25 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hititlerde Bira Tutkusu

Biranın keşfi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya kültürlerinden başlayarak hemen hemen bir çok uygarlıkta biranın karşılığına denk gelen kelimelerin olması da buna kesinlik kazandırmaktadır. Hititler biraya Sümerceden alınma KAŠ kelimesini kullanırlardı. KAŠ’ın Hititçe karşılığı ise šeššar dır. Šeššar sözcüğünün Akadcası ise ŠIKARU dur. Günümüzde ise bira kelimesinin etimolojik kökeninin İbranice olduğu kabul
edilmektedir. İbraniler, biranın asıl maddesi olan arpa tohumunun İbranicede “bre” kökünden geldiğini ileri sürerler. Latince’de ise “bibere” sözü “içmek” anlamına gelir. Bir başka görüş olarak da Sakson dilinde arpa sözcüğünün karşılığı “bere” olduğudur.

Bir çok eski inanışta sarhoşluğun kutsal sayılmasında biranın üretim ve tüketim yolculuğunda değer kazanmasına sebep olmuştur. Mısır’da tanrıça Hathor-Sahmet için kutsal olan bir durumdur sarhoşluk! Bu yüzden sarhoş tanrıçaya şölenler hazırlanırdı. Adanan bu şölenler tanrıçayı yatıştırma anlamına geliyor ve sarhoşluğa ortam hazırlıyordu. Ayrıca Tanrı Seth de sarhoşluğu simgelemekteydi. Seth alkole, hasta olan bir insanın bedeninden cinleri uzaklaştırma yetisini bağışlamıştı. Eski Mısırlılar birayı tanrısal bir içecek olarak görmekte ve sarhoşluğu doğal ve tanrısal bir olgu olarak kabul etmektedirler. Mısır’da biranın bu kadar yaygın olarak kullanılması sonucu II. Ramses tarafından yaklaşık olarak M.Ö. 1350’lerde bira sarhoşluğunu önlemek için içki düşmanlığı derneği kurulmuştur. Sarhoşluk tek tanrılı din inanışı ortaya çıkana kadar son derece revaçta bir olgu olarak görülmektedir.

Anadolu’da ise Hititler bira tutkusu olan bir uygarlıktır. Hititler de bira ve şaraptan sonra oluşan sarhoşluğu kutsal olarak görmüşlerdir. Hititler’de tapınaklarda bira imalathanesinin olması ve tabletlerde Tanrılara testiyle bira sunulduğunun yazılması, biranın dinsel törenlerde coşturucu özelliği nedeniyle, coşkulu tapınım törenlerinde tercih edildiğini gösterir. Sivas yakınlarındaki Kuşaklı-Sarissa Hitit tapınak yapısında açığa çıkarılan bira imalathanesi gerek dini gerekse sosyal hayatta biranın önemini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yapılan kazılarda ele geçen bu kompleks yapı yaklaşık olarak 110 odalı ve iki katlıdır. Planda “58 nolu oda” kazıcısı tarafından “bira imalathanesi” olarak tanımlanmaktadır. Burada üretilen bira gerek tanrılara libasyonda gerekse sosyal hayatta kullanılmaktadır. Kuşaklı-Sarissa’da ele geçen bir tablet üzerinde aylık olarak kutlanan bir bayram töreninde Sarissa beyinin bir kap bira sunduğundan söz edilmektedir. Tanrılara Hanisa kabıyla veya bir testiyle bira sunduğunu ve bunun bazen unutulduğunu yine ele geçen bu tabletten öğrenmekteyiz.

Yazılı kaynaklarda tespit edilen bir metne göre Hitit kralı I. Arnuwanda Batı Anadolu’da yaşayan Madduwatta’ya ve ailesinin fertlerine kıtlık zamanında tohumlukların yanında bira, şarap, malt, bira ekmeği ve peynir vererek kesin ölümden kurtarmıştır. Ele geçen bir tıp tableti üzerinde de hasta kişiye bira ilaç olarak verilirdi. Ayrıca Hitit mutfağında bira ile birlikte yapılan yemekler de yer almaktadır.

Hitit döneminde bira üretiminde kullanılan bir ton arpadan 800-900 kg. malt elde edilmekte ve elde edilen bu malttan 40 ile 50 hektolitre36 bira elde etmişlerdir. Kuşaklı-Sarissa kazılarında ele geçen seramikler içerisinde yapılan analizlerde çimlendirilmiş arpa kalıntılarına rastlanılmıştır. Kazıcısı tarafından bu yapı bira
imalathanesi olarak açıklanmıştır.

Hititler arpaya Akadçadan alınma Še derlerdi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen halki de arpa olarak açıklanmaktadır. Hititlerde biranın šeššar olarak bilinmesinin sebebi de arpanın Še olarak bilinmesi olmalıdır. Metinlerde geçen Še zenantaš “güz arpası”, Še haršandaš ise tam olarak açıklanamamakta ancak arpa ile ilişkili olmalıdır. Üretilen arpanın samanı atlara yem olarak verilmektedir. III. Hattuşili’nin m GALD IŠKUR-aš’ı muaf tuttuğu vergilerin arasında arpa samanı da yer almaktadır.

Hititler arpa birasının yanında buğday birası da üretmişlerdir. Hitit tabletlerinde geçen ZÍZ kelimesi buğday ile ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı araştırmacılar ZÍZ kelimesini ekmeklik bir çeşit tahıl olan “kızılca buğday” olabileceğini savunmaktadırlar.

Hitit birasının üretim aşamaları ile ilgili herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır. Ancak geç dönemde Mısır birasının yapım aşamalarını anlatan Yunanca bir metin bilinmektedir. Bu metinden yola çıkarak Hitit birasının yapım aşamalarının da benzer olabileceği düşünülmektedir.
Bu metne göre: “Bira üretim talimatnamesi. Açık renkli, arı ve güzel arpayı al ve onu bir gün boyunca ıslat ve
kabarmasını sağla; veya kuytu bir yerde ertesi günün sabahına kadar beklet ve beş saat boyunca tekrar ıslat. Bir kulaç derinliğindeki gözenekli (su sızdıran) bir kaba boşalt ve sürekli nemli tut. Sonra da topak topak oluncaya kadar kurut. Topaklaşma başlar başlamaz onları gevşeyinceye kadar güneşte kurut; aksi taktirde tadı acı olur. Öğüt ve
tıpkı sıradan ekmek hazırlarken yaptığın gibi maya ekleyerek ekmek haline getir. (Bu ekmekleri) fazla yakmadan kızart; renk almaya başlar başlamaz tatlı suyu süz ve dinlendir (ve ekmekleri suyun içine yerleştirerek maya tutmasını sağla) ve bir süzgeçten geçir. Bazıları ekmekleri kızartırlar, suyla karıştırarak bir tekne içine koyarlar ve
köpürmesini sağlarlar. Yavan olmasını önlemek için çok kısa bir süre kaynatırlar; kabarmasını beklerler, süzerler, üzerini kapatırlar, ıslatırlar ve içmeye hazır hale getirirler” şeklinde açıklanmaktadır.

Boğazköy metinlerinde biranın bir çok tablette adı geçtiği görülmektedir. Hititler birayı severek tükettikleri gibi
kutsal törenleri içinde kullanmışlardır. Bu nedenle bira bir nevi kutsal bir içecek statüsüde kazanmıştır. Bununla birlikte biranın tıp alanında  kullanıldığı da görülmektedir. Keyif için olduğu kadar ölü gömme hediyesi olarak da kullanılması oldukça ilginçtir.

Bu makale de Gencay Güloğlu’nun Yüksek Lisans Tezi’nden alıntılar kullanılmıştır.
Banner
Benzer Yazılar

Kuşadası’nda Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı

4 Ocak 2023

4 Ocak 2023

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yürütülen yüzey araştırmasında Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı. Kuşadası’nın Kuştur mevkiinde keşfedilen tümülüsün yaklaşık 2350 yıllık...

Anadolu’da bir ilk “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu

29 Nisan 2022

29 Nisan 2022

Kocaeli’de Anadolu’da ilk defa “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu. 2017-2019 yılları arasında bir binanın temel inşaatı sırasında arkeolojik maddi...

Adramytteion Antik Kenti kazılarında Roma hamamına ait yer altı ısıtma sistemi ortaya çıkarıldı

8 Ekim 2022

8 Ekim 2022

Antik çağ tarihçilerinden Strabon, Heredot ve Stephanos Byzantinos’un eserlerinde adı geçen Adramytteion Antik Kenti’nde devam eden kazılarda Roma dönemine ait...

İznik Gölü’ndeki batık bazilikada Aziz Nikolas (Noel Baba) figürlü kolye ucu ortaya çıkarıldı

6 Ekim 2022

6 Ekim 2022

İznik Gölü’nde 1.5 metre derinlikte kalıntıları bulunan bazilikada başlatılan su altı arkeolojik kazı çalışmalarında Aziz Nikolas (Noel Baba) figürlü kolye...

Boncuklu Tarla’da 12.000 yıllık anıtsal bir stel keşfedildi

18 Aralık 2024

18 Aralık 2024

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu Mahallesi’nde bulunan Boncuklu Tarla’da yapılan kazılarda, 12 bin yıllık, 2 metre 20 santim uzunluğunda oyma...

Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin 600 yıllık damga mühür ortaya çıkarıldı

12 Ekim 2022

12 Ekim 2022

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında devam eden Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin...

Karahantepe’de tarihte bir ilk: İnsan yüzlü T biçimli dikilitaş bulundu

6 Ekim 2025

6 Ekim 2025

Şanlıurfa’daki Neolitik yerleşim alanı Karahantepe’de, arkeoloji dünyasında yankı uyandıran bir keşif yapıldı. İlk kez insan yüzü betimli bir T biçimli...

Tarih öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapıya ait buluntulara ulaşıldı

31 Ekim 2021

31 Ekim 2021

Anadolu mimarisinde yedinci ve sekizinci bin yıl öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapının buluntularına ulaşıldı. Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü...

Roma İmparatoru Hadrianus heykeline ait parçalar ortaya çıkarıldı

10 Eylül 2021

10 Eylül 2021

Alabanda Antik Kenti’nde, Roma İmparatoru Publius Aelius Traianus Hadrianus heykeline ait bazı parçalar gün yüzüne çıkarıldı. Roma İmparatorluğu’nun “beş iyi...

Kastabala Antik Kenti’nde 2500 yıllık masklar bulundu

7 Ocak 2022

7 Ocak 2022

Osmaniye’nin 12 km doğusunda yer alan Kastabala Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazılarda 2500 yıllık masklar bulundu. Roma İmparatorluğu ve Roma döneminin...

Göğe, yıldızlara bakan tanrıça heykeli bulundu

1 Şubat 2022

1 Şubat 2022

İzmir’in Buca ilçesinde 8 bin 500 yıl öncesi yerleşim izlerine rastlanan Yeşilova Höyük’te “Göğe, yıldızlara bakan tanrıça heykeli” bulundu. Kültür...

2.700 Yıllık Eşsiz Donalar Kaya Mezarları Yok Oluyor

21 Temmuz 2023

21 Temmuz 2023

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bulunan ve Türkiye’de eşi benzeri olmayan 2 bin 700 yıllık Donalar Kaya Mezarları, bakımsızlık nedeniyle yok olma...

Apollon Tapınağı’nın bulunduğu Kız Ada kazıları devam ediyor

13 Ekim 2022

13 Ekim 2022

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde yer alan Gölyazı’daki 5 bin kişilik olduğu düşünülen antik tiyatro ve Apollon Tapınağı’nın yer aldığı Kız Ada...

Her Devrin Fenomeni, Paranın Enteresan Tarihi

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

“Paraya dair yazmak onu elde etmekten daha kolaydır; ve onu kazananlar, para hakkında sadece yazmayı başarabilenlere büyük destek verirler. “Voltaire,...

Akdeniz Sularında Batan Gazze Batığında 1100 Yıllık Zeytin Çekirdekleri Keşfedildi

13 Mart 2025

13 Mart 2025

1100 yıl önce Gazze’den yola çıkan ve Antalya kıyılarında yakalandığı fırtınada sulara gömülen Gazze batığında 1100 yıllık zeytin çekirdeklerini ortaya...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]