8 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Denizci bir halk olmayan Hititler Doğu Akdeniz ticaretini nasıl elinde tuttu

Anadolu, Tunç Çağı’nda önemli kara ticaret yollarına sahipti. Asurlu tüccarların kurduğu karumlar MÖ 2 binli yıllarda ticaretin ana damarlarını oluşturdu. Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan aldıkları ürünleri Anadolu’nun batısına kadar uzanan ticaret yolları ile taşıyarak ticaretin gelişmesini sağladılar.

Asurlu tüccarlar sadece ticari canlılığı getirmemiş beraberlerinde yazıyı da taşımışlardır.

Geç Tunç Çağı kara ticaret yollarının gelişimi zamanla deniz ticaretinin geniş çaplı kullanımının önünü açmıştır.

Özellikle Ulu Burun batığının keşfedilmesi Doğu Akdeniz’in 2. binyılda antik dünyanın bir
tür merkez üssü haline geldiğini ve deniz ticaretinin uluslararası ekonominin bel kemiğini oluşturmaya başladığını gösteriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Eric Jean, bu dönemin ve bölgenin en büyük güçlerinden biri olan Hititler’in denizle olan ilişkisindeki rolünü bu bağlamda merak edebiliriz” diyor.

Asur Ticaret Yolları
Tunç Çağı Asur Ticaret Ağı Haritası (Ivan d’Hostinue ve Gojko Barjamovic)

Hititler, Asurluların kurduğu Kültepe/Kaniş karumunun yakınlarında temelleri atılan büyük ve güçlü bir imparatorluktur. Hattuşa’yı başkent yapan Hititler, hep bir kara imparatorluğu olarak bilinir. Dolayısıyla, deniz ve Hititler pek bağdaştırılmaz.

Hititler deniz için aruna kelimesini kullanıyorlardı. Hititlerin bıraktığı şimdiye kadar çözümü yapılmış çivi yazılı tabletlerde deniz ve denizcilikle ilgili fazla bir bilgi elde edilemedi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Hititoloji Bölümü tarafından düzenlenen “Hititoloji’nin 107. Yılı” etkinlikleri çerçevesinde “Denizci Olmayan Bir Halkın Donanması mı? Hititler ve Denizin Kontrolü” başlıklı bir konuşma yapan Hitit Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eric Jean, “Orta Anadolu’da yerleşik olan Hititler denizci bir halk değildi, ancak donanmaya ihtiyaçları sadece yazılı kaynaklardan değil, aynı zamanda arkeolojik araştırmaların ortaya koyduğu verilerden de anlaşılabilir” dedi.

“Metinler, donanmanın Hititlerin Levant müttefikleri (Amurru, Ugarit) ya da vasalları tarafından tedarik edildiğini veya organize edildiğini ortaya koyarken, coğrafi avantajlarla birlikte metinlerin yorumlanması Akdeniz’den Orta Anadolu’daki Hitit merkezlerine ithal edilen ürünlerin dağılımı, ticaret sürecinde Kilikia kıyılarının ve limanlarının ne denli önemli olduklarını göstermektedir.”

Uluburun batığının ticari yol güzargahı
Uluburun batığının tahmini ticari yol güzargahı

Hititler denizci bir imparatorluk muydu?

Hititlerin, Kıbrıs (Alaşiya) adasına ulaşmaları ve ada ile ticaret yaptıklarına dair arkeolojik verilere ulaşılması, Ura’ya-günümüz Silifke ilçesi tarafları- özellikle Mısır ve Levant Bölgesi’nden gelen ürünlerin getirilmesi, Hititler denizci bir imparatorluk muydu? Sorusunu akla getiriyor.

Eric Jean, “Gurney’i dinlersek: “Hitit filosu yoktu ve Hititlerin kontrol ettiği anlaşılan Kıbrıs adası ile arasında hangi gemileri kullanıldığını bilmiyoruz.” Ancak Özlem Sir Gavaz’ın da fark ettiği gibi bu durumda Alaşiya üzerinde nasıl bir hakimiyet kurulduğu sorusu cevapsız kalmaktadır. Sir Gavaz’a göre: “Kuzey Suriye’nin ve burada bulunan liman kentlerinin Hitit kontrolüne girmesiyle birlikte Hititler, kara ve deniz ticareti üzerinde söz sahibi olmakla kalmamışlar, aynı zamanda iyi bir donanma sahibi de olmuşlardı” diyebiliriz.

“Krallığın deniz sınırlarının güvenliğini garanti eden deniz kültlerinin önerdiği gibi, kraliyet ve din anlamına gelen ideolojik amaçların yanı sıra ekonomik kalkınma için denizlerin kontrolü gerekliydi. Bu kontrol, tabi olunan krallıkların topraklarının kontrolüne dayanıyordu. Elbette denizci olmayan insanlar olan Hititler, daha iyi verimlilik için ülkelerin gerçeklerine nasıl yetki verileceğini ve bunlara nasıl uyum sağlanacağını bilen, merkezi bir yönetimden çok iyi organize edilmiş bir imparatorluğa liderlik ettiler” diyen Jean şu bilgileri paylaştı.

Kıbrıs Tunç Çağı seramiği
Kıbrıs Tunç Çağı seramiği (The Ashmolean Museum, Oxford)

“Hitit donanmasından da söz edebiliriz; ancak, 14. yüzyılda kuzey Suriye’nin boyun eğdirilmesinden önce var olan bir Hitit donanmasıdır. Kinet Höyük’ün (İskenderun) 16. yüzyılın ortalarında Hitit işlerine karışması ve en geç 15. yüzyılda kırmızı parlak çark yapımı malların ve mavi-mor kumaşların tedarik edilmesi, ilk Hitit donanmasının müttefik Kizzuwatna krallığı veya Ura bölgesi aracılığıyla Kilikia filolarından oluşturulmuş olabileceğini ortaya çıkarır. Parlak çark yapımı malların muhtemelen Dağlık Kilikia’da üretilmiş olması, Ura topraklarının Hatti’nin tedarikçisi olma rolünü hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz; özellikle Ura limanının işlevi belki de bu seramiği ihraç etmek olmasıydı.”

Ura, Hitit donanmasının oluşmasında ön ayak olmuş olabilir

“Geç Tunç Çağı’nda Doğu Akdeniz’de deniz ticaretinin uluslararası boyutunu gösteren haritaların çoğu Kilikia limanlarını içermez. Ancak, tekrarlıyorum, I. Şuppiluliuma’dan II. Şuppiluliuma’ya kadar Ugarit limanları ve donanması kullanılmadan önce, Hitit kralları Kilikia limanlarını kullanıyordu. Bu yokluk belki de Hatti’nin çelişkili durumunu yansıtıyor: emperyal bir güç ama Orta Anadolu’ya ithal edilen ender mallara bakılırsa nispeten kapalı. Nitekim kırmızı parlak çark yapımı malların istisnası seçilmiş malları belirtmektedir.

Ayrıca, Chris Monroe, bazı Ura tüccarlarının Hitit Krallığı için çalıştığını, diğerlerinin ise özel şahıslar tarafından istihdam edilmiş olabileceğini öne sürüyor. Stefano de Martino’nun öne sürdüğü gibi, Ura daha önce düşünülenden daha bağımsızdı; bu bağımsızlık veya göreli bağımsızlık muhtemelen sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomikti. Bana göre, boyun eğdirilen bölgelerin donanmaları Hitit krallığının hizmetine verildiyse, deniz ticareti kısmen, Ura ve Ugarit tüccarlarının kendilerini zenginleştirmelerini sağlayan özel girişimcilik faaliyetlerine dayanıyordu. 13. yüzyıla ait RS 17.130’nolu Ugarit belgesine göre, “Majestelerinin tüccarlarının”, yani Ura’nın tüccarlarının, Ugarit’inkiler pahasına rahatlarına bakma şekli, belki de Ura’nın Hitit donanmasının oluşumunda oynadığı rolü yansıtmaktadır.

Banner
Related Articles

Hristiyanlık Öncesi İskandinav Dinine Yeni Yorum

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

Hristiyanlıktan önceki İskandinav dini hakkında yapılan araştırmalar İskandinav dininde düşünülenden çok fazla çeşitlilik olduğunu gösterdi. Stockholm Üniversitesinin yaptığı 10 yıllık...

2000 Yıllık Bir İmza: Tacikistan’da Kadının Adı Testiye Kazınmış

4 Temmuz 2025

4 Temmuz 2025

Tacikistan’da yürütülen arkeolojik kazılarda, 2.000 yıl öncesine ait bir su testisinin üzerinde yazılı bir kadın ismi bulundu: Sagkina. Bu sıradan...

Antandros Antik Kenti’nde 2.400 Yıllık Mezar Ortaya Çıkarıldı

31 Temmuz 2021

31 Temmuz 2021

2000 yılında yüzey araştırması ile başlayan  Antandros Antik Kenti kazılarının bu yılki çalışmalarında 2.400 yıllık pitos mezar ortaya çıkarıldı. Mysia...

Homo Erectus’un Yaptığı Bir Milyon Yıllık Taş Aletler

19 Mayıs 2021

19 Mayıs 2021

Tahmini 2 milyon önce ortaya çıkan Homo erectus’un (dik insan olarak da tanımlanır) bir milyon yıl önce yaptığı taş aletler...

Çin’de 80 milyon yıl öncesine ait ‘dinozor dans pisti’ bulundu

20 Nisan 2021

20 Nisan 2021

Çin’de araştırmacılar, literatürde “dinozor dans pisti” olarak tanımlanan 1.600 metrekarelik bir alanda birçok dinozor ayak izi buldular. Dinozor dans pistinde...

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

Issık-Kul’da 3 metre yüksekliğinde balbal bulundu

17 Ekim 2022

17 Ekim 2022

Kırgızistan’ın Issık-Kul (Issık Göl) bölgesinde bir çiftçi tarafından yüksekliği 3 metreye varan balbal (taş heykel) bulundu. Issık-Kul, Kırgızistan’ın kuzey doğusunda,...

İran’da Tarih Yeniden Yazılıyor: Ghamari Mağarası’nda 80.000 Yıla Uzanan Neandertal İzleri Bulundu

13 Mart 2025

13 Mart 2025

İran’ın Luristan Eyaleti’nde, Hürremabad yakınlarındaki Ghamari Mağarası’nda yapılan son arkeolojik kazılar, bölgenin tarih öncesi geçmişine ışık tutan bulgular ortaya çıkardı....

Dünyanın en eski erotik grafitisi Yunan adası Astypalaia’da bulunuyor

7 Nisan 2024

7 Nisan 2024

Tarih öncesi arkeoloji uzmanı Dr. Andreas Vlachopoulos Dünyanın en eski erotik grafitisini keşfettiğinde takvimler 2014 yılını gösteriyordu. Dr. Andreas Vlachopoulos...

DNA Analiziyle Tanımlandı: 11 Bin Yıllık Kız Çocuğu Kuzey Britanya’nın En Eski Bireyi

16 Şubat 2026

16 Şubat 2026

Cumbria’daki küçük bir kireçtaşı mağarasında bulunan 11 bin yıllık bir kız çocuğu iskeletinin, yapılan antik DNA analizi sonucunda 2,5–3,5 yaşlarında...

Klazomenai Kazı Başkanı Prof. Dr. Yaşar Erkan Ersoy “kazı amacıyla iş makinelerinin kullanımı söz konusu değil”

11 Haziran 2022

11 Haziran 2022

Klazomenai Antik Kenti nekropol alanında iş makineleri ile kazı yapıldığına yönelik çıkan haberler üzerine Klazomenia Kazı Başkanı Prof. Dr. Yaşar...

Son Assur Başkenti “Ninive”

30 Ocak 2021

30 Ocak 2021

Ninive, Kuzey Irak’ta bugünkü Musul kenti yakınında, Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan eski bir Asur şehridir. Asur İmparatorluğu, MÖ 25....

İnka Kurban Ritüeline Dair Bildiklerimiz Değişiyor: Çocuk Mumyalarda Ölüm Sonrası Müdahale İzleri

3 Şubat 2026

3 Şubat 2026

And Dağları’nın zirvelerinde bulunan İnka çocuk mumyaları, uzun yıllar boyunca tek bir anın tanığı olarak görüldü: ritüel kurban.Yeni bilimsel veriler,...

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” ve Gizemli Yapıları

31 Mart 2024

31 Mart 2024

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” olarak adlandırılan gizemli neolitik yapıların bulunduğu bölgesinde, 9.000 yıl öncesine ait 400 civarında yapı bulunuyor. Geniş...

Tüy kökenlerinin gizemi: Kabarık pterozorlar tartışmayı nasıl yeniden alevlendirdi?

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Tüy deyince ilk akla gelen hayvanlar kuşlardır. Bilinen en eski kuş olan Archæopteryx’in fosilleri yaklaşık 160 yıl önce ilk kez...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]