15 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Kleopatra Güzel Bir Kadın mıydı?

Mö. 48 ‘de erkek kardeşi ile taht için savaş vermekteydi. Bir iç savaşın göbeğinde kendine müttefik arayan Kleopetra’nın destekçisi Roma İmparatoru Julius Caesar olacaktır. Julius Caesar kelimenin tek anlamıyla “büyülenmiş” savaşan kardeşleri uzlaştırmayı kabul etmiştir.

Kleopetra denince herkesin aklına güzellik abidesi gibi bir kadın gelmektedir. O bir büyücüdür, şehveti onu yönetir, Roma İmparatorluğunu karıştıran kadındır. Filmlerdeki tasvirleri bile bütün bu inanışların çerçevesinde kurgulanmaktadır.

Modern tarihçiler ise tüm bu anlatılan ve düşünülenden daha farklı bir Kleopetra tasviri olduğunu söylüyorlar.

Romalı düşmanlarının onu anlattığı gibi krallığını güzelliği ve cinsel hünerleriyle yönettiği iddalarının asılsız olduğunu belirtiyorlar.

Romalıların iyi provakatörler olduğu ve Kleopetra’nın ise sadece bir günah keçisi olduğunu anlamak çokta zor değil.

Tarih boyunca bir çok kadın yönetici kontrolü ve gücü elde tutabilmek için cinsel becerilerini kullandıkları suçlamasıyla karşı karşıya kalmışlardır. Romalılarda Kleopetra’da aynı taktiği denediler ve bizler 2000 yıl sonra bile hala bunu sorguluyoruz.

Kleopetra’nın cesedi hiçbir zaman bulunamadı. Bu da doğal olarak bilim insanlarını onun gerçekten neye benzediğini aramaya yöneltti. Hayatta kalan resim ve heykellerinin çoğu, Kleopetra’dan kendisinden çok kendi zamanlarını anlatan anakronistik icatlardır. ( Anakronizm, herhangi bir olay ya da varlığın içinde bulunduğu zaman dilimi ile kronolojik açıdan uyumsuz olması)

Mısırbilimciler “ ne Eski Mısır’da ne de eski Yunan’da gerçek anlamda batılı bir portre kavramına yaklaşan birşey yoktur” derler.

Kısmen de olsa profil resmi olarak ele alınabilecek ipuçları vardır. Onun hükümdarlığı sırasında basılan sikkeler gibi. Mark Antony ile evliliği sırasında, birliklerine ödeme yapması için gümüş denarius para basıldı. Madalyonun her iki yüzünde de bir yüz var ve yüzü görünüşe göre abartılı şekilde Romalılaştırılmış görünüyor.

Antonius ve Kleopatra’nın ittifakından MÖ 37-33 tarihli ve Doğu Akdeniz’de (muhtemelen Antakya, Suriye) basılmış bir madeni para. Kleopatra’nın görüntüsü madalyonun ön yüzünde beliriyor ve bu onun daha büyük önem taşıdığını gösteriyor

Birde Kleopetra için tasarlanmış devasa boyutları ile Mısır rölyefleri vardır. Bu rölyeflerde resmedildiği şekilde olduğu düşünülecek olursa bu rölyef çizimlerinde Kleopetra insandan çok tanrı şeklini almıştır. Rölyeflerin gerçekten bizi daha da fazla uzaklaştığına şahit oluruz. Hayatının son dönemlerinde yapılmış birkaç Yunan mermer heykel onu temsil edebilir ama hiçbirinde adı yazılı değildir.

Bu kabataslak kaynaklar topluca görünüşü hakkında bir fikir verse bile, muhtemelen onun “güzel” olup olmadığını söyleyemezler. Tabii güzellik ne anlama geliyorsa artık! Sezar veya Antonius’un onda ne gördüğünü bize kesinlikle söyleyemezler. Ayrıca, bazı bilim insanları, onun cazibesiyle ilgili tüm bu soruların uygunsuz olduğunu savunuyor. Modern bir kadın liderin fiziğini aşırı analiz etmekten farklı değil diyorlar.

Firavun kıyafetinde Kleopatra’yı tasvir eden ve İsis’e adaklar sunan, MÖ 51 tarihli bir rölyef.Wikimedia Commons

Mısırbilimci Sally-Ann Ashton, “Ne zaman ona 2000 yıl öncesinden güçlü ve etkili bir hükümdar olarak bakmıyoruz? Çekici olup olmadığı hakkında konuşmaya neden bu kadar takıntılıyız?” diye soruyor ve bence hiç te haksız değil!

Kleopatra’nın muazzam gücü kuşkusuz Mısır’ın uzun süredir hüküm süren Ptolemaios hanedanlığına mensup olmasından geldi. Bu hanedanlığın Mısır kanı taşımaması da ayrı bir konu olarak kaldı. Ptolemaios hanedanlığı Makedonya’dan gelmekteydi. Kleopetra bir Makedon olarak düşünüldüğünde beyaz olmalıydı diye düşündü tarihçiler ve her zaman öyle resmedildi. Ancak Kleopetra’nın babası bilinse bile annesinin kim olduğu her zaman bir sır olarak kaldı. Avrupa sanatının her zaman onu tasvir ettiği gibi beyaz olup olmadığı konusu da karışıktır.

Kleopatra’nın mermer heykeli.

Bir çok tarihçi Kleopatra’nın siyahi bir tene sahip olduğunu düşünmektedir. Üstelik bu düşünce 19. yüzyıl ressamı William Wetmore Story’nin kölelik karşıtı bir ifade olarak onu siyah özelliklerle şekillendirdiği zamandan çok daha erken ortaya çıktı .

Kültür tarihçisi Mary Hamer’e göre, eski bir kraliçenin, klasikçiler ile Afro-merkezci hareket arasındaki modern bir savaşın merkezinde durması şaşırtıcı değil. Ne de olsa, o belki de bir Roma İmparatorluğunun en değerli düşmanıydı ve bu şekilde, başlangıçta Avrupa’nın hakimiyet yolunu etkiledi. İnsanlar Kleopatra’nın siyah olup olmadığını sorduklarında, Hamer, “olumlu yanıt vermenin batı medeniyetinin tüm yapısını sorgulayabileceği anlaşılmış görünüyor.” Avrupa (beyaz ve ataerkil) tarihinde önemli bir anda, siyasi evrenin siyah bir kadın etrafında döndüğü anlamına gelir. Bu da birçoklarını rahatsız edecek bir düşünce!

Muhtemelen ölümünden sonra boyanmış Kleopatra portresi, Roma Herculaneum, İtalya’dan MS 1. yüzyıla tarihlenir. kaynak: Ángel M. Felicísimo / Public Domain / Wikimedia Commons

Kleopatra’nın yüz ifadesi arayışındaki son ipuçları, Romalıların ölümünden sonraki yüzyıllardaki yazılarından geliyor, ancak bazıları bariz bir önyargı gösteriyor. İtibarı daha çok Augustus tarafından tamamlanmış gibi görünüyor. Cumhuriyetin iç savaşı yüzünden Kleopetra bir günah keçisi haline geldi. Onu yabancı bir baştan çıkarıcı olarak resmettiler. Bir Augustus şair ve propagandacı, Propertius, ona Meretrix regina ya da “fahişe Kraliçe” damgasını vurdu.

Daha sonra klasik tarihçiler daha fazla tarafsızlık ve nüans getirirler, ancak Kleopatra’nın görünüşü konusunda aynı fikirde değiller. Cassius Dio, Roma tarihinde ona “olağanüstü güzellikte bir kadın” ve “gençliğinin zirvesindeyken en çarpıcı olanıydı” diyor. Bu standart anlatıma uyuyor. Plutarkhos, onun için “Güzelliği, bize söylendiği gibi, kendi içinde tamamen kıyaslanamaz değildi”, “ne de onu görenleri vuracak gibi.” diye yazıyor.

Plutarch’ın vurguladığı şey şudur: “Onunla sohbetin dayanılmaz bir çekiciliği ve varlığının… bu konuda uyarıcı bir yanı vardı. Sesinin tonlarında da tatlılık vardı. Birçok dil biliyordu ve bir erkek hükümdarın beklediği her şekilde yetenekliydi.”

Kleopatra’nın neye benzediğinden asla emin olamayabiliriz, ancak hayatının temel gerçekleri açıktır. Antik Akdeniz’de neredeyse herkes kadar güç kullanıyordu ve en büyük krallıklarından birine hükmetti.

Banner
Benzer Yazılar

3000 yıl önce hayvan kemiklerinden yapılmış buz pateni keşfedildi

9 Mart 2023

9 Mart 2023

Çinli arkeologlar, kuzeybatı Çin’deki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Gaotai Harabeleri’nde hayvan kemiklerinden yapılmış buz patenleri keşfettiler. Düzenlenen basın toplantısında inanılmaz...

Antik Likya Kenti Phaselis’te mahkeme ikinci yürütmeyi durdurma kararı verdi

7 Haziran 2023

7 Haziran 2023

Antik Likya Kenti Phaselis’te yapımı tamamlanma aşamasına gelen Bostanlık ve Alacasu koylarındaki halk plajları için Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge...

Atalar Şehri Ahlat Mezar Taşları

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Bitlis’in Nemrut ve Süphan dağlarıyla çevrili Van Gölü kıyısındaki naif bir ilçesi olan Ahlat, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısıdır desek abartmamış...

Evrimin Kayıp Halkalarından Biri Daha Bulundu

29 Nisan 2021

29 Nisan 2021

Evrim teorisinde kayıp halkalar fenomeni vardır. Evrim teorisyenleri bu kayıp halkaları bulmaya ve zinciri tamamlayacak fosil buluntuların peşinden koşmaya devam...

Yahya Coşkun “Çalınan hiçbir kültür varlığımız yoktur”

16 Şubat 2023

16 Şubat 2023

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde bölgede bulunan...

700 Yıllık Lord Vishnu’nun Heykeli Pedda Rushikonda Plajında Kıyıya Vurdu

23 Mart 2025

23 Mart 2025

Pedda Rushikonda sahilinde, sakin bir Cuma akşamı, dalgaların sürüklediği sıra dışı bir keşif yaşandı: Yüzyıllar öncesine ait, granitten oyulmuş bir...

Bilinmeyen Büyük İmparatorluklar “Aksum İmparatorluğu”

27 Kasım 2020

27 Kasım 2020

Aksumite/Aksum İmparatorluğu, Etiyopya’da MS 100’den MS 940’a kadar var olan eski bir krallıktı. Axum / Aksum antik kentine odaklanan ulus,...

Büklükale’de bulunan 3.300 yıllık bir tablet, Hitit İmparatorluğu’nun bir yabancı istilası ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor

11 Mart 2024

11 Mart 2024

Anadolu’nun ilk merkezi devleti olarak kabul edilen Hitit İmparatorluğu, MÖ 1600 yıllarında yükselmeye başlamış; güçlü bir siyasi ve askeri birlik...

İskoçya’da Bulunan Cursus Anıtı Neolitik Dönemin Katedrali Olarak Adlandırıldı

20 Ocak 2021

20 Ocak 2021

Arran Adası’ndaki Tormore’da bir kilometreden daha uzun olan bir Cursus anıtının keşfi, İskoçya’daki Neolitik tarihin genellikle doğu kıyısıyla ilişkilendirilen bu...

Mavi Kuran’ın bir sayfasındaki karmaşık altın yaprak süslemelerinin altında gizli metin ortaya çıktı

21 Kasım 2024

21 Kasım 2024

Zayed Ulusal Müzesi’nden araştırmacılar, dünyanın en ünlü Kur’an yazmalarından biri olan Mavi Kur’an’ın bir sayfasındaki karmaşık bir altın yaprak tabakasının...

Pulur Höyük kazılarında 3 bin yıllık insan yüzlü seramik parçası ortaya çıkarıldı

10 Eylül 2022

10 Eylül 2022

Erzurum’un Aziziye ilçesi sınırları içerisinde bulunan Pulur Höyük’e devam eden ikinci dönem kazı çalışmalarında kabartma tekniği ile yapılmış 3 bin...

Beyaz Jaguar’ın Ülkesi Sak-Bahlán: Maya Direnişinin Kayıp Şehri Meksika Ormanlarında Ortaya Çıktı

1 Ağustos 2025

1 Ağustos 2025

Meksika’nın Chiapas eyaletindeki yoğun yağmur ormanlarının derinliklerinde, arkeologlar Maya uygarlığının son direnişçilerinin saklandığı ve yüzyıllardır kayıp olan Sak-Bahlán kentinin izini...

Konya’nın Kapadokyası Kilistra Antik Kenti

26 Ocak 2021

26 Ocak 2021

Peribacaları, kiliseler, yer altı şehirleri denilince aklımıza ilk gelen yer Nevşehir, Aksaray arasında kalan Kapadokya olur. Eşsiz tarihi zenginliği ile...

Dinozorlar Zamanında Yaşayan Dev Fare

21 Aralık 2020

21 Aralık 2020

Omurgalı Paleontoloji Dergisi’nde bugün yayınlanan yeni araştırma , bugün Afrika, Güney Amerika, Avustralya, Antarktika olarak tanınan güney süper kıta Gondwana’daki...

Almanya’nın Unutulmuş Roma Köşesi: Delbrück-Bentfeld Kazılarında Şaşırtıcı Keşifler

9 Nisan 2025

9 Nisan 2025

Kuzeybatı Almanya’nın sakin kırsalında, Delbrück-Bentfeld bölgesinde yapılan arkeolojik kazılar, Roma İmparatorluğu’nun sınırlarının ötesinde, beklenmedik bir Roma varlığını ortaya çıkardı. Bu...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]