9 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Göbeklitepe Gücün Sembolü müydü? Yeni Araştırma Taş Tepeler’de “Ekstaz” Olasılığını Gündeme Taşıdı

On yıllardır Güneydoğu Anadolu’daki anıtsal Neolitik merkezler benzer bir çerçevede yorumlandı: devasa T biçimli dikilitaşlar, dramatik hayvan kabartmaları ve sık tekrarlanan fallik imgeler… Özellikle Göbeklitepe, çoğu zaman erken erkek egemenliğinin, doğurganlık kültlerinin ya da hiyerarşik dinsel otoritenin işareti olarak okundu.

Fallus = güç.
Bu eşitlik neredeyse tartışmasız kabul gördü.

Ancak yeni bir akademik çalışma bu yerleşik yorumu ciddi biçimde sorguluyor.

Arkeolog Emre Deniz Yurttaş’ın kaleme aldığı A Queer Feminist Perspective on the Early Neolithic Urfa Region, başlıklı araştırma, Taş Tepeler bölgesindeki fallik imgelerin erkek kimliğini ya da tahakkümü temsil etmekten çok, ritüel bir “eylem aracı” olarak işlev görmüş olabileceğini öne sürüyor.

Çalışma da incelenen alanlar. (Harita: Emre Deniz Yurttaş.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Çalışma; Sayburç, Karahantepe, Nevalı Çori ve Göbeklitepe’yi kapsıyor.

Buradaki “queer” kavramı modern kimliklere gönderme yapmıyor. Analitik bir araç olarak kullanılıyor. Amaç, bedeni ve cinselliği yalnızca üreme ya da toplumsal rol üzerinden okumaya alışmış modern bakışı kırmak.

Sayburç Neden Bu Tartışmanın Merkezinde?

Tartışmanın en net örneği Sayburç’taki kabartma.

Oturan bir insan figürü. Yanlarda hayvanlar. Figür, ereksiyon hâlindeki bir fallusu tutuyor. Sahne soyut değil, örtük değil. Açık ve eylem içeriyor.

Önceki yorumlarda bu tür imgeler çoğu zaman “gücün sembolü” olarak yumuşatıldı. Doğaya hükmetme, erkek otoritesi, soyut hâkimiyet anlatıları öne çıkarıldı.

Taş Tepeler – Sayburç

Fakat Sayburç kabartması bu yorumu zorlaştırıyor.

Burada soru değişiyor:
Bu beden kime ait? yerine
Bu beden ne yapıyor?

Taş Tepeler genelinde fallik imgeler çoğunlukla uyarılmış durumda betimlenmiş. Ancak üreme sahnesi yok. Penetrasyon yok. Çiftleşme anlatısı yok. Hâkimiyet sahnesi yok.

Bu boşluk tesadüf olmayabilir.


Ekstaz Bir Ritüel Tekniği Olabilir mi?

Antropolojik çalışmalar, birçok geleneksel toplumda trans hâline geçiş için bedensel tekniklerin kullanıldığını gösterir. Dans, ritim, sarhoşluk, tekrar… Ve bazen cinsel uyarım.

Bu çerçevede uyarılma bir “tabu” değil; bir araçtır. Algıyı dönüştürmenin yolu.

Yurttaş’a göre Taş Tepeler, insan–hayvan–nesne ayrımının katı olmadığı animistik bir dünya görüşü içinde değerlendirilmelidir. Bölgedeki dinamik, hibrit ve abartılı hayvan kabartmaları da bu yorumu destekler nitelikte.

Eğer amaç güç gösterisi değilse, belki de amaç sınır aşımıydı.
Bedensel yoğunluk aracılığıyla algı eşiğini geçmek.


Taş Sadece Taş mıydı?

Göbeklitepe’den totem direği. (Fotoğraf: © Alman Arkeoloji Enstitüsü/Nico Becker.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Araştırmanın dikkat çekici bir başka boyutu taşın rolü.

Anıtsal dikilitaşlar yalnızca temsil aracı mıydı? Yoksa ritüelin aktif katılımcıları mı?

Etnografik paraleller, bazı kültürlerde nesnelerin “etkin” kabul edildiğini gösteriyor. Ruhsal gücü taşıyan, depolayan ya da aktaran varlıklar olarak.

Bu perspektiften bakıldığında, fallik imgeler yalnızca bedeni değil, taşı da eyleme dahil eden bir ritüel teknolojisi olabilir.

Bu da ritüel gücünün belirli bir cinsiyet ya da sınıfa ait olmadığını düşündürüyor.


Hiyerarşi İzleri Nerede?

Taş Tepeler bölgesinde şimdiye dek belirgin bir elit mezar geleneği, servet birikimi ya da katı toplumsal sınıflaşma kanıtı ortaya çıkmış değil.

Toplulukların görece eşitlikçi bir yapıda olduğu düşünülüyor.

Bu durumda fallusu doğrudan “erkek egemenliğinin simgesi” olarak okumak zorlaşıyor. Araştırma, ritüel yaşamın merkezinde güçten çok ekstazın yer almış olabileceğini savunuyor.


Bu Yorum Neden Önemli?

Bu çalışma geçmişe modern kimlikler atfetmiyor. Aksine, modern varsayımların arkeolojik yorumu nasıl şekillendirdiğini görünür kılıyor.

Göbeklitepe genellikle “dünyanın ilk tapınağı” olarak tanımlanır. Ancak belki de burası yalnızca anıtsal mimarinin başlangıcı değil, aynı zamanda beden, algı ve ritüel deneyim üzerine radikal denemelerin mekânıydı.

Taş Tepeler, Neolitik insanın yalnızca hayatta kalma mücadelesi vermediğini; aynı zamanda sınırları zorladığını gösteriyor olabilir.

Güç mü?
Yoksa ekstaz mı?

Tartışma yeni başlıyor.

Yurttaş E. D. “A Queer Feminist Perspective on the Early Neolithic Urfa Region: The Ecstatic Agency of the Phallus.” Cambridge Archaeological Journal. 2025;35(3):489-503. doi:10.1017/S0959774325000083

Kapak fotoğrafı: Sayburç Kabartması. (Özdoğan Referans Özdoğan 2022, şekil 4; fotoğraf: Bekir Köşker.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Banner
Related Articles

Herkül ve Büyük İskender’e bağlı ikiz tapınaklar Sümer şehri Girsu’da keşfedildi

29 Ocak 2024

29 Ocak 2024

Arkeologlar, Irak’ın güneydoğusunda şu anda Tello olarak bilinen bir Sümer şehri olan Girsu’daki kazılar sırasında biri diğerinin üzerine gömülü iki...

Amerika kıtasında 23.000 yıllık fosilleşmiş insan ayak izleri bulundu

24 Eylül 2021

24 Eylül 2021

İnsan yeryüzü yolculuğuna Afrika kıtasından başlamış ve buradan Avustralya, Asya ve Avrupa kıtalarına ulaşmıştır. Amerika kıtasına ise bu yolculuğun son...

Vatikan ilk kez bir nekropolü halkın ziyaretine açıyor

17 Kasım 2023

17 Kasım 2023

Vatikan tarihinde ilk kez şehrin altında yer alan bir nekropolün halkın ziyaretine açılmasına izin veriyor. Vatikan’ın altında yer alan antik...

35.000 yıl önce ölen Afrikalı adamın yüzü yeniden canlandırıldı

4 Nisan 2023

4 Nisan 2023

Kutsal Nil kıyısında elinde baltayla ölen Afrikalı bir adamın yüzü 35.000 yıl sonra yeniden canlandırıldı. 17 ila 29 yaşları arasında...

Geçmişin Mutfak Sırları

19 Ekim 2020

19 Ekim 2020

Arkeologlar, sırsız seramik tencerelerin şimdiki ve geçmiş yemeklerin kimyasal kalıntılarını emdiğini buldular. California Üniversitesi, Berkeley liderliğindeki bir araştırma ekibi, sırsız...

Fransa’da 1700 yıllık Roma ayakkabısı ve zanaat bölgesi bulundu

3 Haziran 2023

3 Haziran 2023

Fransız Ulusal Önleyici Arkeolojik Araştırma Enstitüsü (INRAP) arkeologları tarafından Therouanne kasabasının güneybatısında bir kanalın yakınında bir Roma dönemi zanaat bölgesi...

Çin’in ilk imparatorunun mozolesinin yakınında bulunan nadir bir koyun arabası ve eski savaş arabaları

29 Ekim 2023

29 Ekim 2023

Çin’in kuzeybatısındaki Xi’an’da, Qin Hanedanlığı döneminde (MÖ 221-MÖ 206) Çin’in ilk İmparatoru olan Qinshihuang’ın türbesinin yakınında nadir bir “altı koyun”...

Malta konut projesi çalışmaları sırasında keşfedilen nadir Arapça yazıt

4 Mayıs 2023

4 Mayıs 2023

Malta’nın güneydoğu bölgesi’ndeki Fgura kasabasında bir sosyal konut projesinin bulunduğu yerde, muhtemelen Orta Çağa kadar uzanan nadir bir Arapça yazıt...

Aizanoi Antik Kenti’nde 651 Adet Roma Sikkesi Bulundu

27 Ocak 2021

27 Ocak 2021

Aizanoi Antik Kenti’nde yapılan kazılar neticesinde Roma dönemine tarihlendirilen 651 adet sikke bir testi içinde bulundu. Bilindiği üzere Aizanoi Antik...

İskoçya’da Bulunan Cursus Anıtı Neolitik Dönemin Katedrali Olarak Adlandırıldı

20 Ocak 2021

20 Ocak 2021

Arran Adası’ndaki Tormore’da bir kilometreden daha uzun olan bir Cursus anıtının keşfi, İskoçya’daki Neolitik tarihin genellikle doğu kıyısıyla ilişkilendirilen bu...

Panaztepe kazılarında Erken Tunç Çağı mimari yapılara ulaşıldı

7 Kasım 2021

7 Kasım 2021

İzmir’in Menemen ilçesinde yer alan 5000 yıllık Panaztepe yerleşiminde Erken Tunç Çağı mimari yapılarına ulaşıldı. M. Ö. 3000 yıllarına kadar...

Hindistan’ın İndus Vadisi bölgesindeki Rakhi Garhi’de 5000 yıllık Kuyumcu Atölyesi bulundu

9 Mayıs 2022

9 Mayıs 2022

Hindistan Arkeoloji Araştırmaları (ASI), İndus Vadisi’nin en eski bölgelerinden biri olan Haryana’nın Rakhigarhi köyünde 5000 yıllık bir kuyumcu atölyesinin kalıntılarını...

Polonyalı metal dedektör kullanıcısı beş Bronz Çağı baltası keşfetti

6 Aralık 2023

6 Aralık 2023

Polonyalı metal dedektör kullanıcısı, Kociewie’de bulunan Starogard Orman Bölgesi’nde araştırma yaparken beş Tunç Çağı baltası keşfetti. Denis Konkol adlı bir...

Troya ile Tavşanlı Höyük arasındaki bağı gösteren bulgulara ulaşıldı

23 Ağustos 2022

23 Ağustos 2022

Anadolu’nun iki önemli arkeolojik sit alanı Troya ve Tavşanlı Höyük arasında Tunç Çağı’nda kurdukları bağı gösteren bulgulara ulaşıldı. Kütahya’nın Tavşanlı...

Eski Çağda Kütüphane Savaşları!

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Biri dünyanın en eski ve büyük kütüphanesi diğeri 100 yıl sonra ona rakip olarak doğmuş. Bu iki eşsiz kütüphanenin ilginç...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]