23 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

4 bin yıllık gümüş kupa, insanlığın evrene bakışına dair en eski tasvirlerden birini barındırıyor olabilir

Yarım yüzyılı aşkın süredir bilinen küçük bir gümüş kupa, bugün yeniden bilim dünyasının gündeminde. ʿAin Samiya Kupası olarak tanınan bu eser, yalnızca nadirliğiyle değil, üzerinde taşıdığı sembollerle de insanlığın evreni nasıl anlamlandırdığına dair çok erken bir döneme ışık tutuyor.

Sıradan bir mezardan çıkan sıra dışı eser

Gümüş kupa, 1970 yılında Judea Tepeleri’nde, ʿAin Samiya kaynağı yakınlarında bulunan seçkin bir mezarda ortaya çıkarıldı. Mezarın diğer buluntuları çoğunlukla günlük kullanım kapları ve silahlardan oluşuyordu.

Ancak yalnızca 8 santimetre yüksekliğindeki bu gümüş kupa, bulunduğu anda bile diğer nesnelerden ayrıldı. Bugün hâlâ, Güney Levant’ta bu döneme ait bilinen tek lüks gümüş kupa olma özelliğini koruyor.

4 bin yıllık gümüş kupa, insanlığın evrene bakışına dair en eski tasvirlerden birini barındırıyor olabilir
Ain Samiya Kupası, 8 santimetre yüksekliğindeki bu kap Orta Tunç Çağı (yaklaşık MÖ 2650–1950) dönemine tarihlenmektedir.
Fotoğraf: Public Domain – Wikimedia Commons

Bilinen mitlerden daha eski bir anlatı

Yeni yayımlanan çalışmada, araştırmacılar kupanın uzun süredir düşünüldüğü gibi belirli bir mitolojik anlatıyı tasvir etmediğini savunuyor. Jeoarkeolog Eberhard Zangger ve ekibine göre, eserde anlatılan şey tek bir tanrısal savaş değil; kaostan düzene geçiş fikrinin erken bir görsel ifadesi.

Bu yorum, kupanın Mezopotamya kökenli Enuma Elish destanının yazılı hâlinden yaklaşık bin yıl daha eski olması nedeniyle özellikle dikkat çekiyor.

İki sahne, tek düşünce

Kupayı çevreleyen kabartmalarda iki sahne yan yana yer alıyor. İlk sahnede insan, hayvan ve bitkisel unsurlar iç içe geçmiş durumda. Figürler belirgin sınırlar taşımıyor; her şey kararsız ve akışkan görünüyor. Araştırmacılara göre bu, düzen öncesi bir dünyayı temsil ediyor.

Ain Samiya Kupası üzerinde betimlenen sahnelerin düzleştirilmiş çizimsel gösterimi.
Görsel: Public Domain – Wikimedia Commons

İkinci sahnede ise tablo değişiyor. İki insan figürü, içinde parlak bir güneş diski bulunan hilal biçimli bir nesneyi yukarı kaldırıyor. Alt bölümde daha önce dik ve etkin görünen yılan bu kez yatay ve bastırılmış hâlde tasvir ediliyor. Bu sahne, gök cisimlerinin belirli bir düzene kavuştuğu bir evreye işaret ediyor.

Anadolu bağlantısı dikkat çekiyor

Çalışmada, kupanın Judea Tepeleri’nde bulunmasına rağmen sembolik dünyasının çok daha geniş bir coğrafyaya uzandığı vurgulanıyor. Mezopotamya ve Mısır’la birlikte Anadolu da bu ağın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Araştırmacılar, Türkiye’deki Lidar Höyük’te bulunan ve benzer göksel motifler taşıyan bir taş prizmaya dikkat çekti. Daha kaba işçilikli olsa da bu nesne, kozmik sembollerin Anadolu’da da erken dönemlerden itibaren bilindiğini gösterdi.

Bilim dünyasında temkinli yaklaşım

Her ne kadar yorumlar ilgi çekici olsa da, bazı uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini savunuyor. Kupaya dair restorasyon süreci ve eksik bölümler, anlatının tamamını net biçimde çözmeyi zorlaştırıyor. Ayrıca tek bir nesne üzerinden kapsamlı bir kozmoloji okuması yapılmasının riskli olabileceği de dile getiriliyor.

Küçük bir kap, büyük bir fikir

Tüm tartışmalara rağmen ʿAin Samiya Kupası, insanlığın evrendeki yerini anlamaya yönelik en erken görsel denemelerden biri olarak kabul ediliyor. Evrenin doğuşu, düzenin kurulması ya da ölüm sonrası yeniden doğuş fikri… Hangi yoruma daha yakın olursa olsun, bu küçük gümüş kap Tunç Çağı insanının zihinsel dünyasına açılan nadir bir pencere sunuyor.

Zangger, E., Sarlo, D., & Haas Dantes, F. (2025). The earliest cosmological depictions: Reconsidering the imagery on the ʿAin Samiya goblet. Journal of the Ancient Near Eastern Society “Ex Oriente Lux”, 49–66.

Kapak Fotoğrafı: Public Domain – Wikipedia Commons

Banner
Benzer Yazılar

Persepolis Antik Mirasına Yeniden Hayat Veriliyor: Tarihi Yapılar Restore Ediliyor

8 Nisan 2025

8 Nisan 2025

İran’ın güneyindeki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Persepolis’te, Nevruz tatili sonrasında önemli restorasyon çalışmaları yeniden başladı. Pers İmparatorluğu’nun (MÖ...

Patara’da 2 bin 600 yıllık köpek balığı kemikleri bulundu

12 Ağustos 2022

12 Ağustos 2022

Patara Antik Kenti’nde 2 bin 600 yıllık köpek balığı ve vatoz omurga kemikleri bulundu. Kemikler Patara’da yaşayan halkın beslenme alışkanlıkları...

İskenderiye’de 1.305 metrelik Greko-Romen antik kaya tünelini keşfedildi

4 Kasım 2022

4 Kasım 2022

Santo Domingo Üniversitesi’nden bir Mısır-Dominik arkeolojik misyonu tarafından Eski Mısır kenti Tapuziris Magna’nın altında 1.305 metre uzunluğunda bir Greko-Romen tüneli...

Zernaki Tepe’de Altı Yeni Aramice Yazıt Bulundu: Doğu Anadolu’da Unutulmuş Part Sınırı Gün Yüzüne Çıkıyor

16 Ekim 2025

16 Ekim 2025

Doğu Anadolu’nun taşları bir kez daha konuştu. Van’ın Erciş ilçesindeki Zernaki Tepe kazılarında, altı yeni Aramice yazıt ortaya çıkarıldı. Yaklaşık...

Laodikeia Antik Kenti’nde 1.800 Yıllık Roma Dönemi Hermes Heykel Başı Ortaya Çıktı

1 Ocak 2026

1 Ocak 2026

Denizli yakınlarındaki Laodikeia Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, Roma dönemine tarihlenen yaklaşık 1.800 yıllık bir Hermes heykel başı bulundu. Eser, kentin...

Yedi Kültürün Bir Arada Olduğu Ödüllü Troya Müzesi

7 Mayıs 2021

7 Mayıs 2021

2020 yılı Avrupa yılın müzesi ödülünün sahibi olan Troya Müzesi, Troas Bölgesi Arkeolojisi, Troya’nın Tunç Çağı, İlyada Destanı ve Troya...

İzmir Kazılarında 8.500 Yıllık Küçük El Aleti Ortaya Çıkarıldı

4 Haziran 2021

4 Haziran 2021

2021 arkeoloji kazı faaliyetleri başladı. İlk buluntu haberi 8.500 yıllık küçük bir el aletinin ortaya çıkarıldığı İzmir Bornova ilçesindeki Yeşilova...

Arkeologlar, Utah Çölü’nde Buzul Çağı insan ayak izlerini keşfettiler – 12.000 yıldan daha eski olabilir.

27 Temmuz 2022

27 Temmuz 2022

Cornell Üniversitesi’nde Araştırma Bilimcisi olan Daron Duke ve Thomas Urban, Utah Çölü’nde 88 korunmuş Buzul Çağı insan ayak izi keşfetti....

Milas Euromos 2021 Kazılarında İki Arkaik Heykeli Ortaya Çıkarıldı

2 Temmuz 2021

2 Temmuz 2021

Milas Euromos 2021 arkeoloji kazı çalışmaları devam ediyor. Milas Euromos 2021 kazı çalışmalarında arkeologlar, 110 cm boyutlarında yaklaşık 2500 yıllık,...

Antik Yunan metinlerinin çözümlenmesinde yapay zeka kullanılıyor

10 Mart 2022

10 Mart 2022

Yakın zamanda dilbilimcilerin işlerini oldukça kolaylaştıracak yapay zeka teknolojisi Ithaca ile Antik Yunan metinlerinin çözümlenmesi başlıyor. Oxford Üniversitesi Klasik Bilimler...

Meksika’da keşfedilen Kukulcán kültüyle bağlantılı dairesel bir yapı

3 Kasım 2023

3 Kasım 2023

Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü’nden (INAH) bir araştırma ekibi, Aztek rüzgar tanrısı Ehécatl-Quetzalcóatl’ın Maya muadili olan Maya yılan tanrısı...

Stonehenge, Waun Mawn Anıtı’nın Parçalarından mı Yapıldı?

13 Şubat 2021

13 Şubat 2021

Stonehenge bir çok gizemi barındıran ve hala gizemini koruyan bir anıt. Şimdi birde bu gizemlere yaklaşık 280 kilometre öteden taşınmış...

Homo sapiens ve Neandertal beraber yaşadı mı?

13 Ekim 2022

13 Ekim 2022

Arkeologlar, insan evriminin son halkasını oluşturan Neandertal ile Homo sapiens tarihin herhangi bir anında beraber yaşamış olabilirler mi? Sorusuna cevap...

Arkeologlar, 1386 yıl önce aynı adı taşıyan ünlü savaşa tanık olan Jalula antik kentinin izlerini keşfetti

2 Aralık 2023

2 Aralık 2023

Irak Devlet Eski Eserler ve Miras Kurulu (SBAH), Jalula antik kentinin sınırlarının ve çeşitli yapılarının keşfedildiğini duyurdu. Irak Devlet Eski...

Romalı askerleri korkudan titreten Kelt savaş trompeti carnyx

9 Temmuz 2023

9 Temmuz 2023

Roma İmparatorluğu’nun doğusunda ve batısında yaşayan Keltler, M.Ö. 4. yüzyılda, İtalya’nın kuzeyine akınlar düzenleyerek Roma’nın güvenliğini tehdit eden kabile topluluğu...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]