15 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Nüfus Dinamikleri ve İç Asya’da İmparatorlukların Yükselişi

Geç Bronz Çağı’ndan Orta Çağ’a kadar, doğu Avrasya Bozkırları bir dizi organize ve son derece etkili göçebe imparatorluklara ev sahipliği yapmıştır.

Bu dönemde yer alan Xiongnu (MÖ 209 – 98 ) ve Moğol ( MS 916-1125 ) imparatorlukları, Avrasya’nın demografisi ve jeopolitiği üzerinde büyük etkilere sahipti. Bozkır’ın tarihi imparatorluklarının doğmasına neden olan nüfus dinamiklerini anlamak için Max Planck Institute for the Science of Human History (MPI-SHH), National University of Mongolia ve Moğolistan, Rusya, Kore ve Birleşik Devletler’deki ortak kurumlardan araştırmacılar, 85 Moğol ve 3 Rus bölgesinden 214 birey için genom çapında veriler üretti ve analiz etti. MÖ 4600’den MS 1400’e kadar uzanan bu araştırma, eski Doğu ve İç Asya genomlarının bugüne kadarki en büyük çalışmaları arasında yer alıyor.

Holosen ortası boyunca, doğu Avrasya Bozkırları, Eski Kuzeydoğu Asya ve Eski Kuzey Avrasya soylarının avcı-toplayıcıları tarafından yer edinilmişti. Kökenleri batıda 3.000 km’den fazla Karadeniz bölgesinin bozkır çobanlarına kadar izlenebilen Altay dağlarına bu göçmenler çok az genetik etki bıraksalar da, çok büyük bir kültürel etkiye sahiptiler. Orta ve Son Tunç Çağı’na gelindiğinde, süt hayvancılığı Doğu Bozkırındaki popülasyonlar tarafından uygulandı.

Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı’nda; batı, kuzey ve güney-orta Moğolistan’daki popülasyonlar, coğrafi olarak yapılandırılmış üç ayrı gen havuzu oluşturuldu. Asya’nın ilk göçebe imparatorluğu olan kuzey-orta Moğolistan’da Xiongnu’nun oluşumu, bu nüfus karışımıyla ve Avrasya’nın dört bir yanından Karadeniz’den Çin’e uzanan yeni gen havuzlarının akışıyla eş zamanlandı.

“Basit bir genetik değişim veya değişimden ziyade, Xiongnu’nun yükselişi, binlerce yıldır genetik olarak ayrılmış olan farklı popülasyonların ani karışımıyla bağlantılı. Sonuç olarak, Moğolistan’daki Xiongnu, Avrasya’nın çoğunu yansıtan muhteşem bir genetik çeşitlilik seviyesi sergiliyor ”diyor Seul Ulusal Üniversitesi’nde Biyolojik Bilimler profesörü ve çalışmanın baş yazarı Dr. Choongwon Jeong.

Bin yıl sonra, tarihin en büyük bitişik imparatorluklarından biri olan Moğol İmparatorluğu’ndan bireyler, daha önceki Xiongnu, Türk ve Uygur dönemlerinden bireylere kıyasla Doğu Avrasya soyunda antik Eski Kuzey Avrasya’nin neredeyse tamamen kaybedilmesiyle birlikte belirgin bir artış gösterdi. Xiongnu İmparatorluğu’ndan beri var olan soy, Moğol İmparatorluğu’nun sona ermesiyle, Doğu Bozkırının genetik yapısı çarpıcı bir şekilde değişti ve nihayetinde günümüz Moğolları arasında gözlemlenen genetik profile sabitlendi.

“Eski Moğolistan ile ilgili çalışmamız, yalnızca Batı Bozkırındaki popülasyonların erken dönem genetik katkılarını değil, aynı zamanda Moğol İmparatorluğu sırasında doğu Avrasya soyuna doğru belirgin bir genetik kaymayı da ortaya koyuyor. Bölgenin son derece dinamik bir genetik tarihi var ve antik DNA, Avrasya Bozkırını şekillendiren nüfus olaylarının karmaşıklığını ortaya çıkarmaya başlıyor ”diyor Max Planck Institute for the Science of Human History’de doktora öğrencisi ve çalışmanın ilk yazarlarından Ke Wang.

Araştırmacılar, genetik olayların siyasi yapılar üzerindeki etkilerine ek olarak, genetik ve geçim stratejileri arasındaki ilişkiyi de araştırdılar. Bölgede 5.000 yıldan fazla süren mandıra hayvancılığına ve günümüzde ortalama Moğol diyetinde süt üretiminin devam eden önemine rağmen, araştırmacılar, laktoz sindirimine izin veren genetik bir özellik olan laktaz kalıcılığının seçimine dair hiçbir kanıt bulamadı.

“Moğol popülasyonlarında hem bugün hem de geçmişte laktaz kalıcılığının yokluğu, laktoz intoleransının mevcut tıbbi modellerine meydan okuyor ve sütçülüğün çok daha karmaşık bir tarihöncesine işaret ediyor. Araştırmanın kıdemli yazarı, Harvard Üniversitesi’nde Antropoloji profesörü ve Max Planck Institute for the Science of Human History ‘de araştırma grubu lideri olan Dr. Christina Warinner, popülasyonların süt temelli diyetlere nasıl uyum sağladığını anlamak için şimdi bağırsak mikro biyomuna dönüyoruz ”diyor.

Moğolistan’ın 6.000 yıllık genetik tarihini yeniden inşa etmek, bölgenin arkeolojisini anlamamız üzerinde dönüştürücü bir etki yarattı. Uzun süredir devam eden bazı soruları yanıtlarken, aynı zamanda yeni sorular üretti ve birçok sürprizi ortaya çıkardı. Bu araştırmanın, Asya’nın göçebe imparatorluklarının yükselişinde atalar, kültür, teknoloji ve siyaset arasındaki zengin ve karmaşık ilişkilerle ilgili gelecekteki çalışmaları harekete geçireceğini umuyoruz, ”diye ekliyor çalışmanın eş kıdemli yazarı ve Antropoloji profesörü Dr. Erdene Myagmar.

https://www.heritagedaily.com/2020/11/population-dynamics-and-the-rise-of-empires-in-inner-asia/136028?amp Sitesinden çevrilmiştir

Banner
Benzer Yazılar

Suriye’de Batı Hun İmparatorluğu’na ait yazıt bulundu

18 Eylül 2021

18 Eylül 2021

Suriye’nin Rakka kenti yakınlarında bulunan Sura Antik Kenti’nde, Batı Hun İmparatorluğu’na ait bilinen en eski yazıt ortaya çıktı. Suriye’de yaşanan...

Anadolu’nun İçlerinde Fenike İzleri: Oluz Höyük’te Olası Bebek Küp Mezarları Bulundu

30 Aralık 2025

30 Aralık 2025

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bebek ve cenin mezarları, Fenike dünyasına ait ritüel uygulamaların Anadolu’nun içlerine...

Hun imparatoru Atilla Roma’ya sadece altın için mi saldırıyordu?

15 Aralık 2022

15 Aralık 2022

Avrupa’da Tanrı’nın Kırbacı olarak tanınan Avrupa Hun İmparatoru Atilla, hükümdarlığı boyunca Batı ve Doğu Roma’nın korkulu rüyası olmuştu. MS 434-453...

Küllüoba Höyüğü’nde Kuraklığa 4.200 Yıl Önce Nasıl Çare Bulundu

4 Eylül 2021

4 Eylül 2021

Kuraklık, günümüzün en büyük çevre sorunu… İnsanlığın daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için arsızca dünya varlığına verdiği zararlar, doğanın...

7000 Yıllık Özbaki Höyüğü Sıkıntılı Günler Yaşıyor

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

Tahran’ın 80 km batısında Albroz ilinde bulunan Tepe Özbaki (Özbaki Tappeh) höyüğü yeterli finansman sağlanamadığı için korunma ve restore konusunda...

Gökçeada’da 8.800 Yıllık Çiftçi Evleri Ortaya Çıktı: Ege Adaları’nda Bir İlk

31 Ağustos 2025

31 Ağustos 2025

Türkiye’nin en batısında yer alan Gökçeada’da, Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü kazılarında Ege tarihini baştan yazacak bir keşif yapıldı. Arkeologlar, adada 8.800 yıl...

Aššur Medeniyetinde Kan Parası

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

Bir kişinin kazaren ya da kasten öldürülmesi sonrası maktulün ailesine verilen paraya kan parası denilmektedir… Günümüz maddi hukukunda tam olarak...

Ordu’da cami cemaatının yıllardır oturduğu taşın, Roma İmparatoru III. Gordianus dönemi bir mil taşı olduğu ortaya çıktı

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Ordu’nun Fatsa ilçesinde , Roma İmparatoru III. Gordianus (MS 239) dönemine ait mil taşı bulundu. 1800 yıllık mil taşının, uzun...

Geçmişin Mutfak Sırları

19 Ekim 2020

19 Ekim 2020

Arkeologlar, sırsız seramik tencerelerin şimdiki ve geçmiş yemeklerin kimyasal kalıntılarını emdiğini buldular. California Üniversitesi, Berkeley liderliğindeki bir araştırma ekibi, sırsız...

Thames Nehri’nde 5000 yıllık insan kemiği bulundu

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Londra Thames Nehri’nde kürek sporu yapan grafik sanatçısı Simon Hunt, nehir yatağı üzerinde bir insan uyluk kemiği veya üst bacak...

Denisovalı İnsanının Kafatası Bulunmuş Olabilir

25 Haziran 2021

25 Haziran 2021

Araştırmacılar, Çin’de 90 yıl önce bulunan kafatasının Denisovalı insanının uzun zamandır aranan kafatası olabileceği üzerinde düşünüyorlar. Bir rivayete göre; Kuzey...

Avusturya’da 4 bin yıllık iskeletlerde veba gözlemlendi

24 Haziran 2023

24 Haziran 2023

Aşağı Avusturya’da ortaya çıkarılan Tunç Çağı mezar alanındaki iki erkek iskeletinde veba gözlemlendi. 22 ile 27 ve 23-30 yaşları arasında...

Tadım Höyük’te 6000 Yıllık Ünik Kutsal Ocak Keşfedildi

28 Mart 2025

28 Mart 2025

Elazığ il merkezinde yer alan Tadım Höyük’te kazı çalışmalarını sürdüren arkeologlar, 6000 yıl öncesine tarihlenen iki eşsiz bezemeli kutsal ocak...

Yurt dışına kaçırılan binlerce eser Türkiye’ye geri getirildi

14 Nisan 2024

14 Nisan 2024

Türkiye, 1980 yılından bu yana izini sürdüğü binlerce kültür eserinin ait olduğu topraklara getirmeyi başardı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde...

5.000 Yıllık Hafıza Taşları: Ürdün’de Anlamı Hâlâ Çözülemeyen Tören Kompleksi Keşfedildi

7 Ağustos 2025

7 Ağustos 2025

Madaba yakınlarında yer alan Murayghat’ta, yapı taşlarıyla değil, ritüelleriyle inşa edilmiş bir tören kompleks alanı gün yüzüne çıkıyor. Ürdün’ün Murayghat...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]