Kazakistan’ın güneyindeki Burhansay Geçidi’nde, bin yılı aşkın süre önce kayaya kazınmış kısa bir cümle arkeologların dikkatini çekti: “Er Atım Aba.”
Jambyl Bölgesi’nin Jualı ilçesinde yürütülen araştırmalarda 1.200’den fazla petroglif ile birlikte nadir bir Eski Türkçe runik yazıt tespit edildi. Kayaya işlenen yazıt, yalnızca beş runik benzeri işaretten oluşsa da bölgenin Orta Çağ Türk dünyasıyla bağlantısını doğrudan gösteren güçlü bir iz taşıyor.
Araştırmacılara göre Burhansay Geçidi’ndeki kaya resimleri tek bir döneme ait değil. En erken örnekler MÖ 3. binyılın sonlarına kadar uzanıyor. Bu da alanın Tunç Çağı’ndan Orta Çağ’a, hatta daha geç dönemlere kadar farklı topluluklar tarafından kullanıldığını gösteriyor.
Binlerce Yıllık Kaya Belleği
Burhansay Geçidi’nde bugüne kadar beş ayrı petroglif grubu belirlendi. Bu gruplar, bölgedeki bir dere hattı boyunca uzanıyor. Kayalara işlenen figürler arasında dağ keçileri, tek hörgüçlü develer, av sahneleri ve hayvancılıkla ilişkilendirilebilecek betimlemeler yer alıyor.
Bu tür kaya resimleri, yalnızca eski insanların çevresindeki hayvanları kaydettiği basit çizimler olarak görülmemeli. Orta Asya bozkır ve dağ dünyasında petroglifler çoğu zaman geçim biçimleri, hareket güzergâhları, av pratikleri ve topluluk hafızasıyla ilişkiliydi.
Burhansay çevresinde ayrıca Burhansay 1, Burhansay 2 ve Burhansay 3 adı verilen üç mezarlık alanı da biliniyor. Bu mezarlıklar Erken Demir Çağı ve Orta Çağ ile ilişkilendiriliyor. Bu durum, geçidin yalnızca kaya resimlerinin bulunduğu bir alan değil, aynı zamanda defin, geçiş, hatırlama ve yerleşim izleriyle bağlantılı daha geniş bir kültürel alan olduğunu düşündürüyor.
Kayaya Kazınan Türkçe Bir İsim
Keşfin en dikkat çekici bölümü, Eski Türkçe runik yazıt. Araştırmacılar yazıtın “Er Atım Aba” şeklinde okunduğunu ve “Benim Adım Aba” anlamına geldiğini belirtiyor.
Kısa ama çarpıcı bir ifade. Çünkü bu yazıt bir hükümdar anıtı, uzun bir resmî metin ya da zafer kaydı değil. Doğrudan bir kişinin adını taşıyor. Aba adlı biri, bin yıldan fazla zaman önce bu kayaya kendi varlığını işaretlemiş olmalı.
A. H. Margulan Arkeoloji Enstitüsü’nden araştırmacı Boris Jeleznyakov’a göre yazıt Talas yazısıyla kaydedilmiş olması nedeniyle özel önem taşıyor. Talas yazısı, Eski Türk runik yazı geleneğinin Orta Asya’daki bölgesel kollarından biri olarak kabul ediliyor.
Yazıtın yorumlanması için Eski Türk yazısı uzmanı Vladimir Tişin’e başvuruldu. Tişin’in okumasına göre metin, kişisel bir ad kaydı niteliğinde.

Talas Yazısı ve Eski Türk Dünyası
Eski Türk runik yazısı denince akla çoğunlukla Moğolistan’daki Orhun Yazıtları gelir. Ancak bu yazı geleneği yalnızca Orhun vadisiyle sınırlı değildi. Yenisey, Altay, Talas ve Orta Asya’nın farklı bölgelerinde de Eski Türkçe yazıt örnekleri biliniyor.
Burhansay yazıtını önemli kılan nokta, bu kısa Türkçe metnin çok daha eski bir kaya sanatı alanının içinde bulunması. Geçit, Aba’nın adından binlerce yıl önce de insanlar tarafından işaretlenmişti. Bu kez aynı taş yüzeylerde Orta Çağ Türk dünyasına ait kişisel bir iz karşımıza çıkıyor.
Bu nedenle bulgu, Türk tarihi açısından yalnızca “bir yazıt daha” anlamına gelmiyor. Bir ad, bir yer ve bir hafıza noktası aynı kayada birleşiyor.
Jambyl Bölgesi’nin Tarihî Önemi
Burhansay Geçidi’nin bulunduğu Jambyl Bölgesi, Kazakistan’ın güneyinde, tarihî Talas Vadisi ve eski Taraz kentiyle bağlantılı bir coğrafyada yer alıyor. Taraz ve çevresi, yüzyıllar boyunca bozkır yolları, dağ geçitleri, Türk toplulukları ve İpek Yolu ağları arasında önemli bir temas alanıydı.
Bu coğrafya, Burhansay’daki çok katmanlı arkeolojik yapıyı daha anlaşılır hale getiriyor. Su kaynaklarına, geçitlere ve kaya yüzeylerine sahip alanlar, farklı dönemlerde tekrar tekrar kullanılmış olabilir. Bazıları hayvan figürleri kazıdı, bazıları ölülerini bu çevrede gömdü, bir kişi ise adını taşa bıraktı.
Alan İçin Koruma Önerisi Hazırlanacak
Burhansay’daki çalışmalar henüz ilk aşamada. Arkeologlar petroglifleri dönemlerine göre sınıflandırmayı, mezarlık alanlarını ayrıntılı biçimde incelemeyi ve çevrede olası yerleşim izlerini araştırmayı planlıyor.
Kapsamlı araştırmalar tamamlandıktan sonra buluntular üzerine bir monografi hazırlanacak. Bilim insanları ayrıca petrogliflerin ve Eski Türkçe yazıtın devlet koruması altına alınması için ilgili kurumlara öneri sunmayı hedefliyor.
