Yarım yüzyılı aşkın süredir bilinen küçük bir gümüş kupa, bugün yeniden bilim dünyasının gündeminde. ʿAin Samiya Kupası olarak tanınan bu eser, yalnızca nadirliğiyle değil, üzerinde taşıdığı sembollerle de insanlığın evreni nasıl anlamlandırdığına dair çok erken bir döneme ışık tutuyor.
Sıradan bir mezardan çıkan sıra dışı eser
Gümüş kupa, 1970 yılında Judea Tepeleri’nde, ʿAin Samiya kaynağı yakınlarında bulunan seçkin bir mezarda ortaya çıkarıldı. Mezarın diğer buluntuları çoğunlukla günlük kullanım kapları ve silahlardan oluşuyordu.
Ancak yalnızca 8 santimetre yüksekliğindeki bu gümüş kupa, bulunduğu anda bile diğer nesnelerden ayrıldı. Bugün hâlâ, Güney Levant’ta bu döneme ait bilinen tek lüks gümüş kupa olma özelliğini koruyor.

Fotoğraf: Public Domain – Wikimedia Commons
Bilinen mitlerden daha eski bir anlatı
Yeni yayımlanan çalışmada, araştırmacılar kupanın uzun süredir düşünüldüğü gibi belirli bir mitolojik anlatıyı tasvir etmediğini savunuyor. Jeoarkeolog Eberhard Zangger ve ekibine göre, eserde anlatılan şey tek bir tanrısal savaş değil; kaostan düzene geçiş fikrinin erken bir görsel ifadesi.
Bu yorum, kupanın Mezopotamya kökenli Enuma Elish destanının yazılı hâlinden yaklaşık bin yıl daha eski olması nedeniyle özellikle dikkat çekiyor.
İki sahne, tek düşünce
Kupayı çevreleyen kabartmalarda iki sahne yan yana yer alıyor. İlk sahnede insan, hayvan ve bitkisel unsurlar iç içe geçmiş durumda. Figürler belirgin sınırlar taşımıyor; her şey kararsız ve akışkan görünüyor. Araştırmacılara göre bu, düzen öncesi bir dünyayı temsil ediyor.

Görsel: Public Domain – Wikimedia Commons
İkinci sahnede ise tablo değişiyor. İki insan figürü, içinde parlak bir güneş diski bulunan hilal biçimli bir nesneyi yukarı kaldırıyor. Alt bölümde daha önce dik ve etkin görünen yılan bu kez yatay ve bastırılmış hâlde tasvir ediliyor. Bu sahne, gök cisimlerinin belirli bir düzene kavuştuğu bir evreye işaret ediyor.
Anadolu bağlantısı dikkat çekiyor
Çalışmada, kupanın Judea Tepeleri’nde bulunmasına rağmen sembolik dünyasının çok daha geniş bir coğrafyaya uzandığı vurgulanıyor. Mezopotamya ve Mısır’la birlikte Anadolu da bu ağın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Araştırmacılar, Türkiye’deki Lidar Höyük’te bulunan ve benzer göksel motifler taşıyan bir taş prizmaya dikkat çekti. Daha kaba işçilikli olsa da bu nesne, kozmik sembollerin Anadolu’da da erken dönemlerden itibaren bilindiğini gösterdi.
Bilim dünyasında temkinli yaklaşım
Her ne kadar yorumlar ilgi çekici olsa da, bazı uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini savunuyor. Kupaya dair restorasyon süreci ve eksik bölümler, anlatının tamamını net biçimde çözmeyi zorlaştırıyor. Ayrıca tek bir nesne üzerinden kapsamlı bir kozmoloji okuması yapılmasının riskli olabileceği de dile getiriliyor.
Küçük bir kap, büyük bir fikir
Tüm tartışmalara rağmen ʿAin Samiya Kupası, insanlığın evrendeki yerini anlamaya yönelik en erken görsel denemelerden biri olarak kabul ediliyor. Evrenin doğuşu, düzenin kurulması ya da ölüm sonrası yeniden doğuş fikri… Hangi yoruma daha yakın olursa olsun, bu küçük gümüş kap Tunç Çağı insanının zihinsel dünyasına açılan nadir bir pencere sunuyor.
Zangger, E., Sarlo, D., & Haas Dantes, F. (2025). The earliest cosmological depictions: Reconsidering the imagery on the ʿAin Samiya goblet. Journal of the Ancient Near Eastern Society “Ex Oriente Lux”, 49–66.
Kapak Fotoğrafı: Public Domain – Wikipedia Commons
