23 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Kayıtlara Geçen En Eski Jinekolojik Tedavi

Bilim insanları yaptıkları son araştırmalarda 4000 yıl öncesine ait bir mumyada antik mısır tıp papirüslerinde yazdığı gibi bir tedavi uygulamasıyla karşılaştılar. Bu tedavi bugüne kadar doğrulaması yapılabilmiş ilk jinekolojik tedavi olarak kayıtlara geçti.

Granada ve Jaén Üniversitelerinden bilim insanları, pelviste şiddetli travma geçiren bir kadının mumyalanmış kalıntılarında bulunan fiziksel kanıtları incelediler  ve onları o dönemin Mısır tıbbi ile ilgili papirüslerde anlatılan bir tedaviyle ilişkilendiriyorlar.

Granada Üniversitesi’nden (UGR) bilim insanlarının katıldığı, Aswan’daki (Mısır) Jaén Üniversitesi (UJA) liderliğindeki Qubbet el-Hawa Projesi sırasında araştırmacılar, eski Mısır’da yaşayan ve tahminen MÖ 1878-1797’de ölen bir kadın üzerinde, kayıtlardaki en eski jinekolojik tedavinin kanıtlarını buldular.

Endülüslü araştırmacılar, Nil Nehri’nin batı kıyısındaki Qubbet el-Hawa’da düzenlenen 2017 arkeolojik kazıları sırasında QH34 numaralı mezarda kayaya kazılmış dikey bir şaft buldular bu kaya on sağlam iskelete sahip bir mezar odasına açılan kapıyı da açtı.

Yukarı mısır’daki bu bölgede mumyalama teknikleri çok etkili değildi. Bununla birlikte, oraya gömülen bireyler genellikle toplumun üst sınıflarına mensuptu, bu da onlara özel bir özen gösterilmesi gerektiği anlamına geliyordu. Bu özel mumyalar kalın keten şeritlere sarılmış ve çok iyi korunmuşlardı.

Profesör Miguel Botella “mumyalarda farklı tipte kolyelerin olduğu mezar hediyeleri vardı ve yüzlerinde maskeleri vardı, içiçe geçmiş iki dikdörtgen lahit içine konulmuşlardı. Hiyeroglif yazıtlara sahipti fakat termit istilası nedeniyle ağır hasar görmüştü.” Dedi.

Kasıkta gözlenen kırık. Kaynak: Granada üniversitesi

Antropologlar ekibi tarafından kazılan mumyalardan bir tanesi belki de odaya gömülen son mumyaydı. Dış tabutun kalıntılarında adı Sattjeni olan yüksek sosyal sınıftan bir kadına aitti. Sattjeni A olarak adlandırılan bu kadının bölgenin üst sınıfları arasında yaygın olarak bu ismin kullanıldığı bu sebeple bir belirteç eklendiği düşünülebilir.

Araştırmacılar, sargılı bacaklarının arasında, pelvisin alt kısmında ve keten sargıların altında, yanmış organik kalıntılar içeren, kullanım belirtileri olan seramik bir kase buldular. İskelet kalıntılarının analizi, UGR’den (Profesör Botella tarafından koordine edilen) bir antropolog ekibi tarafından gerçekleştirildi ve kadının pelvisinde, muhtemelen şiddetli ağrıya neden olan düşme nedeniyle ciddi bir kırılmadan kurtulmuş olduğunu doğruladı.

Jinekolojik sorunların çözümlerini anlatan tıbbi papirüslerde yazdığı gibi, bu ağrıları hafifletmek için kadının fümigasyonlarla (buharla dezenfeksiyon yapma işlemi) tedavi edilmesi kuvvetle muhtemeldir.

UJA’dan Mısırbilim uzmanı ve Qubbet el-Hawa Projesi yöneticisi Dr. Alejandro Jimenez, “Jaén Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan keşfin en ilginç özelliği, sadece Mısır arkeolojisinde oldukça benzersiz olan palyatif jinekolojik tedavinin belgelenmesi değil, aynı zamanda bu tür fümigasyon tedavisinin çağdaş tıp literatüründe tanımlanmış olmasıdır. Ancak şimdiye kadar, böyle bir tedavinin gerçekten uygulandığını kanıtlayacak hiçbir kanıt bulunamamıştı, ” diyerek yapılan araştırmanın önemini dile getirdi.

Yazımız ilginizi çektiyse https://www.degruyter.com/view/journals/zaes/147/2/article-p171.xml adresinden makalenin tamamını okuyabilirsiniz.

 

Banner
Related Articles

Van’da Demir Çağı’na ait insan kemikleri bulundu

17 Kasım 2021

17 Kasım 2021

Van Gölü kıyısında insan kemikleri, çanak çömlek ve seramik parçaları bulundu. İlk izlenim buluntuların Demir Çağı dönemine ait olduğu yönünde…...

Çin’in Büyük Kanal Sergisi Pekin’de Açılıyor

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Çin’in Kuzeyinde Pekin’den güneyinde Zhejiang Eyaletine kadar uzanan Büyük Kanal, insan eliyle yapılmış dünyadaki en uzun ve en eski yapay...

Tarih öncesi dönemde anneler, çocuklarına ebeveynlik yapma konusunda bizimden çok daha yetenekliydi

24 Kasım 2021

24 Kasım 2021

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nin (ANU) yakın tarihli bir araştırmasına göre, eski kültürlerde yeni doğan bebeklerin ölüm oranı, yetersiz sağlık bakımı, hastalık...

İsrail’de 6000 yıllık Kalkolitik fildişi çömlek keşfedildi

10 Nisan 2024

10 Nisan 2024

İsrail’in güneyindeki Beersheba yakınlarındaki bir kazıda, Kalkolitik döneme (MÖ 4.000 civarında) tarihlenen fildişi dişlerinden yapılmış bir çömlek ortaya çıkarıldı. Buluntu,...

Puduhepa’nın memleketi Lawazantiya’nın yeri Tatarlı Höyük ile aydınlanacak

8 Kasım 2021

8 Kasım 2021

Hitit İmparatorluğu’nun güçlü krallarından III. Hattusili’nin karısı Puduhepa’nın doğup büyüdüğü yer olan Lawazantiya’nın yerinin belirlenmesini sağlayacak bulgulara Tatarlı Höyük kazıları...

Kuzey Irak’ta 8.000 Yıllık Yapılar Keşfedildi

11 Ocak 2025

11 Ocak 2025

Udine Üniversitesi’nden arkeologlar, Kuzey Irak’ın Dohuk vilayetinin Rovia ilçesinde yaklaşık 8.000 yıl öncesine ait olduğu düşünülen iki antik insan yerleşimini...

Fas’ta 1 milyon 300 bin yıllık balta üretim tesisi bulundu

30 Temmuz 2021

30 Temmuz 2021

Çok uluslu bir arkeolog ekibi, Fas’ta 1.3 milyon yıl öncesine dayanan en eski Taş Devri el baltası üretim tesisinin keşfini...

Çukurbağ Nikomedia Kazıları Yeniden Başlıyor

14 Temmuz 2021

14 Temmuz 2021

Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti sıfatını taşıyan antik dönemin en büyük kentlerinden Nikomedia antik kenti Çukurbağ kazıları yeniden başlıyor. Kocaeli İzmit...

Bugünkü İklim Değişikliğiyle Orta Çağ’daki Büyük Kuraklık Paralellik Gösteriyor

7 Ocak 2021

7 Ocak 2021

Ocak ayını yaşadığımız bu günlerde mevsim normallerinin üzerinde olan hava sıcaklıkları ve yağış azlığı önümüzdeki yaz için kuraklık sinyallerini vermeye...

LiDAR Teknolojisi ile Romanya Ormanlarında 5.000 Yıllık Kale Keşfedildi

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Romanya’nın Neamț bölgesindeki yoğun ormanların derinliklerinde, arkeologlar LiDAR teknolojisinin yardımıyla 5.000 yıllık bir kalenin kalıntılarını ortaya çıkardılar. Bu önemli keşif,...

Antik İber Dili ile Baskça Arasında Derin Bir Bağa Sahip Olabilir

21 Ocak 2026

21 Ocak 2026

Avrupa’nın en gizemli dillerinden biri olan Baskçanın kökeni, yüzyıllardır dilbilimcilerin en çok tartıştığı konular arasında yer alıyor. Şimdi yeni bir...

Doç. Dr. Erkan Fidan “Luvilere ait bir kent olabilir”

27 Kasım 2021

27 Kasım 2021

Anadolu üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır. Prehistorya ve Protohistorya dönemlere ait Hatti, Hitit, Urartu, Frig, Lidya...

İran’ın Kaldar Mağarasında İnsan Göçündeki ‘Kayıp Halka’nın Bir Parçası Bulunmuş Olabilir

4 Nisan 2021

4 Nisan 2021

Kaldar mağarası, İran’daki Orta ve Üst Paleolitik Çağ’dan geçişe kanıt sağlayan önemli bir arkeolojik sit alanıdır. Mağara, 1.290 metre yükseklikte, Lorestan...

Araştırmacılar Amerika’nın en eski madenini keşfetti

24 Mayıs 2022

24 Mayıs 2022

Wyoming Üniversitesi uzmanlarının yürüttüğü arkeolojik kazılar, insanların yaklaşık 13.000 yıl önce doğu Wyoming’deki eski bir madende kırmızı aşı boyası üretmeye...

Yeni bir fosilin keşfi kertenkelelerin kökenini 35 milyon yıl öncesine tarihlendirdi

5 Aralık 2022

5 Aralık 2022

Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nden alınan bir örnek, günümüz kertenkelelerin daha önce düşünüldüğü gibi Orta Jurasik’te değil, Geç Triyasik’te ortaya çıktığını...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]