6 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

İskoçya’da Bir Gölün Altında 5.000 Yıllık Ahşap Ada Platformu Keşfedildi

İskoçya’nın Outer Hebrides takımadalarında yer alan Loch Bhorgastail crannogu, taş yüzeyinin altında saklı 5.000 yıldan eski bir ahşap ada platformu ortaya çıkararak, bu gizemli yapay adaların tarihini Neolitik Çağ’a kadar geri götürdü.

Lewis Adası’ndaki bir göl içinde yükselen küçük taş ada, ilk bakışta daha geç dönemlere ait sıradan bir crannog gibi görünüyordu. Ancak Southampton Üniversitesi ve Reading Üniversitesi’nden arkeologların yürüttüğü yeni kazı ve dijital kayıt çalışmaları, görünen taş yapının altında çok daha eski bir çekirdek bulunduğunu gösterdi. Bu çekirdek; ahşap, çalı demetleri ve organik tabakalardan oluşuyordu.

Taş adanın altında Neolitik bir yapı saklıydı

Araştırmacılar, crannogun altında yaklaşık 23 metre genişliğinde düzenli bir ahşap platform belirledi. Bu yapı, sığ suya gelişigüzel atılmış malzemelerden oluşmuyordu. Aksine, planlanmış, emek isteyen ve teknik bilgi gerektiren bir inşa sürecinin ürünüydü.

Radyokarbon tarihleme sonuçları, Loch Bhorgastail’deki ilk yapı evresinin yaklaşık MÖ 3500 ile 3300 yılları arasına uzandığını gösteriyor. Bu tarih, yapıyı Stonehenge’in en ünlü taş çemberinden daha eski bir döneme yerleştiriyor.

İskoçya’da Bir Gölün Altında 5.000 Yıllık Ahşap Ada Platformu Keşfedildi
Crannogun su seviyesinin altında kalan ahşap platformu. Görsel: University of Southampton

Bu bulgu önemli. Çünkü crannoglar uzun süre daha çok Demir Çağı, Orta Çağ ve Orta Çağ sonrası dönemlerle ilişkilendirilmişti. Loch Bhorgastail ise bazı İskoç yapay adalarının çok daha erken, Neolitik topluluklar tarafından inşa edilmeye başlandığını gösteren güçlü kanıtlardan biri haline geldi.

Göl yatağındaki çanak çömlek parçaları ne anlatıyor?

Crannogu kıyıya bağlayan batık bir taş geçit de tespit edildi. Bugün suyun altında kalan bu geçit, adaya ulaşımın bilinçli biçimde düzenlendiğini düşündürüyor. Ada karadan ayrılmıştı, fakat tamamen kopuk değildi.

Loch Bhorgastail çevresindeki göl yatağında yıllar içinde yüzlerce Neolitik çanak çömlek parçası bulundu. Bunlar arasında kase ve kaplara ait parçalar da yer alıyor. Bazı örneklerin oldukça iyi korunmuş olması dikkat çekici.

Outer Hebrides’teki benzer crannoglarda bulunan kaplarda kullanım izleri, kurum ve yiyecek kalıntıları saptanmıştı. Bu durum, kapların suya kazara düşmediğini düşündürüyor. Araştırmacılara göre bazı kaplar, kullanıldıktan sonra bilinçli olarak göle bırakılmış olabilir.

Bu yorum, Loch Bhorgastail’in yalnızca pratik amaçlı bir platform olmadığını gösterir. Burası yemek hazırlama, toplu buluşmalar, törensel davranışlar ve sosyal faaliyetlerin iç içe geçtiği özel bir alan olabilir.

Crannog yakınlarında bulunan Neolitik bir kaba ait parçalar. Görsel: University of Southampton

Eski varsayımlar değişiyor

Loch Bhorgastail’deki yapı tek bir döneme ait değil. Neolitik evrenin ardından Orta Tunç Çağı’nda çalı demetleri ve taşlarla yeni bir yapı aşaması eklenmiş. Demir Çağı’nda da alanda faaliyet devam etmiş. Bu, aynı küçük adanın yüzyıllar boyunca tekrar tekrar ziyaret edildiğini ve yeniden biçimlendirildiğini gösteriyor.

Araştırmada kullanılan dijital kayıt yöntemi de dikkat çekiyor. Sığ sular arkeologlar için zor çalışma alanlarıdır. Kara ölçümleri genellikle kıyıda biter, deniz arkeolojisi ekipmanları ise daha derin sularda daha verimli çalışır. Ekip, bu sorunu aşmak için su altında çalışan taşınabilir bir stereofotogrametri sistemi kullandı.

İki su geçirmez kamera ile elde edilen görüntüler, drone kayıtları ve karasal ölçüm verileriyle birleştirildi. Böylece crannogun görünen taş bölümü, batık geçidi ve su altındaki yapısal kalıntıları tek bir bütün olarak kaydedildi.

Loch Bhorgastail, şimdi İskoçya’daki yapay adaların kökenine dair en güçlü örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Taş yüzeyin altında korunan ahşap platform, Neolitik toplulukların yalnızca evler, mezarlar ve anıtsal yapılar inşa etmediğini gösteriyor. Onlar aynı zamanda göllerin içinde adalar da yaratıyordu.

University of Southampton

Blankshein S, Pedrotti F, Sturt F, Garrow D. At the Water’s Edge: Photogrammetry in Extreme Shallow-Water Environments. Advances in Archaeological Practice. Published online 2026:1-16. doi:10.1017/aap.2025.10145

Banner
Related Articles

Dünyanın ilk mobil CT tarayıcısı ile zarflı kil tabletler açılmadan okunabilecek

28 Ocak 2024

28 Ocak 2024

Sümerliler tarafından keşfedilen yazı insanlık tarihinin en önemli mihenk noktasıdır. Günümüze kadar ulaşabilen çivi yazılı kil tabletler, Sümer, Akad, Asur...

İtalya’da 2.700 Yıllık Dokunulmamış Etrüsk Mezarı Açıldı: İçinde İki Kişi ve Zengin Mezar Hediyeleri Bulundu

15 Haziran 2026

15 Haziran 2026

İtalya’nın Lazio bölgesinde, yaklaşık 2.700 yıl önce kapatılmış ve bugüne kadar dokunulmamış bir Etrüsk mezarı açıldı. Barbarano Romano yakınlarındaki San...

Uşaklı Höyük’te ortaya çıkarılan dairesel yapı kutsal Hitit kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir

27 Aralık 2022

27 Aralık 2022

Uşaklı Höyük kazılarında ortaya çıkarılan dairesel yapı kayıp Hitit kutsal kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir. Bu savı geçtiğimiz kazı sezonlarında...

Moğol Tehdidine Karşı İnşa Edilen 12 Kapıdan Biri: Konya’da Larende Kapısı’nın Temeli Ortaya Çıktı

1 Kasım 2025

1 Kasım 2025

Konya’nın tarihi dokusunu yeniden şekillendiren arkeolojik kazılarda, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat döneminde inşa edilen kalenin 12 kapısından biri olan...

Sibirya’da Dünyanın En Eski Kaleleri Keşfedildi

9 Aralık 2023

9 Aralık 2023

Berlin Freie Üniversitesi’nden arkeologlar, uluslararası bir ekiple birlikte Sibirya’nın uzak bir bölgesinde müstahkem tarih öncesi yerleşimleri ortaya çıkardılar. Araştırmalarının sonuçları,...

Safranbolu Tarihi Mezarlığı’nda Kaçak Kazı Yapılıyor İddiası

29 Eylül 2021

29 Eylül 2021

Safranbolu Tarihi Mezarlığı’nda kaçak kazı yapıldığına dair iddialar sonrasında Kastamonu Müzesi yetkilileri alanda incelemeler yapmaya başladı. Karabük’ün Safranbolu ilçesinde defin...

Tesadüfen Bulunan Seramik Parçaları Bilecik Tarihini Değiştirdi

27 Nisan 2021

27 Nisan 2021

Bilecik’in Bahçelievler Mahallesi’nde boş arazi de bir vatandaşın tesadüf eseri bulduğu seramik parçaları Bilecik tarihini 9.000 yıl geriye götürdü. Vatandaşın...

Almanya’da bir müzede 483 Kelt altın sikkeden oluşan koleksiyon çalındı

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Almanya’nın Bavyera eyaletinde bir müzede 483 adet Kelt altın sikkeden oluşan bir koleksiyon çalındı. Bavyera polisi, 2100 yıllık Kelt altın...

İsveç’te bir Orta Çağ mezarında 4 metreden uzun kılıç bulundu

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

İsveç’in batı kıyısındaki liman kenti Halmstad’daki Lilla Torg’da yapılan arkeolojik araştırmalar sırasında alışılmadık ve heyecan verici bir keşif yapıldı. 6...

Mısırlılar köleleri damgalıyordu

29 Aralık 2022

29 Aralık 2022

Eski Mısır metinleri, oymalar ve resimlerinin incelendiği bir araştırmaya göre, Mısırlılar köleleri demirden yapılmış damga mühürler ile damgalıyorlardı. Geçmiş yıllarda...

Ani Arkeolojik Alanı mobil uygulama ile ücretsiz gezilebiliyor

20 Haziran 2023

20 Haziran 2023

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Ani Arkeolojik Alanı mobil uygulama ile gezilebiliyor. Türkiye’de bir kültürel miras alanı için hazırlanan...

Stratonikeia Antik Kentinin Mitolojik Maskeleri

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

3.000 yıllık Stratonikeia antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda, 2.200 yıl öncesine tarihlendirilen taş blokları süsleyen 10 maske daha ortaya çıktı....

Aramice yazı karakterlerinin bulunan ilk örneklerinin yer aldığı kitabeler bölgenin tarihini aydınlatması bekleniyor

17 Eylül 2022

17 Eylül 2022

Van ilinin Erçiş ilçesinde 270 hektarlık alana yayılmış antik kent kazılarında keşfedilen Aramice yazı karakterlerinin ilk örneklerini içeren dört kitabe...

Bohemya Orta Çağ Mezarlığında Afrika Kökenli Kadın Kafatası Bulundu

20 Ocak 2022

20 Ocak 2022

Bohemya bölgesinde yer alan Tetin Kalesi yakınlarında bulunan bir Orta Çağ mezarlığını kazan arkeologlar, Afrika kökenli bir kadına ait olduğunu...

Hristiyanlık Öncesi İskandinav Dinine Yeni Yorum

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

Hristiyanlıktan önceki İskandinav dini hakkında yapılan araştırmalar İskandinav dininde düşünülenden çok fazla çeşitlilik olduğunu gösterdi. Stockholm Üniversitesinin yaptığı 10 yıllık...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]