21 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü olarak bilinmektedir. Göl ismine yakışır biçimde yüzlerce iskelet barındırmaktadır.

Gölün etrafındaki karlar eridiğinde gölün içinde bu iskeletler görünmektedir. Günümüzde trekking yapan sporcuların favori yerlerinden biridir. Bu kadar insan iskeletine sahip olması bir çok efsaneyi de beraberinde getirmektedir.

İlk kez 1942 yılında bir bekçi tarafından bildirilen iskeletler araştırma sonuçları geldikçe daha gizemli bir hal aldı. 2019’da, Nature Communications dergisinde ayrıntılı olarak incelenen kemiklerdeki eski DNA’nın yeni bir genetik analizi , gölde ölenlerin en az 14’ünün muhtemelen Güney Asya’lı olmadığını buldu. Genleri Doğu Akdeniz’in günümüz insanlarının genleriyle eşleşiyordu.

Üstelik bu insanların kemik analizleri diğer kemiklere göre oldukça yeniydi. Görünüşe göre Akdeniz genlerine sahip bu insanlar 1800’lerde öldüler. Peki, Akdeniz’den bir grup Himalayaların uzak bir köşesinde 16.500 fit (5.029 metre) üzerinde nasıl ve neden öldüler?

Bu sorular, Douglas Preston tarafından yazılan The New Yorker’daki makalesinin yanı sıra, Preston ve Princeton Üniversitesi antropolog Agustín Fuentes’in önderlik ettiği ve New Mexico’daki İleri Araştırma Okulu’nun ev sahipliğini yaptığı bir Web seminerinin de tartışma konusu oldu.

Roopkund gölü
Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğinde, nispeten küçük bir su kütlesidir.

Kemikler tek başına oldukça şaşırtıcıdır. Ve hiçbiri ortak noktalara sahip gibi görünmemektedirler. Hem erkeklere hem de kadınlara, çoğu genç erişkinlere aittir ve farklı zamanlarda ölmüş gibi görünüyorlar. Görünen o ki Roopkund’un hikayesi, geçmişi araştırırken çok sayıda kanıta ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Roopkund yakınlarındaki köylülerin aktardığı sözlü tarihler daha fazla aydınlanma sunuyor. Göl, Hindu tanrıçası Parvati’nin bir tezahürü olan Nanda Devi’nin hac yolu üzerindedir. Yerel efsaneye göre, uzaktaki bir kral bir zamanlar Nanda Devi’yi kızdırarak krallığına kuraklık yaymasına neden oldu. Kral, tanrıçayı yatıştırmak için onu ve çevresini Roopkund’dan geçiren bir hac yolculuğuna çıktı. Ancak aptal kral, yürüyüşe dansçıları ve diğer lükslerinide getirerek Nanda Devi’nin öfkesini arttırdı. Efsaneye göre tanrıça korkunç bir kar fırtınası yarattı ve tüm gelenleri öldürdü.

Bu hikaye gerçeklerden uzak olmayabilir. Roopkund de bazı kurbanlarda künt travma sonucu oluşan kafatası kırıkları var. Ölülerin çoğuna ne olduğuna dair şu anki en iyi tahmin bu olabilir mi? Bazıları korkunç fırtınalara gölün yukarısındaki sırtta yakalandılar. Kurbanların çoğu muhtemelen hipotermiden öldü. Vücutları ya yokuş aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarda yamaçtan aşağıya doğru indi.

Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğindedir.
Roopkund gölü, bir hac yolu üzerinde bulunduğu için nispeten işlek bir güzergahtadır ve buda araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır.

Bununla birlikte, 1800’lerde Himalayaların bu ücra köşesinde Akdeniz genine sahip bir grup insanın ne yaptığı konusunda bir fikir birliği yok!

Araştırmacı Preston, “o zaman bölgeye uzun menzilli bir keşif gezisinin tarihi kaydı olmadığını” söylüyor.

Fuentes, 3 Şubat web seminerinde, bulgunun antik DNA analizinin sınırlarına işaret ettiğini söyledi. Analiz, göldeki iskeletlerin DNA’sını günümüz popülasyonlarının DNA’sıyla karşılaştırdı. Ancak aradan geçen 200 yıldan fazla yıl içinde insanlar oldukça fazla hareket ettiler, bu da göldeki ölülerin tam olarak nereden geldiğini söylemeyi biraz daha zorlaştırdı.

Fuentes, “doğrudan Doğu Akdeniz’den gelmemiş olabilirler, Roopkund’a daha yakın olabilirlerdi, ancak Doğu Akdeniz’i dolduran insanlarla ortak ataları paylaşıyorlardı” dedi.

Yine de bu gizemli insanların göllerde ölen diğerleri gibi olmadığına dair DNA dışı kanıtlar var. 2019 analizi ayrıca, bu grubun genetiği Güney Asya kökenli olduğunu öne süren insanlardan daha az darı içeren farklı bir diyete sahip olduğunu buldu.

Roopkund gölü, 5030 m. yüksekliktedir.

Bir teori, Roopkund’daki gizemli ölülerin Büyük İskender ve ordularından gelen izole bir Orta Asyalı nüfustan olabileceğidir. Harvard Üniversitesi genetikçisi David Reich ve meslektaşları 2019 tarihli makalelerinde Pakistan’daki etnik bir grup olan Kalash’ın soylarının bir kısmını, bu fatihlere borçlu olduklarını yazdı. Ancak gizemli ölüler, Doğu Akdeniz genetik belirteçlerini Güney Asya belirteçleri ile karıştıran Kalash gibi genetiklere sahip değiller ve daha geniş Güney ile karışmazlarsa aşikar olacak akraba çiftleşme belirtilerinin hiçbirini göstermiyorlar.

Araştırmacılar, “Farklı kanıt çizgilerini birleştiren veriler, örneklediğimiz şeyin, Osmanlı siyasi kontrolü döneminde Doğu Akdeniz’de doğan bir grup akraba olmayan kadın ve erkek olduğunu gösteriyor. Deniz temelli diyetten ziyade ağırlıklı olarak karasal beslenmeyi tüketmelerinin önerdiği gibi, iç kesimlerde yaşamış, sonunda Himalayalara seyahat etmiş ve orada ölmüş olabilirler. Bir hac yolculuğuna katılıyor ya da Roopkund’a çekiliyor mu? Göl birçok muammaya sahip” olabileceklerini yazılarında belirttiler.

Preston, bu gizemin devam etmesinin nedenlerinden bir kısmının, Roopkund’un aslında iyi çalışılmamış olması olduğunu söyledi. Göl nispeten popüler bir trekking rotası üzerinde ve yıllardır yürüyüşçüler kemikleri hareket ettirdi, istifledi ve hatta çaldı. Fırtınalı hava ve yüksek rakım nedeniyle, kalıntılar ve konumları hakkında sistematik bir çalışma yapılmamıştır.

Yine de bir gün bu değişebilir. Gölde rahatsız edilmemiş cesetler olması muhtemeldir.Yumuşak doku ve artefaktlar soğuk suda bile korunabilir. Araştırmacılar böyle bir keşif gezisi başlatabilirlerse, gölde ölenlerin bazılarının hayatlarını aydınlatabilirler.

Kalash kökeni nedir?

Kalaşlar, mitoloji ve folklar yapıları itibariyle Yunan kökenli olarak kabul edilirler. Hint-aryan ırkına mensup yerli bir halktır.Pakistan’ın Hayber- Pahtunhva bölgesinde yaşamaktadırlar. Büyük İskender’in askerlerinin soyundan geldiklerine inanılmaktadırlar. sarı saçlı ve mavi gözlü olan bu ırk Asya’daki insanlardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedirler.

https://www.youtube.com/watch?t=3&v=2aDKgMbTzC4&feature=youtu.be tartışmanın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

Banner
Related Articles

Almanya’da “yerden ısıtmalı” 2.000 yıllık eşsiz lüks Roma villası bulundu

3 Kasım 2022

3 Kasım 2022

Almanya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Bavyera’nın Kempten kentinde termal banyolu ve yerden ısıtmalı lüks bir Roma villası ortaya...

Antalya’da denize bağlantılı sütunlu bir Roma caddesi ortaya çıkarıldı

19 Nisan 2024

19 Nisan 2024

Antalya’nın sembol yapılarından Hıdırlık kulesinin çevresinde denize bağlantılı sütunlu bir Roma caddesi keşfedildi. 800 metre uzunluğundaki yolun şu ana kadar...

Polonyalı arkeologlar, Łysa Góra’da nadir bir Kelt trepanasyon aleti ve demir döküm izleri keşfetti

24 Ekim 2025

24 Ekim 2025

Polonya’nın Mazowsze bölgesindeki “Łysa Góra” arkeolojik alanında çalışan arkeologlar, kafatası trepanasyonunda kullanılan nadir bir cerrahi alet ile demir döküm faaliyetlerine...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

Arkeologlar İnsan Göçünün Tarihini Yeniden Yazabilirler “115.000 Yıllık Ayak İzi”

29 Aralık 2020

29 Aralık 2020

Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki eski bir göl yatağının kavrulmuş tortusuna basılmış yedi ayak izi, insanların 115.000 yıl önce bölgede varlığına tanıklık...

Uşaklı Höyük’te ortaya çıkarılan dairesel yapı kutsal Hitit kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir

27 Aralık 2022

27 Aralık 2022

Uşaklı Höyük kazılarında ortaya çıkarılan dairesel yapı kayıp Hitit kutsal kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir. Bu savı geçtiğimiz kazı sezonlarında...

Harput Kalesi’nde 2800 Yıllık Haldi Tapınağı Bulundu

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Elazığ’da bulunan tarihi Harput kalesi’nde Urartu krallığına ait bir “açık hava tapınağı” bulundu. Urartular için dağlar her zaman çok önemli...

Amastris Antik Kenti’nde 1800 yıllık bir su perisi heykeli bulundu

8 Eylül 2023

8 Eylül 2023

Bartın’ın Amasra ilçesindeki Amastris Antik Kenti’nde, yapılan kazılarda 1800 yıllık olduğuna inanılan bir su perisi heykeli ortaya çıkarıldı. 1800 yıllık...

Almanya’da 4.000 Yıllık Sıra Dışı Mezar: Genç Erkek Fırın Çukuruna Gömülmüş

17 Haziran 2026

17 Haziran 2026

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde, 4.000 yıldan daha eski bir genç erkek iskeleti tarih öncesi bir fırın çukurunda bulundu. Kafatasındaki yaralanma izleri...

Finlandiya’da Bir Tarlada Bulunan Küçük Rozet, Orta Çağ’ın En Nadir Hacı Buluntularından Biri Çıktı

25 Haziran 2026

25 Haziran 2026

Finlandiya’nın güneybatısında bir tarlada bulunan küçük ve kırık bir metal parça, Orta Çağ Baltık dünyasının en nadir hacı rozetlerinden biri...

North Yorkshire’da bir evin mutfak zemininin altında bir fincan içerisinde bulunan altın sikkeler açık artırma ile satılıyor

8 Eylül 2022

8 Eylül 2022

Kuzey Yorkshire’daki bir çift, mutfaklarının döşeme tahtalarının altına gömülü 18. yüzyılın başlarından kalma altın sikkeler buldu. Sikkeler, nesiller boyunca Kuzey...

Yeni araştırma; Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni bir bakış açısı getiriyor

31 Temmuz 2023

31 Temmuz 2023

Anadolu’nun kadim medeniyetleri Hitit, Luvi, Likya ve Friglerin kullandığı ve günümüzde dünyanın yarısının konuştuğu Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni...

Parçacık fiziği ve arkeoloji işbirliği, Napoli’deki gizli Helenistik yeraltı odasını ortaya çıkardı

13 Mayıs 2023

13 Mayıs 2023

Yunanlılar tarafından MÖ dördüncü yüzyılın sonu ile üçüncü yüzyılın başı arasında inşa edilen Neapolis’in antik nekropolü’nün kalıntıları, günümüz Napoli’sinin yaklaşık...

Binlerce yıllık diş taşı Paleolitik insanın Paleo diyeti yapmadığını gösteriyor

27 Ekim 2022

27 Ekim 2022

Paleolitik Dönem araştırmalarında elde edilen verilere bakıldığında insanların tek yönlü beslenmeyi seçtiği görülür. Özellikle, mağaralarda ele geçen kemik ve taştan...

Kuzey İngiltere’de keşfedilen 11.000 yıllık insan kalıntıları

26 Ocak 2023

26 Ocak 2023

Central Lancashire Üniversitesi’ndeki (UCLan) uluslararası bir arkeolog ekibi, İngiltere’nin Cumbria kentindeki Heaning Wood Bone mağarasında 11.000 yıllık insan kalıntıları keşfetti....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]