11 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Suaygırları Yüzünden Çıkan Savaşta Öldürülen Mısır Firavunu

Firavun II. Seqenenre Taa savaş alanında korkunç bir ölümle karşılaştı. Live Science’de yayınlanan bir habere göre Firavun ülkesini korumak isterken öldü.

Kahire Üniversitesi’nde Radyoloji Profesörü olan Sahar Saleem araştırmaların Firevun II. Seqenenre Taa’nın Mısır’ı kurtaramak için hayatını riske attığını gösterdiğini söyledi.

Firavunun zarar görmüş mumyası yeni bir bilgisayarlı tomografi (CT) çalışması, mumyacıların gizlemeye çalıştığı yeni yüz yaralarını ortaya çıkardı. Firavunun alnında kocaman bir yarık, gözlerinin ve yanaklarının çevresinde kesikler ve kafatasının tabanında beyin sapına ulaşmış olabilecek bir bıçak yarası vardı. Görünüşe göre saldırganlar mağlup hükümdarı her yönden kuşatmıştı.

Yüz yaraları şiddetli bir savaş savaşçısı ölümüne işaret eden Seqenenre Taa II'nin kafatasının BT taraması.
Yüz yaraları şiddetli bir savaş savaşçısı ölümüne işaret eden II.Seqenenre Taa’nın kafatasının BT taraması. (Fotograf: © Sahar Saleem)

Savaşın nedeni Suaygırları

II.Seqenenre Taa (Seqenenre Tao II olarak da yazılır), Mısır’ın muhtemelen Levant’tan gelen Hiksos tarafından işgali sırasında, MÖ 1558 ile MÖ 1553 yılları arasında güney Mısır’ın hükümdarıydı. Hiksoslar kuzey Mısır’ı kontrol ediyordu ve krallığın güney kısmından haraç talep ediyorlardı. Parçalı papirüslerde yazılanlara göre II. Seqenenre Taa, Hiksos kralından Thebes’teki kutsal bir havuzdaki su aygırlarının gürültüsünün uykusunu bozduğuna dair bir şikayet aldıktan sonra işgalcilere karşı ayaklandı. Kral, 400 mil (644 kilometre) uzaktaki başkent Avaris’te yaşıyordu. Bu uydurma suçlamada Hiksos kralı kutsal havuzun yok edilmesini talep ediyordu. Bu firavun için büyük hakaret demekti.
Muhtemelen bu hakaret savaşın başlangıcı oldu. Thebes’te bulunan oyulmuş bir kaya levhası üzerindeki metin, II.Seqenenre Taa’nin oğlu ve halefi Kamose’nin Hiksos’a karşı savaşta öldüğünü anlatıyor.

1886’da mumyası bulunan firavunun başına ne geldiğini kimse bilmiyordu. Arkeologlar başındaki yaraları farkettiler ve bun yaraların bir savaş alanında olduğunu tahmin etmekte zorlanmadılar. Mumyayı bulan arkeologların mumyayı çıkardıklarında aldıkları kötü kokuyu bildirmeleri mumyalama işleminin savaş alanında aceleyle mumyalanmış olabileceğini düşündürdü.

Yeni çalışma , firavunun mumyasının 3 boyutlu bir görüntüsünü oluşturmak için farklı açılardan X ışınları kullandı. Firavunun kalıntıları kötü durumda, kemikler parçalanmış ve kafa vücudun geri kalanından ayrılmış durumda olduğu belirlendi.

Kötü bir ölüm

Kafatasındaki yaralar acımasız bir ölümün hikayesini anlatıyor. Firavun, alnına yukarıdan bir balta veya kılıç darbesiyle 2,75 inç uzunluğunda (7 santimetre) bir kesiğe sahipti. Bu yara tek başına ölümcül olabilirdi. Firavunun sağ gözünün üstündeki potansiyel olarak ölümcül bir başka dilim 3,2 cm (1,25 inç) uzunluğundaydı ve muhtemelen bir balta ile yapılmıştı. Araştırmacılar, burun, sağ göz ve sağ yanakta daha fazla kesinin sağdan ve yukarıdan geldiğini ve balta sapı veya kör bir cisim ile olabileceğini söylediler.

II.Seqenenre Taa'nın mumyası ilk olarak 1880'lerde keşfedildi. O zaman bile, arkeologlar firavunun yüzünde birkaç belirgin yara fark ettiler. (Fotografi: Sahar Saleem)
II.Seqenenre Taa’nın mumyası ilk olarak 1880’lerde keşfedildi. O zaman bile, arkeologlar firavunun yüzünde birkaç belirgin yara fark ettiler. (Fotografi: Sahar Saleem)

Bu sırada kralın önünde ki biri firavunun sol yanağına kılıç ya da bir balta savurarak derin bir yarık daha bıraktı. Soldan, bir silah – muhtemelen bir mızrak – kafatasının tabanına girdi ve 3,5 cm uzunluğunda bir yaraya sebep oldu.

İlk arkeologlar daha önce bu yaraların çoğunu zaten rapor etmişlerdi, ancak Saleem ve meslektaşı Mısırbilimci Zahi Hawass, mumyalama materyaliyle kaplı yeni bir dizi kafatası kırığı keşfetti. Kafatasının sağ tarafında yoğunlaşan hasara bir hançer ve ağır, keskin olmayan bir cisim, belki de bir balta sapı neden olmuş gibi görünüyor.

Mumyanın elleri bükülmüş ve sıkılmıştı, ancak ön kollarında herhangi bir savunma yaralanması yoktu, bu da araştırmacıların, Seqenenre Taa II’nin öldüğünde ellerinin bağlı olduğunu öne sürmelerine neden oldu. Saleem yaptığı açıklamada, savaş alanında yakalanıp birden fazla saldırgan tarafından idam edilmiş olabileceğini söyledi.

Saleem, WordsSideKick.com’a verdiği demeçte, araştırmacıların daha önce şiddetli yaraları olan firavun mumyalarını keşfetmelerine rağmen, şimdiye kadar savaş alanında firavun ölümlere dair hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi. Örneğin, Ramesses III’ün boğazını bir saray darbesinde kesildiğini söyledi. Tarihsel kayıtlar, Ramesses II ve Thutmose III’ün savaşa katıldığını anlatıyor, ancak mumyalarında yaralanma olduğuna dair bir kanıt yok. Saleem, kimliği belirsiz bir asilzadenin mumyasının göğsüne gömülü bir ok olduğunu söyledi, bu savaşta meydana gelmiş olabilir.

Araştırmacılar, bugün (17 Şubat) Frontiers in Medicine dergisinde yayınlanan yeni çalışmalarında, mumyacıların Seqenenre Taa II’nin kafatası yaralarını düzeltmeye çalışması, onun aceleyle mumyalanmadığını gösteriyor. Firavunun kurumuş beyni de kafatasının sol tarafına yapışmıştı, bu da birinin ölümünden sonra ya düştüğü yere ya da bedeni mumyalama için nakledilirken başını yana yatırdığını gösteriyor.

II.Seqenenre Taa savaşta hayatını kaybetmiş olabilir, ancak halefleri sonunda savaşı kazandı. Kamose öldükten sonra, II. Seqenenre Taa’nin eşi I.Ahhotep, muhtemelen naip olarak hareket ederek Hiksos’a karşı isyanı sürdürdü.II. Seqenenre Taa ve I. Ahhotep’in oğlu I. Ahmose reşit olduklarında tahtı miras aldı ve sonunda yabancı işgalcileri kovdu. Ahmose, Mısır’ı birleştirip, eski Mısır’ın MÖ 16. ve 11. yüzyıllar arasındaki en yüksek güç dönemi olan Yeni Krallığı kuracaktır.

Banner
Benzer Yazılar

Stratonikeia Antik Kentinin Mitolojik Maskeleri

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

3.000 yıllık Stratonikeia antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda, 2.200 yıl öncesine tarihlendirilen taş blokları süsleyen 10 maske daha ortaya çıktı....

Pompeii’de arkeologlar, Yunan mitolojik kardeşler Phrixus ve Helle’yi tasvir eden bir fresk ortaya çıkardılar

2 Mart 2024

2 Mart 2024

Antik Roma kenti Pompeii’deki Insula 6, Regio V’deki Leda Evi’nin bitişiğindeki bir evi kazan arkeologlar, Yunan mitolojik kardeşler Phrixus ve...

Napoli’de Augustus dönemi su kemerinin daha önce bilinmeyen bir yeraltı yolu keşfedildi

4 Şubat 2023

4 Şubat 2023

Augustus dönemi su kemerinin yaklaşık yarım mil uzunluğundaki daha önce bilinmeyen bir yeraltı yolu, güney İtalya’nın Napoli kentinde keşfedildi. Cocceivs...

Akdeniz Sularında Batan Gazze Batığında 1100 Yıllık Zeytin Çekirdekleri Keşfedildi

13 Mart 2025

13 Mart 2025

1100 yıl önce Gazze’den yola çıkan ve Antalya kıyılarında yakalandığı fırtınada sulara gömülen Gazze batığında 1100 yıllık zeytin çekirdeklerini ortaya...

Fas’ta ilk kez bir Roma askeri gözetleme kulesi bulundu

7 Kasım 2022

7 Kasım 2022

Türünün ilk örneği olan bir Roma askeri gözetleme kulesi, Fas’ın kuzeyindeki Volubilis antik kentinde Polonyalı ve Faslı arkeologlardan oluşan bir...

Antalya’da Roma dönemi taşları yurtdışına çıkarmak isteyen turiste istenilen ceza belli oldu

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

Geçtiğimiz günlerde Antalya Havalimanı’nda yapılan kontrollerde çantasında Roma Dönemine ait taşlar bulunan Belçikalı turist Kim Mergits için istenilen ceza belli...

Kral Arthur’un efsanevi kılıcına benzeyen eşsiz ‘Excalibur’ kılıcının İslami kökenlere sahip olduğu ortaya çıktı

29 Nisan 2024

29 Nisan 2024

Araştırmacıların konumu nedeniyle ‘Excalibur’ adını taktığı ve Kral Arthur’un efsanevi kılıcıyla benzerlikler taşıyan tarihi kılıcın gizemi nihayet çözüldü. Demir kılıç,...

Ani Arkeolojik Alanı mobil uygulama ile ücretsiz gezilebiliyor

20 Haziran 2023

20 Haziran 2023

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Ani Arkeolojik Alanı mobil uygulama ile gezilebiliyor. Türkiye’de bir kültürel miras alanı için hazırlanan...

Amida Höyük’te Halaf Dönemi Ev Planı Görüldü

24 Ekim 2021

24 Ekim 2021

Diyarbakır merkez Sur ilçesinde bulunan Amida Höyük’te Halaf dönemi ev planı görüldü. Höyük’te ayrıca, 3 tabakada yanık izleri ile karşılaşıldı....

Anadolu’nun Ticari Sırları: Nadir Bir Neolitik Obsidiyen Ayna Üretim Merkezi’nin Açığa Çıkarılması

26 Şubat 2025

26 Şubat 2025

Son zamanlarda yapılan bir çalışma, Anadolu’daki önemli bir arkeolojik alan olan Tepecik Çiftlik’te bulunan obsidyen aynaların üretim ve kullanımını araştırmak...

Myrleia Antik Kenti Açık Hava Müzesi Olacak

29 Ocak 2021

29 Ocak 2021

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bulunan Myrleia Antik Kenti‘nin, açık hava müzesi olması için beklenen kamulaştırma Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onay...

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

Peru’da 1200 yıllık Wari tapınak alanı keşfedildi

24 Şubat 2023

24 Şubat 2023

llinois Chicago Üniversitesi’nden arkeologlar, 1.200 yıl önce Wari İmparatorluğu tarafından güney Peru’daki Pakaytambo bölgesinde (MS 600-1000) inşa edilen bir tapınak...

Kültür Bakanlığı’ndan Müze Severlere İyi Haber…

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Teknolojinin gelişmesi her alanda olduğu gibi kültür alanında da değişimin itici gücü oldu. Bu değişimlerin birisi olan Kültür ve Turizm...

Endonezya’da keşfedilen 7200 yıllık iskelette, bilinmeyen bir insan grubu ortaya çıktı

28 Ağustos 2021

28 Ağustos 2021

Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre, arkeologlar Endonezya’da dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan “farklı bir insan soyuna” sahip bir kadın...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]