Karaman’ın kuzeyindeki Binbir Kilise arkeolojik alanında, bir Orta Çağ kilisesinin yakınında Eski Türk yazısını ve Türk boy damgalarını andıran işaretler bulundu.
Karadağ’ın volkanik arazisinde yürütülen yüzey araştırmalarının üçüncü sezonunda belgelenen işaretler, bölgenin Bizans kiliseleriyle bilinen tarihine yeni bir dönem ekliyor.
İşaretler kilisenin yakınındaki kayaya kazındı
Keşif, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu başkanlığındaki araştırma ekibi tarafından gerçekleştirildi.
Düz ve köşeli çizgilerden oluşan işaretler, bir kilisenin yakınındaki büyük kaya bloğuna kazınmış halde bulundu. Biçimleri, Orta Asya’daki erken Türk yazı geleneklerinde kullanılan karakterleri andırıyor.
Kayada ayrıca Türk topluluklarının aile, boy ve kabile kimliğini göstermek için kullandığı damgalara benzer semboller de yer alıyor. Araştırmacılar, yüzeyde birden fazla Türk topluluğuna ait işaretlerin bulunabileceğini belirtiyor.
Kaya, önceki araştırma sezonunda belgelenen bir yerleşimin yakınında bulunuyor. Alanda yaklaşık on kilise ve şapel ile Roma dönemine ait büyük bir su yapısı tespit edilmişti.
Yerleşimdeki yapılardan biri, kapalı Yunan haçı planına sahip 11. yüzyıl tarihli bir kilise. Bu yapı, bölgedeki kullanımın Bizans döneminin son yüzyıllarında da sürdüğünü gösteriyor.

Karadağ’daki Binbir Kilise bölgesi
“Binbir Kilise” adı, alanda tam olarak 1.001 kilise bulunduğu anlamına gelmiyor. İsim, Karadağ’ın yamaçlarına ve çevresindeki vadilere yayılan çok sayıdaki Hristiyan yapısından geliyor.
Karaman’ın yaklaşık 45 kilometre kuzeyindeki bölgede bazilikalar, şapeller, manastırlar, evler, mezarlar, sarnıçlar ve savunma yapıları bulunuyor.
Madenşehir, Değle ve Başdağ, kalıntıların en yoğun olduğu alanlar arasında yer alıyor. Bölgedeki birçok kilise, Karadağ’ın önemli bir dini merkez haline geldiği 4. ve 9. yüzyıllar arasında inşa edildi.
Karadağ’ın geçmişi Bizans döneminden çok daha eskiye uzanıyor. Bölgede Hitit hiyeroglifleri ve kaya kabartmalarının yanı sıra Roma su yapıları, Bizans kiliseleri ve Selçuklu dönemine ait buluntular da bulunuyor.

Eski Türk yazısı ve boy damgaları
Eski Türk yazısı, Göktürk ya da Orhun yazısı olarak da biliniyor. Bir Türk dilini kaydetmek için kullanılan bilinen en eski yazı sistemi olarak kabul ediliyor.
Bu yazının en tanınmış örnekleri, Moğolistan’daki Orhun Vadisi’nde bulunan ve 8. yüzyıla tarihlenen Kül Tigin ile Bilge Kağan yazıtları.
Yazı sistemi, çoğunlukla düz çizgilerden ve keskin açılardan oluştuğu için “runik” ya da “runiform” olarak tanımlanıyor. Görünüş olarak Kuzey Avrupa runelerini andırsa da iki yazı geleneği farklı kültürel ortamlarda gelişti.

Eski Türkçe metinler genellikle sağdan sola yazılıyordu. Köşeli karakterler taş ve ahşap üzerine kazımaya uygun olduğu için Moğolistan’dan Güney Sibirya’ya ve Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada kullanıldı.
Damgalar ise yazılı cümlelerden farklı bir işleve sahipti. Aileleri, boyları ve toplulukları temsil eden bu işaretler kayalara, anıtlara, eşyalara ve hayvanlara uygulanabiliyordu.
Bizans yerleşiminde Türk izleri
Mimiroğlu, Binbir Kilise’deki işaretleri Orta Çağ’da Orta Anadolu’ya gelen Türk topluluklarıyla ilişkilendiriyor.
Karadağ’ın açık arazileri, su kaynakları ve hayvancılığa uygun yapısı, bölgeyi atlı topluluklar için elverişli hale getiriyordu. Yerleşimin yakınındaki Roma dönemine ait büyük su yapısı da sonraki dönemlerde kullanılmaya devam etmiş olabilir.
Yeni belgelenen kaya işaretleri; Hitit yazıtları, Roma su yapıları, Bizans kiliseleri ve Selçuklu buluntularıyla birlikte Karadağ’ın uzun yerleşim tarihine yeni bir unsur ekliyor.
Farklı dönemlere ait bu izler, Karadağ’ın yüzyıllar boyunca farklı topluluklar tarafından yeniden kullanıldığını gösteriyor.
