12 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü olarak bilinmektedir. Göl ismine yakışır biçimde yüzlerce iskelet barındırmaktadır.

Gölün etrafındaki karlar eridiğinde gölün içinde bu iskeletler görünmektedir. Günümüzde trekking yapan sporcuların favori yerlerinden biridir. Bu kadar insan iskeletine sahip olması bir çok efsaneyi de beraberinde getirmektedir.

İlk kez 1942 yılında bir bekçi tarafından bildirilen iskeletler araştırma sonuçları geldikçe daha gizemli bir hal aldı. 2019’da, Nature Communications dergisinde ayrıntılı olarak incelenen kemiklerdeki eski DNA’nın yeni bir genetik analizi , gölde ölenlerin en az 14’ünün muhtemelen Güney Asya’lı olmadığını buldu. Genleri Doğu Akdeniz’in günümüz insanlarının genleriyle eşleşiyordu.

Üstelik bu insanların kemik analizleri diğer kemiklere göre oldukça yeniydi. Görünüşe göre Akdeniz genlerine sahip bu insanlar 1800’lerde öldüler. Peki, Akdeniz’den bir grup Himalayaların uzak bir köşesinde 16.500 fit (5.029 metre) üzerinde nasıl ve neden öldüler?

Bu sorular, Douglas Preston tarafından yazılan The New Yorker’daki makalesinin yanı sıra, Preston ve Princeton Üniversitesi antropolog Agustín Fuentes’in önderlik ettiği ve New Mexico’daki İleri Araştırma Okulu’nun ev sahipliğini yaptığı bir Web seminerinin de tartışma konusu oldu.

Roopkund gölü
Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğinde, nispeten küçük bir su kütlesidir.

Kemikler tek başına oldukça şaşırtıcıdır. Ve hiçbiri ortak noktalara sahip gibi görünmemektedirler. Hem erkeklere hem de kadınlara, çoğu genç erişkinlere aittir ve farklı zamanlarda ölmüş gibi görünüyorlar. Görünen o ki Roopkund’un hikayesi, geçmişi araştırırken çok sayıda kanıta ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Roopkund yakınlarındaki köylülerin aktardığı sözlü tarihler daha fazla aydınlanma sunuyor. Göl, Hindu tanrıçası Parvati’nin bir tezahürü olan Nanda Devi’nin hac yolu üzerindedir. Yerel efsaneye göre, uzaktaki bir kral bir zamanlar Nanda Devi’yi kızdırarak krallığına kuraklık yaymasına neden oldu. Kral, tanrıçayı yatıştırmak için onu ve çevresini Roopkund’dan geçiren bir hac yolculuğuna çıktı. Ancak aptal kral, yürüyüşe dansçıları ve diğer lükslerinide getirerek Nanda Devi’nin öfkesini arttırdı. Efsaneye göre tanrıça korkunç bir kar fırtınası yarattı ve tüm gelenleri öldürdü.

Bu hikaye gerçeklerden uzak olmayabilir. Roopkund de bazı kurbanlarda künt travma sonucu oluşan kafatası kırıkları var. Ölülerin çoğuna ne olduğuna dair şu anki en iyi tahmin bu olabilir mi? Bazıları korkunç fırtınalara gölün yukarısındaki sırtta yakalandılar. Kurbanların çoğu muhtemelen hipotermiden öldü. Vücutları ya yokuş aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarda yamaçtan aşağıya doğru indi.

Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğindedir.
Roopkund gölü, bir hac yolu üzerinde bulunduğu için nispeten işlek bir güzergahtadır ve buda araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır.

Bununla birlikte, 1800’lerde Himalayaların bu ücra köşesinde Akdeniz genine sahip bir grup insanın ne yaptığı konusunda bir fikir birliği yok!

Araştırmacı Preston, “o zaman bölgeye uzun menzilli bir keşif gezisinin tarihi kaydı olmadığını” söylüyor.

Fuentes, 3 Şubat web seminerinde, bulgunun antik DNA analizinin sınırlarına işaret ettiğini söyledi. Analiz, göldeki iskeletlerin DNA’sını günümüz popülasyonlarının DNA’sıyla karşılaştırdı. Ancak aradan geçen 200 yıldan fazla yıl içinde insanlar oldukça fazla hareket ettiler, bu da göldeki ölülerin tam olarak nereden geldiğini söylemeyi biraz daha zorlaştırdı.

Fuentes, “doğrudan Doğu Akdeniz’den gelmemiş olabilirler, Roopkund’a daha yakın olabilirlerdi, ancak Doğu Akdeniz’i dolduran insanlarla ortak ataları paylaşıyorlardı” dedi.

Yine de bu gizemli insanların göllerde ölen diğerleri gibi olmadığına dair DNA dışı kanıtlar var. 2019 analizi ayrıca, bu grubun genetiği Güney Asya kökenli olduğunu öne süren insanlardan daha az darı içeren farklı bir diyete sahip olduğunu buldu.

Roopkund gölü, 5030 m. yüksekliktedir.

Bir teori, Roopkund’daki gizemli ölülerin Büyük İskender ve ordularından gelen izole bir Orta Asyalı nüfustan olabileceğidir. Harvard Üniversitesi genetikçisi David Reich ve meslektaşları 2019 tarihli makalelerinde Pakistan’daki etnik bir grup olan Kalash’ın soylarının bir kısmını, bu fatihlere borçlu olduklarını yazdı. Ancak gizemli ölüler, Doğu Akdeniz genetik belirteçlerini Güney Asya belirteçleri ile karıştıran Kalash gibi genetiklere sahip değiller ve daha geniş Güney ile karışmazlarsa aşikar olacak akraba çiftleşme belirtilerinin hiçbirini göstermiyorlar.

Araştırmacılar, “Farklı kanıt çizgilerini birleştiren veriler, örneklediğimiz şeyin, Osmanlı siyasi kontrolü döneminde Doğu Akdeniz’de doğan bir grup akraba olmayan kadın ve erkek olduğunu gösteriyor. Deniz temelli diyetten ziyade ağırlıklı olarak karasal beslenmeyi tüketmelerinin önerdiği gibi, iç kesimlerde yaşamış, sonunda Himalayalara seyahat etmiş ve orada ölmüş olabilirler. Bir hac yolculuğuna katılıyor ya da Roopkund’a çekiliyor mu? Göl birçok muammaya sahip” olabileceklerini yazılarında belirttiler.

Preston, bu gizemin devam etmesinin nedenlerinden bir kısmının, Roopkund’un aslında iyi çalışılmamış olması olduğunu söyledi. Göl nispeten popüler bir trekking rotası üzerinde ve yıllardır yürüyüşçüler kemikleri hareket ettirdi, istifledi ve hatta çaldı. Fırtınalı hava ve yüksek rakım nedeniyle, kalıntılar ve konumları hakkında sistematik bir çalışma yapılmamıştır.

Yine de bir gün bu değişebilir. Gölde rahatsız edilmemiş cesetler olması muhtemeldir.Yumuşak doku ve artefaktlar soğuk suda bile korunabilir. Araştırmacılar böyle bir keşif gezisi başlatabilirlerse, gölde ölenlerin bazılarının hayatlarını aydınlatabilirler.

Kalash kökeni nedir?

Kalaşlar, mitoloji ve folklar yapıları itibariyle Yunan kökenli olarak kabul edilirler. Hint-aryan ırkına mensup yerli bir halktır.Pakistan’ın Hayber- Pahtunhva bölgesinde yaşamaktadırlar. Büyük İskender’in askerlerinin soyundan geldiklerine inanılmaktadırlar. sarı saçlı ve mavi gözlü olan bu ırk Asya’daki insanlardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedirler.

https://www.youtube.com/watch?t=3&v=2aDKgMbTzC4&feature=youtu.be tartışmanın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

Banner
Related Articles

Osmaniye’de Bulunan Kadın Figürlü Mozaik Portre Zeugma’yı Tahtından Edecek mi?

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

2015 yılında bir inşaat kazı çalışması sırasında Kadirli ilçesine bağlı Dere Mahallesi’nde ortaya çıkan mozaikler hayranlık ve şaşkınlık yaratmaya devam...

Nadir Bulunan Kemik Alet Eski Avustralya Hakkında Bilgi Veriyor

18 Mart 2021

18 Mart 2021

Australian Archaeology dergisinde yayınlanan yeni bir makaleye göre, Güney Avustralya’daki Ngarrindjeri ülkesinde ortaya çıkarılan bir kemik ucunun analizi, First Nations Avustralyalıların davranış ve...

Japonya’da tavuk yetiştiriciliği 6.000 yıl öncesine dayanıyor

20 Nisan 2023

20 Nisan 2023

Tavuk, kümes hayvanları arasında en yaygın türdür. Eti ve yumurtası için beslenen tavuk, dünya genelinde büyük bir pazar payına sahiptir....

Dünya’nın En Eski Hayvan Tasviri Bulundu

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Eski insanların sadece hayatta kalabilmekle ilgilendiklerini düşünmek kolaydır. Ama onlar hayatta kalabilmek için aletler icat ettiler değişen iklime uyum sağlabilmek...

Hırvat Kıyılarında 6 Bin Yıllık Ada Yerleşimi Bulundu

25 Haziran 2021

25 Haziran 2021

Uydu görüntüleri, Hırvat kıyılarında 6 bin yıllık bir ada yerleşimini ortaya çıkardı. Zadar Üniversitesi’nde profesör olan arkeolog Mate Parica ,...

İspanya’da Kadınlar 4000 Yıl Önce Dişlerini Alet Olarak Kullanmışlar

6 Kasım 2020

6 Kasım 2020

Castellón Alto arkeolojik sahasında (Granada, İspanya) gömülü 106 kişinin diş aşınması üzerine yapılan bir araştırmada, sadece kadınların ön dişlerini ip...

Bir Battaniye Yapmak İçin Kaç Hindi Tüyü Gerekir?

30 Kasım 2020

30 Kasım 2020

Atalarımızın bizim kadar şanslı olmadıkları dönemlerde kendilerini sıcak tutabilmek için alternatif bir çok şeye ihtiyaçları vardı. Bu alternatiflerden bazıları da...

Köpeği, sığırı, koyunu ve 4 atı ile birlikte gömülmüş Urartulunun mezarı ortaya çıkarıldı

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Eski çağlarda ölüler sahip oldukları canlı cansız varlıkları ile birlikte gömülüyorlardı. Ölü hediyesi olarak konulan sunular kültürlere göre değişiklik gösteriyordu....

Lagina Hekate Kutsal Alanı’nda Bulunan Sütunlar Yeniden Yükseliyor

19 Şubat 2021

19 Şubat 2021

Lagina Hekate Kutsal Alanı Muğla’nın Yatağan ilçesinde bulunmaktadır. Leyne ismiyle anılan yörede Karialılara ait önemli bir kutsal alandır. Ünü günümüze...

Aramice yazı karakterlerinin bulunan ilk örneklerinin yer aldığı kitabeler bölgenin tarihini aydınlatması bekleniyor

17 Eylül 2022

17 Eylül 2022

Van ilinin Erçiş ilçesinde 270 hektarlık alana yayılmış antik kent kazılarında keşfedilen Aramice yazı karakterlerinin ilk örneklerini içeren dört kitabe...

İsviçre’de bir Tunç Çağı yerleşimi keşfedildi

18 Şubat 2024

18 Şubat 2024

Bern Kantonu Arkeoloji Servisi, Heimberg’deki bir inşaat projesi öncesinde 2023 sonbaharında bir kurtarma kazısı gerçekleştirdi. Kazı çalışması beklenen bir Roma...

6. Yüzyıl İklim Krizinin Roma İmparatorluğu’nun Çöküşündeki Rolü Yeniden İncelendi

13 Nisan 2025

13 Nisan 2025

Uluslararası bir araştırma ekibi, 6. yüzyılda yaşanan ve Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne katkıda bulunmuş olabilecek “Geç Antik Küçük Buz Çağı” olarak...

Hilar Mağaraları ve Çayönü Kazı Çalışmaları Başlıyor

13 Nisan 2021

13 Nisan 2021

Diyarbakır Ergani ilçesi’nde 12 bin yıllık geçmişe sahip Hilar Mağaraları ve Çayönü arkeolojik alanında kazı çalışmaları başlıyor. Yerleşik hayatın ilk...

Amerika kıtasında 23.000 yıllık fosilleşmiş insan ayak izleri bulundu

24 Eylül 2021

24 Eylül 2021

İnsan yeryüzü yolculuğuna Afrika kıtasından başlamış ve buradan Avustralya, Asya ve Avrupa kıtalarına ulaşmıştır. Amerika kıtasına ise bu yolculuğun son...

Tunel Wielki mağarasında 500 milyon yıllık çakmaktaşı aletler bulundu

9 Ekim 2022

9 Ekim 2022

Yaklaşık 20 yıl önce Kraków-Częstochowa Jura’daki Tunel Wielki mağarasında yapılan kazılar sırasında keşfedilen kemik ve küçük çakmaktaşı aletlerin analiz sonuçları...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]