkardı. Bu araştırmanın, Asya’nın göçebe imparatorluklarının yükselişinde atalar, kültür, teknoloji ve siyaset arasındaki zengin ve karmaşık ilişkilerle ilgili gelecekteki çalışmaları harekete geçireceğini umuyoruz, ”diye ekliyor çalışmanın eş kıdemli yazarı ve Antropoloji profesörü Dr. Erdene Myagmar.

https://www.heritagedaily.com/2020/11/population-dynamics-and-the-rise-of-empires-in-inner-asia/136028?amp Sitesinden çevrilmiştir

Banner
Benzer Yazılar

7000 Yıllık Özbaki Höyüğü Sıkıntılı Günler Yaşıyor

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

Tahran’ın 80 km batısında Albroz ilinde bulunan Tepe Özbaki (Özbaki Tappeh) höyüğü yeterli finansman sağlanamadığı için korunma ve restore konusunda...

İranlı çiftçilerin yaklaşık 3.000 yıl önce pirinç yetiştirdiğine dair kanıtlara ulaşıldı

18 Mayıs 2023

18 Mayıs 2023

İran’ın Mazandaran bölgesinde kazı yapan arkeologlar, İranlı çiftçilerin 3000 yıl önce pirinç yetiştirdiklerini ortaya çıkardı. Māzandarān, kuzeyde Hazar Denizi kıyısında...

Antik Heykeller Harika Koksaydı Ne Olurdu? Greko-Romen Heykellerinin Şaşırtıcı Sırları

18 Mart 2025

18 Mart 2025

Oxford Arkeoloji Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırma, antik Yunan ve Roma sanatının sıklıkla göz ardı edilen bir yönüne ışık tuttu:...

İskoçya’da 170 milyon yıllık pterosaur fosili bulundu

23 Şubat 2022

23 Şubat 2022

Bilim insanları, tarih öncesi kanatlı sürüngenlerin dünyanın en iyi korunmuş iskeleti olarak tanımlanan 170 milyon yıllık bir pterosaur fosilinin İskoçya’daki...

Peru’da 1200 yıllık Wari tapınak alanı keşfedildi

24 Şubat 2023

24 Şubat 2023

llinois Chicago Üniversitesi’nden arkeologlar, 1.200 yıl önce Wari İmparatorluğu tarafından güney Peru’daki Pakaytambo bölgesinde (MS 600-1000) inşa edilen bir tapınak...

Berenike Antik Kenti Volkanik Bir Patlama Sonucu Terkedilmiş

30 Mart 2021

30 Mart 2021

Mısır’ın antik dönemlerdeki en önemli limanlarından olan Berenike antik şehrinin kaynağı bilinmeyen bir volkanik patlama sonucu şehrin terkedildiği öne sürülüyor....

Belediye Binasının Altında Roma Dönemine Ait Dev Mozaik Keşfedildi

23 Ekim 2020

23 Ekim 2020

İstanbul ilinin Zeytinburnu ilçesin de eski belediye binasının altında yaklaşık 50 metre karelik dev bir mozaik bulundu. Mozaiğin Roma dönemine...

Arkeologlar, Vaftizci Yahya’nın Ölüme Mahkum Edildiği Yerin Keşfedildiğini Söylüyorlar

4 Ocak 2021

4 Ocak 2021

Arkeologlar, Hz. İsa’nın gelişini önceden haber veren bir vaiz olan Vaftizci Yahya’nın (Hz. Yahya) MS 29 civarında ölüm cezasına çarptırıldığı yeri belirlediklerini iddia...

İngiltere’nin kutsal adasında bulunan somon omurlarından yapılmış en eski tespih

29 Haziran 2022

29 Haziran 2022

İngiltere’de “Kutsal Ada” (Holy Islands) olarak bilinen Northumberland kıyılarının hemen dışındaki Lindisfarne adasında, arkeologlar İngiltere’de somon omurlarından yapılmış şimdiye kadar...

9.750 Yıllık Sokak, Orta Anadolu’da Gün Işığına Çıktı: Neolitik Dönem Anlayışını Sarsıyor

26 Ağustos 2025

26 Ağustos 2025

Arkeologlar, insanlık tarihinin bilinen en eski sokak örneklerinden birini ortaya çıkarmış olabilir—bu keşif, ikonik Çatalhöyük neolitik dönem yerleşiminden yaklaşık 750...

Definecilerin 5000 Yıllık Talanı

9 Ocak 2021

9 Ocak 2021

Defineciler, tarihe zarar vermeye devam ediyor. Para kazanma hırsı ile gözleri dönen defineciler bu seferde 5000 yıllık geçmişimizi talan ettiler....

Uzmanlar, Garibin Tepe’de bulunan anıtsal ve üç boyutlu Urartu heykelinin sırrını ortaya çıkarmak üzere

9 Kasım 2024

9 Kasım 2024

Van’ın Tuşba İlçesi’nde geçen yıl kurtarma kazısı yapılan alanda arkeologlar tarafından yaklaşık 1 ton ağırlığında Urartular dönemine ait bazalt taşından...

Yeni araştırma; Troya ile Mezopotamya ve İndus Vadisi altın ticaret ilişkisini ortaya koyuyor

1 Aralık 2022

1 Aralık 2022

Heinrich Schliemann, 1873’te Troya Antik Kenti’nde Priamos Hazinesi’ni keşfettiğinden beri, Troya’da çıkarılan altın ve mücevherlerinin kökeni bir gizem olarak kaldı....

Tarihi Urartulara dayanan Zernaki Tepe’de kale suru ortaya çıkarıldı

14 Ekim 2022

14 Ekim 2022

Van’ın Erçiş ilçesi Yukarı Işıklı mahallesinde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi’nin tek ızgara planlı antik kenti Zernaki Tepe’de kale suru...

Olimpiyat oyunlarının da düzenlendiği Antakya Antik Hipodrom’unda eğlence ve oyun mekanları ortaya çıkarıldı

29 Eylül 2022

29 Eylül 2022

M. Ö. 67 yıllarında inşa edilen Roma Dönemi Antakya Antik Hipodromu’nda eğlence ve oyun mekanları ortaya çıkarıldı. Helenistik Dönem yapılarının...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]