24 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hansel ve Gretel Masalının Ardındaki Acımasız Tarihi Gerçekler

1314 ve 1317 yılları arasında Avrupa’nın büyük bir kısmını etkileyen bir kıtlık süreci başladı. 1322 yılına kadar devam eden kıtlık süreci boyunca yüksek oranlarda suç kaydı, kitlesel ölümler, hastalık ve en kötüsü de yamyamlığa varan açlık boyutu oldu.

İklim koşullarının stabil kalmaması tarlalarda ekim yapmayı neredeyse imkansız hale getirmişti. Yunanistan’da başlayan kıtlık, İtalya, Almanya ve Fransa’ya ardından İngiltere’ye kadar hızla yayıldı. Yiyecek sıkıntısı zengini fakiri bütün halkı etkiledi.

Peki Hansel ve Gretel gibi bir çocuk masalının bu kıtlıkla alakası ne diye düşünebilirsiniz ama bilim adamları bu masalın ortaçağ’da Avrupa’yı vuran kıtlığın trajik hikayesi olduğunda hemfikirler.

Grimm kardeşler, Hansel ve Gretel’i 1812’de Almanca olarak yayınladıktan sonra tam 160 dile çevrildi.

Hikaye okuyanlara masum gibi görünsede karanlık olduğu kadar şiddette içermektedir. Hikayenin alt yapısını çocuk terketme, yamyamlık girişimi, köleleştirme ve cinayet konularını içermektedir. Bu taraftan bakıldığında hiç de masum olmamakla birlikte aslında dehşet vericidir.

Hikaye’ye çoğu kişinin hakim olduğundan eminim ama yinede olmayanlar için küçük bir hatırlatma geçelim. Hikaye aç anne ve babaları tarafından ormanda terkedilen bir çift çocukla başlar. Çocukların bundan haberi olur ve daha önce bıraktıkları taşları takip ederek evin yolunu bulup dönerler. Anne yada üvey anne babayı tekrar ikna eder ve çocukları birkez daha ormanda bırakmaya karar verilir. Bu kez Hansel, evi takip etmek için ekmek kırıntılarını bırakır ama kuşlar ekmek kırıntılarını yerler ve çocuklar ormanda kaybolur.

Açlık çeken çocuklar, açgözlü bir şekilde yemeye başladıkları zencefilli bir eve gelirler.Ev aslında Gretel’i köleleştiren ve onu cadı tarafından yenilebilmesi için Hansel’i aşırı beslemeye zorlayan yaşlı bir cadı tarafından kurulan bir tuzaktır.

Gretel cadıyı fırına ittiğinde çift kaçmayı başarır. Cadının hazinesiyle birlikte eve dönerler ve kötü annelerinin artık orada olmadığını ve öldüğünü varsayarlar, bu yüzden sonsuza dek mutlu yaşarlar.

Bu şekilde anlatıldığında mutlu sonla biten bir hikayeye benzer, ama gerçek hiçte öyle değildir.

Grimm kardeşler
Jacop ve Wilhelm Grimm

İlk başta da belirttiğimiz gibi hikaye Alman kardeşler Jacop ve Wilhelm Grimm tarafından yazılmıştır. Bu iki kardeş ortaçağ tarihi üzerine çalışmışlardı ve Alman folklorunu derleme konusunda inanılmaz bir tutkuya sahiptiler.

Jacob ve Wilhelm Grimm, hikayelerinin çocuklar için olmasını amaçlamadılar, aksine bu iki kardeş, Napolyon Savaşları sırasında kültürü Fransa tarafından istila edilen bir bölgede Cermen folklorunu korumaya çalışmaktalardı.

Aslında,Grimm kardeşlerin Kinder und Hausmärchen veya Çocuk ve Ev Masalları olarak yayınlanan çalışmalarının ilk baskılarında illüstrasyonlar yoktu. Akademik dipnotlar çoktu. Hikayeler karanlıktı, cinayet ve kargaşayla doluydu.

Hikayeler yine de hızla yakalandı. Grimm’in Peri Masalları o kadar evrensel bir çekiciliğe sahipti ki, sonunda yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde 120’den fazla farklı baskısı yapıldı.

Bu hikayeler, Cinderella, Rapunzel, Rumpelstiltskin, Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız ve tabii ki Hansel ve Gretel gibi tanınmış karakterlerden oluşan yıldız bir diziyi içeriyordu.

Hansel ve Gretel’in gerçek öyküsü ise 1314-1322 yılları arasındaki büyük kıtlık sırasında Baltık bölgelerinde ortaya çıkan bir dizi masal grubuna dayanıyor . Güneydoğu Asya ve Yeni Zelanda’daki volkanik faaliyet, dünya genelinde mahsul kıtlığına ve büyük açlığa yol açan uzun süreli bir iklim değişikliği dönemini başlattı.

avrupada yaşanan büyük kıtlık
Bir bilim insanı, Büyük Kıtlığın Avrupa’nın 400.000 mil karesini, 30 milyon insanı etkilediğini ve belirli bölgelerde nüfusun yüzde 25’ini öldürmüş olabileceğini tahmin etti.

Avrupa’da, gıda arzı zaten kıt olduğu için durum özellikle korkunçtu. Büyük Kıtlık vurduğunda sonuçlar yıkıcıydı. Bir bilim insanı, Büyük Kıtlığın Avrupa’nın 400.000 mil karesini, 30 milyon insanı etkilediğini ve belirli bölgelerde nüfusun yüzde 25’ini öldürmüş olabileceğini tahmin etti.

Bu süreçte yaşlılar, gençlerin yaşamasına izin vermek için gönüllü olarak açlıktan ölmeyi seçtiler. Diğerleri çocuklarını öldürdü veya terk etti. Yamyamlığın da kanıtı var. William Rosen, The Third Horseman  adlı kitabında, 1315 yılında “annelerini çocukların doyurduğunu” belirten bir Estonya kronolojisinden alıntı yapıyor.

İrlandalı bir tarihçi, kıtlığın o kadar kötü olduğunu yazdı ki, “insanlar açlıktan öylesine mahvoldular ki, ölülerin cesetlerini mezarlıklardan çıkarıp yediler ve kadınlar açlıktan çocuklarını yedi” diye yazmıştı.

O dönemde insanlar, açlığın etkisiyle kendilerini kaybetmişlerdi. Açlıktan kurtulmak için sürekli olarak bir yerden bir yere gidenler, sığındıkları evlerde gece dövülerek öldürülüyor ve ev sahipleri tarafından yeniliyordu. Çoğu kimse çocukları bir meyve parçası veya bir yumurtayla kandırıp ısısız bir yere götürüyor, öldürüp yiyordu. Ne yazıkki bunların hiç biri bir masal yada hikaye değil gerçekti.

Hansel ve gretel ormanda

Hansel ve Gretel’in hikayesi bu korkunç kaostan doğdu.

Hansel ve Gretel’den önce gelen uyarıcı hikayelerin tümü, doğrudan terk edilme ve hayatta kalma temalarıyla ilgiliydi. Bu hikayelerin neredeyse tamamı ormanı tehlike, sihir ve ölüm için bir tablo olarak kullandı.

Grimm kardeşlerin Hansel ve Gretel’in orijinal versiyonları zamanla değişti. Belki de kardeşler hikayelerinin çocuklar tarafından okunduğunun farkındaydılar ve bu yüzden yayınladıkları son sayıya kadar hikayeleri bir şekilde sterilize etmişlerdi.

Annenin biyolojik çocuklarını ilk versiyonlarda terk ettiği yerde, son 1857 baskısı basıldığında, arketipik kötü üvey anneye dönüşmüştü. Babanın rolü de 1857 baskısıyla yumuşadı çünkü davranışlarından daha fazla pişmanlık duydu.

Bu arada, Hansel ve Gretel’in hikayesi gelişmeye devam etti. Bugün, çocuk yazarı Mercer Mayer’in çocuk terk etme temasına dokunmaya bile çalışmayan hikayesi gibi, okul öncesi çocuklar için hazırlanmış versiyonları var.

Banner
Benzer Yazılar

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Esna Tapınağında Tozların Altından Çıkan Koca Evren

23 Kasım 2020

23 Kasım 2020

Esna Tapınağı uzun bir süredir yenilenmeyi ve yeniden nefes almayı beklerken geçtiğimiz günlerde eski renklerine kavuşmanın sevincini yaşamıştı. Bizde bu haberi...

Kibyra Antik Kentinde Yeni Keşifler

27 Kasım 2020

27 Kasım 2020

Burdur ilindeki Kibyra antik kentinde ait iki tanrı heykeli ortaya çıkarıldı. Kibyra (veya Cibyra Magna), MÖ ikinci yüzyılda dört şehir...

Kayıp Atlantis Kıtası Ege Denizi’nde Olabilir mi?

21 Aralık 2020

21 Aralık 2020

Gizemini koruyan efsanevi iki kayıpk ıtası Atlantis ve Mu için lokalizasyon çalışmaları devam ediyor. Kayıp kıta Atlantis‘in, günümüz Yunan adalarından...

Arkeologlar, İspanya’da bir mağara kompleksinde 16.800 yıllık bir Paleolitik yapı keşfettiler

3 Aralık 2023

3 Aralık 2023

Arkeologlar, İspanya’nın Cantabria eyaletindeki Ribamontán al Monte belediyesinde bulunan La Garma mağara kompleksinde 16.800 yıllık bir Paleolitik yapı keşfettiler. La...

Vakıflar Genel Müdürlüğü “Ayasofya Kebir Cami İmparator Kapısı, aşınma ve ufak bir dokunma ile tahrip olmuştur”

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya Cami İmparator Kapısı’nda oluşan tahribat haberleri üzerine bir açıklama yayınladı. Açıklamada, tahribatın “aşınma, olağan yıpranma ve...

Çavuştepe Höyüğü’nde Urartulu kadın yöneticinin mezarına ulaşıldı

8 Eylül 2021

8 Eylül 2021

Geçtiğimiz günlerde atı, sığırı, köpeği ile gömülen Urartulu üst düzey insanının mezarı haberini yapmıştık. Bugünde yine aynı yerde Çavuştepe Höyüğü...

Mersin’de 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Bulundu

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Son günlerde birçok kaya resmi bulundu haberleri ile karşılaştık. Bu haberlerden Avustralya’da bulunan 17 bin 500 yıllık gerçek boyutlu kanguru...

Güney Hindistan’daki Antik Mezar Yatağında Katlanmış Altın Diadem Keşfedildi

12 Ağustos 2022

12 Ağustos 2022

Hindistan Arkeolojik Yüzey Araştırması Başkan Yardımcısı Yathees Kumar liderliğindeki arkeologlar, güney Hindistan’daki Adichanallur arkeolojik alanındaki bir mezar yatağında katlanmış altın...

Anadolu’nun Ticari Sırları: Nadir Bir Neolitik Obsidiyen Ayna Üretim Merkezi’nin Açığa Çıkarılması

26 Şubat 2025

26 Şubat 2025

Son zamanlarda yapılan bir çalışma, Anadolu’daki önemli bir arkeolojik alan olan Tepecik Çiftlik’te bulunan obsidyen aynaların üretim ve kullanımını araştırmak...

Glasgow’lu Sanatçı Plastik Poşet Müzesi Açtı!

1 Kasım 2020

1 Kasım 2020

İskoçyada ki Glasgow Üniversitesi mezunu Katrina Cobain plastik poşetlerden oluşan farklı bir sergiye ev sahipliği yapacak. Plastik poşetlerin dünyamıza ne...

Saqqara’da Bilinmeyen Bir Mısır Kraliçesinin Mezarı Keşfedildi “Kraliçe Neit”

18 Ocak 2021

18 Ocak 2021

Giza Piramitinin yakınlarında Saqqara nekropolünde çalışan Mısırlı arkeologlar, 4300 yıl önce Mısır’ı yöneten altıncı hanedanlığın ilk firavunu olan Kral Teti’nin...

Mustatillerin ritüel geçmişini ortaya çıkarmak: Kuzeybatı Arabistan’ın Geç Neolitik Çağı’nda kült, çobanlık ve ‘hac’

22 Mart 2023

22 Mart 2023

Mustatiller – ritüel amaçlar için kullanıldığı düşünülen Geç Neolitik dönemden kalma taş anıtlar – Suudi Arabistan’daki bir arkeolojik alanın kapsamlı...

Sobibor Ölüm Kampında Öldürülen Çocukların Kimlik Etiketleri Ortaya Çıkarıldı

9 Şubat 2021

9 Şubat 2021

Sobibor ölüm kampının trajik tarihi ortaya çıkarıldı. Arkeologlar, Naziler tarafından doğu Polonya’daki Sobibor ölüm kampında öldürülen dört çocuğun kimlik etiketlerini...

Arkeologlar Punt Ülkesini (Tanrı’nın Ülkesi) Bulabilmek İçin 3300 Yıllık Mumyaları Araştırıyor

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Eski Mısırlılar canlı babun ve tütsü gibi egzotik malları elde edebilmek için kilometrelerce yol katettiler. Punt diyarı yani Tanrı’nın ülkesini...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]