6 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hırvatistan’daki Nadir Mithras Kutsal Alanı, Romalıların Açık Havada İbadet Etmiş Olabileceğini Gösteriyor

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısına yakın Močići bölgesindeki nadir bir Mithras kutsal alanı, Roma İmparatorluğu’nun en gizemli dini kültlerinden birine dair yerleşik kabulleri yeniden tartışmaya açtı. Yeni bir araştırmaya göre burada ibadet edenler, klasik Mithras tapınaklarında olduğu gibi kapalı ve uzun bir ritüel odasında değil, doğal bir mağara, kaynak suyu ve kayalık bir açıklığın şekillendirdiği açık hava alanında toplanmış olabilir.

Journal of Roman Archaeology’de yayımlanan çalışma, Harvard Üniversitesi’nden Ian S. Wilson ile British Columbia Üniversitesi’nden Matthew McCarty tarafından hazırlandı. Araştırmacılar, 19. yüzyıldan beri bilinen ancak ayrıntılı biçimde belgelenmemiş Močići kutsal alanını fotoğrafik kayıt ve fotogrametrik modelleme yöntemiyle yeniden inceledi.

Sonuçlar, bu küçük alanın sıradan bir arkeolojik ayrıntıdan çok daha fazlasını anlattığını gösteriyor. Močići, Mithras kültünün Roma dünyasında sanılandan daha esnek, yerel çevreye daha duyarlı ve günlük yaşamla daha iç içe uygulanmış olabileceğine işaret ediyor.

Klasik mithraeum planına uymayan bir kutsal alan

Močići mithraeumunun konumu. Harita: Ian Wilson; Google Earth altlık haritası kullanılmıştır. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Mithras kültü, MS 2. yüzyıldan itibaren Roma dünyasında yaygınlaştı. Kentlerde, askeri yerleşimlerde, kırsal malikânelerde ve sınır bölgelerinde bu tanrıya adanmış kutsal alanlar ortaya çıktı. Bu alanların çoğu kolayca tanınır: uzun, kapalı bir oda, iki yanda yükseltilmiş oturma ya da uzanma platformları, ortada bir geçit ve en uçta Mithras’ın boğayı öldürdüğü sahne.

Tauroctony olarak bilinen bu boğa öldürme sahnesi, Mithras tapınaklarının görsel merkezidir. Kült üyelerinin bu alanlarda birlikte yemek yediği, ritüellere katıldığı ve gizem törenleri gerçekleştirdiği düşünülür.

Močići’de ise sahne var, fakat beklenen yapı yok.

Kutsal alan, antik Epidaurum kentinin yakınında, bugünkü Cavtat’ın yaklaşık dört kilometre dışında yer alıyor. Ana unsur, doğal bir kireçtaşı mağarasının ağzı üzerinde kayaya oyulmuş yıpranmış bir Mithras kabartması. Sahne açıkça Mithras ikonografisine ait: Tanrı boğayı öldürürken köpek, yılan, akrep, meşale taşıyıcılar, Sol, Luna ve kuzgun ona eşlik eder.

Görsel dil Roma dünyasındaki Mithras kültüyle uyumlu. Fakat mekânın kendisi alışılmış tapınak planını takip etmiyor.

Çatı, sıra ve kapalı ritüel odası yok

Wilson ve McCarty, Močići’de kapalı bir yapıya işaret eden ikna edici izler bulamadı. Kayada çatı kirişlerine ait kesikler, direk çukurları, Roma dönemine ait çatı kiremitleri ya da diğer mithraeumlarda görülen taş oturma sıraları tespit edilmedi.

Močići’deki tauroctony kabartmasının detayı; sahnede Mithras’ın boğayı öldürmesi tasvir edilir. Fotoğraf: Ian Wilson. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Mağaranın içi de ana ritüel alanı olmak için fazla küçük. Kullanılabilir alan yaklaşık 17,7 metrekare. Bu, birkaç kişinin ayakta durması için yeterli olabilir; ancak Mithras kültüyle ilişkilendirilen toplu yemekler ve uzanarak yapılan ritüel birliktelikler için oldukça sınırlı bir hacimdir. Bilinen mithraeumlarda ana kült odalarının ortalama büyüklüğü yaklaşık 68 metrekaredir.

Kabartmanın konumu da önemli. Mağaranın içinden bakıldığında Mithras sahnesi rahat görülmez. Buna karşılık dışarıdaki doğal açıklıktan bakıldığında kabartma alanın belirgin odak noktası haline gelir.

Bu açıklık yaklaşık 14 metre çapında doğal bir çöküntü oluşturur. Yaklaşık 120 metrekarelik bir toplanma alanı sunar ve boğa öldürme sahnesi bu açık alanın üzerine kayalık cepheden bakar. Araştırmacılara göre kutsal alanın esas ritüel mekânı mağaranın içi değil, bu açık hava bölümü olabilir.

Bu yorum doğruysa Močići, bilinen nadir açık hava Mithras kutsal alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Taklit edilen değil, gerçek bir mağara ve kaynak

Močići’nin seçilmesi büyük olasılıkla rastlantı değildi. Mithras, Roma dini dünyasında kaya, mağara ve suyla güçlü biçimde ilişkilendirilen bir tanrıydı. Birçok Mithras topluluğu, kapalı tapınaklarında mağara hissi yaratmak için yapay düzenlemeler kullanmıştı. Kaba taş yüzeyler, tonozlu mekânlar ve sembolik süslemeler bu amaca hizmet ediyordu.

Močići’de böyle bir taklide gerek yoktu. Mağara zaten oradaydı.

Aynı durum su için de geçerli. Grottonun içinde, bölgenin karstik jeolojisiyle beslenen doğal bir kaynak yer alır. Mithras ikonografisinde su önemli bir yere sahiptir. Bazı sahnelerde Mithras’ın kayadan okla su çıkardığı görülür. Birçok kutsal alanda bu fikir mimari düzenlemelerle ya da ritüel unsurlarla temsil edilmiştir.

Močići’de ise kaya, mağara ve su doğrudan mekânın parçasıydı. Bu nedenle kutsal alanın anlamı, yalnızca Roma dini sembollerinden değil, bulunduğu coğrafyanın kendisinden de doğmuş görünür.

Silvanus kabartması Dalmaçya izini güçlendiriyor

Mağaranın içinde ikinci ve oldukça hasarlı bir kabartma daha bulunur. Bu figür genellikle ormanlar, hayvanlar, kır yaşamı ve otlaklarla ilişkilendirilen Roma tanrısı Silvanus olarak yorumlanır. Figürün yalnızca bir bölümü korunmuştur, ancak keçi bacaklarını andıran alt kısmı, Silvanus’un Dalmaçya’da sık görülen Pan benzeri tasvirlerini akla getirir.

Močići Mithras kutsal alanının fotogrametrik modeli; Mithras’ın boğayı öldürdüğü kabartmayı, modern beton kuyu başını, kayaya oyulmuş basamakları, doğal yarığı, modern mağara zeminini, hasarlı Silvanus kabartmasını, beton yapıyı, açık alanı ve bu alana inen basamakları gösteriyor. Model: Ian Wilson and Matthew McCarty. Kaynak: Ian Wilson and Matthew McCarty, 2026.

Bu ayrıntı Močići’ye güçlü bir yerel karakter kazandırır. Epidaurum çevresindeki tepeler tarım, hayvancılık, taş ocakçılığı ve kırsal malikâne ekonomileriyle bağlantılıydı. Böyle bir yerde doğal bir kaynak, yalnızca dini anlam taşımaz; günlük yaşam ve hayvan sürüleri için de önemli olabilir.

Mithras ve Silvanus’un aynı mekânda bulunması bir rekabet göstergesi olmak zorunda değildir. Roma kutsal alanlarında birden fazla tanrının aynı yerde varlık göstermesi olağandı. Močići’de mağara, kaynak ve kayalık çevre her iki tanrı için de anlamlı bir ortak zemin sunmuş olabilir.

Epidaurum’un tepelerinde bilinçli bir ziyaret noktası

Močići, yol üzerinde rastgele uğranan kolay erişimli bir kent tapınağı değildi. Kıyıdan buraya ulaşmak için tepelere doğru bilinçli bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. Araştırmacılar bu nedenle alanı bir “hedef kutsal alan” olarak değerlendiriyor.

Bu durum ritüelleri düşünme biçimimizi de değiştirir. Depo ya da kapalı hazırlık bölümü yoksa, ibadet edenler kapları, yiyecekleri ve ritüel malzemelerini yanlarında taşımış olmalıydı. Sabit oturma sıraları bulunmadığı için yere oturmuş ya da doğrudan zeminde uzanmış olabilirler. Eğer ortak yemekler törenin parçasıysa, Močići’deki deneyim Roma, Ostia ya da askeri sınır yerleşimlerindeki kapalı Mithras tapınaklarından oldukça farklıydı.

Kutsal alanın kesin tarihi bilinmiyor. Kazı, yazıt ya da güvenilir tarihlendirilebilir buluntu olmadığı için kullanım dönemi yalnızca genel biçimde MS 2. yüzyıl ile MS 4. yüzyıl ortaları arasına yerleştirilebiliyor.

Roma gizem kültünün yerel bir yorumu

Močići, Mithras kültüne dair genel bilgileri geçersiz kılmaz. Kabartmadaki tauroctony sahnesi, topluluğun kültün temel görsel dilini bildiğini açıkça gösterir. Ancak bu kutsal alan, Mithras ibadetinin her zaman aynı mimari şemaya bağlı olduğu düşüncesini zayıflatır.

Burada ibadet edenler standart bir mithraeum inşa edip onu mağaraya benzetmeye çalışmamış görünüyor. Bunun yerine gerçek bir mağara, doğal bir kaynak ve kayaya oyulmaya uygun bir yüzey bulmuş; Mithras’ı doğrudan bu manzaranın içine yerleştirmişlerdi.

Bu yüzden Močići önemlidir. Roma gizem kültlerinin imparatorluk boyunca yalnızca tekrarlanan dini modellerden ibaret olmadığını, yerel coğrafya, yerel tanrılar ve bölgenin gündelik yaşamıyla yeniden şekillenebildiğini gösterir.

Močići’de Mithras, Dalmaçya kireçtaşına oyulmuş, akan suyun yanında ve tepelere açık bir kutsal alanda ibadet edilen bir tanrıydı.

Banner
Benzer Yazılar

Mersin’de 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Bulundu

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Son günlerde birçok kaya resmi bulundu haberleri ile karşılaştık. Bu haberlerden Avustralya’da bulunan 17 bin 500 yıllık gerçek boyutlu kanguru...

Sanxingdui Harabeleri’ndeki yeni keşifler, antik Çin’in yaratıcı yeteneğini gösteriyor.

9 Eylül 2021

9 Eylül 2021

Çinli arkeologlar Perşembe günü Çin’in güneybatısındaki Sichuan Eyaletindeki Sanxingdui Harabeleri bölgesinde 3, 4, 7 ve 8 numaralı çukurlardan yeni önemli...

2 bin 300 yıllık Ana Tanrıça Kybele İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor

4 Mart 2022

4 Mart 2022

Anadolu’da uzun zaman bolluk ve bereketin dağıtıcısı olarak kabul edilen Ana Tanrıça Kybele’nin Ege Bölgesi kazılarında bulunan 2 bin 300...

İstanbul’un Fethi İlk Defa Fatih Sultan Mehmed Han-ı Gazi İhtifâli Olarak Kutlandı

29 Mayıs 2021

29 Mayıs 2021

Dünya tarihine bir çağ kapatıp bir çağ açan olarak geçen İstanbul’un fethi her yıl 29 Mayıs tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor....

Dünyaca Ünlü Lascaux Mağarası Sanal Ortamda Gezilebilecek

28 Temmuz 2021

28 Temmuz 2021

Üst Paleolitik dönemine ait yüzlerce paryetal duvar resmini içinde barındıran Dünyaca ünlü tarihi Lascaux Mağarası sanal ortamda gezilebilecek. Fransa’nın güneybatısındaki...

Caligula’nın çılgın partilerini düzenlediği yüzen sarayları

23 Nisan 2023

23 Nisan 2023

Roma tarihinin en kötü imparatorlarından biri olan Caligula (Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus) MS 12 – MS 41 yılları arasında...

Aigai kazılarında bulunan 1800 yıllık mermer yazıt çözüldü

2 Ekim 2022

2 Ekim 2022

2005 yılında Aigai Antik Kenti’nde bulunan 3 parça mermerden oluşan 1800 yıllık yazıt çözüldü. Tercümesi yapılan mermer yazıt, Aigai halkının...

Orta Asya’nın usta tüccarları, diplomatları ve din adamları Soğdlular

2 Haziran 2023

2 Haziran 2023

Soğdlular, Orta Asya’da Soğdiana adı verilen bir bölgede yaşamış bir halktır. Soğdlular, MÖ 6. yüzyıldan itibaren MÖ 8. yüzyıla kadar...

Sibirya’da Denisova insanına ait en eski fosiller bulundu

29 Kasım 2021

29 Kasım 2021

Neanterdaller gibi soyları tükenen Denisovalı insanına dair yeni bulgulara ulaşılmaya devam ediyor., Sibirya’da Denisova mağarasında araştırmacılar, Denisovalı insanına ait 200.000...

Karadeniz’in Zeugması Restore Edilecek

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Hadrianaupolis Antik Kenti Karabük’ün Eskiyapar ilçesinin 3 km batısında yer almaktadır. Bu antik kentimiz ortaya çıkarılan eşsiz güzellikteki mozaikleri nedeniyle...

İskandinav Bölgesinde Bilinen En Eski Carvel Yapımı Gemi Batığı Bulundu

8 Mart 2025

8 Mart 2025

İsveç’in Stockholm kentindeki Museum of Wrecks (Vrak Batıklar Müzesi) nden deniz arkeologları, Baltık Denizi’nin derinliklerinde tarihe ışık tutan çığır açıcı...

Hitit, Frig, Roma, Bizans kültür izlerinin görüldüğü Şarhöyük’te kazılar devam ediyor

13 Eylül 2022

13 Eylül 2022

Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dahil 8 kültürel tabakanın izlerini taşıyan Şarhöyük’te kazılar devam ediyor. Eskişehir kent merkezine çok...

Katalonya’da bir mağarada 7 bin yıllık gravürler bulundu

23 Mart 2023

23 Mart 2023

MÖ 5000 yıllarında avcı toplayıcı bir grup barındıkları mağaranın duvarına parmaklarını kullanarak gravürler yaptılar. 7 bin yıllık bu gravürler bazı...

Vikinglerde Kan Kartalı İşkencesi

14 Haziran 2021

14 Haziran 2021

Vikingler hakkında anlatılan bir çok hikaye var ve bu hikayeleri gerçekte olanlarla aslında hiç olmamış olanları birbirinden ayırt etmek bazen...

Anadolu kökenli 41 eser Türkiye’ye iade ediliyor

5 Aralık 2023

5 Aralık 2023

Yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılan Anadolu kökenli 41 eser Türkiye’ye iade ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yoğun uğraşları sonucunda Anadolu’ya...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]