23 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hititlerde Bira Tutkusu

Biranın keşfi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya kültürlerinden başlayarak hemen hemen bir çok uygarlıkta biranın karşılığına denk gelen kelimelerin olması da buna kesinlik kazandırmaktadır. Hititler biraya Sümerceden alınma KAŠ kelimesini kullanırlardı. KAŠ’ın Hititçe karşılığı ise šeššar dır. Šeššar sözcüğünün Akadcası ise ŠIKARU dur. Günümüzde ise bira kelimesinin etimolojik kökeninin İbranice olduğu kabul
edilmektedir. İbraniler, biranın asıl maddesi olan arpa tohumunun İbranicede “bre” kökünden geldiğini ileri sürerler. Latince’de ise “bibere” sözü “içmek” anlamına gelir. Bir başka görüş olarak da Sakson dilinde arpa sözcüğünün karşılığı “bere” olduğudur.

Bir çok eski inanışta sarhoşluğun kutsal sayılmasında biranın üretim ve tüketim yolculuğunda değer kazanmasına sebep olmuştur. Mısır’da tanrıça Hathor-Sahmet için kutsal olan bir durumdur sarhoşluk! Bu yüzden sarhoş tanrıçaya şölenler hazırlanırdı. Adanan bu şölenler tanrıçayı yatıştırma anlamına geliyor ve sarhoşluğa ortam hazırlıyordu. Ayrıca Tanrı Seth de sarhoşluğu simgelemekteydi. Seth alkole, hasta olan bir insanın bedeninden cinleri uzaklaştırma yetisini bağışlamıştı. Eski Mısırlılar birayı tanrısal bir içecek olarak görmekte ve sarhoşluğu doğal ve tanrısal bir olgu olarak kabul etmektedirler. Mısır’da biranın bu kadar yaygın olarak kullanılması sonucu II. Ramses tarafından yaklaşık olarak M.Ö. 1350’lerde bira sarhoşluğunu önlemek için içki düşmanlığı derneği kurulmuştur. Sarhoşluk tek tanrılı din inanışı ortaya çıkana kadar son derece revaçta bir olgu olarak görülmektedir.

Anadolu’da ise Hititler bira tutkusu olan bir uygarlıktır. Hititler de bira ve şaraptan sonra oluşan sarhoşluğu kutsal olarak görmüşlerdir. Hititler’de tapınaklarda bira imalathanesinin olması ve tabletlerde Tanrılara testiyle bira sunulduğunun yazılması, biranın dinsel törenlerde coşturucu özelliği nedeniyle, coşkulu tapınım törenlerinde tercih edildiğini gösterir. Sivas yakınlarındaki Kuşaklı-Sarissa Hitit tapınak yapısında açığa çıkarılan bira imalathanesi gerek dini gerekse sosyal hayatta biranın önemini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yapılan kazılarda ele geçen bu kompleks yapı yaklaşık olarak 110 odalı ve iki katlıdır. Planda “58 nolu oda” kazıcısı tarafından “bira imalathanesi” olarak tanımlanmaktadır. Burada üretilen bira gerek tanrılara libasyonda gerekse sosyal hayatta kullanılmaktadır. Kuşaklı-Sarissa’da ele geçen bir tablet üzerinde aylık olarak kutlanan bir bayram töreninde Sarissa beyinin bir kap bira sunduğundan söz edilmektedir. Tanrılara Hanisa kabıyla veya bir testiyle bira sunduğunu ve bunun bazen unutulduğunu yine ele geçen bu tabletten öğrenmekteyiz.

Yazılı kaynaklarda tespit edilen bir metne göre Hitit kralı I. Arnuwanda Batı Anadolu’da yaşayan Madduwatta’ya ve ailesinin fertlerine kıtlık zamanında tohumlukların yanında bira, şarap, malt, bira ekmeği ve peynir vererek kesin ölümden kurtarmıştır. Ele geçen bir tıp tableti üzerinde de hasta kişiye bira ilaç olarak verilirdi. Ayrıca Hitit mutfağında bira ile birlikte yapılan yemekler de yer almaktadır.

Hitit döneminde bira üretiminde kullanılan bir ton arpadan 800-900 kg. malt elde edilmekte ve elde edilen bu malttan 40 ile 50 hektolitre36 bira elde etmişlerdir. Kuşaklı-Sarissa kazılarında ele geçen seramikler içerisinde yapılan analizlerde çimlendirilmiş arpa kalıntılarına rastlanılmıştır. Kazıcısı tarafından bu yapı bira
imalathanesi olarak açıklanmıştır.

Hititler arpaya Akadçadan alınma Še derlerdi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen halki de arpa olarak açıklanmaktadır. Hititlerde biranın šeššar olarak bilinmesinin sebebi de arpanın Še olarak bilinmesi olmalıdır. Metinlerde geçen Še zenantaš “güz arpası”, Še haršandaš ise tam olarak açıklanamamakta ancak arpa ile ilişkili olmalıdır. Üretilen arpanın samanı atlara yem olarak verilmektedir. III. Hattuşili’nin m GALD IŠKUR-aš’ı muaf tuttuğu vergilerin arasında arpa samanı da yer almaktadır.

Hititler arpa birasının yanında buğday birası da üretmişlerdir. Hitit tabletlerinde geçen ZÍZ kelimesi buğday ile ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı araştırmacılar ZÍZ kelimesini ekmeklik bir çeşit tahıl olan “kızılca buğday” olabileceğini savunmaktadırlar.

Hitit birasının üretim aşamaları ile ilgili herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır. Ancak geç dönemde Mısır birasının yapım aşamalarını anlatan Yunanca bir metin bilinmektedir. Bu metinden yola çıkarak Hitit birasının yapım aşamalarının da benzer olabileceği düşünülmektedir.
Bu metne göre: “Bira üretim talimatnamesi. Açık renkli, arı ve güzel arpayı al ve onu bir gün boyunca ıslat ve
kabarmasını sağla; veya kuytu bir yerde ertesi günün sabahına kadar beklet ve beş saat boyunca tekrar ıslat. Bir kulaç derinliğindeki gözenekli (su sızdıran) bir kaba boşalt ve sürekli nemli tut. Sonra da topak topak oluncaya kadar kurut. Topaklaşma başlar başlamaz onları gevşeyinceye kadar güneşte kurut; aksi taktirde tadı acı olur. Öğüt ve
tıpkı sıradan ekmek hazırlarken yaptığın gibi maya ekleyerek ekmek haline getir. (Bu ekmekleri) fazla yakmadan kızart; renk almaya başlar başlamaz tatlı suyu süz ve dinlendir (ve ekmekleri suyun içine yerleştirerek maya tutmasını sağla) ve bir süzgeçten geçir. Bazıları ekmekleri kızartırlar, suyla karıştırarak bir tekne içine koyarlar ve
köpürmesini sağlarlar. Yavan olmasını önlemek için çok kısa bir süre kaynatırlar; kabarmasını beklerler, süzerler, üzerini kapatırlar, ıslatırlar ve içmeye hazır hale getirirler” şeklinde açıklanmaktadır.

Boğazköy metinlerinde biranın bir çok tablette adı geçtiği görülmektedir. Hititler birayı severek tükettikleri gibi
kutsal törenleri içinde kullanmışlardır. Bu nedenle bira bir nevi kutsal bir içecek statüsüde kazanmıştır. Bununla birlikte biranın tıp alanında  kullanıldığı da görülmektedir. Keyif için olduğu kadar ölü gömme hediyesi olarak da kullanılması oldukça ilginçtir.

Bu makale de Gencay Güloğlu’nun Yüksek Lisans Tezi’nden alıntılar kullanılmıştır.
Banner
Related Articles

Madavans Mağaraları Dünyaya Tanıtılacak

6 Nisan 2021

6 Nisan 2021

Bitlis kent merkezine 65 km. uzaklıkta bulunan Ahlat, Selçuklu dönemine ait her biri sanat eseri niteliğindeki mezar taşları ile tanınmaktadır....

Yoksulların Tanrılara sundukları 2 bin 300 yıllık mini adak kabı

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Yoksulluk ve varsıllık tarihin her döneminde görülür. Sosyal, ekonomik, kültürel her alanda belirleyici çizgi olmuştur yoksulluk ve varsıllık. Varsıllar, toplumun...

Stratonikeia Antik Kentinin Mitolojik Maskeleri

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

3.000 yıllık Stratonikeia antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda, 2.200 yıl öncesine tarihlendirilen taş blokları süsleyen 10 maske daha ortaya çıktı....

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni keşifler: Karahantepe’de gerçekçi yüz ifadesine sahip insan heykeli bulundu

3 Ekim 2023

3 Ekim 2023

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni buluntular keşfedildi. Göbekli Tepe, yaklaşık 12.000 yıllık tarihiyle dünyanın en eski megalitik alanıdır ve Karahantepe adında bir...

Antik Selinus Kenti’nde Arkeolojik Yüzey Araştırması Başlıyor

12 Mart 2025

12 Mart 2025

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ), Selinus Antik Kenti ve çevresinde kapsamlı bir arkeolojik yüzey araştırması başlatıyor. Bu önemli proje, Anadolu’nun...

Alinda Antik Kenti’nde 7000 yıllık mağara resimleri keşfedildi

18 Aralık 2021

18 Aralık 2021

Aydın’ın Karpuzlu ilçesinde yer alan Alinda Antik Kenti’nin çevresinde yürütülen yüzey araştırmasında bir mağarada 7000 yıllık mağara resimleri keşfedildi. Alinda...

Hitit–Luvi Yazıtı, Orta Anadolu’daki İvriz Kaynağının Antik Adını İlk Kez Ortaya Koydu

19 Kasım 2025

19 Kasım 2025

Konya’nın Ereğli ilçesinde 1986 yılında ortaya çıkarılan ikinci Tarhunza steli üzerinde yürütülen yeni epigrafik inceleme, bölgenin kutsal su kültüne ilişkin...

Karkamış Antik Kenti kazıları Geç Hitit Dönemine Işık Tutuyor

6 Mayıs 2022

6 Mayıs 2022

Türkiye Suriye sınırında yer alan Karkamış Antik Kenti’nde devam eden kazılar Tunç Çağı özellikle de Geç Hitit Dönemine ait bulgular...

Anadolu’da ilk kez Türk adının geçtiği yazıt bulundu

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Konya’nın Karatay ilçesinde bulunan Savatra Antik Kenti kazı sahasında Anadolu’da ilk kez Türk adının geçtiği yazıt bulundu. Anadolu’da 1071 Malazgirt...

Eskişehir’in tarihsel özetini sunan Şarhöyük-Dorylaion kazıları yeniden başlıyor

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Eskişehir’de ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Şarhöyük-Dorylaion kazıları Anadolu Üniversitesi öncülüğünde yeniden başlıyor. M. Ö. 4. Bin yılının ikinci yarısına ait...

Anaia Höyüğü’nde 13’üncü Yüzyıl Mezarlar Ortaya Çıkarıldı

6 Mayıs 2021

6 Mayıs 2021

Aydın Kuşadası ilçesinde kazı çalışmalarının devam ettiği Anaia Höyüğü’nde 13’üncü yüzyıldan kaldığı tahmin edilen ikisi çocuk 5 insana ait iskeletlerin ...

Burdur Kuruçay Höyüğün Benzersiz Savunma Sistemi

14 Kasım 2020

14 Kasım 2020

Kuruçay Höyük, Burdur gölü civarına güneyden basamaklı inen tepelerin yamacına kurulmuştur. Burdur iline bağlı Kuruçay köyünün yakınındadır. Adını da zaten...

“Garnizon Kenti” olarak bilinen Blaundos’ta İmparator Hadrian’a ithaf edilen yazıt bulundu

27 Kasım 2024

27 Kasım 2024

Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında askerlerin yerleştiği için “Garnizon Kenti” adını alan Blaundos antik kentinde İmparator Hadrian’a adanmış bir yazıt...

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

30 Ekim 2020

30 Ekim 2020

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]