27 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Antik Çağlardan Günümüze “Domuz”

Domuz İslamiyette  haram edilen hayvanlardan biri olduğu için Müslümanlar için yiyecek statüsünde görülmez. Ama tarihte uzunca bir müddet geriye doğru gidildiğinde domuz besiciliğinin de o denli geriye gittiğini görürüz.

Yeme içmenin zor şartlar altında olması ve domuzun bir batında çok fazla yavru verebilmesi üstelikte bakımı için fazla bir enerjiye gereksinim olmaması gibi sebeplerle çağlar boyunca kendine bir yer edinmiştir.

Batı ve doğu arasındaki enteresan ama tarihsel bir farklılığa işaret edeceğim. Antik Yunan’da domuz mağfiret kurbanı olarak sunulan hayvanlardan biriydi. Yani bir günah ya da suçun karşılığında tanrılardan af dilemek için kullanılıyordu. Ama bu adet Lydia’dan Yunanlılara geçmiş gibi görünmektedir. Çünkü onun öncesinde Yunan halkı arasında böyle bir adet görülmemektedir.

Hali hazırda durum batıda böyle iken Kızılırmak’ın ötesine geçildiğinde tamamen farklı bir görüntü vardır. Kızılırmak’ın doğusunda tamamen Sami kökenli bir domuz nefreti vardır.

Lydia da  Harpy Mezarının üstünde ilahlık mertebesine çıkarılan ölünün oturduğu sedirin altında bir domuz görülür. Frigya’da muhtemelen bu adetlere tam olarak ayak uyduramayan kentlerden olmalı ki Strabon, Frigyalı reis Cleon hakkında anlattığı bir hikayede: Augustus, Cleon’u Koroana Pontica baş rabipliğine yükseltmiş, o da burada, domuz kurban ettiği zaman öteki papazlar hayret ve dehşet içinde kalmışlardı. Kuşkusuz Cleon kendi adetlerini uyguluyordu.

Kızılırmağın doğusunda kalan eski deyimle şark’ın Assur etkisiyle domuzdan nefret ettiği görülmektedir. Assur’un bu bölgeleri uzun zaman istila etmiş olması bu bölgede Sami’lerin domuza olan nefretinin gayet olası bir şekilde yerleştiğini göstermektedir.

ritüellerde domuz
Dini ritüellerde kurban edilecek olan domuzu rahip öperken.

Sami kökenli milletlerin domuza olan nefreti anlaşılabilecek düzeydedir. Çünkü sıcak olan bölgelerde domuz etinin hem sağlık hem de saklama koşulları göz önüne alındığında yenilemeyecek durumda olduğu aşikardır.

Domuz yiyenlerle yemeyenleri ayıran nokta tam olarak Kızılırmak’ta sayılmaz. Pausanias’a göre Pessinus’ta domuz eti yasaktı. Pessinus’ta hem domuzun kendinden nefret edilir hem de dokunduğunu kirlettiği düşüncesi vardı. Zaman içinde şark’ın nefreti garba’da ilerlemiş olmalıdır. Çünkü tarih, dini tesirlerin daima şarktan garba doğru aktığını göstermiştir.

Garb Anadolusu ile Yunanistan’ın Pessinustan itibaren şarki Anadoluyla gösterdiği tezat çok gariptir. Garpte domuz en mukaddes merasimlerde kullanılır; heykeli ölüleri mağfirete kavuşturmak için mezarlarında kendilerine refakat eder, ve hayatta olanlar kurban edecekleri domuzu kendi elleriyle yıkarlardı. Halbu­ki şarkta mukaddes şehirlerde domuzun mevcudiyeti bile bir küfür ve levs idi. Muhtemelen eski zamanlar da bütün Anadolu’da şimalli bir ırkın dini cari idi, ve domuza karşı hiçbir nefret yoktu; sonraları sami tesiriyle bu nefret Anadolu’nun şark kısmına dahil oldu.

Bununla birlikte antik yunan’da kurban olarak kullanılan domuz, yine antik Mısır’da temiz olmadığı gerekçesiyle asla tapınaklara sokulmayan hayvanlardan biriydi. Mısırlılar sadece tapınaklara sokmamakla kalmamış eğer giysisine bir domuz süründüğü vakit giysilerini çıkarıp Nil’e atarlarmış. Tabii ki bu kadar sevilmeyen bir hayvanın çobanı olursanız tapınaklara domuz çobanlarının da alınmayacağını bilmeniz gerekirdi. Ama bu tezatlığa karşılık yukarı Mısır domuza tiksintiyle bakarken aşağı Mısır tam tersine daha fakir olduğundan domuzu daha fazla tüketen kısım olmuştur. Heredot’ta Epers Papirüslerinde domuzu kirli olarak nitelendirmiştir.

Bir kaya kabartmasında görülen domuz.
Bir kaya kabartmasında görülen domuz.

Tüm bunlara rağmen dişi domuzlar üretkenlik olarak oldukça verimli olduklarından olsa gerek doğurganlıkla ilişkilendirilmişlerdir. Kimi zamanda şans sembolü olarak görülmüşlerdir.

Sümerlerde domuzu genelde kurban olarak kullanan kavimlerdendir. Sümerler genellikle kurban edilecek hayvanları fiziken ayrıma tabi tutmazlardı. Bu yüzden domuzda kurban olarak seçilen hayvanlardan biri olmuştur. Yine Mısır’da domuz kurban olarak kullanılmıştır. Mısır’da tezatlık tarih boyunca devam etse gerek ki domuzu Büyük anne olarak bile gördükleri bir dönem mevcuttur.

Antik Mısır’da domuzun kendi yavrusunu aç kaldığında yemesi üzerine farklı anlamlar kazanmıştır. Domuzu bu özelliği ile tanrıça Nut’la özdeşleştirmişlerdir. Bunun sebebi ise tanrıça Nut, her gün Güneş Tanrısı Ra‘yı yutar ve ertesi gün tekrar doğururdu.

Domuz için en ilginç benzetme ise Aristotales gelmiştir, “insana en çok benzeyen hayvan”  diyerek domuz karekterini başka bir boyuta taşımıştır.

Çağlar boyunca kah sevilerek kah nefret edilerek bugüne kadar gelmiş olan bu hayvanlara farklı kimliklerden farklı değerler verildiği görülmektedir. Kimi zaman değerli sikkeler üzerine basılmış kimi zaman da dokunduğu eşyayı temizlemek için nehirlere kıyafet atılmıştır. Ve zaman içerisinde kutsal dinlerin içeriğiyle birlikte bizlere kadar gelmiştir.

Kaynaklar: W.M. Ramsay. (1960), “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası”, Milli Eğitim yayınevi, İstanbul

Banner
Benzer Yazılar

Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Amazon kraliçelerinin tasvir edildiği mozaiklere ev sahipliği yapıyor

25 Mayıs 2022

25 Mayıs 2022

Şanlıurfa Müzesi’ne komşu Haleplibahçe Mozaik Müzesi dünyanın en değerli mozaiklerinden Savaşçı Amazon Kraliçelerinin tasvir edildiği mozaiklere ev sahipliği yapıyor. Şanlıurfa...

Dünyanın En Büyük İmparatorluğu Hangisiydi?

7 Kasım 2020

7 Kasım 2020

Dünya üzerinde kurulan en büyük imparatorluk hangisiydi? Sorusuna verilecek cevap aşağı yukarı bellidir. Kimisi Büyük Roma İmparatorluğu diyecek, kimi Cengiz...

Arkeologlar, Endonezya’da 7.000 yıllık kaplan köpekbalığı dişi bıçakları keşfetti

30 Ekim 2023

30 Ekim 2023

Endonezya’nın Sulawesi adasında yapılan kazılar inanılmaz bir bulgu ortaya çıkardı; bıçak şeklinde şekillendirilmiş ve yaklaşık 7.000 yaşında olduğu düşünülen iki...

Yeni Dünyanın Sodom veya Gomoresi

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

Sodom ve Gomore isimli şehirleri duymayan yoktur. Eski Ahitte lanetlenmiş günahkar kentlerdir. Nerede olduklarını merak edenler varsa Lut gölünün güneydoğusunda...

Labraunda Antik Kenti’nde Karya’nın Dağ Mabedi Yeniden Ayağa Kalkıyor

16 Mayıs 2025

16 Mayıs 2025

Muğla’nın Milas ilçesi sınırlarında yer alan ve Antik Karya’nın kutsal merkezlerinden biri olan Labraunda Antik Kenti, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın...

134 yıllık bir fotoğraftan kayıp bir tapınak kabartmasının 3D modelini oluşturmak için yapay zeka kullanıldı

17 Kasım 2024

17 Kasım 2024

Araştırmacılar, üç boyutlu bir nesnenin tek bir 2D fotoğrafını çekip üç boyutlu bir dijital yeniden yapılandırma üretebilen bir sinir ağı...

6 Bin Yıllık Tarihin İzinde: Kültepe Kaniş-Karum’da 77. Yıl Kazıları Başlıyor

13 Nisan 2025

13 Nisan 2025

Kayseri’nin tarihi zenginliklerini gün yüzüne çıkaran Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde, bu yıl 77. yıl kazı çalışmaları başlıyor. “Anadolu tarihinin başladığı...

Batman Valiliği’nden Kaybolan Sikkeler Açıklaması

21 Haziran 2021

21 Haziran 2021

Batman Müzesi’nde 2017 yılında tarihi eser kaçakçıların elinden kurtarılan altın sikkelerin kaybolduğuna dair haberlerin ardından Batman Valiliği bir açıklama yayınladı....

Susa Antik Kenti yakınlarındaki tarım arazisinde Elamit figürün parçaları bulundu

9 Mayıs 2023

9 Mayıs 2023

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Susa Antik Kenti yakınlarındaki tarım arazisinde kilden yapılmış Elamit figürün parçaları bulundu. Elam İmparatorluğunun...

Klazomenai Antik Kenti’ne iş makinesi girdi kazı başkanı suskun

8 Haziran 2022

8 Haziran 2022

İzmir Urla ilçesinde bulunan Klazomenai Antik Kenti’nde İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan izinle, İzmir Arkeoloji Müzesi...

Metropolitan Sanat Müzesi Kuruluşunun 151’nci Yılını Kutluyor

13 Nisan 2021

13 Nisan 2021

Dünyanın sayılı müzelerinden olan Metropolitan Sanat Müzesi kuruluşunun 151’nci yılını kutluyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde bulunan Metropolitan Sanat...

Darwin’in Ünlü Hayat Ağacı Taslağıda Dahil Olmak Üzere İki Defteri Kayıp

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi, bir hırsız tarafından Charles Darwin’in ikonik 1837 “Hayat Ağacı” taslağını içeren iki not defterinin çalınmış olabileceğini...

Yeni araştırma sonucu; M. Ö. İkinci binyılda Batı Anadolu’da Luvi kültürü egemendi

5 Eylül 2022

5 Eylül 2022

Türk ve İsveçli arkeologlardan oluşan ekip, M. Ö. İkinci binyıllarında siyasi ve ekonomik olarak önemsiz olduğu düşünülen Batı Anadolu’da Luvi...

Arkeologlar, İber Yarımadası’nda 14.000 yıl önce yaşamış bir kadının kemiklerini buldular.

13 Ağustos 2021

13 Ağustos 2021

Arkeologlar, daha önce son Neandertallerin ve ilk modern insanların kanıtlarını veren İspanya’daki tarihsel olarak önemli Cova Gran de Santa Linya...

Runik Yazıtlı Hz. İsa’nın Sözleri Olan Tahta Parçası Bulundu

30 Aralık 2021

30 Aralık 2021

Norveç’te arkeologlar Oslo’da Medieval Park’ta runik yazıtlı üzerinde Hz.İsa’nın sözleri olarak bilinen tahta parçası buldu. Buluntu yerinde ayrıca yine runik...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]