26 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Suaygırları Yüzünden Çıkan Savaşta Öldürülen Mısır Firavunu

Firavun II. Seqenenre Taa savaş alanında korkunç bir ölümle karşılaştı. Live Science’de yayınlanan bir habere göre Firavun ülkesini korumak isterken öldü.

Kahire Üniversitesi’nde Radyoloji Profesörü olan Sahar Saleem araştırmaların Firevun II. Seqenenre Taa’nın Mısır’ı kurtaramak için hayatını riske attığını gösterdiğini söyledi.

Firavunun zarar görmüş mumyası yeni bir bilgisayarlı tomografi (CT) çalışması, mumyacıların gizlemeye çalıştığı yeni yüz yaralarını ortaya çıkardı. Firavunun alnında kocaman bir yarık, gözlerinin ve yanaklarının çevresinde kesikler ve kafatasının tabanında beyin sapına ulaşmış olabilecek bir bıçak yarası vardı. Görünüşe göre saldırganlar mağlup hükümdarı her yönden kuşatmıştı.

Yüz yaraları şiddetli bir savaş savaşçısı ölümüne işaret eden Seqenenre Taa II'nin kafatasının BT taraması.
Yüz yaraları şiddetli bir savaş savaşçısı ölümüne işaret eden II.Seqenenre Taa’nın kafatasının BT taraması. (Fotograf: © Sahar Saleem)

Savaşın nedeni Suaygırları

II.Seqenenre Taa (Seqenenre Tao II olarak da yazılır), Mısır’ın muhtemelen Levant’tan gelen Hiksos tarafından işgali sırasında, MÖ 1558 ile MÖ 1553 yılları arasında güney Mısır’ın hükümdarıydı. Hiksoslar kuzey Mısır’ı kontrol ediyordu ve krallığın güney kısmından haraç talep ediyorlardı. Parçalı papirüslerde yazılanlara göre II. Seqenenre Taa, Hiksos kralından Thebes’teki kutsal bir havuzdaki su aygırlarının gürültüsünün uykusunu bozduğuna dair bir şikayet aldıktan sonra işgalcilere karşı ayaklandı. Kral, 400 mil (644 kilometre) uzaktaki başkent Avaris’te yaşıyordu. Bu uydurma suçlamada Hiksos kralı kutsal havuzun yok edilmesini talep ediyordu. Bu firavun için büyük hakaret demekti.
Muhtemelen bu hakaret savaşın başlangıcı oldu. Thebes’te bulunan oyulmuş bir kaya levhası üzerindeki metin, II.Seqenenre Taa’nin oğlu ve halefi Kamose’nin Hiksos’a karşı savaşta öldüğünü anlatıyor.

1886’da mumyası bulunan firavunun başına ne geldiğini kimse bilmiyordu. Arkeologlar başındaki yaraları farkettiler ve bun yaraların bir savaş alanında olduğunu tahmin etmekte zorlanmadılar. Mumyayı bulan arkeologların mumyayı çıkardıklarında aldıkları kötü kokuyu bildirmeleri mumyalama işleminin savaş alanında aceleyle mumyalanmış olabileceğini düşündürdü.

Yeni çalışma , firavunun mumyasının 3 boyutlu bir görüntüsünü oluşturmak için farklı açılardan X ışınları kullandı. Firavunun kalıntıları kötü durumda, kemikler parçalanmış ve kafa vücudun geri kalanından ayrılmış durumda olduğu belirlendi.

Kötü bir ölüm

Kafatasındaki yaralar acımasız bir ölümün hikayesini anlatıyor. Firavun, alnına yukarıdan bir balta veya kılıç darbesiyle 2,75 inç uzunluğunda (7 santimetre) bir kesiğe sahipti. Bu yara tek başına ölümcül olabilirdi. Firavunun sağ gözünün üstündeki potansiyel olarak ölümcül bir başka dilim 3,2 cm (1,25 inç) uzunluğundaydı ve muhtemelen bir balta ile yapılmıştı. Araştırmacılar, burun, sağ göz ve sağ yanakta daha fazla kesinin sağdan ve yukarıdan geldiğini ve balta sapı veya kör bir cisim ile olabileceğini söylediler.

II.Seqenenre Taa'nın mumyası ilk olarak 1880'lerde keşfedildi. O zaman bile, arkeologlar firavunun yüzünde birkaç belirgin yara fark ettiler. (Fotografi: Sahar Saleem)
II.Seqenenre Taa’nın mumyası ilk olarak 1880’lerde keşfedildi. O zaman bile, arkeologlar firavunun yüzünde birkaç belirgin yara fark ettiler. (Fotografi: Sahar Saleem)

Bu sırada kralın önünde ki biri firavunun sol yanağına kılıç ya da bir balta savurarak derin bir yarık daha bıraktı. Soldan, bir silah – muhtemelen bir mızrak – kafatasının tabanına girdi ve 3,5 cm uzunluğunda bir yaraya sebep oldu.

İlk arkeologlar daha önce bu yaraların çoğunu zaten rapor etmişlerdi, ancak Saleem ve meslektaşı Mısırbilimci Zahi Hawass, mumyalama materyaliyle kaplı yeni bir dizi kafatası kırığı keşfetti. Kafatasının sağ tarafında yoğunlaşan hasara bir hançer ve ağır, keskin olmayan bir cisim, belki de bir balta sapı neden olmuş gibi görünüyor.

Mumyanın elleri bükülmüş ve sıkılmıştı, ancak ön kollarında herhangi bir savunma yaralanması yoktu, bu da araştırmacıların, Seqenenre Taa II’nin öldüğünde ellerinin bağlı olduğunu öne sürmelerine neden oldu. Saleem yaptığı açıklamada, savaş alanında yakalanıp birden fazla saldırgan tarafından idam edilmiş olabileceğini söyledi.

Saleem, WordsSideKick.com’a verdiği demeçte, araştırmacıların daha önce şiddetli yaraları olan firavun mumyalarını keşfetmelerine rağmen, şimdiye kadar savaş alanında firavun ölümlere dair hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi. Örneğin, Ramesses III’ün boğazını bir saray darbesinde kesildiğini söyledi. Tarihsel kayıtlar, Ramesses II ve Thutmose III’ün savaşa katıldığını anlatıyor, ancak mumyalarında yaralanma olduğuna dair bir kanıt yok. Saleem, kimliği belirsiz bir asilzadenin mumyasının göğsüne gömülü bir ok olduğunu söyledi, bu savaşta meydana gelmiş olabilir.

Araştırmacılar, bugün (17 Şubat) Frontiers in Medicine dergisinde yayınlanan yeni çalışmalarında, mumyacıların Seqenenre Taa II’nin kafatası yaralarını düzeltmeye çalışması, onun aceleyle mumyalanmadığını gösteriyor. Firavunun kurumuş beyni de kafatasının sol tarafına yapışmıştı, bu da birinin ölümünden sonra ya düştüğü yere ya da bedeni mumyalama için nakledilirken başını yana yatırdığını gösteriyor.

II.Seqenenre Taa savaşta hayatını kaybetmiş olabilir, ancak halefleri sonunda savaşı kazandı. Kamose öldükten sonra, II. Seqenenre Taa’nin eşi I.Ahhotep, muhtemelen naip olarak hareket ederek Hiksos’a karşı isyanı sürdürdü.II. Seqenenre Taa ve I. Ahhotep’in oğlu I. Ahmose reşit olduklarında tahtı miras aldı ve sonunda yabancı işgalcileri kovdu. Ahmose, Mısır’ı birleştirip, eski Mısır’ın MÖ 16. ve 11. yüzyıllar arasındaki en yüksek güç dönemi olan Yeni Krallığı kuracaktır.

Banner
Related Articles

Talas Dağları’nda 600’e Yakın Petroglif ve İki Yeni Soğdca Yazıt Ortaya Çıktı

2 Aralık 2025

2 Aralık 2025

Orta Asya’nın dağlık vadilerinde, Türk–Soğd kültürlerinin iç içe geçtiği karmaşık bir Orta Çağ toplumu yeniden şekilleniyor. Kırgızistan’ın batı Talas Dağları’nın...

Hırvatistan’ın Šćedro Adası’ndaki Ratina Mağarasında 7.000 Yıllık Yaşam İzleri Keşfedildi

7 Mart 2025

7 Mart 2025

Hvar’ın güneyinde bulunan Šćedro Adası’ndaki son arkeolojik kazılar, adanın tarih öncesi geçmişine dair önceki anlayışlara meydan okuyan önemli bulguları ortaya...

Hitit Çivi Yazısı Metinleri Yakında Çevrimiçi Olarak Erişilebilir Olacak

17 Ekim 2020

17 Ekim 2020

En eski Anadolu Uygarlıklarından biri olan Hititler günümüzden 3500 yıl önce yaşadılar. Kurdukları büyük İmparatorluklarıyla çevrelerindeki her yeri hatta en...

Galler’de nadir, erken bir Orta Çağ mezarlığı ortaya çıkarıldı

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

Arkeologlar, 6. veya 7. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen erken Orta Çağ mezarlığı buldular. Mezarlarda iyi korunmuş halde çıkarılan iskeletlerin...

Vampir olduğunu düşündükleri kadının tekrar dirilmemesi için orakla sabitlemişler

2 Eylül 2022

2 Eylül 2022

Korku filmi denilince akla çoğunlukla Vampir Drakula gelir. Romanya’da yaşadığı düşünülen Vampir Drakula’nın birçok sinema filmi çekilmiştir. Vampir, yaşadığı şatoda...

Orta Asya’da ilk defa bir Boğa Jeoglifi Keşfedildi

29 Eylül 2021

29 Eylül 2021

Rusya Bilimler Akademisi Maddi Kültür Tarihi Enstitüsü (IIMK RAS) ve LLC Krasnoyarsk Geoarchaeology’den arkeologlar, Rusya’nın Moğolistan sınırına yakın, Tuva Cumhuriyeti’ndeki...

Mısır’da kraliyet sfenks heykeli ortaya çıkarıldı

6 Mart 2023

6 Mart 2023

Bir Mısır arkeolojik misyonu, Mısır’ın güneyinde Roma dönemi kireçtaşı kabininin içinde bir kraliyet sfenks heykeli keşfetti. Eski Eserler Bakanlığı Pazartesi...

İzlanda’da insan yapımı Viking mağarası keşfedildi

2 Haziran 2022

2 Haziran 2022

İzlanda Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeologlar, İzlanda’nın Rangárvellir kentindeki Oddi köyü yakınlarında Viking döneminden kalma insan yapımı mağara keşfetti. Arkeologlar, insan yapımı...

Karaman’da 1.300 Yıllık Komünyon Ekmeği Bulundu: Üzerinde “Kutsanmış İsa’ya Şükranlarımızla” Yazıyor

11 Ekim 2025

11 Ekim 2025

Karaman’ın Ermenek ilçesindeki Topraktepe (Eirenepolis) Antik Kenti kazılarında, erken Hristiyanlık dönemine ait 1.300 yıllık bezemeli Komünyon ekmeği bulundu. Kültür ve...

Gökçeada, Ege Adaları Arasında Tarım ve Hayvancılığa Dayalı İlk Köy Yerleşimini Barındırıyor

26 Temmuz 2025

26 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yer alan Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü’nde 15 yıldır süren arkeolojik kazılar, Ege adaları arasında tarım ve hayvancılığa dayalı en...

İskandinav Elitlerinin Tanrılara Kurban Olarak Verdikleri 7 Altın Kolye Bulundu

13 Mayıs 2021

13 Mayıs 2021

Norveç’in Østfold County Rade belediyesi yakınlarındaki bir tarlada 7 altın kolye bulundu. Araştırmacılar, bu kolyelerin 6. yüzyılda bir kurban eyleminin...

İncil’de Anlatılan Kral Davut’un Çarpıştığı Goliath Dev Olmayabilir!

3 Aralık 2020

3 Aralık 2020

İbranice İncil’de Kral Davut, Filistin devi Goliath’ı öldürmesi ve İsrail’i Kudüs merkezli büyük bir krallığa genişletmesiyle ünlüdür. İncil’de dev Goliath’ın...

Peru’da kamış çubuklara takılmış insan omur kemikleri ortaya çıkarıldı

5 Şubat 2022

5 Şubat 2022

Arkeologlar, 500 yıl önce Peru’nun Chincha Vadisi’nde kamış çubuklara takılmış yaklaşık 192 insan omur kemiği buldular. MS 1000 ve 1400...

3 Bin 500 Yıllık Hitit Kenti Büklükale Kazılarında Yeni Binaların Çıkarılması Hedefleniyor

1 Haziran 2022

1 Haziran 2022

Büklükale, Hitit İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Her yıl Mayıs ve Haziran aylarında devam eden Büklükale...

“Anadolu” operasyonu ile tarihi eser kaçakçılarına darbe

10 Ağustos 2021

10 Ağustos 2021

Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 30 ilde uluslararası tarihi eser...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]