12 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hansel ve Gretel Masalının Ardındaki Acımasız Tarihi Gerçekler

1314 ve 1317 yılları arasında Avrupa’nın büyük bir kısmını etkileyen bir kıtlık süreci başladı. 1322 yılına kadar devam eden kıtlık süreci boyunca yüksek oranlarda suç kaydı, kitlesel ölümler, hastalık ve en kötüsü de yamyamlığa varan açlık boyutu oldu.

İklim koşullarının stabil kalmaması tarlalarda ekim yapmayı neredeyse imkansız hale getirmişti. Yunanistan’da başlayan kıtlık, İtalya, Almanya ve Fransa’ya ardından İngiltere’ye kadar hızla yayıldı. Yiyecek sıkıntısı zengini fakiri bütün halkı etkiledi.

Peki Hansel ve Gretel gibi bir çocuk masalının bu kıtlıkla alakası ne diye düşünebilirsiniz ama bilim adamları bu masalın ortaçağ’da Avrupa’yı vuran kıtlığın trajik hikayesi olduğunda hemfikirler.

Grimm kardeşler, Hansel ve Gretel’i 1812’de Almanca olarak yayınladıktan sonra tam 160 dile çevrildi.

Hikaye okuyanlara masum gibi görünsede karanlık olduğu kadar şiddette içermektedir. Hikayenin alt yapısını çocuk terketme, yamyamlık girişimi, köleleştirme ve cinayet konularını içermektedir. Bu taraftan bakıldığında hiç de masum olmamakla birlikte aslında dehşet vericidir.

Hikaye’ye çoğu kişinin hakim olduğundan eminim ama yinede olmayanlar için küçük bir hatırlatma geçelim. Hikaye aç anne ve babaları tarafından ormanda terkedilen bir çift çocukla başlar. Çocukların bundan haberi olur ve daha önce bıraktıkları taşları takip ederek evin yolunu bulup dönerler. Anne yada üvey anne babayı tekrar ikna eder ve çocukları birkez daha ormanda bırakmaya karar verilir. Bu kez Hansel, evi takip etmek için ekmek kırıntılarını bırakır ama kuşlar ekmek kırıntılarını yerler ve çocuklar ormanda kaybolur.

Açlık çeken çocuklar, açgözlü bir şekilde yemeye başladıkları zencefilli bir eve gelirler.Ev aslında Gretel’i köleleştiren ve onu cadı tarafından yenilebilmesi için Hansel’i aşırı beslemeye zorlayan yaşlı bir cadı tarafından kurulan bir tuzaktır.

Gretel cadıyı fırına ittiğinde çift kaçmayı başarır. Cadının hazinesiyle birlikte eve dönerler ve kötü annelerinin artık orada olmadığını ve öldüğünü varsayarlar, bu yüzden sonsuza dek mutlu yaşarlar.

Bu şekilde anlatıldığında mutlu sonla biten bir hikayeye benzer, ama gerçek hiçte öyle değildir.

Grimm kardeşler
Jacop ve Wilhelm Grimm

İlk başta da belirttiğimiz gibi hikaye Alman kardeşler Jacop ve Wilhelm Grimm tarafından yazılmıştır. Bu iki kardeş ortaçağ tarihi üzerine çalışmışlardı ve Alman folklorunu derleme konusunda inanılmaz bir tutkuya sahiptiler.

Jacob ve Wilhelm Grimm, hikayelerinin çocuklar için olmasını amaçlamadılar, aksine bu iki kardeş, Napolyon Savaşları sırasında kültürü Fransa tarafından istila edilen bir bölgede Cermen folklorunu korumaya çalışmaktalardı.

Aslında,Grimm kardeşlerin Kinder und Hausmärchen veya Çocuk ve Ev Masalları olarak yayınlanan çalışmalarının ilk baskılarında illüstrasyonlar yoktu. Akademik dipnotlar çoktu. Hikayeler karanlıktı, cinayet ve kargaşayla doluydu.

Hikayeler yine de hızla yakalandı. Grimm’in Peri Masalları o kadar evrensel bir çekiciliğe sahipti ki, sonunda yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde 120’den fazla farklı baskısı yapıldı.

Bu hikayeler, Cinderella, Rapunzel, Rumpelstiltskin, Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız ve tabii ki Hansel ve Gretel gibi tanınmış karakterlerden oluşan yıldız bir diziyi içeriyordu.

Hansel ve Gretel’in gerçek öyküsü ise 1314-1322 yılları arasındaki büyük kıtlık sırasında Baltık bölgelerinde ortaya çıkan bir dizi masal grubuna dayanıyor . Güneydoğu Asya ve Yeni Zelanda’daki volkanik faaliyet, dünya genelinde mahsul kıtlığına ve büyük açlığa yol açan uzun süreli bir iklim değişikliği dönemini başlattı.

avrupada yaşanan büyük kıtlık
Bir bilim insanı, Büyük Kıtlığın Avrupa’nın 400.000 mil karesini, 30 milyon insanı etkilediğini ve belirli bölgelerde nüfusun yüzde 25’ini öldürmüş olabileceğini tahmin etti.

Avrupa’da, gıda arzı zaten kıt olduğu için durum özellikle korkunçtu. Büyük Kıtlık vurduğunda sonuçlar yıkıcıydı. Bir bilim insanı, Büyük Kıtlığın Avrupa’nın 400.000 mil karesini, 30 milyon insanı etkilediğini ve belirli bölgelerde nüfusun yüzde 25’ini öldürmüş olabileceğini tahmin etti.

Bu süreçte yaşlılar, gençlerin yaşamasına izin vermek için gönüllü olarak açlıktan ölmeyi seçtiler. Diğerleri çocuklarını öldürdü veya terk etti. Yamyamlığın da kanıtı var. William Rosen, The Third Horseman  adlı kitabında, 1315 yılında “annelerini çocukların doyurduğunu” belirten bir Estonya kronolojisinden alıntı yapıyor.

İrlandalı bir tarihçi, kıtlığın o kadar kötü olduğunu yazdı ki, “insanlar açlıktan öylesine mahvoldular ki, ölülerin cesetlerini mezarlıklardan çıkarıp yediler ve kadınlar açlıktan çocuklarını yedi” diye yazmıştı.

O dönemde insanlar, açlığın etkisiyle kendilerini kaybetmişlerdi. Açlıktan kurtulmak için sürekli olarak bir yerden bir yere gidenler, sığındıkları evlerde gece dövülerek öldürülüyor ve ev sahipleri tarafından yeniliyordu. Çoğu kimse çocukları bir meyve parçası veya bir yumurtayla kandırıp ısısız bir yere götürüyor, öldürüp yiyordu. Ne yazıkki bunların hiç biri bir masal yada hikaye değil gerçekti.

Hansel ve gretel ormanda

Hansel ve Gretel’in hikayesi bu korkunç kaostan doğdu.

Hansel ve Gretel’den önce gelen uyarıcı hikayelerin tümü, doğrudan terk edilme ve hayatta kalma temalarıyla ilgiliydi. Bu hikayelerin neredeyse tamamı ormanı tehlike, sihir ve ölüm için bir tablo olarak kullandı.

Grimm kardeşlerin Hansel ve Gretel’in orijinal versiyonları zamanla değişti. Belki de kardeşler hikayelerinin çocuklar tarafından okunduğunun farkındaydılar ve bu yüzden yayınladıkları son sayıya kadar hikayeleri bir şekilde sterilize etmişlerdi.

Annenin biyolojik çocuklarını ilk versiyonlarda terk ettiği yerde, son 1857 baskısı basıldığında, arketipik kötü üvey anneye dönüşmüştü. Babanın rolü de 1857 baskısıyla yumuşadı çünkü davranışlarından daha fazla pişmanlık duydu.

Bu arada, Hansel ve Gretel’in hikayesi gelişmeye devam etti. Bugün, çocuk yazarı Mercer Mayer’in çocuk terk etme temasına dokunmaya bile çalışmayan hikayesi gibi, okul öncesi çocuklar için hazırlanmış versiyonları var.

Banner
Related Articles

Ukrayna’da bir mağarada 5000 yıllık kadın figürinleri keşfedildi

15 Mayıs 2023

15 Mayıs 2023

Arkeologlar, batı Ukrayna’nın Borshchiv Bölgesi’ndeki Verteba Mağarası’nda bir delik içinde gizlenmiş kilden yapılmış beş kadın figürini keşfettiler. Yaklaşık 5.000 yıl...

Klazomenai Antik Kenti’nde ilk defa mühür keşfedildi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

12 İon Kent Devleti’nden biri olan Klazomenai Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda ilk defa kente ait kilden yapılmış mühür keşfedildi....

Dünya’nın En Eski Müşteri Şikayeti 3800 Yaşında

17 Ocak 2021

17 Ocak 2021

Aldığımız üründen memnun kalmadığımız zaman hemen hemen hepimizin yaptığı şey ürün hakkında şikayetçi olmaktır. Bunu bazen müşteri hizmetlerini arayarak bazen...

Efsanelerin Şehri Troya’da 4.500 Yıllık Altın Broş ve Yeşim Taşı Keşfedildi

27 Eylül 2025

27 Eylül 2025

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Troya Antik Kenti, 160 yılı aşkın süredir devam eden kazılarda dünya çapında yankı uyandıracak yeni bir...

Araştırmacılar Japonya’da 3000 yıllık Köpekbalığı Saldırısı Kurbanı Buldu

24 Haziran 2021

24 Haziran 2021

Gazeteler düzenli olarak korkunç köpekbalığı saldırılarının hikayelerini yayınlar ve çoğu insan bu saldırı haberlerine aşinadır. Ancak bugün yayınlanan bir makalede,...

Alexandria Troas kazılarında 2 bin 200 yıllık çarşı kapısı bulundu

18 Ekim 2021

18 Ekim 2021

Alexandria Troas kazılarında geçtiğimiz günlerde altar yapısı ortaya çıkarılmıştı. Şimdi de kentin çok önemli bir yapısına çarşı ile caddeyi bağlayan...

Orkney’de 5.500 yıllık mezarda iki gizemli taş

2 Eylül 2021

2 Eylül 2021

Orkney’de arkeologlar, 5.500 yıllık bir mezarda iki gizemli taş top keşfettiler. Arkeologlar, Sanday, Tresness’te, İskoçya’nın en eski anıtlarından biri olduğu...

Tatarlı Höyük’te, Orta Tunç Çağı’na ait, tabanı sıvalı bir yapı ortaya çıkarıldı

9 Kasım 2024

9 Kasım 2024

Arkeologlar, Adana’nın Ceyhan ilçesindeki Tatarlı Höyük’te Orta Çağ’dan kalma sıvalı zemine sahip bir yapı ortaya çıkardı. Tatarlı Höyük, Neolitik dönemden...

Süryanice yazılmış en eski İncil el yazması çeviri keşfedildi

7 Nisan 2023

7 Nisan 2023

Avusturya Bilimler Akademisi’nden bir araştırmacı, MS 3. yüzyılda Süryanice yazılmış ve MS 6. yüzyılda kopyalanmış İncil’e ait küçük bir el...

Ayasofya Camii’nin tarihi su haznesi ayakkabılık oldu

9 Mayıs 2022

9 Mayıs 2022

Geçtiğimiz günlerde Sanat Tarihi Derneği’nin sosyal medya hesabından duyurduğu ve büyük tepki toplayan Ayasofya Camii’nin İmparatorluk Kapısı tahribatından sonra şimdide...

Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı

7 Aralık 2023

7 Aralık 2023

Helenistik dönemin ünlü heykeltraşlarından Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı. Roma dönem kopyaları Perge, Rodos ve...

Kültür Bakanlığı’ndan Müze Severlere İyi Haber…

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Teknolojinin gelişmesi her alanda olduğu gibi kültür alanında da değişimin itici gücü oldu. Bu değişimlerin birisi olan Kültür ve Turizm...

Polonya’daki en eski bakır ürünü bir balta keşfedildi

30 Mart 2024

30 Mart 2024

Polonya’nın Hrubieszów bölgesindeki Horodło belediyesinde MÖ 4. ila 3. binyıla ait Trypillia kültürüyle özdeşleşmiş bir bakır balta bulundu. Hrubieszów bölgesinde...

Negev Çölü’nde binlerce yıllık devekuşu yumurtaları bulundu

18 Ocak 2023

18 Ocak 2023

Tarih öncesi çağlardan beri göçebeler tarafından kullanılan bir Negev kamp alanındaki ateş çukurunun yanında 4.000 ila 7.500 yıl öncesine tarihlenen...

Arkeologlar Ukrayna’da Erken Demir Çağı’na ait kil heykelcikler keşfetti

17 Aralık 2024

17 Aralık 2024

Arkeologlar, Ukrayna’nın batısındaki Dinyester Nehri üzerindeki tarihi bir şehir olan Halych yakınlarındaki Krylos köyündeki Metropolitan Chambers yakınında Erken Demir Çağı’na...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]