11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü olarak bilinmektedir. Göl ismine yakışır biçimde yüzlerce iskelet barındırmaktadır.

Gölün etrafındaki karlar eridiğinde gölün içinde bu iskeletler görünmektedir. Günümüzde trekking yapan sporcuların favori yerlerinden biridir. Bu kadar insan iskeletine sahip olması bir çok efsaneyi de beraberinde getirmektedir.

İlk kez 1942 yılında bir bekçi tarafından bildirilen iskeletler araştırma sonuçları geldikçe daha gizemli bir hal aldı. 2019’da, Nature Communications dergisinde ayrıntılı olarak incelenen kemiklerdeki eski DNA’nın yeni bir genetik analizi , gölde ölenlerin en az 14’ünün muhtemelen Güney Asya’lı olmadığını buldu. Genleri Doğu Akdeniz’in günümüz insanlarının genleriyle eşleşiyordu.

Üstelik bu insanların kemik analizleri diğer kemiklere göre oldukça yeniydi. Görünüşe göre Akdeniz genlerine sahip bu insanlar 1800’lerde öldüler. Peki, Akdeniz’den bir grup Himalayaların uzak bir köşesinde 16.500 fit (5.029 metre) üzerinde nasıl ve neden öldüler?

Bu sorular, Douglas Preston tarafından yazılan The New Yorker’daki makalesinin yanı sıra, Preston ve Princeton Üniversitesi antropolog Agustín Fuentes’in önderlik ettiği ve New Mexico’daki İleri Araştırma Okulu’nun ev sahipliğini yaptığı bir Web seminerinin de tartışma konusu oldu.

Roopkund gölü
Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğinde, nispeten küçük bir su kütlesidir.

Kemikler tek başına oldukça şaşırtıcıdır. Ve hiçbiri ortak noktalara sahip gibi görünmemektedirler. Hem erkeklere hem de kadınlara, çoğu genç erişkinlere aittir ve farklı zamanlarda ölmüş gibi görünüyorlar. Görünen o ki Roopkund’un hikayesi, geçmişi araştırırken çok sayıda kanıta ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Roopkund yakınlarındaki köylülerin aktardığı sözlü tarihler daha fazla aydınlanma sunuyor. Göl, Hindu tanrıçası Parvati’nin bir tezahürü olan Nanda Devi’nin hac yolu üzerindedir. Yerel efsaneye göre, uzaktaki bir kral bir zamanlar Nanda Devi’yi kızdırarak krallığına kuraklık yaymasına neden oldu. Kral, tanrıçayı yatıştırmak için onu ve çevresini Roopkund’dan geçiren bir hac yolculuğuna çıktı. Ancak aptal kral, yürüyüşe dansçıları ve diğer lükslerinide getirerek Nanda Devi’nin öfkesini arttırdı. Efsaneye göre tanrıça korkunç bir kar fırtınası yarattı ve tüm gelenleri öldürdü.

Bu hikaye gerçeklerden uzak olmayabilir. Roopkund de bazı kurbanlarda künt travma sonucu oluşan kafatası kırıkları var. Ölülerin çoğuna ne olduğuna dair şu anki en iyi tahmin bu olabilir mi? Bazıları korkunç fırtınalara gölün yukarısındaki sırtta yakalandılar. Kurbanların çoğu muhtemelen hipotermiden öldü. Vücutları ya yokuş aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarda yamaçtan aşağıya doğru indi.

Roopkund gölü, yaklaşık 130 fit (40 metre) genişliğindedir.
Roopkund gölü, bir hac yolu üzerinde bulunduğu için nispeten işlek bir güzergahtadır ve buda araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır.

Bununla birlikte, 1800’lerde Himalayaların bu ücra köşesinde Akdeniz genine sahip bir grup insanın ne yaptığı konusunda bir fikir birliği yok!

Araştırmacı Preston, “o zaman bölgeye uzun menzilli bir keşif gezisinin tarihi kaydı olmadığını” söylüyor.

Fuentes, 3 Şubat web seminerinde, bulgunun antik DNA analizinin sınırlarına işaret ettiğini söyledi. Analiz, göldeki iskeletlerin DNA’sını günümüz popülasyonlarının DNA’sıyla karşılaştırdı. Ancak aradan geçen 200 yıldan fazla yıl içinde insanlar oldukça fazla hareket ettiler, bu da göldeki ölülerin tam olarak nereden geldiğini söylemeyi biraz daha zorlaştırdı.

Fuentes, “doğrudan Doğu Akdeniz’den gelmemiş olabilirler, Roopkund’a daha yakın olabilirlerdi, ancak Doğu Akdeniz’i dolduran insanlarla ortak ataları paylaşıyorlardı” dedi.

Yine de bu gizemli insanların göllerde ölen diğerleri gibi olmadığına dair DNA dışı kanıtlar var. 2019 analizi ayrıca, bu grubun genetiği Güney Asya kökenli olduğunu öne süren insanlardan daha az darı içeren farklı bir diyete sahip olduğunu buldu.

Roopkund gölü, 5030 m. yüksekliktedir.

Bir teori, Roopkund’daki gizemli ölülerin Büyük İskender ve ordularından gelen izole bir Orta Asyalı nüfustan olabileceğidir. Harvard Üniversitesi genetikçisi David Reich ve meslektaşları 2019 tarihli makalelerinde Pakistan’daki etnik bir grup olan Kalash’ın soylarının bir kısmını, bu fatihlere borçlu olduklarını yazdı. Ancak gizemli ölüler, Doğu Akdeniz genetik belirteçlerini Güney Asya belirteçleri ile karıştıran Kalash gibi genetiklere sahip değiller ve daha geniş Güney ile karışmazlarsa aşikar olacak akraba çiftleşme belirtilerinin hiçbirini göstermiyorlar.

Araştırmacılar, “Farklı kanıt çizgilerini birleştiren veriler, örneklediğimiz şeyin, Osmanlı siyasi kontrolü döneminde Doğu Akdeniz’de doğan bir grup akraba olmayan kadın ve erkek olduğunu gösteriyor. Deniz temelli diyetten ziyade ağırlıklı olarak karasal beslenmeyi tüketmelerinin önerdiği gibi, iç kesimlerde yaşamış, sonunda Himalayalara seyahat etmiş ve orada ölmüş olabilirler. Bir hac yolculuğuna katılıyor ya da Roopkund’a çekiliyor mu? Göl birçok muammaya sahip” olabileceklerini yazılarında belirttiler.

Preston, bu gizemin devam etmesinin nedenlerinden bir kısmının, Roopkund’un aslında iyi çalışılmamış olması olduğunu söyledi. Göl nispeten popüler bir trekking rotası üzerinde ve yıllardır yürüyüşçüler kemikleri hareket ettirdi, istifledi ve hatta çaldı. Fırtınalı hava ve yüksek rakım nedeniyle, kalıntılar ve konumları hakkında sistematik bir çalışma yapılmamıştır.

Yine de bir gün bu değişebilir. Gölde rahatsız edilmemiş cesetler olması muhtemeldir.Yumuşak doku ve artefaktlar soğuk suda bile korunabilir. Araştırmacılar böyle bir keşif gezisi başlatabilirlerse, gölde ölenlerin bazılarının hayatlarını aydınlatabilirler.

Kalash kökeni nedir?

Kalaşlar, mitoloji ve folklar yapıları itibariyle Yunan kökenli olarak kabul edilirler. Hint-aryan ırkına mensup yerli bir halktır.Pakistan’ın Hayber- Pahtunhva bölgesinde yaşamaktadırlar. Büyük İskender’in askerlerinin soyundan geldiklerine inanılmaktadırlar. sarı saçlı ve mavi gözlü olan bu ırk Asya’daki insanlardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedirler.

https://www.youtube.com/watch?t=3&v=2aDKgMbTzC4&feature=youtu.be tartışmanın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

Banner
Related Articles

Kanlıtaş Höyük’te Keşfedilen 8 Bin Yıllık Başsız Figürinler Neolitik Yapı Ritüelleriyle İlişkilendiriliyor

9 Haziran 2026

9 Haziran 2026

Kanlıtaş Höyüğü’nde keşfedilen yaklaşık 8 bin yıllık dört başsız kadın figürini, İç Batı Anadolu’daki Neolitik toplulukların yapı kapatma ritüellerine dair...

Ölü Deniz Mağarasında Bulunan 1.900 Yıllık Aramice Yazıt, Bar Kochba İsyanı’nın Kaderini Ortaya Çıkarabilir

12 Ağustos 2025

12 Ağustos 2025

İsrail’in Ein Gedi Milli Parkı yakınlarındaki uzak bir mağaranın derinliklerinde, arkeologlar yaklaşık 1.900 yıl önce oyulmuş nadir bir Aramice yazıt...

DNA analizi, Tayland’daki Demir Çağı Kütük Tabut kültürünün gizemlerini aydınlatıyor

10 Şubat 2024

10 Şubat 2024

Pang Mapha’nın Kuzeybatı Tayland dağlık bölgesi, inanılmaz derecede tuhaf tarih öncesi insan mezarları içeren düzinelerce mağara ile tanınır. Bölge, Demir...

Hitit Dönemine Ait Alacahöyük Barajı İlgi Bekliyor

12 Mart 2021

12 Mart 2021

Hititler için su çok önemli bir kaynaktı. Öyle ki, içme ve sulama için barajlar inşa etmişlerdi. İnşa ettikleri barajlardan Alacahöyük’te...

Yapay Zeka Filologların Kil Tabletler Üzerindeki Çalışmasına Yardımcı Olacak

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Yazıyı bulan Sümerliler ilk yazı örneklerini, bizlere fırınlanmış kil tabletler aracılığıyla ulaştırdılar. İlk başta, ticaret için kullanılan yazı zamanla edebiyat,...

Horasan’da keşfedilen Ahameniş dönemine ait altı kuleli dairesel bir yapı

5 Nisan 2024

5 Nisan 2024

Arkeologlar, Güney Horasan’daki Bircend yakınlarında, MÖ 6. yüzyılda inşa edilmiş, Ahameniş dönemine ait altı kuleli, dairesel bir kerpiç bina ortaya...

Bulgaristan’da 1500 Yıllık Roma Yerleşimi Gün Yüzüne Çıktı

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Bulgaristan’ın Pazarcık bölgesindeki Borimeçkovo köyü yakınlarında, doğalgaz boru hattı projesi öncesi yapılan arkeolojik kazılarda, Geç Roma dönemine ait ve yangınla...

Side Antik Kenti tapınaklar ile anılacak

10 Haziran 2022

10 Haziran 2022

Geçtiğimiz yıl Side Antik Kenti’nde kaçak yapıların yıkılması ile başlayan arkeolojik kazı çalışmaları tüm hızı ile devam ediyor. Kasım ayında...

Tanrı Mars’ın Gravürü Romalılara mı Yoksa Britonlara mı Ait?

15 Ocak 2021

15 Ocak 2021

İngiltere’nin, Colchester şehrinde bulunan Roma dönemine ait mücevherden yapılmış yüzük mührün düşünülen tarihten çok daha eski olduğu ortaya çıktı. Üzerinde...

Gümüşler Manastırı: Anadolu’nun Petrası ve “Gülümseyen Meryem Ana”

22 Nisan 2025

22 Nisan 2025

Kapadokya’nın en iyi korunmuş manastırlarından biri olan Gümüşler Manastırı, sıkça “Anadolu’nun Petrası” olarak anılıyor ve tarihi yapısı ile göz alıcı...

Ayasofya Camii’nin tarihi su haznesi ayakkabılık oldu

9 Mayıs 2022

9 Mayıs 2022

Geçtiğimiz günlerde Sanat Tarihi Derneği’nin sosyal medya hesabından duyurduğu ve büyük tepki toplayan Ayasofya Camii’nin İmparatorluk Kapısı tahribatından sonra şimdide...

Osmaniye’de Bulunan Kadın Figürlü Mozaik Portre Zeugma’yı Tahtından Edecek mi?

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

2015 yılında bir inşaat kazı çalışması sırasında Kadirli ilçesine bağlı Dere Mahallesi’nde ortaya çıkan mozaikler hayranlık ve şaşkınlık yaratmaya devam...

Hz. İsa’nın çocukluğunun geçtiği evin kalıntılarına ulaşıldı

24 Kasım 2020

24 Kasım 2020

Nasıralı İsa olarak da bilinen Hristiyan toplumunun peygamberi Hz. İsa’nın çocukluğunun geçtiği evin kalıntılarına ulaşıldığı iddiası Reading Üniversitesi’nden Profesör Ken...

Ukrayna’nın Poltava bölgesinde bulunan benzersiz İskit cam kolyeler

8 Ekim 2021

8 Ekim 2021

Arkeologlar, orta Ukrayna’nın Poltava bölgesindeki Kotelva kasabası yakınlarında amfora şeklinde benzersiz İskit cam kolyeler ortaya çıkardılar. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi...

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” ve Gizemli Yapıları

31 Mart 2024

31 Mart 2024

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” olarak adlandırılan gizemli neolitik yapıların bulunduğu bölgesinde, 9.000 yıl öncesine ait 400 civarında yapı bulunuyor. Geniş...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]