14 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hititlerde Bira Tutkusu

Biranın keşfi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya kültürlerinden başlayarak hemen hemen bir çok uygarlıkta biranın karşılığına denk gelen kelimelerin olması da buna kesinlik kazandırmaktadır. Hititler biraya Sümerceden alınma KAŠ kelimesini kullanırlardı. KAŠ’ın Hititçe karşılığı ise šeššar dır. Šeššar sözcüğünün Akadcası ise ŠIKARU dur. Günümüzde ise bira kelimesinin etimolojik kökeninin İbranice olduğu kabul
edilmektedir. İbraniler, biranın asıl maddesi olan arpa tohumunun İbranicede “bre” kökünden geldiğini ileri sürerler. Latince’de ise “bibere” sözü “içmek” anlamına gelir. Bir başka görüş olarak da Sakson dilinde arpa sözcüğünün karşılığı “bere” olduğudur.

Bir çok eski inanışta sarhoşluğun kutsal sayılmasında biranın üretim ve tüketim yolculuğunda değer kazanmasına sebep olmuştur. Mısır’da tanrıça Hathor-Sahmet için kutsal olan bir durumdur sarhoşluk! Bu yüzden sarhoş tanrıçaya şölenler hazırlanırdı. Adanan bu şölenler tanrıçayı yatıştırma anlamına geliyor ve sarhoşluğa ortam hazırlıyordu. Ayrıca Tanrı Seth de sarhoşluğu simgelemekteydi. Seth alkole, hasta olan bir insanın bedeninden cinleri uzaklaştırma yetisini bağışlamıştı. Eski Mısırlılar birayı tanrısal bir içecek olarak görmekte ve sarhoşluğu doğal ve tanrısal bir olgu olarak kabul etmektedirler. Mısır’da biranın bu kadar yaygın olarak kullanılması sonucu II. Ramses tarafından yaklaşık olarak M.Ö. 1350’lerde bira sarhoşluğunu önlemek için içki düşmanlığı derneği kurulmuştur. Sarhoşluk tek tanrılı din inanışı ortaya çıkana kadar son derece revaçta bir olgu olarak görülmektedir.

Anadolu’da ise Hititler bira tutkusu olan bir uygarlıktır. Hititler de bira ve şaraptan sonra oluşan sarhoşluğu kutsal olarak görmüşlerdir. Hititler’de tapınaklarda bira imalathanesinin olması ve tabletlerde Tanrılara testiyle bira sunulduğunun yazılması, biranın dinsel törenlerde coşturucu özelliği nedeniyle, coşkulu tapınım törenlerinde tercih edildiğini gösterir. Sivas yakınlarındaki Kuşaklı-Sarissa Hitit tapınak yapısında açığa çıkarılan bira imalathanesi gerek dini gerekse sosyal hayatta biranın önemini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yapılan kazılarda ele geçen bu kompleks yapı yaklaşık olarak 110 odalı ve iki katlıdır. Planda “58 nolu oda” kazıcısı tarafından “bira imalathanesi” olarak tanımlanmaktadır. Burada üretilen bira gerek tanrılara libasyonda gerekse sosyal hayatta kullanılmaktadır. Kuşaklı-Sarissa’da ele geçen bir tablet üzerinde aylık olarak kutlanan bir bayram töreninde Sarissa beyinin bir kap bira sunduğundan söz edilmektedir. Tanrılara Hanisa kabıyla veya bir testiyle bira sunduğunu ve bunun bazen unutulduğunu yine ele geçen bu tabletten öğrenmekteyiz.

Yazılı kaynaklarda tespit edilen bir metne göre Hitit kralı I. Arnuwanda Batı Anadolu’da yaşayan Madduwatta’ya ve ailesinin fertlerine kıtlık zamanında tohumlukların yanında bira, şarap, malt, bira ekmeği ve peynir vererek kesin ölümden kurtarmıştır. Ele geçen bir tıp tableti üzerinde de hasta kişiye bira ilaç olarak verilirdi. Ayrıca Hitit mutfağında bira ile birlikte yapılan yemekler de yer almaktadır.

Hitit döneminde bira üretiminde kullanılan bir ton arpadan 800-900 kg. malt elde edilmekte ve elde edilen bu malttan 40 ile 50 hektolitre36 bira elde etmişlerdir. Kuşaklı-Sarissa kazılarında ele geçen seramikler içerisinde yapılan analizlerde çimlendirilmiş arpa kalıntılarına rastlanılmıştır. Kazıcısı tarafından bu yapı bira
imalathanesi olarak açıklanmıştır.

Hititler arpaya Akadçadan alınma Še derlerdi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen halki de arpa olarak açıklanmaktadır. Hititlerde biranın šeššar olarak bilinmesinin sebebi de arpanın Še olarak bilinmesi olmalıdır. Metinlerde geçen Še zenantaš “güz arpası”, Še haršandaš ise tam olarak açıklanamamakta ancak arpa ile ilişkili olmalıdır. Üretilen arpanın samanı atlara yem olarak verilmektedir. III. Hattuşili’nin m GALD IŠKUR-aš’ı muaf tuttuğu vergilerin arasında arpa samanı da yer almaktadır.

Hititler arpa birasının yanında buğday birası da üretmişlerdir. Hitit tabletlerinde geçen ZÍZ kelimesi buğday ile ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı araştırmacılar ZÍZ kelimesini ekmeklik bir çeşit tahıl olan “kızılca buğday” olabileceğini savunmaktadırlar.

Hitit birasının üretim aşamaları ile ilgili herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır. Ancak geç dönemde Mısır birasının yapım aşamalarını anlatan Yunanca bir metin bilinmektedir. Bu metinden yola çıkarak Hitit birasının yapım aşamalarının da benzer olabileceği düşünülmektedir.
Bu metne göre: “Bira üretim talimatnamesi. Açık renkli, arı ve güzel arpayı al ve onu bir gün boyunca ıslat ve
kabarmasını sağla; veya kuytu bir yerde ertesi günün sabahına kadar beklet ve beş saat boyunca tekrar ıslat. Bir kulaç derinliğindeki gözenekli (su sızdıran) bir kaba boşalt ve sürekli nemli tut. Sonra da topak topak oluncaya kadar kurut. Topaklaşma başlar başlamaz onları gevşeyinceye kadar güneşte kurut; aksi taktirde tadı acı olur. Öğüt ve
tıpkı sıradan ekmek hazırlarken yaptığın gibi maya ekleyerek ekmek haline getir. (Bu ekmekleri) fazla yakmadan kızart; renk almaya başlar başlamaz tatlı suyu süz ve dinlendir (ve ekmekleri suyun içine yerleştirerek maya tutmasını sağla) ve bir süzgeçten geçir. Bazıları ekmekleri kızartırlar, suyla karıştırarak bir tekne içine koyarlar ve
köpürmesini sağlarlar. Yavan olmasını önlemek için çok kısa bir süre kaynatırlar; kabarmasını beklerler, süzerler, üzerini kapatırlar, ıslatırlar ve içmeye hazır hale getirirler” şeklinde açıklanmaktadır.

Boğazköy metinlerinde biranın bir çok tablette adı geçtiği görülmektedir. Hititler birayı severek tükettikleri gibi
kutsal törenleri içinde kullanmışlardır. Bu nedenle bira bir nevi kutsal bir içecek statüsüde kazanmıştır. Bununla birlikte biranın tıp alanında  kullanıldığı da görülmektedir. Keyif için olduğu kadar ölü gömme hediyesi olarak da kullanılması oldukça ilginçtir.

Bu makale de Gencay Güloğlu’nun Yüksek Lisans Tezi’nden alıntılar kullanılmıştır.
Banner
Benzer Yazılar

Roma Dönemi Mermer Üretiminde Günümüze Göre Daha Az İsraf Vardı!

17 Mayıs 2021

17 Mayıs 2021

Roma İmparatorluğu mimarisi denildiği zaman hepimizin aklına ilk önce beyaz mermer heykeller, sütunlar gelir. Nitekim o dönem çoğu bina tıpkı...

Theodosius Limanı’ndaki gemi enkazında bulunan 1.600 yıllık kadın sandalet ve tarak

14 Nisan 2023

14 Nisan 2023

Marmara Denizi kıyısında inşa edilen ikinci büyük liman olan Theodosius Limanı’nın (Portus Theodosiacus) kazıları sırasında ortaya çıkarılan 1.600 yıllık sandalet...

Gökçeseki kazıları Philadelphia Antik Kenti hakkında bilgilerimizi artıracak

14 Mayıs 2022

14 Mayıs 2022

Anadolu Roma ve Bizans tarihinin önemli taşlarından birisi olan Gökçeseki Örenyeri’nde (Philadelphia Antik Kenti) ara verilen kazılara geçen yıl tekrar...

İstanbul’un İlk Ev Sahipleri Gerçekten Yunanistan’dan Gelen Megaralılar mı?

22 Aralık 2020

22 Aralık 2020

İstanbul’un ilk kuruluşu denildiği zaman akla ilk gelen çeşitli efsanelerle düzenlenmiş Yunanistan’dan gelen Megaralılara ait hikayelerdir. Tarihsel anlatımlar efsanelerden hoşlanmış...

Arkeologlar Van İremir Höyük’te Erken Tunç Çağına Ait Yaşam Alanı Buldu!

11 Ekim 2020

11 Ekim 2020

Van’ın Gürpınar ilçesindeki İremir Höyük’te (Höyük) Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kazılarda, muhtemelen erken Tunç Çağı’na ait bir dizi...

Yedi Kültürün Bir Arada Olduğu Ödüllü Troya Müzesi

7 Mayıs 2021

7 Mayıs 2021

2020 yılı Avrupa yılın müzesi ödülünün sahibi olan Troya Müzesi, Troas Bölgesi Arkeolojisi, Troya’nın Tunç Çağı, İlyada Destanı ve Troya...

Ege Bölgesi’nin ilk çiftçilerine ev sahipliği yapan Ulucak Höyük’te bereket sembolü kadın figürlü heykelcik bulundu

8 Ağustos 2022

8 Ağustos 2022

8 bin 850 yıl önce Ege Bölgesi’ne yerleşen ilk çiftçilere ev sahipliği yapan Ulucak Höyük kazılarında bu yıl bereket ve...

Amastris Antik Kenti kurtarma kazılarında 2 bin yıllık amulet ortaya çıkarıldı

11 Kasım 2022

11 Kasım 2022

2014 yılında Bartın’ın Amasra ilçesinde okul inşaatı temel kazılarında Roma dönemi kalıntılarına ulaşılması sonrası gerçekleştirilen kurtarma kazılarında 2 bin yıllık...

Çatalhöyük kazılarında 8 bin 600 yıllık dünyanın en eski ekmeği keşfedildi

5 Mart 2024

5 Mart 2024

Neolitik dönemin ilk kentleşme alanlarından biri olan Çatalhöyük’te yapılan kazılarda 8 bin 600 yıllık “ekmek” keşfedildi. Uzmanlar, ekmeğin dünyanın bilinen...

Klazomenai Antik Kenti’nde ilk defa mühür keşfedildi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

12 İon Kent Devleti’nden biri olan Klazomenai Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda ilk defa kente ait kilden yapılmış mühür keşfedildi....

Çorakyerler, Dünya’da benzeri çok az görülen fosillere ev sahipliği yapıyor

24 Ağustos 2022

24 Ağustos 2022

Çankırı’nın Fatih Mahallesi Yapraklı kara yolu çevresindeki Çorakyerler kazı alanı Dünya’da benzeri çok az görülen fosillere ev sahipliği yapıyor. Ankara...

İznik Surları’nda Roma villa kalıntısı ve çok sayıda iskelet ortaya çıkarıldı

18 Haziran 2023

18 Haziran 2023

Bursa’nın İznik ilçesinde yer alan 2300 yıllık İznik Surları’nda devam eden kazılarda Roma villası kalıntılarına ulaşılırken aynı zamanda çok sayıda...

Tunceli Müzesi’nde sergilenen ok uçları 5.000 yıllık tarihe ışık tutuyor

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Son Neolitik/İlk Kalkolitik dönemden İlk Tunç Çağa kadar 11 yapı katına sahip Pulur Sakyol Höyüğü ‘nde ortaya çıkarılan ve Tunceli...

Arkeolog Mehmet Ali Polat, “Kabataş Kazılarında Antik Limana Ulaşacağız”

11 Nisan 2021

11 Nisan 2021

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü başkanlığında bir yıl önce başlayan Kabataş kazılarında yeni bulgulara ulaşıldı. Arkeolog Mehmet Ali Polat, “Kabataş kazılarında...

Bergama Antik Kenti Dijital Ortamda Yerini Aldı

1 Şubat 2021

1 Şubat 2021

Kültür ve Turizm Bakanlığının da izniyle, Alman Enstitüsünün yaptığı çalışmalar sonucu  Bergama Antik Kenti MÖ. 3 yy. daki hali ile...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]