İnsanlığın en eski yerleşik topluluklarına dair hikâye, bu kez Avrupa’nın kalbinde anlatılacak. 10 Şubat’ta Berlin’de açılacak kapsamlı bir sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler bölgesini uluslararası kamuoyuyla buluşturacak.
“The Discovery of Society: Life 12,000 Years Ago at Göbeklitepe and the Taş Tepeler” başlıklı sergi, Berlin’in Müze Adası’nda yer alan James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan sergi, 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.

93 Eser, 44’ü İlk Kez
Sergide, Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen 89 özgün Neolitik eser ile 4 replikadan oluşan toplam 93 parça yer alıyor. Bunların 44’ü ilk kez sergileniyor.
Heykeller, kabartmalar, ritüel objeler ve erken mimariye ait unsurlar… Tümü 12 bin yıl öncesinin toplumsal dönüşümüne ışık tutuyor. Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik düzene geçişi; inanç sistemlerinin, mimarinin ve toplumsal örgütlenmenin ortaya çıkışını bütünlüklü bir anlatımla ele alıyor.
Bakan Ersoy: “Berlin’de İnsanlık Tarihinin Başladığı Yere Kapı Aralıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sergiyi sosyal medya hesabı X üzerinden duyurdu. 10 Şubat’ta açılacak sergiyle Şanlıurfa Müzesi’nden seçilen 89 eser ve 4 replikayı Berlin’de dünya ile buluşturacaklarını belirten Ersoy, 44 eserin ilk kez sergileneceğini vurguladı.
Ersoy, Neolitik Çağ’da insanlığın yaşadığı büyük dönüşümün Berlin’in merkezinde anlatılacağını ifade ederken, Taş Tepeler mirasının uluslararası ölçekte tanıtılmasının önemine dikkat çekti. Serginin 19 Temmuz’a kadar açık kalacağını da hatırlattı.
“Göbeklitepe Tek Başına Değil”
Taş Tepeler Araştırma Grubu Koordinatörü Necmi Karul, Berlin’deki serginin iki temel ayağa dayandığını belirtti. Bunlardan ilki, Türk ve Alman arkeologlar arasında yüz yılı aşkın süredir devam eden bilimsel iş birliği. İkincisi ise 2021’de başlatılan Taş Tepeler Projesi.

Karul’a göre proje, Göbeklitepe’nin tekil bir yapı olmadığını ortaya koydu. Şanlıurfa’da 10 ayrı noktada yürütülen kazılar, yerleşik hayatın başlangıcı ve besin üretimine dair bilgileri yeniden değerlendirme imkânı sunuyor. Çalışmalar, Çin’den Almanya’ya uzanan 36 akademik kurumun katılımıyla çok uluslu ekipler tarafından sürdürülüyor.
Berlin’de ilk kez bu ölçekte orijinal Taş Tepeler eserlerinin sergilenmesinin önemine dikkat çeken Karul, sekiz tema çerçevesinde kurgulanan anlatının erken dönem toplulukların yaşam dünyasını kamuoyuna aktarmayı amaçladığını ifade etti.
Günlük Hayata Açılan Pencere
Barbara Helwing, Berlin Devlet Müzeleri Ön Asya Müzesi Direktörü olarak serginin açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bölgede Göbeklitepe’ye benzer yaklaşık 30 alan bulunduğunu belirten Helwing, bunun Göbeklitepe’yi daha anlaşılır ve etkileyici kıldığını söyledi.

1988–1989 yıllarında Nevali Çori kazılarında öğrenci olarak görev aldığını hatırlatan Helwing, sergide yer alan buluntuların Neolitik dönemin gündelik yaşamına doğrudan ışık tuttuğunu vurguladı. Bu serginin, ziyaretçilere erken toplulukların dünyasını güçlü bir görsel ve duygusal etkiyle aktaracağını belirtti.
Isabel Muñoz’un Objektifinden Taş Tepeler

Sergide, dünyaca ünlü İspanyol fotoğraf sanatçısı Isabel Muñoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da yer alıyor. Muñoz’un çalışmaları, arkeolojik alanları ışık, doku ve insan figürü üzerinden çağdaş bir estetikle yorumluyor.
