21 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hititlerin Amansız Düşmanları Kaşkalar Dünyanın İlk Gerillaları mı?

Hitit imparatorluğu, MÖ 1750 ile MÖ 1200 arasında Anadolu ve Suriye’nin bazı bölgelerine kadar uzanan bölgesel bir süper güçtü. Hititler aynı zamanda isyancılarla yüzleşmek zorunda kalan ilk imparatorluklardan biriydi. Hititler, imparatorluklarının kuzeydoğusundaki Kaskalılar veya Kaska olarak bilinen etnik bir grupla birçok kez çatışmaya girdiler. Kaşkalar, Karadeniz’in güney kıyısındaki dağlık ve yoğun ormanlık vatanlarını kendi avantajlarına kullanarak dünyanın en güçlü medeniyetlerinden birini şaşırttı. Bu gerçeğe rağmen, Kaşka hakkında oldukça az şey biliniyor.

Kaska Hitit Çarpışmaları

Kaşkalar hakkında bilgi veren Hitit yazılı kaynakları onları basitçe şehir kurmayan savaşçı insanlar olarak tanımlıyor. Hatta bir nevi aşağılama olarak onların “domuz çobanı” olarak adlandırmaktalardı. Dokumacılık ve hayvan yetiştirmekte olan göçebe bir halk oldukları şüphe götürmez bir gerçek.

Hitit kaynaklarından öğrendiklerimize göre iki halkın sürekli çatışmaya girmekle birlikte onların akınlarını önlemek amacıyla Hitit devletinin sürekli önlemler aldığı da görülmektedir.

Hitit kralı Shuppiluliuma I (M.Ö.1370-1330), Hitit imparatorluğunun kuzey sınırı boyunca, muhtemelen Kaşka akınlarına tepki olarak bir dizi kale inşa etti.

Shuppiluliuma I, daha etkili Hitit hükümdarlarından biri olarak bilinir. Hükümdarlığı sırasında Kaska da dahil olmak üzere Hitit düşmanları ülkeden uzak tutuldu.  Suriye’ye kadar genişleyerek Kargamış’ı büyük bir Hitit merkezi haline getirdi.

Eski Hitit başkenti Hattuşa’nın da Kaska tarafından yağmalandığı düşünülüyor. II. Murshili’nin halefi Muwatalli (yaklaşık MÖ 1300), Hitit imparatorluğunun başkentini daha güneydeki bir şehre taşıdı. Bunun Suriye’deki askeri kampanyalarını desteklemesi muhtemel olsa da, Kaska’dan uzaklaştıkları da düşünülmelidir. Nihayetinde, Kaska’nın MÖ 1200’den sonra Hitit imparatorluğunun son çöküşünde nasıl bir rol oynadığı bilinmemekle birlikte, bu konuda etkileri oldukları düşünülmelidir.

Tunç çağında Anadolu'yu gösteren harita.
Tunç çağında Anadolu’yu gösteren harita.

Kaşka Halkı

Hitit kaynakları dışında Kaşka hakkında çok az şey bilinmektedir.  Muhtemelen Karadeniz bölgesi ormanlık alanlarında doğal malzemeler ile taş kullanmadan yapılan evlerde yaşadıkları için Hitit kayıtlarını doğrulayacak çok az arkeolojik kanıtımız var.

Karadeniz’in güney kıyılarını çevreleyen ormanlık dağlarda yaşayan yarı göçebe bir halk oldukları için bu doğal bir sonuç olarak kabul edilebilir. Muhtemelen hayatlarını idame ettirebilmek için avcılık, hayvancılık, dokumacılık gibi mesleklerde uzmanlaşmış olabilirler. Kaşkalar ayrıca yılın farklı zamanlarında yer değişikliğine giderek yayla kültürüne sahip insanlardan oluşmuş olabilirdi.

Kafkasya’da bu tür yaylacılığın oldukça yoğun görülmesiyle birlikte halen yurdumuzda bir çok yöre halkının yayla kültürüne sahip olduğunu bilmekteyiz.

Bölgedeki arkeolojik kayıtlar, Kaska’nın yaşadığı tarımsal yerleşimlerin de olduğunu gösteriyor. Bu yerleşim yerlerinin çoğu muhtemelen Hitit şehirlerinden oluşabileceği gibi hitit yazılı kaynaklarında da Kaska’nın kasabalarda yaşadığından bahsedilmektedir. Kaska’nın çoğu tam zamanlı çiftçi gibi görünmese de, bazılarının Hitit topraklarında veya Hitit imparatorluğunun dışında bu şekilde yaşama olasılığı göz ardı edilmemelidir.

Kaska muhtemelen toplumlarının hem hareketli hem de hareketsiz gruplara sahipti. Bazıları göçebe bir hayatı benimserken bazıları ise tarım yapmış ve yerleşmiş, sadece ticaret yoluyla çobanlarla etkileşime girmiş olabilir.

Hitit kayıtları, Kaska’nın çoğunun Hitit yönetimine karşıt olmasına rağmen, bazılarının Hitit işgali altındaki şehirlerde de yaşadığını ima eder. Bu, birden fazla Kaska fraksiyonu olduğunu göstermektedir. Bu, Kaska’nın başlangıçta daha fazla yerleşik olabileceği ve daha sonra Hititlerle çatışmalar nedeniyle yarı göçebe bir yaşam tarzı benimsemiş olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır.

arnuvanda dua metni
Arnuvanda ve Aşmunikal’in dua metni. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.Kral I. Arnuvanda ve Kraliçe Aşmunikal’in Anadolu’da hüküm sürdüğü yıllarda Kaşkalar, oldukça hareketli bir dönem geçirmiştir. I. Arnuvanda’nın seferlerinin odak noktası Kaşkalardır.

Kaska’nın seyrek arkeolojik kayıtları da onların nasıl yaşadıklarını yansıtıyor olabilir. Hititler nispeten yoğun kasaba ve köylerde yaşadılar. Öte yandan Kaska, dağlarda küçük, dağınık yerleşim yerlerinde ve muhtemelen tamamen kalıcı olmayan konutlarda yaşama eğilimindeydi.

Hitit kayıtları, Kaska’nın saklanma konusunda iyi olduğunu, dolayısıyla köylerinin çoğunun dağların içinde izole yerlere inşa edilmiş olabileceğini öne sürüyor. Muhtemelen yabancıların bulması için fazla bir iz bırakmayacak şekilde inşa edilmişlerdi. Bu yaşam tarzı, Hitit komşularına kıyasla arkeolojik kayıtlarda Kaska’dan çok az iz bırakacaktı.

Bronz Çağı ve Şehir Devletlerinin Gelişimi

Anadolu’daki Bronz Çağı, MÖ 4. binyıldan kalma tapınaklar ve saraylardan oluşan müstahkem şehir devletleri ağının yükselmesine yol açtı. Anadolu, bu dönemde büyük ve müreffeh kasabaların kurulmasıyla giderek kentleşmiştir. Bu zamanın tipik bir eseri, bir zamanlar Doğu Anadolu’ya yayılmış olan Trans-Kafkas Kura Arasları kültüründen kırmızı-siyah çömleklerdir.

Erken Bronz Çağı’nın sonlarına doğru, bu büyük şehirlerin çoğu bir gerileme dönemine girmiş ya da yıkılmış görünmektedir. Bunun için bir olasılık, işgalci grupların saldırılarıyla karşı karşıya kalırken, kendi aralarında iktidar için yarışan şehirler arasındaki çatışmalardır. MÖ 3. binyılın ortalarından itibaren Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlardan işgalci çobanlar Anadolu’ya taşınmaya başladı. Bazıları Anadolu şehir devletleriyle çatışmalara girmiş olabilir ve bazı durumlarda işgalciler muhtemelen önceden var olan şehirleri boyunduruk altına alarak yeni bir elit grup oluşturdular.

Hattuşa- Hattuşaş (Boğazköy-Çorum)
Hattuşa- Hattuşaş (Boğazköy-Çorum)

Kaska’nın Hititlerle bir ilgisi var mıydı?

Kaska, bu dönemde Anadolu’ya giren pastoral gruplar arasında mıydı? Eğer öyleyse, bu aslında Hititlerle akraba oldukları anlamına gelebilir mi? Ne yazık ki, Kaska kültürünün günümüze kadar önemli bir kanıtının bulunmadığı göz önüne alındığında, dilleri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

Bununla birlikte, başka ne bildiğimize bakacak olursak, Kaska büyük olasılıkla Anadolu çiftçileriyle ilişkili değildi, ancak Hititleri de içeren Karadeniz çevresindeki bozkırlarda yaşayan insanlarla daha yakından bağlantılıydı. Bu, Kaska ve Hititlerin benzer bir kökene sahip olduğu anlamına gelebilir.

Kaska ve Hititler: İki Halkın Hikayesi mi?

Kaska ve Hititlerin akraba olma ihtimali, iki grup arasındaki düşmanlık göz önüne alındığında ilginçtir.

Hititler ve Kaska, başlangıçta birbirleriyle ilişkili olsalar da, kültürel evrimleri açısından oldukça farklı yönlere gitmiş gibi görünüyorlar. Her iki halkın da Karadeniz çevresindeki yaylalardan İç Anadolu’ya göç etmiş olması muhtemeldir. Hititler ise çiftçiliği ve şehir yaşamını benimsemişlerdir. Öte yandan Kaska, dağlara ve ormanlara bağlı kalarak pastoral ve kısmen göçebe yaşam tarzlarını sürdürmüş görünüyor.

Hattuşa Rekonstrüksiyon
Hattuşa Rekonstrüksiyon

Hititler muhtemelen Kaska’ya benzer şekilde başlamış olsa da, bölgenin gelecekteki kültürel ve politik manzarasını şekillendiren büyük bir imparatorluk haline geldiklerinde maddi kültürleri çarpıcı bir şekilde değişti. Hititler kalıcı bir kültür oluşturmuş ve ardında muhteşem yapılar ve eserler bırakmıştır. Oysa Kaska, komşu Hitit imparatorluğunun tarihlerinde sadece bir dipnottur.

Bazıları sonunda Hititlerin kazandığını söyleyebilir. Kaska’nın medeniyet tarihinde bu kadar büyük veya görünür bir rol oynamaması, önemli bir rol oynamadıkları anlamına gelmez. Kaska, zamanlarının en büyük imparatorluklarından birine meydan okuyarak, Ortadoğu’nun gelecekteki siyasi ve kültürel manzarasını da şekillendirdi. Onların gerilla (vur-kaç) taktikleri Hitit askerlerine zarar verdiği ve Hititler başarıyla diğer insanların gruplarını bastırmış olsalar bile Kaşkalıları etkisiz hale getirmeyi asla başaramadı. Kaska, Hitit başkentinin yağmalanmasından bile sorumlu olabilir ve bu da onları medeniyet için korkunç bir tehdit haline getirmiş olabilir. Bir bakıma Kaska, Hitit dünyasının barbar işgalcileridir.

Kaska’ya karşı mücadeleler, Hitit imparatorluğunun çöküşüne yol açan şey olmayabilir, ancak Kaska, Hitit devleti üzerinde ciddi bir istikrarsızlaştırıcı etkiydi. Kaska’nın idaresi bu kadar ısrarlı ve zorlayıcı olmasaydı, Hitit imparatorluğu daha uzun süre ayakta kalabilirdi. Bu şekilde Kaska, medeniyet tarihinde de son derecede etkili oldu. Sadece kültürlerinin kalıcı kanıtlarını geride bırakamayacak kadar talihsizlerdi.

Kaskalıların Bize Bıraktıkları

Kaska, arkeolojik kayıtlarda kendilerinden çok az iz bıraktı, ancak dünya tarihinde, emperyal bir güce direnmek için aşırı uzunluklara giden bir halkın erken bir örneği olarak önem taşıyorlar. Görünüşe göre Kaşka halkı, gizli dağ sığınaklarında gizlenmeyi çok iyi biliyorlardı.

Kaşkalar, gerilla savaşının kaydedilen ilk ustaları olabilir. Bu şekilde, kendilerinden çok daha güçlü ve yerleşik güçlerin egemenliğine kasıtlı olarak karşı çıkan siyasi hareketlerin ilk tezahürlerini temsil ediyor olabilirler. Hitit imparatorluğu emperyalizmin erken bir örneğini temsil ediyorsa, Kaska anti-emperyalist milliyetçiliğin erken bir örneğini temsil edebilir.

Banner
Benzer Yazılar

Göbeklitepe üzerindeki sır perdesini aralayacak yeni buluntulara ulaşıldı

26 Ekim 2022

26 Ekim 2022

Neolitik Çağ’ın başlangıç tarihini değiştirecek Göbeklitepe kazılarında bu yıl yerleşik düzene ait yeni buluntulara ulaşıldı. Kazılarda ortaya çıkarılan günlük kullanım...

9.000 Yıl Önce Kadınların Toplumdaki Yeri Nasıldı? Çatalhöyük’te Yeni Bulgular Bu Soruyu Cevaplıyor

27 Haziran 2025

27 Haziran 2025

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük, 9.000 yıl öncesine ışık tutmaya devam ediyor. Neolitik döneme ait bu yerleşim...

Diyarbakır Surları’nda 1500 yıllık kandil bulundu

1 Eylül 2022

1 Eylül 2022

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Büroları Şube Müdürlüğü tarafından yapılan ‘Surlarda Diriliş’ temasıyla...

Tarihi Urartulara dayanan Zernaki Tepe’de kale suru ortaya çıkarıldı

14 Ekim 2022

14 Ekim 2022

Van’ın Erçiş ilçesi Yukarı Işıklı mahallesinde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi’nin tek ızgara planlı antik kenti Zernaki Tepe’de kale suru...

Batı Anadolu’da 4.500 Yıllık İdoller: Tavşanlı Höyük’te Erken Tunç Çağı Ritüel Hazinesi

16 Eylül 2025

16 Eylül 2025

Kütahya’daki Tavşanlı Höyük’te yürütülen kazılarda, 4.500 yıl öncesine ait insan biçimli idoller gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet...

Hititlerde Bira Tutkusu

29 Eylül 2020

29 Eylül 2020

Biranın keşfi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya kültürlerinden başlayarak hemen hemen bir çok uygarlıkta biranın karşılığına denk gelen kelimelerin...

Stratonikeia Antik Kentinin Mitolojik Maskeleri

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

3.000 yıllık Stratonikeia antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda, 2.200 yıl öncesine tarihlendirilen taş blokları süsleyen 10 maske daha ortaya çıktı....

Tesadüfen Bulunan Seramik Parçaları Bilecik Tarihini Değiştirdi

27 Nisan 2021

27 Nisan 2021

Bilecik’in Bahçelievler Mahallesi’nde boş arazi de bir vatandaşın tesadüf eseri bulduğu seramik parçaları Bilecik tarihini 9.000 yıl geriye götürdü. Vatandaşın...

Anadolu’da Tek Tanrı İnancının Kökleri Oluz Höyük’te Bulundu!

21 Ekim 2020

21 Ekim 2020

Tek Tanrılı inancın Ön Asya da ki ilk örneğidir Zerdüştçülük. Ve bu inancın temeli diyebileceğimiz kanıtlara da Oluz Höyük’te ulaşıldı....

Van’da Moğol İlhanlı Hükümdarı Hülagü Han’ın yazlık sarayının kalıntılarına ulaşıldı

7 Temmuz 2022

7 Temmuz 2022

Türk ve Moğolistanlı bilim insanlarından oluşan arkeoloji çalışma ekibi, Van’ın Çaldıran ilçesinde 1260’lı yıllarda Moğol İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han’ın...

Hitit Mutfağı ve Kültürü

19 Kasım 2020

19 Kasım 2020

Hitit mutfağında öncelikle ekmeğin çok özel bir yeri vardır. Sadece yiyecek olarak değil adak olarak da ekmeğin kullanıldığını görmek mümkündür....

Sillyon Antik Kenti’nin stadyumu gün yüzüne çıkarılıyor

26 Nisan 2024

26 Nisan 2024

Antalya’nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti’nin 10 bin kişilik stadyumu gün yüzüne çıkarılıyor. Kazı ekibi şu ana kadar stadyumun yüzde...

Diyarbakır’da eski bir taş ocağında 54 çocuk mezarı bulundu

4 Ocak 2024

4 Ocak 2024

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, eski bir taş ocağı olduğu düşünülen alanda 0-6 yaş arası 54 çocuk mezarı ortaya çıkarıldı. Arkeologlar, şu...

Efes’ten Gelen Ustanın Elleriyle Yükselen Stratonikeia Kütüphanesi Yeniden Ortaya Çıkarılıyor

24 Haziran 2025

24 Haziran 2025

Muğla’nın Yatağan ilçesinde, yüzyıllardır suskunluğa bürünen bir bilgi mabedi, arkeolojik kazılar sayesinde yeniden ortaya çıkarılıyor. “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Stratonikeia...

Anadolu’da bulunmuş en eski lületaşı eser; Çavlum Mühürü

18 Temmuz 2021

18 Temmuz 2021

Eskişehir Alpu Ovası’nda yer alan Çavlum Köyü kurtarma kazılarında ortaya çıkarılan damga mühür, Anadolu’da bulunmuş en eski lületaşı eseri özelliği...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]