27 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin anlatıldığı işlemeli bir kumaştır. Kumaş olarak adlandırılsada aslında bir duvar halısı olarak yapılmıştır. Yaklaşık olarak 11 yüzyıla tarihlenen kumaş 70 metre uzunluğa, 50 cm yüksekliğindedir. Ünlü İngiliz ve Norman savaşı olan Hasting savaşından birkaç yıl sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kumaşın en büyük özelliği de hikayeyi Normanların gözünden ve tarafından anlatmasıdır.

Kumaş 70 farklı sahneden oluşmakla birlikte 1070’lerde Bishop Odo tarafından yaptırılmıştır. Önceleri Bayeux’da yaptırıldığı düşünülse de kumaşın İngiltere’de yapıldığı kanıtlanmış durumdadır. Romaneks sanatının en büyük eseri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde ise Fransa’daki Musée de la Tapisserie de Bayeux’de sergilenmektedir.

Naziler Paris’i ilk işgal ettiklerinde önden bir grup subay bu goblen için Louvre Müzesini alt üst etmişlerdir. Heinrich Himmler, SS subaylarını yönetimde en üst kademedeydi. Ve subaylar onun emriyle Louvre Müzesine bu goblen için gelmişlerdi. Ne yazık ki Heinrich Himmler’in subayları eli boş döneceklerdir.

Nazilerin Avrupa’nın en büyük sanat eserlerini satın alma, gasp etme ve el koyma eğilimi iyi belgelenmiştir. Ancak Himmler’in Bayeux Goblenini ele geçirme arzusunda, Fransa’nın en önde gelen kültürel hazinelerinden biri için bir arzudan daha fazlası vardı. Norman şövalyelerinin AngloSakson  piyadelerini kılıca koyduğu ünlü görüntülerinde, ortaçağ Germen üstünlüğünün kanıtlarını görmüştü.

Bayeux Piskoposu Odo'
Bayeux Piskoposu Odo’yu 1066’da Hastings Savaşı sırasında Duke William’ın birliklerini bir araya getiren Bayeux Gobleninden bir sahne Bayeux Goblen Fotograf: https://tr.qaz.wiki/wiki/Bayeux_Tapestry

Nazi’nin Bayeux Goblenine duyduğu hayranlık, belki de Himmler’in – diğer Nazi ideologları Richard Walther Darré ve Herman Wirth ile birlikte – Alman Mirası İnceleme Topluluğu olan Ahnenerbe’yi yarattığı 1 Temmuz 1935’e kadar uzanabilir. Ahnenerbe, erken Germen yerleşimiyle ilişkilendirilebilecek alanların arkeolojik araştırmalarını desteklemek ve Aryan ırkının tarihi ile ilgili çalışmaları yerinde incelemek için kurulmuştu. Araştırmacıların Bayeux Goblenini farketmeleri uzun sürmedi.

Fransızlar, Bayeux Goblenini 1700’lerin başından beri ulusal bir tarihi anıt olarak sahiplenmişti. Buna alternatif bir teori Nazilerden gelecekti.

Temmuz 1939’da, Frankfurt Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörü olan Franz Altheim tarafından yazılan bir not, Ahnenerbe’nin genel müdürü Wolfram Sievers’a geldi. Bayeux Gobleninin ayrıntılı bir incelemesinin, İngiltere’yi fetheden Normanlar’ın gerçekte Vikingler ve buna bağlı olarak Cermen olduklarını kanıtlayacağını öne sürdü . Altheim, Fransız oldukları fikrinin 200 yıllık bir yalana dayandığını savundu. Notunun altına “Bu çalışmanın önemini vurguluyorum” yazdı.

Naziler bunu direk açıklamak yerine araştırma konusu yapmaya karar verdi. Ama goblenin incelenmesi için atanan Dr. Herbert Jankuhn yaptığı açıklama esas amacı daha iyi açıklıyordu.

“Genel Cermen çalışmaları için, Goblenin Cermen efsaneleri ve geleneklerini kaydederek görsel temsilleri bu erken dönem için çok değerli bir kaynak sağlıyor.”

Fransızlar goblen üzerinde çalışma yaptırmaya karşı son derece isteksizdi. Günlerce çalışmaları çeşitli bahanelerle ertelediler. Ama Almanlar istemekten vazgeçmediler. Neticede Fransa gönülsüzde olsa gobleni araştırma için Almanlara göstermek zorunda kaldılar. Paris’teki Alman Sanat Tarihi Enstitüsü başkanı Dr. Hermann Bunjes, eserin çok ciltli kitabını hayata geçirmek için bir grup akademisyeni bir araya getirerek projenin yol gösterici ruhu haline geldi.

Bayeux Gobleni
Bayeux Gobleni

Projenin tek bir amacı vardı oda Normanların saf aryan ırkına sahip Vikingler olduklarını kanıtlamak!

Herbert Jankuhn’un Özel Görev Bayeux’un tam da bunu başardığına dair çok az şüphesi vardı. Aralık 1942’de “Bayeux Halı sadece bir kralın saf Alman baskısı destanı değil, aynı zamanda William’ın İngiltere konusundaki iddiasının belgesel gerekçesini teşkil ediyor” dedi. Germen bakış açısına göre affedilemez yalancı şahitlik ve sadakatsizlik cezası. Duvar halısı sadece kahramanca eylemler geleneğin de gerçek Cermen neşesini yaymakla kalmıyor, aynı zamanda İngiltere’deki kampanyayı yasal bir işlem ve siyasi bir gereklilik olarak meşrulaştırmak için devlet adamı gibi bir arzu da yayıyor. ” Propaganda dergileri, duvar halısının “Alman geleneğinin büyük savaş eylemlerinin sevincini” kutlamasını öven makaleler yayınlayarak yürekten kabul ettiler.

Kısacası, Özel Görev Bayeux, İskandinavya, Normandiya ve İngiltere’deki Germen kültürlerinin erken birleşmesine tanıklık ettiği için, duvar halısını Nazi pan-Germen ideolojisine mükemmel bir uyum olarak geri kazanacaktı. Aynı zamanda, Nazilerin tüm Cermen halkları için bir vatan olan Germania’yı yeniden yaratma arzusu için bir emsal teşkil edecekti.

Bu duygu, Bayeux Gobleninin ortaçağ şövalyeleri ve görkemli savaş tasvirlerinden etkilenen Heinrich Himmler ile kesinlikle bir etki yaratırdı. 1942 Noel’inde, SS’in başkanına, nakışların ciltli fotoğrafları ve çizimleri sunuldu – onu o kadar memnun eden bir hediyeydi ki Wolfram Sievers’a bir teşekkür notu göndererek “bunun önemini” kaydetti. Bayeux Gobleni görkemli ve kültürel açıdan zengin Alman tarihine sahipti.

Himlerr, Gobleni Paris’ten Almanya’daki Wewelsburg Kalesi’ne taşımak için çok emek verse de başarılı olamadı. 31 mart 1945’te bu kale içindekilerle birlikte dinamitle havaya uçuruldu. Himlerr’in en güvenli yer olduğuna inandığı kalesinin o kadarda güvenli olmadığı böylece anlaşılmıştı.

Bu sırada Bayeux Gobleni Louvre’un bodrum katındaki geçici evinde çoktan bulunmuştu. 2 Mart 1945’te sanat müzesindeki bir sergide sergilenmeye başladıktan kısa bir süre sonra Bayeux’e iade edildi. Ve o zamandan beri orada kaldı.

Makalenin tamamını okumak isterseniz https://www.historyextra.com/magazine-issue/july-2018/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Boncuklu Tarla’da 12.000 yıllık anıtsal bir stel keşfedildi

18 Aralık 2024

18 Aralık 2024

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu Mahallesi’nde bulunan Boncuklu Tarla’da yapılan kazılarda, 12 bin yıllık, 2 metre 20 santim uzunluğunda oyma...

Malta konut projesi çalışmaları sırasında keşfedilen nadir Arapça yazıt

4 Mayıs 2023

4 Mayıs 2023

Malta’nın güneydoğu bölgesi’ndeki Fgura kasabasında bir sosyal konut projesinin bulunduğu yerde, muhtemelen Orta Çağa kadar uzanan nadir bir Arapça yazıt...

Defineciler Van’da 2 bin 700 Yıllık Urartu Tapınağı Buldular

18 Haziran 2022

18 Haziran 2022

Van’ın 28 kilometre kuzeybatısında yer alan Alaköy’deki Garibin Tepe’de defineciler, 2 bin 700 yıllık Urartu tapınağı ortaya çıkardılar. İlk görüntüleri...

Kazakistan’da Oğuzlara Ait 1.100 Yıllık Kültöbe Yazıtı Keşfedildi

23 Aralık 2025

23 Aralık 2025

Kazakistan’da bir köy okulunun müzesinde tesadüfen fark edilen tek satırlık bir yazıt, Oğuz Türklerinin tarihsel hafızasına dair yerleşik kabulleri sarsacak...

Peru’nun And Dağları’nda 4750 Yıllık Megalitik Taş Alan Keşfedildi

16 Şubat 2024

16 Şubat 2024

Wyoming Üniversitesi’nden iki antropoloji profesörü, And Dağları’nda, yaklaşık 5.000 yıl önce eski göçebe gruplar tarafından inşa edilen Callacpuma taş alan...

Knossos Sarayı’nın görkemli taht odasının Avrupa’nın en eski taht odası olduğu düşünülüyor

16 Mart 2024

16 Mart 2024

Bir Tunç Çağı kültürü olan Minos uygarlığı, MÖ 2700 ile MÖ 1450 yılları arasında Girit adasında gelişti. Bu uygarlığın dikkat...

2 bin yıllık Gizemli Kadın mumyasında boğaz kanseri tespit edildi

22 Temmuz 2022

22 Temmuz 2022

M. Ö. Birinci yüzyılda ölen Gizemli Kadın mumyası üzerinde yapılan analizlerde kadının boğaz ya da burun kanserine yakalanmış olduğu tespit...

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

Boncuklu Höyük, Anadolu’da ilk yerleşik hayatın izlerini taşıyor

12 Eylül 2022

12 Eylül 2022

Konya’nın Karatay ilçesinde yer alan 11 bin 200 yıllık geçmişe sahip Boncuklu Höyük, Anadolu’da ilk yerleşik hayatın izlerini taşıyor. Boncuklu...

Trian Çeşmesi 1900 Yıl Sonra Tekrar Canlandırılacak

17 Nisan 2021

17 Nisan 2021

Denizli’de yer alan Laodikeia antik kenti içindeki Trian çeşmesi 1900 yıl sonra tekrar canlandırılacak. Trian çeşmesi için gerçekleştirilecek çalışmalara  CHP’li...

Alexandria Troas kazılarında 2 bin 200 yıllık çarşı kapısı bulundu

18 Ekim 2021

18 Ekim 2021

Alexandria Troas kazılarında geçtiğimiz günlerde altar yapısı ortaya çıkarılmıştı. Şimdi de kentin çok önemli bir yapısına çarşı ile caddeyi bağlayan...

Antik Deniz İpek Yolu’nun başlangıç noktası UNESCO listesine girdi

27 Temmuz 2021

27 Temmuz 2021

Çin’de çevrimiçi düzenlenen UNESCO 44’üncü Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda Çin’in Fujian eyaletinde bulunan Antik Deniz İpek Yolu’nun başlangıç noktası tarihi...

İsviçre’de yol çalışmasında 8.500 yıllık mezarlar bulundu

30 Ekim 2021

30 Ekim 2021

İsviçre’nin Pully kasabasında devam eden yol çalışmaları sırasında yaklaşık M. Ö. 6500 ila M. Ö. 5500 yıllarına tarihlendirilen sekiz mezar...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Roma Dönemi Hispania’sında Keşfedilen Bilinen En Eski Taş Kalıp, Sikke Üretimine Işık Tutuyor

29 Mart 2025

29 Mart 2025

İspanya’nın Porcuna kentinde, antik Obulco yerleşiminde yapılan kazılar, Roma Hispania’sında madeni para üretiminin en eski kanıtını gün yüzüne çıkardı. Jaén...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]