23 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Murat Höyük Kazılarında Bulunan “Çeç Damga Mühür”

Arkeoloji literatürüne 1945 yılında İsmail Kılıç Kökten tarafından tanımlanan “Çeç Damga Mühür” Doğu Anadolu Bölgesi kazılarında bulunmuştur. Çeç Damga Mührün, M. Ö. 2500 İlk Tunç Çağı döneminde tarımsal etkinliklerde kullanıldığı saptanmıştır.

Kılıç Ökten “Kuzey-Doğu Anadolu Prehistoryasında Bayburt Çevresinin Yeri” makalesinde, Pulur höyüğünde (Bayburt) Bakır çağı tabakaları içinde bulunan Çeç Damga Mühürün şekil, motif ve ağırlık bakımından Anadolu damga mühürlerinden çok farklı olduğunu dile getirmiş ve şunları yazmıştır.

“Bu alet, elime geçtiği zaman, sadece, Bakır çağına aid bir mühür olabileceğini düşünmüş ve adlandırma işini zamana bırakmıştım. Gördüğü işi tâyin ve benzerlerini tesbit edinceye kadar bu yeni belgeyi Pulur köyünden itibaren bütün Kelkit vadisi boyunca, Erbaa, Tokat, Lâdik, Havza, ve Samsun’a; oradan da Merzifon, Çorum, Alaca, Yozgat ve Ankara’ya kadar yanımda taşıdım. Yolda, köyde, şehirde, konakladığım her yerde kime rasgeldimse gösterdim ve soruşturdum.

Bütün bu yerlerde alete çeç damga mührü, çeç baskısı, çeç mührü adının verildiğini öğrendim. Çeç, samanı savrulmuş buğday ve arpa yığınlarına verilen addır. Bu kelime Nevşehir çevresinde çeç, Ankara çevresinde çiç ; Tokat, Kurşunlu, Çerkeş çevresi köylerinde Çeç olarak değişik şekilde kullanılmaktadır. Çoğunluk Çeç kelimesi üzerinde toplandığı için, kelimeyi, bend e çeç olarak aldım. Milâttan önce üçüncü bin yıllarına aidiyeti kafi surette tesbit edilmiş olan bu yeni eşyanın, çeç damgası veya çeç mühürü olup olamayacağı meselesi üzerinde de biraz çalıştım.”

İlk Tunç Çağı tarımsal faaliyetlerinde kullanılan Çeç Mühürlere, 2019 yılında Murat Höyük kazılarında da rastlanılmıştır. Bingöl merkeze yaklaşık 40 km doğu yönünde Solhan ilçesinin ise 12 km. güneybatısında yer alan Murat Höyük’te 2019 yıl Mayıs ayı ile başlayan kurtarma kazılarında ele geçen Çeç Damga Mühür hakkında Ayşe Özdemir ve Abdulkadir Özdemir’in ortak kaleme aldığı makalede Murat Höyük hakkında şu bilgilere yer veriliyor.

Murat Höyük, ilk defa İlk Tunç Çağı’nda iskan edilmiş ve kazılarda höyüğün 4 tabakadan oluştuğu ortaya çıkmıştır. I. Tabaka: Orta Çağ, II. Tabaka: Orta Demir Çağı, III. Tabaka: İlk Demir Çağı ve IV. Tabaka: İlk Tunç Çağı olmak üzere dört kültür tabakası tespit edilmiştir.

Murat Höyük sakinleri, tarımsal faaliyetlere uğraşmakta ve mimari yapıları tek odalı, dörtgen formlu, taş temel üzerine kerpiç duvarlı şeklindedir. Tahıl depolama ve tahılların beslenmede kullanıldığı ve avlu yapılarında da toplanıp kollektif besin hazırladıkları ve tükettiklerine yönelik kalıntılar bulunmuştur. Bu kalıntılara örnek olarak taş döşemeli seki ve bu seki etrafında öğütme taşları ve avluda çamur sıvalı dairesel formda yemek pişirme eylemini kanıtlayan ocak kalıntısı gösterilebilir.

Bingöl Murat Höyük
Bingöl Murat Höyük İlk Tunç Çağı dönemi yerleşiminin görüldüğü 4 tabakalı bir yerleşim alanıdır. M. Ö. 2200 yıllarında yangın ile yerleşim sona ermiştir. Çeç Damga Mühür bulunan Murat Höyük, Murat Nehri üzerinde kurulan ve 2020 yılında tamamlanan, Aşağı Kaleköy hidroelektrik barajının suları altında kalmıştır.

Murat Höyük Çeç Damga Mühür

Neolitik dönemde iki tür mührün kullanıldığı gözlenmiştir. Bir yüzeyin boya bezek yapılmasında kullanılan Pintadera mührü, bir diğeri de makalenin konusunu teşkil eden Çeç damga mühürleridir. Çeç damga mühürleri, Neolitik çağda mülkiyet ihtisasında kullanılmıştır.

Yerleşim beraberinde tarımsal ve hayvansal üretimi beraberinde getirmiştir. Üretimin fazlası ise ticaret ve mülkiyet kavramını ortaya çıkarmıştır. Mühürler sayesinde depolarda tutulan çömleklerin kime ait olduğu bilinirken ayrıca, kapakların başkaları tarafından açılmasının önüne geçilerek hırsızlık, ateşe verme gibi mala zarar verici davranışlar engellenmektedir.

Kil, çeşitli taş, bronz, bakır, kurşun, kemik ve boynuz gibi malzemelerden yapılan İlk Tunç Çağı damga mühürlerinde yoğun olarak geometrik motifler görülmektedir. Geometrik motiflerin yanında figürlü bezemelerinde kullanılması dikkat çekmektedir.

Prehistorik Dönem çeç damga mühürlerin Anadolu’da ele geçen örneklerinin yükseklikleri 4-7 cm, damga yüzey çapları ise 4-8/10 cm arasında değişmektedir. Mühürler genellikle ip deliksizdir.

Mühürlerin üzerinde geometrik motiflerden iç içe geçmiş konsantrik daireler, spiral ve dört ya da altı kollu anafor motifi bir nesne ya da malın sahibinin belli olması açısından kullanılan mühürler gözlemlenmektedir. Çeç damga mühürler üzerinde de en çok spiral motifi ve iç içe konsantrik daire motifi görülmektedir. Çeç damga mühürlerin üzerindeki birbirine benzeyen bezemelerinden dolayı yönetimsel değil simgesel işlevlerinin olduğu düşünülmektedir. Bu işlevlerden en önemlisinin ise buğday ve arpa yığınlarının mühürlenmesi olduğu öne sürülmektedir.

Murat Höyük'te ele geçen çeç mühür
2019 Murat Höyük kurtarma kazılarında ele geçen Neolitik dönem Çeç Damga Mühür

Makale yazarları Ayşe Özdemir ve Abdulkadir Özdemir Murat Höyük kurtarma kazılarında ele geçen çeç mühür ile ilgili şu bilgileri aktarmaktadırlar.

Murat Höyük 2019 kurtarma kazılarında açılan T-20 açmasındaki Mekân 4 içerisinde ele geçen, İlk Tunç Çağı III’e ait pişmiş toprak çeç damga mühür oluşturmaktadır. Mekân4, doğu duvarında (Duvar 17) tek sıra, diğer yönlerdeki duvarlarda iki sıra taş temel üstüne kerpiçten yapılarak inşa edilmiştir. Mekân yaklaşık 20 m² büyüklüğünde ve tek odalı olup, mekânın kuzeydoğu güneybatı yönünde inşa edildiği anlaşılırken, girişi güneybatıda tespit edilmiştir. Mekânın sıkıştırılmış tabanının üzerinde doğu duvarının önünde pişmiş topraktan bir adet çeç damga mühür, kuzeydoğusundaki köşede in situ çömlek içinde karbonize tahıllar ele geçmiştir. Bunların yanı sıra çok sayıda depolamada kullanılan çömlek parçaları bulunmuştur.

Çeç Mühür çizimi
Murat Höyükte çıkarılan Çeç Damga Mühürün çizimi

Mekânın tahıl depolama alanı olduğu ifade edilebilir. Doğu duvarının önünde tespit edilmiş damga mührün karşısında batı duvarının önünde tüm halde şematize edilmiş iki adet pişmiş toprak antropomorfik figürin tespit edilmiştir. Mekân 4’de in situ ele geçen buluntu, boyutları ve bezeme tarzı ile bir çeç mühürdür. Mühür kahverengi (7.5 YR 5/3) hamurlu, hamurun renginde astarlıdır. İnce taşçık ve kum katkılıdır. Orta derece pişirilmiştir. Yüzeyinde pişmeden dolayı siyah alacalanmalar görülmektedir. Baskı yüzeyinin çapı 8 cm, korunmuş yüksekliği 4.5 cm’dir. Mührün ağırlığı 85 gr.’dır. Damga yüzeyinin kalınlığı 1.4 cm’dir. Damga yüzeyi yuvarlak biçimlidir. Yüzeyinde kabartma olarak yapılmış, 6 adet iç içe geçmiş konsantrik daire bulunmaktadır. Dairelerin derinlik ve çevreleri düzenlidir. Damga yüzeyindeki dairelerin genişlikleri 0.20-0.25 cm arasındadır. Baskı yüzeyinden daralarak yükselen tutamak kısmı küt olarak bitmektedir. Tutamağın üst kısmı kırıktır. Kırık tutamak sonradan alçı ile tümlenmiştir. Benzer örneklerin de, konsantrik daire motifi, damga yüzeyinin tamamını ya da bir kısmını kaplamaktadır. Bu bezeme İlk Tunç Çağı II-III evrelerinde yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaynak : Özdemir, A , Özdemir, A . (2021). MURAT HÖYÜK’TEN BİR ÇEÇ DAMGA MÜHÜR . TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi

Banner
Related Articles

Oluz Höyük kazılarında Pers dönemine ait saray mutfağında 2 bin 500 yıllık yemek kalıntıları bulundu

17 Ekim 2023

17 Ekim 2023

MÖ 4500 yıllarına kadar uzanan yerleşim katmanlarına sahip Oluz Höyük’te Pers dönemine ait saray mutfağında 2 bin 500 yıllık yemek...

Ayanis Kalesi’nde ilk kez Urartulara ait çöplük alanı ortaya çıkarıldı

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Van Tuşpa sınırlarında Urartu Krallığı’nın görkemli yapılarından biri olan Ayanis Kalesi’nde devam eden kazılarda ilk kez Urartulara ait çöplük alanı...

Kibyra Antik Kenti’nin yuvarlak planlı çeşme yapısının restorasyonu tamamlandı

26 Aralık 2022

26 Aralık 2022

Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan Kibyra Antik Kenti’nin tamamen yıkık halde bulunan yuvarlak planlı çeşmesi altı yıl süren zorlu restorasyon...

Şamuha Kenti Tanrıçası İştar’ın tapınağı çıkarılacak

11 Eylül 2021

11 Eylül 2021

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa dışında bir dönem başkentlik yapan Şamuha (Kayalıpark-Sivas) idari kent olma dışında dini özelliği ile de dikkat...

Anadolu’nun En Büyük Bizans Mozaiği Kayseri’de Bulundu

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Kayseri İncesu arkeolojik kazılarında Anadolu’nun en büyük Bizans mozaiği ortaya çıkarıldı. Kayseri Müzesi denetiminde devam eden İncesu kazılarında şimdiye kadar,...

Aizanoi Antik Kenti’nde yapılan kazılarda Dionysos ve Afrodit’in heykel başları ortaya çıkarıldı

11 Aralık 2023

11 Aralık 2023

Şarap tanrısı Dionysos ve aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in heykel başları Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan ve Anadolu’nun en iyi...

Bilecik’te 8.500 Yıllık Müzik Aleti Ortaya Çıkarıldı

4 Temmuz 2021

4 Temmuz 2021

Bilecik’te bir apartmanın altında 2 yıldır sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında 8.500 yıllık 3 delikli müzik aleti ortaya çıkarıldı. Çalışmalarda ayrıca,11...

Özgürlük Sembolü Frig Şapkası’nın Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğunun Hikayesi

10 Ocak 2021

10 Ocak 2021

Anadolu uygarlıkları içinde önemli bir krallık olan Frigler (Phrygia) modern dünyamızda şapkaları ile ünlüdürler. Frig şapkası, günümüzde özgürlüğün sembolü olarak...

Tepecik Höyük kazılarında seramik fırını ortaya çıkarıldı

23 Ağustos 2021

23 Ağustos 2021

Kalkolitik Çağ’dan Roma dönemine uzanan kültür katmanlarına ev sahipliği yapan Tepecik Höyük kazılarında 3.500 yıllık seramik fırın ortaya çıkarıldı. Aydın...

Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin 600 yıllık damga mühür ortaya çıkarıldı

12 Ekim 2022

12 Ekim 2022

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında devam eden Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin...

Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı

7 Aralık 2023

7 Aralık 2023

Helenistik dönemin ünlü heykeltraşlarından Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı. Roma dönem kopyaları Perge, Rodos ve...

Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Herakles’in 12 işlerini tasvir eden yüksek kabartmalı lahidin hikayesi

26 Mart 2022

26 Mart 2022

Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen mitolojide Herakles’in 12 işleri olarak bilinen sahnelerin tasvir edildiği lahit, şimdiye kadar bulunan yüksek kabartma tekniğiyle...

Hitit, Frig, Roma, Bizans kültür izlerinin görüldüğü Şarhöyük’te kazılar devam ediyor

13 Eylül 2022

13 Eylül 2022

Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dahil 8 kültürel tabakanın izlerini taşıyan Şarhöyük’te kazılar devam ediyor. Eskişehir kent merkezine çok...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Troya’nın Kalbinde Savaşın İzleri: Efsane Gerçek Mi Oluyor?

9 Temmuz 2025

9 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Troya Savaşı’nın tarihsel temellerine ışık tutabilecek yeni bulgular gün yüzüne çıkıyor. 3.500 yıllık sapan...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]