4 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin anlatıldığı işlemeli bir kumaştır. Kumaş olarak adlandırılsada aslında bir duvar halısı olarak yapılmıştır. Yaklaşık olarak 11 yüzyıla tarihlenen kumaş 70 metre uzunluğa, 50 cm yüksekliğindedir. Ünlü İngiliz ve Norman savaşı olan Hasting savaşından birkaç yıl sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kumaşın en büyük özelliği de hikayeyi Normanların gözünden ve tarafından anlatmasıdır.

Kumaş 70 farklı sahneden oluşmakla birlikte 1070’lerde Bishop Odo tarafından yaptırılmıştır. Önceleri Bayeux’da yaptırıldığı düşünülse de kumaşın İngiltere’de yapıldığı kanıtlanmış durumdadır. Romaneks sanatının en büyük eseri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde ise Fransa’daki Musée de la Tapisserie de Bayeux’de sergilenmektedir.

Naziler Paris’i ilk işgal ettiklerinde önden bir grup subay bu goblen için Louvre Müzesini alt üst etmişlerdir. Heinrich Himmler, SS subaylarını yönetimde en üst kademedeydi. Ve subaylar onun emriyle Louvre Müzesine bu goblen için gelmişlerdi. Ne yazık ki Heinrich Himmler’in subayları eli boş döneceklerdir.

Nazilerin Avrupa’nın en büyük sanat eserlerini satın alma, gasp etme ve el koyma eğilimi iyi belgelenmiştir. Ancak Himmler’in Bayeux Goblenini ele geçirme arzusunda, Fransa’nın en önde gelen kültürel hazinelerinden biri için bir arzudan daha fazlası vardı. Norman şövalyelerinin AngloSakson  piyadelerini kılıca koyduğu ünlü görüntülerinde, ortaçağ Germen üstünlüğünün kanıtlarını görmüştü.

Bayeux Piskoposu Odo'
Bayeux Piskoposu Odo’yu 1066’da Hastings Savaşı sırasında Duke William’ın birliklerini bir araya getiren Bayeux Gobleninden bir sahne Bayeux Goblen Fotograf: https://tr.qaz.wiki/wiki/Bayeux_Tapestry

Nazi’nin Bayeux Goblenine duyduğu hayranlık, belki de Himmler’in – diğer Nazi ideologları Richard Walther Darré ve Herman Wirth ile birlikte – Alman Mirası İnceleme Topluluğu olan Ahnenerbe’yi yarattığı 1 Temmuz 1935’e kadar uzanabilir. Ahnenerbe, erken Germen yerleşimiyle ilişkilendirilebilecek alanların arkeolojik araştırmalarını desteklemek ve Aryan ırkının tarihi ile ilgili çalışmaları yerinde incelemek için kurulmuştu. Araştırmacıların Bayeux Goblenini farketmeleri uzun sürmedi.

Fransızlar, Bayeux Goblenini 1700’lerin başından beri ulusal bir tarihi anıt olarak sahiplenmişti. Buna alternatif bir teori Nazilerden gelecekti.

Temmuz 1939’da, Frankfurt Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörü olan Franz Altheim tarafından yazılan bir not, Ahnenerbe’nin genel müdürü Wolfram Sievers’a geldi. Bayeux Gobleninin ayrıntılı bir incelemesinin, İngiltere’yi fetheden Normanlar’ın gerçekte Vikingler ve buna bağlı olarak Cermen olduklarını kanıtlayacağını öne sürdü . Altheim, Fransız oldukları fikrinin 200 yıllık bir yalana dayandığını savundu. Notunun altına “Bu çalışmanın önemini vurguluyorum” yazdı.

Naziler bunu direk açıklamak yerine araştırma konusu yapmaya karar verdi. Ama goblenin incelenmesi için atanan Dr. Herbert Jankuhn yaptığı açıklama esas amacı daha iyi açıklıyordu.

“Genel Cermen çalışmaları için, Goblenin Cermen efsaneleri ve geleneklerini kaydederek görsel temsilleri bu erken dönem için çok değerli bir kaynak sağlıyor.”

Fransızlar goblen üzerinde çalışma yaptırmaya karşı son derece isteksizdi. Günlerce çalışmaları çeşitli bahanelerle ertelediler. Ama Almanlar istemekten vazgeçmediler. Neticede Fransa gönülsüzde olsa gobleni araştırma için Almanlara göstermek zorunda kaldılar. Paris’teki Alman Sanat Tarihi Enstitüsü başkanı Dr. Hermann Bunjes, eserin çok ciltli kitabını hayata geçirmek için bir grup akademisyeni bir araya getirerek projenin yol gösterici ruhu haline geldi.

Bayeux Gobleni
Bayeux Gobleni

Projenin tek bir amacı vardı oda Normanların saf aryan ırkına sahip Vikingler olduklarını kanıtlamak!

Herbert Jankuhn’un Özel Görev Bayeux’un tam da bunu başardığına dair çok az şüphesi vardı. Aralık 1942’de “Bayeux Halı sadece bir kralın saf Alman baskısı destanı değil, aynı zamanda William’ın İngiltere konusundaki iddiasının belgesel gerekçesini teşkil ediyor” dedi. Germen bakış açısına göre affedilemez yalancı şahitlik ve sadakatsizlik cezası. Duvar halısı sadece kahramanca eylemler geleneğin de gerçek Cermen neşesini yaymakla kalmıyor, aynı zamanda İngiltere’deki kampanyayı yasal bir işlem ve siyasi bir gereklilik olarak meşrulaştırmak için devlet adamı gibi bir arzu da yayıyor. ” Propaganda dergileri, duvar halısının “Alman geleneğinin büyük savaş eylemlerinin sevincini” kutlamasını öven makaleler yayınlayarak yürekten kabul ettiler.

Kısacası, Özel Görev Bayeux, İskandinavya, Normandiya ve İngiltere’deki Germen kültürlerinin erken birleşmesine tanıklık ettiği için, duvar halısını Nazi pan-Germen ideolojisine mükemmel bir uyum olarak geri kazanacaktı. Aynı zamanda, Nazilerin tüm Cermen halkları için bir vatan olan Germania’yı yeniden yaratma arzusu için bir emsal teşkil edecekti.

Bu duygu, Bayeux Gobleninin ortaçağ şövalyeleri ve görkemli savaş tasvirlerinden etkilenen Heinrich Himmler ile kesinlikle bir etki yaratırdı. 1942 Noel’inde, SS’in başkanına, nakışların ciltli fotoğrafları ve çizimleri sunuldu – onu o kadar memnun eden bir hediyeydi ki Wolfram Sievers’a bir teşekkür notu göndererek “bunun önemini” kaydetti. Bayeux Gobleni görkemli ve kültürel açıdan zengin Alman tarihine sahipti.

Himlerr, Gobleni Paris’ten Almanya’daki Wewelsburg Kalesi’ne taşımak için çok emek verse de başarılı olamadı. 31 mart 1945’te bu kale içindekilerle birlikte dinamitle havaya uçuruldu. Himlerr’in en güvenli yer olduğuna inandığı kalesinin o kadarda güvenli olmadığı böylece anlaşılmıştı.

Bu sırada Bayeux Gobleni Louvre’un bodrum katındaki geçici evinde çoktan bulunmuştu. 2 Mart 1945’te sanat müzesindeki bir sergide sergilenmeye başladıktan kısa bir süre sonra Bayeux’e iade edildi. Ve o zamandan beri orada kaldı.

Makalenin tamamını okumak isterseniz https://www.historyextra.com/magazine-issue/july-2018/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Lagina’daki Hekate Tapınağı: Muğla’nın Gizemli Kutsal Alanı

9 Haziran 2025

9 Haziran 2025

Ege Bölgesi’nin kalbinde, Muğla’nın Yatağan ilçesi yakınlarında yer alan Lagina Antik Kenti, antik dünyanın en gizemli ve etkileyici kutsal alanlarından...

Çatalhöyük Araştırmasına Polonya’dan Ödül: Neolitik Toplumda Kadınların Merkezi Rolü Çalışması

22 Ocak 2026

22 Ocak 2026

Anadolu’nun en önemli Neolitik yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük, bu kez kazılarıyla değil, toplumsal yapıya dair ezber bozan bilimsel sonuçlarıyla uluslararası...

Aztek Tapınağının Altında Bulunan Etkileyici Kartal Kabartması

1 Şubat 2021

1 Şubat 2021

Modern Mexico City’deki eski bir Aztek tapınağında, bozulmamış durumda olan 600 yıllık bir altın kartal kabartma ortaya çıkarıldı. Antropoloji ve...

Büyük İskender’in Annesinin Mezarı Bulundu

11 Temmuz 2021

11 Temmuz 2021

Profesör Athanasios Bidas, antik dönemin güçlü imparatoru Makedonya kralı Helen Birliği’nin lideri Büyük İskender’in annesinin mezarının bulunduğunu doğruladı. 20’li yaşlarda Makedonya...

Stonehenge taşları güneş takviminin yaprakları olabilir

2 Mart 2022

2 Mart 2022

Dünya üzerinde gizemi hala tam olarak çözülememiş yapılar bulunuyor. Bunlardan birisi, İngiltere’deki Stonehenge taşlarıdır. Yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan bu...

İskoçya’da 170 milyon yıllık pterosaur fosili bulundu

23 Şubat 2022

23 Şubat 2022

Bilim insanları, tarih öncesi kanatlı sürüngenlerin dünyanın en iyi korunmuş iskeleti olarak tanımlanan 170 milyon yıllık bir pterosaur fosilinin İskoçya’daki...

Yapılan Araştırmalar Neandertal Bebeklerin Vücut Yapısını Ortaya Çıkarıyor

10 Ekim 2020

10 Ekim 2020

İspanya, Burgos’taki İnsan Evrimi Ulusal Araştırma Merkezi’nden paleobiyolog Daniel Garcia-Martínez liderliğindeki bir ekip, Neandertallerin bebeklikten çocukluğa doğru geçiş aşamaları hakkında...

Ordu’da cami cemaatının yıllardır oturduğu taşın, Roma İmparatoru III. Gordianus dönemi bir mil taşı olduğu ortaya çıktı

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Ordu’nun Fatsa ilçesinde , Roma İmparatoru III. Gordianus (MS 239) dönemine ait mil taşı bulundu. 1800 yıllık mil taşının, uzun...

Roma’ya meydan okuyan denizlerin kraliçesi: ‘Kraliçe Teuta’

31 Ekim 2023

31 Ekim 2023

İlirya Kraliçesi Teuta, İlirya antik çağının ve Arnavut mirasının en sıra dışı figürlerinden biridir. Korsan kraliçesi olarak da adlandırıldı. Onun...

Colossae Antik Kenti Kazı Çalışmaları Başlıyor

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Denizli ilinin Honaz ilçesinde yer alan Colossae Antik Kenti, yüzey araştırmaları sonrası kazı çalışmaları başlıyor. Dünyanın yedi büyük kilisesinden birisi...

Çin’in Büyük Kanal Sergisi Pekin’de Açılıyor

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Çin’in Kuzeyinde Pekin’den güneyinde Zhejiang Eyaletine kadar uzanan Büyük Kanal, insan eliyle yapılmış dünyadaki en uzun ve en eski yapay...

İyon kadınlarının hüzünlü maskları

12 Kasım 2021

12 Kasım 2021

M. Ö. 1000 yılında Dor istilasından kaçarak Ege sahillerine gelen ve bölgede yüksek bir uygarlık kuran İyonların yaşadığı yerlerden biri...

Van’daki Kevenli Kalesi’nde 76 Çivi Yazılı Pithos Ortaya Çıkarıldı: Urartuların En Büyük Depo Merkezi

7 Eylül 2025

7 Eylül 2025

Van’ın İpekyolu ilçesindeki Kevenli Kalesi’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, Urartu Krallığı dönemine ait 76 adet dev pithos (depo küpü) bulundu. Üzerlerinde...

Perulu arkeologlar deri ve saçları bozulmamış bir mumya ortaya çıkardılar

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Perulu arkeologlar bin yıllık deri ve saçları bozulmamış 12-18 yaşında olduğu düşünülen bir çocuğa ait mumya ortaya çıkardılar. Peru’nun başkenti...

Eski Çağ yazı sistemi Mısır Hiyeroglifi’nin deşifresini sağlayan Rosetta Taşı’nın iadesi talep ediliyor

6 Ekim 2022

6 Ekim 2022

Eski Çağ yazı sistemi Mısır Hiyeroglifi’nin deşifre edilmesinin yolunu açan Rosetta Taşı’nın iadesi talep ediliyor. Taş, Reşit Taşı olarak da...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]