26 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Çatalhöyük kazılarında 8 bin 500 yıllık ahşap merdiven parçası bulundu

Neolitik dönem ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Çatalhöyük’te sürdürülen kazılarda 8 bin 500 yıllık ahşap merdivene ait parça bulundu.

Çatalhöyük yerleşiminde evlere giriş ve çıkış çatılardan merdiven aracılığıyla sağlanıyordu. Merdivenler dayanaksız malzemeden yapılmasından dolayı bugüne kadar bir parçaya ulaşılamamıştı.

Ancak, bu yıl gerçekleştirilen kazılarda merdiven yapımında kullanıldığı tahmin edilen bir ahşap parçası ele geçirildi.

Arkeoloji dünyasında ses getiren ahşap merdiven parçası hakkında Çatalhöyük kazı başkanı Doç. Dr. Ali Umut Türkcan, arkeolojikhaber.com’a şu bilgileri verdi.

Çatalhöyükte ahşap merdivenin çıkarıldığı yer
Fotoğraf: Çatalhöyük Kazı Arşivi

“Geçtiğimiz yıl keşfi basına açıklanan ve büyük yankı uyandıran; klasik Çatalhöyük heykelcik buluntularından çok farklı 5 santimetre boyunda geriye yaslanmış insan biçiminde üçgen prizmatik formlu mermer heykelcik dışında kazılarda ilk kez bir ahşap merdiven ve olasılıkla fırın kenarında bulunmuş bir tür ekmek olduğu düşünülen mayalı arpadan imal edilmiş bir yiyecek parçası bulduklarını açıkladı. Ancak bunun sadece bir ön tespit olduğunu ve Konya’da yapılacak analizlerden sonra netleşeceğini belirtti.

Ahşap merdiven parçasının çıkarılışı

“Kuzey Teras olarak adlandırılan Kuzey Höyükte daha çok yerleşmenin orta Neolitik dönem tabakalarına ait (tabaka VII ve VIB) kazdığımız yapıların ve mekânların ilkinde yanmış kömür parçalarının yoğun yer aldığı bir çöp yığını ile karşılaştık. İçinden küçük figürünler, obsidyen yontma taş ürünler, öğütme taşları ile çanak çömlek parçalarının yanı sıra adak olarak bırakılmış kürek kemikleri, büyükbaş hayvanlara ait çene gibi hayvan kemikleri çıktı. Özellikle Bina 180 adını verdiğimiz ve gömüleri ile dikkat çeken bu büyük yapının gömülerek terk edilen yapılardan olduğu anlaşılıyordu. Büyükbaş hayvanların kürek kemikleri bu alana Neolitik geleneğe bağlı olarak karşılıklı konulmuştu. Yapılar terk edilirken ahşap direk sökülmesi geleneğine bağlı, duvar kenarında hayli derin bir ahşap direğin çukurunu bulduk. Ortalamanın çok üstünde büyük olması dikkat çekiciydi. Bu da direğin hayli ağır bir yük taşıdığını ve mekânın büyüklüğünü gösteriyordu.”

“Bir yandan şanslıydık, aynı yapıda aynı duvarın güney köşesinde belirgin şekilde sıvanmış duvar içinde bir merdiven oyuğu ve onun biraz önünde de yine aynı merdivenin ucunun dayandığı sıvanmış muntazam küçük bir çıkıntı bulduk.”

“Önerimiz mekânın ocaklar önünde binanın güneyinde önceden de saptanmış ve birçok benzer binada gözlenen giriş alanlarının bir türevi olan bu mekânda hareketli bir merdivenin olduğunu ortaya koymaktaydı.”

“Bu sene 2007 yılında Kuzey Koruganın temelleri kazılırken Mekân 67’de bir ayı kabartması olarak tanımlanan duvarın yüzeye yakın kısmına kadar sıvalı ayıya ait olabilecek büyük bir kabartma açığa çıkan yapının devamı olan ama Koruganın dışında kalarak tümü kazılmadığı için netleşemeyen farklı bir mekân numarası verilen Mekan 66 yı kazmaya başladık. İlk başlarda dolgusunda turuncu renkli karışık Kerpiç, harç ve sıva parçalarının fazlaca yer aldığı bu dolguda yer yer yoğun miktarda yanmış ahşap parçacıkları ile daha çok yapı molozundan oluşan bu dolgudan fazla bir malzeme de gelmiyordu. Bu da yapının bir şeklide bilinçli gömüldüğünü hissettirdi. Dolgunun nerdeyse sonuna doğru Mekan 66’nın güneybatı bölümünde, yapının batı duvarına bitişik şekilde, üst yapısı büyük ölçüde tahrip olmuş fırın kalıntısı tespit ettik. Yaklaşık 30X60 ölçülerindeki bu fırın 11-12 santimetre kalınlıkta inşa edilmişti.”

“Fırının çevresinde çok sayıda in situ ezgi taşı, obsidyen aletler, kemik aletler, hayvan alt çene kemiği konulmuştu ki yakılıp terk edilen alanlarda bu tür adak kemikleri bulmak Çatalhöyük’te bir geleneğin izi. Tabanına doğru ilerlerken önce büyük bir ahşap buluntu karşımıza geldi. Yaklaşık 75 cm uzunluğunda, 30 santim genişliğinde olduğu anlaşılan bu işlenmiş kalıntıyı tanımlamak başta zordu.”

8500 yıllık ahşap parçası
Fotoğraf: Çatalhöyük Kazı Arşivi

“Önce onun 1960 larda James Mellaart’ın kazılarında bulunan oval büyük ahşap teknelerden biri olabileceğini düşündüm, ancak daha sonra üzerindeki yanal hizada geniş çentik sıralarının eşit aralıklarda ikisi net ve üçüncüsünün de hafif izleri ile bir merdivenin basamakları olduğu ortaya çıktı. Bir yandan buluntunun gerek yapının fırının yakınında bulunması gerekse bulunduğu alandaki duvarın üzerindeki temiz sağlam kalmış alçıdan duvar sıvasının diagonal iz kalıntıları da, basamaklı bu ahşap kütlenin bir merdiven olduğunu kuvvetlendiren deliller oldu. Çatalhöyük’te daha önce merdivene ait delilleri ocakların kenarındaki duvarlarda alçı sıvada diagonal izlerden ve olası çatıdan girişin altında küçük yükseltilmiş sıvadan platformlar ile anlayabiliyorduk, ama ilk kez yanmış bir mekânda böyle kütlesel ve basamakları gözüken bir merdiven parçasını net olarak görebildik. Benzerlerini bugün görmek zor olsa da, yakın geçmişte benzerlerinin veya aynısının Anadolu’da kullanımda olduğunu bilmekteyiz.”

“Bu konuda ekibimizin emektar konservatörü Orbay Aydın ve Hacı Bayram Üniversitesinden koşup yardımımıza gelen Doç. Dr. Murat Cura hocama özellikle teşekkür ediyorum, ki çok tecrübeli bir ekiple çalıştığımızı hissettirdi ve nadir bir işin üstesinden gelerek bizi gururlandırdı. Çıkarılması ve koruma altına alınması iki haftayı aşan bu özel ve zor operasyonda binlerce senelik ahşap kütleyi sağlam olarak kaldırabildik. Neolitik Döneme ve daha çok tabaka VI b ye tarihlenen yaklaşık 8500 senelik bu karbonlaşmış hassas ahşap bloğun yerinden kaldırılması uzun planlama ve hassas uygulamaların olduğu bir operasyonla sonlandırıldı. Bir kere daha alanımızda tecrübe ve sabrın ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Ayrıca Arkeobotanik Uzmanımız Öğretim Üyesi Dr. Salih Kavak tarafından yapılan ön gözlemler sonucu, bu ahşap kalıntının ardıç cinsi bir ağaç olabileceğini tarafımıza belirtmiş ve o dönemin ağaç örtüsü üzerine de ayrıca önemli bir bilgiye kavuşulduğunu belirtmiştir. Bu şekilde bulunmasının sebebi olasılıkla aniden terkedilen, ki burada aynı binanın içinde bir depo mekânında yine haberlerde çıkan mermer heykelcik ve obsidyen ok ucunun beraber adak olarak bulunması da ayrı bir kanıttı. Aynı mekânda ayrıca kilden sıvanmış birebir boyutlarda kilden biçimlendirilmiş bir sığır başı formu ve olasılıkla onun kaidesi olabilecek bir buluntunun da zeminde düşmüş bulunması ile saydığım tüm bu buluntuların özelliği ve bağlamları, yapının özel bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Yapının hızlıca yapı molozu ve döküntülerle yığılarak gömülmesi hava geçirimsiz anaerobik bir ortamın oluşması ve içerdeki oksijenin tükenmesi ile ahşap merdivenin ağır ağır karbonlaştığına yol açtığını düşünmekteyiz. Yapılacak analizlerle daha da netleşeceğini düşünmekteyim.”

Haber Yaşar İliksiz – Adnan Erdoğan (arkeolojikhaber)

Banner
Benzer Yazılar

Tapınak olduğu düşünülen yapının anıtsal bir çeşme olduğu ortaya çıktı

26 Kasım 2024

26 Kasım 2024

Hyllarima antik kentinde bir zamanlar tapınak olduğu düşünülen yapının aslında anıtsal bir çeşme olduğu belirlendi. Muğla’ya yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda...

Kerkenes yerleşimi İkinci Gordion olabilir mi?

2 Ağustos 2022

2 Ağustos 2022

Yozgat’ın Sorgun ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kerkenes Dağı’ndaki yerleşme uzun zamandır bilinmesine ve araştırılmasına rağmen hala bir çok sırrı...

Hitit Çivi Yazısı Metinleri Yakında Çevrimiçi Olarak Erişilebilir Olacak

17 Ekim 2020

17 Ekim 2020

En eski Anadolu Uygarlıklarından biri olan Hititler günümüzden 3500 yıl önce yaşadılar. Kurdukları büyük İmparatorluklarıyla çevrelerindeki her yeri hatta en...

Girit Adası’nda nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri bulundu

23 Ekim 2022

23 Ekim 2022

Girit Adası’nın doğusunda yer alan Lasithi’de devam eden Sissi arkeoloji kazılarında adada nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri...

Ordu Müzesi çalışanı, Polonya’da nehirde yüzerken erken Orta Çağ kılıcı buldu

21 Aralık 2024

21 Aralık 2024

Polonya’nın Białystok kentindeki Ordu Müzesi koleksiyonu, yenileme sonrası büyük tarihi değere sahip benzersiz bir kalıntı ile zenginleşti: 9. veya 10....

Amasya Oluz Höyük’te yapılan kazılarda 2 bin 600 yıllık kayıp Kubaba Tapınağı ortaya çıkarıldı

6 Ocak 2025

6 Ocak 2025

Anadolu’daki dinsel inanç ve ritüeller açısından önemli bulgular sunan Amasya Oluz Höyük’te, 2 bin 600 yıllık kayıp Kubaba Tapınağı ortaya...

Metropolitan Sanat Müzesi Kuruluşunun 151’nci Yılını Kutluyor

13 Nisan 2021

13 Nisan 2021

Dünyanın sayılı müzelerinden olan Metropolitan Sanat Müzesi kuruluşunun 151’nci yılını kutluyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde bulunan Metropolitan Sanat...

İngiltere’de yol çalışması sırasında Demir Çağı yerleşimi bulundu

21 Aralık 2021

21 Aralık 2021

İngiltere’de Upton A 38 yol çalışması sırasında 2250 yıllık Demir Çağı yerleşimi bulundu. Keşif, Worcestershire County Council tarafından Upton A38...

Arkeologlar, Orkney’de “şaşırtıcı” olarak tanımladıkları 5.000 yıllık bir tahta parçası buldular.

11 Ağustos 2021

11 Ağustos 2021

Arkeologlar Orkney’de şaşırtıcı keşifler yapmaya devam ediyor. Organik materyalleri bulmak oldukça zor olsa da arkeologlar Orkney’de 5.000 yıllık bir tahta...

İstahr Kayalıklarında İğne-oyma Sasani Kralı Tasviri Ortaya Çıktı

16 Kasım 2025

16 Kasım 2025

İran’ın güneyindeki Marvdaş bölgesinde yer alan antik İstahr kentinin kayalıklarında, iğne-oyma tekniğiyle yapılmış yeni bir Sasani kralı tasviri tespit edildi....

“Görmediklerinizi Göreceksiniz” Projesinde, Bu Ay “Attika Kırmızı Figürlü Bodur Lekythoslar” Sergileniyor

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

İzmir Arkeoloji müzesi “Görmediklerinizi Göreceksiniz” adı altında başladığı projede bugüne kadar depolarındaki görülmemiş eserleri sergileyemeye geçtiğimiz ay başlamıştı. İzmir Arkeoloji...

İsveç’in 7000 yaşındaki “kadın şamanı” nasıl canlandırıldı

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

1980’lerin başında Trelleborg yakınlarındaki Skateholm arkeolojik alanında Mezar XXII’nin kazımı sırasında bulunan “kadın şamanı” canlandırıldı. Mezar XXII alanın kazımında MÖ...

Çorum’daki ilk yerleşik hayat izlerine ait buluntular keşfedildi

22 Ocak 2023

22 Ocak 2023

Çorum’da 8 bin 500 yıl öncesine ait ilk yerleşik hayat izlerine ait buluntular keşfedildi. Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümünce iki yıldır...

Karadeniz’in ilk bilimsel sualtı kazısında 2400 yıllık eserler bulundu

29 Mart 2024

29 Mart 2024

Karadeniz’in ilk bilimsel sualtı kazısı Kerpe Koyu’nda gerçekleştirildi. MÖ 4. yüzyıldan MS 12. yüzyıla kadar uzanan onlarca tarihi eser gün...

Endonezya’da keşfedilen 7200 yıllık iskelette, bilinmeyen bir insan grubu ortaya çıktı

28 Ağustos 2021

28 Ağustos 2021

Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre, arkeologlar Endonezya’da dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan “farklı bir insan soyuna” sahip bir kadın...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]