18 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Çatalhöyük kazılarında 8 bin 500 yıllık ahşap merdiven parçası bulundu

Neolitik dönem ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Çatalhöyük’te sürdürülen kazılarda 8 bin 500 yıllık ahşap merdivene ait parça bulundu.

Çatalhöyük yerleşiminde evlere giriş ve çıkış çatılardan merdiven aracılığıyla sağlanıyordu. Merdivenler dayanaksız malzemeden yapılmasından dolayı bugüne kadar bir parçaya ulaşılamamıştı.

Ancak, bu yıl gerçekleştirilen kazılarda merdiven yapımında kullanıldığı tahmin edilen bir ahşap parçası ele geçirildi.

Arkeoloji dünyasında ses getiren ahşap merdiven parçası hakkında Çatalhöyük kazı başkanı Doç. Dr. Ali Umut Türkcan, arkeolojikhaber.com’a şu bilgileri verdi.

Çatalhöyükte ahşap merdivenin çıkarıldığı yer
Fotoğraf: Çatalhöyük Kazı Arşivi

“Geçtiğimiz yıl keşfi basına açıklanan ve büyük yankı uyandıran; klasik Çatalhöyük heykelcik buluntularından çok farklı 5 santimetre boyunda geriye yaslanmış insan biçiminde üçgen prizmatik formlu mermer heykelcik dışında kazılarda ilk kez bir ahşap merdiven ve olasılıkla fırın kenarında bulunmuş bir tür ekmek olduğu düşünülen mayalı arpadan imal edilmiş bir yiyecek parçası bulduklarını açıkladı. Ancak bunun sadece bir ön tespit olduğunu ve Konya’da yapılacak analizlerden sonra netleşeceğini belirtti.

Ahşap merdiven parçasının çıkarılışı

“Kuzey Teras olarak adlandırılan Kuzey Höyükte daha çok yerleşmenin orta Neolitik dönem tabakalarına ait (tabaka VII ve VIB) kazdığımız yapıların ve mekânların ilkinde yanmış kömür parçalarının yoğun yer aldığı bir çöp yığını ile karşılaştık. İçinden küçük figürünler, obsidyen yontma taş ürünler, öğütme taşları ile çanak çömlek parçalarının yanı sıra adak olarak bırakılmış kürek kemikleri, büyükbaş hayvanlara ait çene gibi hayvan kemikleri çıktı. Özellikle Bina 180 adını verdiğimiz ve gömüleri ile dikkat çeken bu büyük yapının gömülerek terk edilen yapılardan olduğu anlaşılıyordu. Büyükbaş hayvanların kürek kemikleri bu alana Neolitik geleneğe bağlı olarak karşılıklı konulmuştu. Yapılar terk edilirken ahşap direk sökülmesi geleneğine bağlı, duvar kenarında hayli derin bir ahşap direğin çukurunu bulduk. Ortalamanın çok üstünde büyük olması dikkat çekiciydi. Bu da direğin hayli ağır bir yük taşıdığını ve mekânın büyüklüğünü gösteriyordu.”

“Bir yandan şanslıydık, aynı yapıda aynı duvarın güney köşesinde belirgin şekilde sıvanmış duvar içinde bir merdiven oyuğu ve onun biraz önünde de yine aynı merdivenin ucunun dayandığı sıvanmış muntazam küçük bir çıkıntı bulduk.”

“Önerimiz mekânın ocaklar önünde binanın güneyinde önceden de saptanmış ve birçok benzer binada gözlenen giriş alanlarının bir türevi olan bu mekânda hareketli bir merdivenin olduğunu ortaya koymaktaydı.”

“Bu sene 2007 yılında Kuzey Koruganın temelleri kazılırken Mekân 67’de bir ayı kabartması olarak tanımlanan duvarın yüzeye yakın kısmına kadar sıvalı ayıya ait olabilecek büyük bir kabartma açığa çıkan yapının devamı olan ama Koruganın dışında kalarak tümü kazılmadığı için netleşemeyen farklı bir mekân numarası verilen Mekan 66 yı kazmaya başladık. İlk başlarda dolgusunda turuncu renkli karışık Kerpiç, harç ve sıva parçalarının fazlaca yer aldığı bu dolguda yer yer yoğun miktarda yanmış ahşap parçacıkları ile daha çok yapı molozundan oluşan bu dolgudan fazla bir malzeme de gelmiyordu. Bu da yapının bir şeklide bilinçli gömüldüğünü hissettirdi. Dolgunun nerdeyse sonuna doğru Mekan 66’nın güneybatı bölümünde, yapının batı duvarına bitişik şekilde, üst yapısı büyük ölçüde tahrip olmuş fırın kalıntısı tespit ettik. Yaklaşık 30X60 ölçülerindeki bu fırın 11-12 santimetre kalınlıkta inşa edilmişti.”

“Fırının çevresinde çok sayıda in situ ezgi taşı, obsidyen aletler, kemik aletler, hayvan alt çene kemiği konulmuştu ki yakılıp terk edilen alanlarda bu tür adak kemikleri bulmak Çatalhöyük’te bir geleneğin izi. Tabanına doğru ilerlerken önce büyük bir ahşap buluntu karşımıza geldi. Yaklaşık 75 cm uzunluğunda, 30 santim genişliğinde olduğu anlaşılan bu işlenmiş kalıntıyı tanımlamak başta zordu.”

8500 yıllık ahşap parçası
Fotoğraf: Çatalhöyük Kazı Arşivi

“Önce onun 1960 larda James Mellaart’ın kazılarında bulunan oval büyük ahşap teknelerden biri olabileceğini düşündüm, ancak daha sonra üzerindeki yanal hizada geniş çentik sıralarının eşit aralıklarda ikisi net ve üçüncüsünün de hafif izleri ile bir merdivenin basamakları olduğu ortaya çıktı. Bir yandan buluntunun gerek yapının fırının yakınında bulunması gerekse bulunduğu alandaki duvarın üzerindeki temiz sağlam kalmış alçıdan duvar sıvasının diagonal iz kalıntıları da, basamaklı bu ahşap kütlenin bir merdiven olduğunu kuvvetlendiren deliller oldu. Çatalhöyük’te daha önce merdivene ait delilleri ocakların kenarındaki duvarlarda alçı sıvada diagonal izlerden ve olası çatıdan girişin altında küçük yükseltilmiş sıvadan platformlar ile anlayabiliyorduk, ama ilk kez yanmış bir mekânda böyle kütlesel ve basamakları gözüken bir merdiven parçasını net olarak görebildik. Benzerlerini bugün görmek zor olsa da, yakın geçmişte benzerlerinin veya aynısının Anadolu’da kullanımda olduğunu bilmekteyiz.”

“Bu konuda ekibimizin emektar konservatörü Orbay Aydın ve Hacı Bayram Üniversitesinden koşup yardımımıza gelen Doç. Dr. Murat Cura hocama özellikle teşekkür ediyorum, ki çok tecrübeli bir ekiple çalıştığımızı hissettirdi ve nadir bir işin üstesinden gelerek bizi gururlandırdı. Çıkarılması ve koruma altına alınması iki haftayı aşan bu özel ve zor operasyonda binlerce senelik ahşap kütleyi sağlam olarak kaldırabildik. Neolitik Döneme ve daha çok tabaka VI b ye tarihlenen yaklaşık 8500 senelik bu karbonlaşmış hassas ahşap bloğun yerinden kaldırılması uzun planlama ve hassas uygulamaların olduğu bir operasyonla sonlandırıldı. Bir kere daha alanımızda tecrübe ve sabrın ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Ayrıca Arkeobotanik Uzmanımız Öğretim Üyesi Dr. Salih Kavak tarafından yapılan ön gözlemler sonucu, bu ahşap kalıntının ardıç cinsi bir ağaç olabileceğini tarafımıza belirtmiş ve o dönemin ağaç örtüsü üzerine de ayrıca önemli bir bilgiye kavuşulduğunu belirtmiştir. Bu şekilde bulunmasının sebebi olasılıkla aniden terkedilen, ki burada aynı binanın içinde bir depo mekânında yine haberlerde çıkan mermer heykelcik ve obsidyen ok ucunun beraber adak olarak bulunması da ayrı bir kanıttı. Aynı mekânda ayrıca kilden sıvanmış birebir boyutlarda kilden biçimlendirilmiş bir sığır başı formu ve olasılıkla onun kaidesi olabilecek bir buluntunun da zeminde düşmüş bulunması ile saydığım tüm bu buluntuların özelliği ve bağlamları, yapının özel bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Yapının hızlıca yapı molozu ve döküntülerle yığılarak gömülmesi hava geçirimsiz anaerobik bir ortamın oluşması ve içerdeki oksijenin tükenmesi ile ahşap merdivenin ağır ağır karbonlaştığına yol açtığını düşünmekteyiz. Yapılacak analizlerle daha da netleşeceğini düşünmekteyim.”

Haber Yaşar İliksiz – Adnan Erdoğan (arkeolojikhaber)

Banner
Related Articles

Kleopatra’nın Mezarı Bulundu mu?

2 Şubat 2021

2 Şubat 2021

Kadim medeniyetlerde az da olsa güçlü kadın yöneticiler olmuştur. Bu güçlü yönetici kadınlardan birisi de, Mısır’ın son Kraliçesi Kleopatra‘dır. Mısır’ın...

Urartulu Kadına Ait 2.800 Yıllık Ayak İzi İlk Kez Van Müzesi’nde Sergileniyor

28 Temmuz 2025

28 Temmuz 2025

Van’daki Van Kalesi Höyüğü’nde 2018 yılında yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan ve 2.800 yıl öncesine tarihlenen bir Urartu kadınına ait ayak...

Umman’da Ziyaret Edilmesi Gereken Yerler

9 Ocak 2021

9 Ocak 2021

Umman’da ziyaret edilmesi gereken bir çok yer var. Bizde bu yazımızda pandemi dönemi boyunca evde çok sıkılanlar için tatil hayali...

Rusya’da Antik Dönem Tanrıçaları Demeter ve Persephone Heykelcikleri Bulundu

20 Kasım 2020

20 Kasım 2020

Rusya‘nın Karadeniz kıyısında bulunan tatil beldesi Anapa’da bir inşaat çalışması sırasında Tanrıça Demeter ve kızı Persephone heykelcikleri bulundu. Antik çağda...

Tarih öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapıya ait buluntulara ulaşıldı

31 Ekim 2021

31 Ekim 2021

Anadolu mimarisinde yedinci ve sekizinci bin yıl öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapının buluntularına ulaşıldı. Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü...

Homo bodoensis, modern insanın atası olabilir mi?

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Modern insanın atasını bulma üzerine çalışmalar aralıksız sürüyor. En son çalışma günümüzden yarım milyon yıl önce yaşamış Homo bodoensis üzerine...

Kayıp Olduğu Bilinmeyen Da Vinci Kopyası Bulundu

20 Ocak 2021

20 Ocak 2021

Leonardo da Vinci’nin ünlü “Salvator Mundi” tablosunun önemli bir kopyasının, geçen yıl kaybolduğu ve bugüne kadar da kimsenin haberinin olmadığı...

Golan Tepeleri’nde 1.700 Yıllık Sınır İşareti ve Memlük Kamu Binası Ortaya Çıkarıldı

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

Golan Tepeleri’ndeki İsrail ordu üssünün yakınında bulunan antik kent sınırı işaretleyicisi ve Memlük Devletine ait bir kamu binası keşfedildi. Golan...

Umman’da Yeni Bir Arkeolojik Sit Alanı Keşfedildi

8 Temmuz 2021

8 Temmuz 2021

Umman Miras ve Turizm Bakanlığı yakın zamanda Al Dakhiliyah Valiliği, Sumail (Samail) Eyaleti, Al Khobar kasabasında antik bir alan keşfetti. Oman...

Brakisefalik, düz yüzlü köpeklerin ilk sahipleri Romalılar olabilir

15 Nisan 2023

15 Nisan 2023

Brakisefalik, basık bir burun ve düz yüze sahip soluk alıp verirken hırıltılar çıkaran köpek ırkına verilen addır. Sevimli görüntüleri ile...

Karpat mağaralarında Avrupa’daki en eski insan izleri aranacak

30 Ekim 2022

30 Ekim 2022

Doğu Avrupa’da yer alan Karpat Dağları’nda bulunan mağaralarda Avrupa’daki en eski insan izleri aranacak. Karpat Dağları, Çekya Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya,...

Darwin’in Ünlü Hayat Ağacı Taslağıda Dahil Olmak Üzere İki Defteri Kayıp

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi, bir hırsız tarafından Charles Darwin’in ikonik 1837 “Hayat Ağacı” taslağını içeren iki not defterinin çalınmış olabileceğini...

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde “Dionysos Kült Yeri”ni yansıtan bir aslan mozaiği bulundu

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Düzce’de bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde ‘Dionysos Kült Yeri’ni tasvir eden bir mozaik bulundu. Prusias ad Hypium antik kentin...

Laos Kavanozlar Düzlüğü Sırrını Hala Koruyor

29 Nisan 2021

29 Nisan 2021

Güneybatı Asya ülkelerinden Laos’un dağ sırtlarında yaklaşık 30 mil alan içerisinde bulunan büyük taş kavanoz şeklinde kalıntılar üzerine çalışmalar devam...

Norveç’te Thor ve Odin’e Ait 1200 Yıllık Tanrı Evi

10 Ekim 2020

10 Ekim 2020

Norveç’in batı kıyısında, Bergen Üniversitesi Müzesi’nden arkeolog Søren Diinhoff liderliğindeki bir araştırma ekibi tarafından 1.200 yıllık Eski İskandinav tapınağının direk...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]