13 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü olarak bilinmektedir. Göl ismine yakışır biçimde yüzlerce iskelet barındırmaktadır.

Gölün etrafındaki karlar eridiğinde gölün içinde bu iskeletler görünmektedir. Günümüzde trekking yapan sporcuların favori yerlerinden biridir. Bu kadar insan iskeletine sahip olması bir çok efsaneyi de beraberinde getirmektedir.

İlk kez 1942 yılında bir bekçi tarafından bildirilen iskeletler araştırma sonuçları geldikçe daha gizemli bir hal aldı. 2019’da, Nature Communications dergisinde ayrıntılı olarak incelenen kemiklerdeki eski DNA’nın yeni bir genetik analizi , gölde ölenlerin en az 14’ünün muhtemelen Güney Asya’lı olmadığını buldu. Genleri Doğu Akdeniz’in günümüz insanlarının genleriyle eşleşiyordu.

Üstelik bu insanların kemik analizleri diğer kemiklere göre oldukça yeniydi. Görünüşe göre Akdeniz genlerine sahip bu insanlar 1800’lerde öldüler. Peki, Akdeniz’den bir grup Himalayaların uzak bir köşesinde 16.500 fit (5.029 metre) üzerinde nasıl ve neden öldüler?

Bu sorular, Douglas Preston tarafından yazılan The New Yorker’daki makalesinin yanı sıra, Preston ve Princeton Üniversitesi antropolog Agustín Fuentes’in önderlik ettiği ve New Mexico’daki İleri Araştırma Okulu’nun ev sahipliğini yaptığı bir Web seminerinin de tartışma konusu oldu.

Roopkund gölü
Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğinde, nispeten küçük bir su kütlesidir.

Kemikler tek başına oldukça şaşırtıcıdır. Ve hiçbiri ortak noktalara sahip gibi görünmemektedirler. Hem erkeklere hem de kadınlara, çoğu genç erişkinlere aittir ve farklı zamanlarda ölmüş gibi görünüyorlar. Görünen o ki Roopkund’un hikayesi, geçmişi araştırırken çok sayıda kanıta ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Roopkund yakınlarındaki köylülerin aktardığı sözlü tarihler daha fazla aydınlanma sunuyor. Göl, Hindu tanrıçası Parvati’nin bir tezahürü olan Nanda Devi’nin hac yolu üzerindedir. Yerel efsaneye göre, uzaktaki bir kral bir zamanlar Nanda Devi’yi kızdırarak krallığına kuraklık yaymasına neden oldu. Kral, tanrıçayı yatıştırmak için onu ve çevresini Roopkund’dan geçiren bir hac yolculuğuna çıktı. Ancak aptal kral, yürüyüşe dansçıları ve diğer lükslerinide getirerek Nanda Devi’nin öfkesini arttırdı. Efsaneye göre tanrıça korkunç bir kar fırtınası yarattı ve tüm gelenleri öldürdü.

Bu hikaye gerçeklerden uzak olmayabilir. Roopkund de bazı kurbanlarda künt travma sonucu oluşan kafatası kırıkları var. Ölülerin çoğuna ne olduğuna dair şu anki en iyi tahmin bu olabilir mi? Bazıları korkunç fırtınalara gölün yukarısındaki sırtta yakalandılar. Kurbanların çoğu muhtemelen hipotermiden öldü. Vücutları ya yokuş aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarda yamaçtan aşağıya doğru indi.

Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğindedir.
Roopkund gölü, bir hac yolu üzerinde bulunduğu için nispeten işlek bir güzergahtadır ve buda araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır.

Bununla birlikte, 1800’lerde Himalayaların bu ücra köşesinde Akdeniz genine sahip bir grup insanın ne yaptığı konusunda bir fikir birliği yok!

Araştırmacı Preston, “o zaman bölgeye uzun menzilli bir keşif gezisinin tarihi kaydı olmadığını” söylüyor.

Fuentes, 3 Şubat web seminerinde, bulgunun antik DNA analizinin sınırlarına işaret ettiğini söyledi. Analiz, göldeki iskeletlerin DNA’sını günümüz popülasyonlarının DNA’sıyla karşılaştırdı. Ancak aradan geçen 200 yıldan fazla yıl içinde insanlar oldukça fazla hareket ettiler, bu da göldeki ölülerin tam olarak nereden geldiğini söylemeyi biraz daha zorlaştırdı.

Fuentes, “doğrudan Doğu Akdeniz’den gelmemiş olabilirler, Roopkund’a daha yakın olabilirlerdi, ancak Doğu Akdeniz’i dolduran insanlarla ortak ataları paylaşıyorlardı” dedi.

Yine de bu gizemli insanların göllerde ölen diğerleri gibi olmadığına dair DNA dışı kanıtlar var. 2019 analizi ayrıca, bu grubun genetiği Güney Asya kökenli olduğunu öne süren insanlardan daha az darı içeren farklı bir diyete sahip olduğunu buldu.

Roopkund gölü, 5030 m. yüksekliktedir.

Bir teori, Roopkund’daki gizemli ölülerin Büyük İskender ve ordularından gelen izole bir Orta Asyalı nüfustan olabileceğidir. Harvard Üniversitesi genetikçisi David Reich ve meslektaşları 2019 tarihli makalelerinde Pakistan’daki etnik bir grup olan Kalash’ın soylarının bir kısmını, bu fatihlere borçlu olduklarını yazdı. Ancak gizemli ölüler, Doğu Akdeniz genetik belirteçlerini Güney Asya belirteçleri ile karıştıran Kalash gibi genetiklere sahip değiller ve daha geniş Güney ile karışmazlarsa aşikar olacak akraba çiftleşme belirtilerinin hiçbirini göstermiyorlar.

Araştırmacılar, “Farklı kanıt çizgilerini birleştiren veriler, örneklediğimiz şeyin, Osmanlı siyasi kontrolü döneminde Doğu Akdeniz’de doğan bir grup akraba olmayan kadın ve erkek olduğunu gösteriyor. Deniz temelli diyetten ziyade ağırlıklı olarak karasal beslenmeyi tüketmelerinin önerdiği gibi, iç kesimlerde yaşamış, sonunda Himalayalara seyahat etmiş ve orada ölmüş olabilirler. Bir hac yolculuğuna katılıyor ya da Roopkund’a çekiliyor mu? Göl birçok muammaya sahip” olabileceklerini yazılarında belirttiler.

Preston, bu gizemin devam etmesinin nedenlerinden bir kısmının, Roopkund’un aslında iyi çalışılmamış olması olduğunu söyledi. Göl nispeten popüler bir trekking rotası üzerinde ve yıllardır yürüyüşçüler kemikleri hareket ettirdi, istifledi ve hatta çaldı. Fırtınalı hava ve yüksek rakım nedeniyle, kalıntılar ve konumları hakkında sistematik bir çalışma yapılmamıştır.

Yine de bir gün bu değişebilir. Gölde rahatsız edilmemiş cesetler olması muhtemeldir.Yumuşak doku ve artefaktlar soğuk suda bile korunabilir. Araştırmacılar böyle bir keşif gezisi başlatabilirlerse, gölde ölenlerin bazılarının hayatlarını aydınlatabilirler.

Kalash kökeni nedir?

Kalaşlar, mitoloji ve folklar yapıları itibariyle Yunan kökenli olarak kabul edilirler. Hint-aryan ırkına mensup yerli bir halktır.Pakistan’ın Hayber- Pahtunhva bölgesinde yaşamaktadırlar. Büyük İskender’in askerlerinin soyundan geldiklerine inanılmaktadırlar. sarı saçlı ve mavi gözlü olan bu ırk Asya’daki insanlardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedirler.

https://www.youtube.com/watch?t=3&v=2aDKgMbTzC4&feature=youtu.be tartışmanın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

Banner
Related Articles

İznik Gölü sahilinde dolaşan bir aile 2 bin yıllık sikke buldu

2 Mayıs 2023

2 Mayıs 2023

İznik Gölü tarihin en büyük su çekilmesini yaşıyor. Göl sularının çekilmesi sonucu gölün dibinde yer alan tarihi bazilikanın kalıntıları ortaya...

Gürcistan’daki Roma Apsaros Kalesi’nde Lejyon X Fretensis’in kanıtları bulundu

28 Mayıs 2023

28 Mayıs 2023

Polonyalı bilim insanları, Yahudi ayaklanmalarını acımasızca bastırmasıyla bilinen Lejyon X Fretensis’in, MS 2. yüzyılın başlarında, Karadeniz kıyısındaki Colchis’teki Apsaros Roma...

Beçin Antik Kentinde Bulunan Tarihi Bey Hamamı, Restorasyonun Ardından Misafir Kabulüne Başlayacak

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Beçin kalesi Türk İslam dönemi yerleşmelerinin önemli merkezlerinden biridir. Antik şehrin tarihi M.Ö 2000’lere kadar gitmesine rağmen, burayı kendilerine başkent...

Antik dünyanın en geniş imparatorluğu “Ahameniş Pers İmparatorluğu”

17 Aralık 2023

17 Aralık 2023

Ahameniş Pers İmparatorluğu’nun kökeni, İran ve Doğu Anadolu’nun (Türkiye) çoğuna hakim olan Med Kralı Astyages’in Pers kralı II. Cyrus tarafından...

Arkeologlar Kazakistan’da Altın Orda dönemine tarihlenen bir türbe keşfettiler

9 Temmuz 2023

9 Temmuz 2023

Khabar 15 haber ajansının bildirdiğine göre, 15. yüzyılda Altın Orda’ya kadar uzanan bir türbenin kalıntıları, Kazakistan’ın merkezi bir bölgesi olan Akmola Bölgesi’ndeki...

2 Bin 700 Yıllık Dikilitaş Assur Kralı Sanherip’in Zafer Anıtı mı?

10 Şubat 2021

10 Şubat 2021

Mersin’in Akdeniz ilçesinde 2 bin 700 yıllık dikilitaş hakkında belirsizlik hala sürüyor. Portakal bahçesi içerisinde kalan 9 metre yüksekliğindeki anıtın...

Frigya topraklarını rehber eşliğinde sanal turla gezebileceksiniz

18 Nisan 2023

18 Nisan 2023

UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Dağlık Frigya toprakları sanal platforma taşındı. Proje, Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Elemanı...

Tahran ovasındaki metal işlemenin en eski kanıtları M.Ö. 5. binyıla kadar uzanıyor

31 Ocak 2023

31 Ocak 2023

İranlı bilim insanlarının gerçekleştirdiği çalışma; Tahran ovasındaki metal işlemenin en eski kanıtlarının M.Ö. 5. binyıla kadar uzandığını gösterdi. İranlı araştırmacı...

Örümcek Tanrısının 3.200 Yıllık Resmi Belgelendi

25 Mart 2021

25 Mart 2021

Eskiçağ insanı tanrıları hayvan biçimli olarak tasvir ediyordu. Hayvan biçimi verilerek tasvir edilen tanrılara literatürde zoomorfik tanrı tanımlaması yapılmaktadır. Bu...

Bilim insanları Truva’da şarabın seçkin insanlara ait bir içecek olduğu düşüncesini yıktılar

28 Mart 2025

28 Mart 2025

Binlerce yıllık tarihiyle efsaneler ve gerçeklerin iç içe geçtiği Truva Antik Kenti’nde, şarabın sadece seçkin zümreye ait lüks bir içecek...

Bilim insanları, tarih öncesi ve tarihi bireylerin akrabalarını altıncı dereceye kadar tanımlamalarını sağlayan yeni bir araç geliştirdiler

24 Aralık 2023

24 Aralık 2023

Yeni bir genetik analiz yöntemi, tarih öncesi ve tarihi bireylerin aile ilişkilerini altıncı dereceye kadar belirlemeyi mümkün kılmaktadır. Şimdiye kadar...

Hadrianopolis’te 1750 Yıllık Nadir Pitos Mezar Bulundu

22 Haziran 2026

22 Haziran 2026

Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’nde, yaklaşık 1750 yıllık pitos mezar gün yüzüne çıkarıldı. Büyük bir seramik küp içine yapılan...

Klazomenai Antik Kenti’ne iş makinesi girdi kazı başkanı suskun

8 Haziran 2022

8 Haziran 2022

İzmir Urla ilçesinde bulunan Klazomenai Antik Kenti’nde İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan izinle, İzmir Arkeoloji Müzesi...

Avrupa’nın En Eski Savaşı Olduğu Düşünülüyordu, Pusuya Düşürülmüş Tüccarlar Oldukları Anlaşıldı!

26 Ekim 2020

26 Ekim 2020

Avrupa’nın bilinen en eski savaşının yeni analizi, Almanya’nın Tollense Vadisi’ndeki sahada ölen yaklaşık 1.400 kişinin acımasız bir yakın dövüşe katılan...

Neandertallerin Ölümünden Homo Sapiensler mi Suçlu?

2 Mart 2021

2 Mart 2021

Neandertallerin ölümünden Homo sapiensler suçlu gösterilmemelidir. Bu yargı son Leiden araştırması ile ortaya atıldı. Araştırma, neandertallerin ölümünden Homo sapiensler suçlu...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]