29 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hititlerde Bira Tutkusu

Biranın keşfi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya kültürlerinden başlayarak hemen hemen bir çok uygarlıkta biranın karşılığına denk gelen kelimelerin olması da buna kesinlik kazandırmaktadır. Hititler biraya Sümerceden alınma KAŠ kelimesini kullanırlardı. KAŠ’ın Hititçe karşılığı ise šeššar dır. Šeššar sözcüğünün Akadcası ise ŠIKARU dur. Günümüzde ise bira kelimesinin etimolojik kökeninin İbranice olduğu kabul
edilmektedir. İbraniler, biranın asıl maddesi olan arpa tohumunun İbranicede “bre” kökünden geldiğini ileri sürerler. Latince’de ise “bibere” sözü “içmek” anlamına gelir. Bir başka görüş olarak da Sakson dilinde arpa sözcüğünün karşılığı “bere” olduğudur.

Bir çok eski inanışta sarhoşluğun kutsal sayılmasında biranın üretim ve tüketim yolculuğunda değer kazanmasına sebep olmuştur. Mısır’da tanrıça Hathor-Sahmet için kutsal olan bir durumdur sarhoşluk! Bu yüzden sarhoş tanrıçaya şölenler hazırlanırdı. Adanan bu şölenler tanrıçayı yatıştırma anlamına geliyor ve sarhoşluğa ortam hazırlıyordu. Ayrıca Tanrı Seth de sarhoşluğu simgelemekteydi. Seth alkole, hasta olan bir insanın bedeninden cinleri uzaklaştırma yetisini bağışlamıştı. Eski Mısırlılar birayı tanrısal bir içecek olarak görmekte ve sarhoşluğu doğal ve tanrısal bir olgu olarak kabul etmektedirler. Mısır’da biranın bu kadar yaygın olarak kullanılması sonucu II. Ramses tarafından yaklaşık olarak M.Ö. 1350’lerde bira sarhoşluğunu önlemek için içki düşmanlığı derneği kurulmuştur. Sarhoşluk tek tanrılı din inanışı ortaya çıkana kadar son derece revaçta bir olgu olarak görülmektedir.

Anadolu’da ise Hititler bira tutkusu olan bir uygarlıktır. Hititler de bira ve şaraptan sonra oluşan sarhoşluğu kutsal olarak görmüşlerdir. Hititler’de tapınaklarda bira imalathanesinin olması ve tabletlerde Tanrılara testiyle bira sunulduğunun yazılması, biranın dinsel törenlerde coşturucu özelliği nedeniyle, coşkulu tapınım törenlerinde tercih edildiğini gösterir. Sivas yakınlarındaki Kuşaklı-Sarissa Hitit tapınak yapısında açığa çıkarılan bira imalathanesi gerek dini gerekse sosyal hayatta biranın önemini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yapılan kazılarda ele geçen bu kompleks yapı yaklaşık olarak 110 odalı ve iki katlıdır. Planda “58 nolu oda” kazıcısı tarafından “bira imalathanesi” olarak tanımlanmaktadır. Burada üretilen bira gerek tanrılara libasyonda gerekse sosyal hayatta kullanılmaktadır. Kuşaklı-Sarissa’da ele geçen bir tablet üzerinde aylık olarak kutlanan bir bayram töreninde Sarissa beyinin bir kap bira sunduğundan söz edilmektedir. Tanrılara Hanisa kabıyla veya bir testiyle bira sunduğunu ve bunun bazen unutulduğunu yine ele geçen bu tabletten öğrenmekteyiz.

Yazılı kaynaklarda tespit edilen bir metne göre Hitit kralı I. Arnuwanda Batı Anadolu’da yaşayan Madduwatta’ya ve ailesinin fertlerine kıtlık zamanında tohumlukların yanında bira, şarap, malt, bira ekmeği ve peynir vererek kesin ölümden kurtarmıştır. Ele geçen bir tıp tableti üzerinde de hasta kişiye bira ilaç olarak verilirdi. Ayrıca Hitit mutfağında bira ile birlikte yapılan yemekler de yer almaktadır.

Hitit döneminde bira üretiminde kullanılan bir ton arpadan 800-900 kg. malt elde edilmekte ve elde edilen bu malttan 40 ile 50 hektolitre36 bira elde etmişlerdir. Kuşaklı-Sarissa kazılarında ele geçen seramikler içerisinde yapılan analizlerde çimlendirilmiş arpa kalıntılarına rastlanılmıştır. Kazıcısı tarafından bu yapı bira
imalathanesi olarak açıklanmıştır.

Hititler arpaya Akadçadan alınma Še derlerdi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen halki de arpa olarak açıklanmaktadır. Hititlerde biranın šeššar olarak bilinmesinin sebebi de arpanın Še olarak bilinmesi olmalıdır. Metinlerde geçen Še zenantaš “güz arpası”, Še haršandaš ise tam olarak açıklanamamakta ancak arpa ile ilişkili olmalıdır. Üretilen arpanın samanı atlara yem olarak verilmektedir. III. Hattuşili’nin m GALD IŠKUR-aš’ı muaf tuttuğu vergilerin arasında arpa samanı da yer almaktadır.

Hititler arpa birasının yanında buğday birası da üretmişlerdir. Hitit tabletlerinde geçen ZÍZ kelimesi buğday ile ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı araştırmacılar ZÍZ kelimesini ekmeklik bir çeşit tahıl olan “kızılca buğday” olabileceğini savunmaktadırlar.

Hitit birasının üretim aşamaları ile ilgili herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır. Ancak geç dönemde Mısır birasının yapım aşamalarını anlatan Yunanca bir metin bilinmektedir. Bu metinden yola çıkarak Hitit birasının yapım aşamalarının da benzer olabileceği düşünülmektedir.
Bu metne göre: “Bira üretim talimatnamesi. Açık renkli, arı ve güzel arpayı al ve onu bir gün boyunca ıslat ve
kabarmasını sağla; veya kuytu bir yerde ertesi günün sabahına kadar beklet ve beş saat boyunca tekrar ıslat. Bir kulaç derinliğindeki gözenekli (su sızdıran) bir kaba boşalt ve sürekli nemli tut. Sonra da topak topak oluncaya kadar kurut. Topaklaşma başlar başlamaz onları gevşeyinceye kadar güneşte kurut; aksi taktirde tadı acı olur. Öğüt ve
tıpkı sıradan ekmek hazırlarken yaptığın gibi maya ekleyerek ekmek haline getir. (Bu ekmekleri) fazla yakmadan kızart; renk almaya başlar başlamaz tatlı suyu süz ve dinlendir (ve ekmekleri suyun içine yerleştirerek maya tutmasını sağla) ve bir süzgeçten geçir. Bazıları ekmekleri kızartırlar, suyla karıştırarak bir tekne içine koyarlar ve
köpürmesini sağlarlar. Yavan olmasını önlemek için çok kısa bir süre kaynatırlar; kabarmasını beklerler, süzerler, üzerini kapatırlar, ıslatırlar ve içmeye hazır hale getirirler” şeklinde açıklanmaktadır.

Boğazköy metinlerinde biranın bir çok tablette adı geçtiği görülmektedir. Hititler birayı severek tükettikleri gibi
kutsal törenleri içinde kullanmışlardır. Bu nedenle bira bir nevi kutsal bir içecek statüsüde kazanmıştır. Bununla birlikte biranın tıp alanında  kullanıldığı da görülmektedir. Keyif için olduğu kadar ölü gömme hediyesi olarak da kullanılması oldukça ilginçtir.

Bu makale de Gencay Güloğlu’nun Yüksek Lisans Tezi’nden alıntılar kullanılmıştır.
Banner
Benzer Yazılar

Kerkenes yerleşimi İkinci Gordion olabilir mi?

2 Ağustos 2022

2 Ağustos 2022

Yozgat’ın Sorgun ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kerkenes Dağı’ndaki yerleşme uzun zamandır bilinmesine ve araştırılmasına rağmen hala bir çok sırrı...

Sardes Antik Kenti ve Lidya Tümülüsleri Artık UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde!

12 Temmuz 2025

12 Temmuz 2025

Manisa’nın Tarihi Hazinesi Dünya Çapında Tescillendi Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO...

8 bin yıllık benzersiz “balık figürlü” ev aleti bulundu

19 Ekim 2021

19 Ekim 2021

İzmir tarihini 8 bin 500 yıl geriye taşıyan Yeşilova ve Yassıtepe höyüklerindeki kazı çalışmalarında, şimdiye kadar rastlanılmamış benzersiz “balık figürlü”...

Smyrna Antik Tiyatrosu’nda 1800 yıllık Satyros heykel başı çıkarıldı

30 Temmuz 2022

30 Temmuz 2022

İzmir, Kadifekale ve Smyrna Agorası arasındaki yamaçta bulunan Antik Smyrna Tiyatrosu’nda yapılan kazılarda M. S. 2. yüzyıla tarihlenen bir heykel...

İstanbul Kara Surları Restore Ediliyor

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

İstanbul Kara Surları (Konstantinopolis Surları) Doğu Roma Dönemi’nde hendek, dış sur, iç sur olmak üzere 3 bölümde inşa edilmiş UNESCO...

Çavuştepe Höyüğü’nde Urartulu kadın yöneticinin mezarına ulaşıldı

8 Eylül 2021

8 Eylül 2021

Geçtiğimiz günlerde atı, sığırı, köpeği ile gömülen Urartulu üst düzey insanının mezarı haberini yapmıştık. Bugünde yine aynı yerde Çavuştepe Höyüğü...

Ana Tanrıça Ma’ya ithaf edilen tapınağın çıkartılması hedefleniyor

26 Temmuz 2022

26 Temmuz 2022

M. Ö. 2 binli yıllarda Anadolu’da tapınım gören Ana Tanrıça Ma’nın Tokat Niksar’da yer alan Komana Antik Kenti’nde bulunan tapınağının...

Levent Vadisi’nde bulunan 2800 yıllık Hitit tanrıçası heykelciği

13 Kasım 2023

13 Kasım 2023

65 milyon yıllık bir jeolojik oluşum sonucu meydana gelen Levent Vadisi’nde MÖ 8. yüzyıla tarihlenen Hitit tanrıçası figürü dikkat çekiyor....

Aşıklı Höyük’te 9500 yıl önce beyin ameliyatı olan kadın 3D ile canlandırılacak

12 Eylül 2021

12 Eylül 2021

Aksaray ilinde bulunan Aşıklı Höyük’te 1989 yılında yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ve tarihte ilk beyin ameliyatını geçirdiğine inanılan kadın...

Diyarbakır’da 2.000 Yıllık Roma Caddesi Bulundu

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Diyarbakır Amida Höyük kazıları Covid-19 salgının yarattığı olumsuzluklara rağmen tüm hızıyla devam ediyor. Kazılar sırasında Roma dönemine ait 2.000 yıllık...

Solhan Kalesi, Urartu Krallığı’nın aşiret merkezi olabilir mi?

18 Ağustos 2022

18 Ağustos 2022

Urartu Krallığı, günümüz Doğu Anadolu Bölgesi, Kuzeybatı İran, Irak’ın küçük bir bölümü ile kuzeyde Aras Vadisi’ne kadar geniş bir coğrafyada...

Akdeniz Sularında Batan Gazze Batığında 1100 Yıllık Zeytin Çekirdekleri Keşfedildi

13 Mart 2025

13 Mart 2025

1100 yıl önce Gazze’den yola çıkan ve Antalya kıyılarında yakalandığı fırtınada sulara gömülen Gazze batığında 1100 yıllık zeytin çekirdeklerini ortaya...

Aigai kazılarında bulunan 1800 yıllık mermer yazıt çözüldü

2 Ekim 2022

2 Ekim 2022

2005 yılında Aigai Antik Kenti’nde bulunan 3 parça mermerden oluşan 1800 yıllık yazıt çözüldü. Tercümesi yapılan mermer yazıt, Aigai halkının...

Mayın temizleme dalgıçları MÖ 3. yüzyıldan kalma gemi enkazı keşfettiler

25 Haziran 2023

25 Haziran 2023

Hırvat ve İtalyan deniz mayın temizleme dalgıçları arasındaki işbirliğine dayalı eğitim tatbikatlarının bir sonucu olarak, doğu Adriyatik deniz tabanındaki en...

Panaztepe kazılarında Erken Tunç Çağı mimari yapılara ulaşıldı

7 Kasım 2021

7 Kasım 2021

İzmir’in Menemen ilçesinde yer alan 5000 yıllık Panaztepe yerleşiminde Erken Tunç Çağı mimari yapılarına ulaşıldı. M. Ö. 3000 yıllarına kadar...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]