3 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Dünyanın Bilinen En Eski Tek Yumurta İkizlerini Barındıran 31.000 Yıllık Mezar Bulundu

Avusturya’daki eski bir mezar, kaydedilen en eski ikiz mezarını temsil ediyor. 31.000 yıllık mezar, Eski Taş Devri olarak da bilinen Üst Paleolitik’e (40.000 ila 10.000 yıl arası bir dönem) tarihleniyor. Her iki bebeğin analizlerine göre, bebeklerden biri doğumdan kısa bir süre sonra ölürken ikiz kardeşi yaklaşık 50 gün ya da 7 haftadan biraz fazla yaşadığı düşünülmekte.

 

6 Kasım’da Communications Biology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 3 aylık üçüncü bir bebek, yaklaşık 1,5 metre uzakta bir yere gömülmüş ve muhtemelen kuzenleri olduğu düşünülmektedir. Araştırmacılar, ikizlerin oval biçimli mezarını 2005 yılında Krems şehir merkezinin Tuna Nehri kıyısındaki Krems-Wachtberg arkeolojik alanında buldular. İkiz bebeklerin kalıntıları aşı boyasıyla kaplıydı. Araştırmacılar, çift mezarda ayrıca bir zamanlar bir kolyeye işlenmiş mamut fildişinden yapılmış 53 boncuk ve muhtemelen kolye olan delikli bir tilki kesici ve üç delikli bir alet daha buldu.

 

Araştırmacılar, diğer bebeğin mezarında da toprak boyasının yanı sıra 8 santimetre bir mamut-fildişi iğnesi bulunduğunu ve bu iğnenin gömülme sırasında bir deri giysiyi birbirine tutturulduğunu ilettiler. Bulgu, keşfinden kısa bir süre sonra manşetlere taşındı ve hatta araştırmacılar, 2013 yılında Viyana Doğa Tarihi Müzesi’nde sergilenen ikizlerin cenazesinin bir kopyasını bile yarattılar. Ancak, bilim adamlarının hala eski mezar hakkında öğrenecek çok şeyi vardı. Bu nedenle yeni projede, disiplinler arası bir araştırmacı grubu, bu üç bebek arasındaki ilişkiyi deşifre etmek ve cinsiyetlerini ve ölümdeki yaşlarını belirlemek için bir araya geldi.

Araştırmacılar, buluntunun arkeolojik kayıtlarda ikizleri doğrulamak için antik DNA’yı kullanan ilk kayıt olduğunu söyledi ve sadece herhangi bir ikiz değil, aynı ikizler olduğunu değindiler. Viyana Üniversitesi Evrimsel Biyoloji Bölümü’nde doçent olan kıdemli araştırmacı Ron Pinhasi, bu çalışmanın “ikiz doğumun en erken kanıtı” olduğunu söyledi. Araştırmacılar Üst Paleolitik dönemde ikiz doğumlarının ne kadar yaygın olduğunu bilmiyorlar ancak bugün, ikizler 85 doğumdan birinde meydana gelirken, yaklaşık 250 doğumdan birinde tek yumurta ikizleri doğuyor.

 

Viyana Doğa Tarihi Müzesi’nde biyolog olan çalışma baş araştırmacısı Maria Teschler-Nicola, “Paleolitik dönemden çok sayıda gömüyü keşfetmek başlı başına bir uzmanlık alanıdır.” dedi. ” Genom analizi için kırılgan çocuğun iskelet kalıntılarından yeterli ve yüksek kaliteli eski DNA’nın çıkarılabilmesi, tüm beklentilerimizi aştı.” dedi.

 

Araştırmacılar, üçüncü bebeğin genetik bir analizini yakaladı üçüncü dereceden bir erkek akraba, muhtemelen kuzeni olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılar, bebeklerin hangi yaşta öldüğünü belirlemek için her bebeğin en üstteki ikinci kesici dişine baktı. Teschler-Nicola, ekibin doğumdan sonra oluşan diş minesini doğumdan sonra oluşan diş minesinden ayıran koyu bir çizgi olan “yeni doğan çizgisine” özel önem verdiğini söyledi. Bu yeni doğan soyları ve bebeklerin iskelet gelişimi, ikizlerin ya tam ya da neredeyse tam vadeli bebekler olduğunu gösteriyordu. Görünüşe göre bebeklerin avcı-toplayıcı grubu ilk ikizi gömdü, sonra kardeşini gömdüklerinde mezarı yeniden açtı.

Araştırmacılar, bu bulgunun, daha önce Paleolitik bir cenaze töreninde belgelenmemiş olan bir mezarı yeniden gömme amacıyla yeniden açmanın kültürel-tarihsel uygulamasını doğruladığını söyledi. Ekip ayrıca diş minesindeki karbon, nitrojen ve baryum izotopları dahil kimyasal elementleri analiz ederek ikizlerin her birinin emzirildiğini ortaya çıkardı. İkizlerin kuzeni üç ay yaşamış olsa da dişlerindeki “stres çizgileri”, annesinin meme iltihabı olarak bilinen ağrılı bir enfeksiyonu olduğu için veya belki doğumdan sağ çıkamadığı için beslenme güçlükleri yaşadığını gösteriyor.

 

Bu bebeklerin neden öldüğü tam olarak bilinmiyor, ancak bu ikizlerin ve kuzenlerinin ölümleri, çok uzun zaman önce kamp kuran ve bebeklerini Tuna Nehri kıyısında gömen bu Paleolitik avcı-toplayıcı grup için muhtemelen acı verici olaylardı. Teschler-Nicola Live Science’a verdiği demeçte, “Bebekler grup için açıkça özel bir öneme sahipti ve son derece saygın ve saygı görüyordu” dedi. Olağanüstü cenaze törenleri “bebeklerin ölümünün toplum ve hayatta kalmaları için büyük bir kayıp olduğunu” ima ediyor gibi görünüyor

 

https://www.livescience.com/oldest-twin-burial-on-record.html Sitesinden çevrilmiştir

Banner
Related Articles

Araştırmacılar 5.000 Yıllık Tekne Şeklindeki Höyüğün Nuh’un Gemisinin Fosilleşmiş Kalıntıları Olabileceğini Önerdi

18 Mart 2025

18 Mart 2025

Ağrı Dağı civarında yakın zamanda yapılan bir keşif, Nuh’un Gemisi’nin fosilleşmiş kalıntılarını bulduklarına inanan uzmanlar arasında ilgi uyandırdı. Araştırmacılar, uzun...

İtalya’da Nebatilere ait bir tapınağın kalıntılarına ulaşıldı

12 Nisan 2023

12 Nisan 2023

İtalyan sualtı arkeologları, MS 1. yüzyıla tarihlenen Nebatilere ait bir tapınağın iki mermer sunağını keşfettiler. Sunaklar, İtalya’nın Campania bölgesindeki Phlegrean...

Porsuk Höyük kazılarında yeni surlar ortaya çıkarıldı

10 Ağustos 2021

10 Ağustos 2021

Yerleşim kalıntı izlerinin Neolitik çağla görüldüğü ve önemli bir Hitit yerleşim yeri olan Porsuk Höyük kazılarında demir çağına ait surlar...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Arkeologlar, Çin Seddi’nde 59 adet antik taş el bombası buldu

17 Ekim 2023

17 Ekim 2023

Çinli arkeologlar, Beijing’de UNESCO Dünya Mirası Alanı olan Badaling Çin Seddi’nin batı kısmındaki bir binanın kalıntılarından, 59 antik taş el...

Paris’teki Luksor Dikilitaşı’nda 3300 Yıllık Gizli Mesajlar Ortaya Çıktı

1 Mayıs 2025

1 Mayıs 2025

Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan ve 1830’larda Mısır’dan getirilen 3.300 yıllık Luksor Dikilitaşı, son restorasyon çalışmaları sırasında yepyeni sırlarını, gizli...

İncil’de adı geçen Derbe Antik Kenti ödenek yetersizliğinden kazılamıyor

10 Ocak 2023

10 Ocak 2023

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposluk merkezi olan İncil’de adı geçen Derbe Antik Kenti’nde 2013 yılında başlayan kazı çalışmalarına ödenek yetersizliğinden devam...

Yunanistan’ın Akropolisi Çimentolama Kararına Tepkiler Büyüyor

3 Kasım 2020

3 Kasım 2020

Yunanistan kültür bakanlığı Akropolis’teki anıtların ziyaret koşullarını iyileştirmek adına Atina Parthenon’un üzerinde çalışma kararı aldı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Akropol’de sunulan...

HS2 arkeologları nadir bulunan Roma ahşap figürün ortaya çıkardı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

İngiltere’de hızlı tren HS2 projesi kapsamında yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında erken Roma döneminden kalma nadir bir ahşap oyma figürün keşfedildi....

Sahra Çölü’nün Kaybolan Cenneti

30 Ocak 2021

30 Ocak 2021

Bugünkü Sahra Çölü’nün büyük kısımları binlerce yıl önce yeşildi. Zürafaların ve timsahların tarih öncesi gravürleri, çölde yüzen insanları bile gösteren bir...

Blaundos kazılarında 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

28 Eylül 2022

28 Eylül 2022

Anadolu’da ticari hayatın gelişmesi ve çeşitlenmesinde önemli rol oynayan Asurlu tüccarların kullandıkları düşünülen mühürlerden bir örneğine Blaundos kazılarında karşılaşıldı. Asurlu...

İsveç’te Viking Dönemi Hristiyan Mezarlar Bulundu

28 Haziran 2021

28 Haziran 2021

Sigtuna’da Viking dönemi yedi Hristiyan mezarı bulundu. Arkeologlara göre, Viking dönemi mezarlar şehrin en eski zamanlarına, 10. yüzyılın sonlarına tarihleniyor....

Asur Tanrılarını Betimleyen Devasa Kabartma, Ninova’da Gün Yüzüne Çıkarıldı

15 Mayıs 2025

15 Mayıs 2025

Heidelberg Üniversitesi’nden arkeologlar, Kral Asurbanipal’in taht odasında eşsiz bir kabartma ortaya çıkardı. Heidelberg Üniversitesi bünyesindeki arkeologlar, Kuzey Mezopotamya’nın kalbinde, Musul...

Gümüşler Manastırı: Anadolu’nun Petrası ve “Gülümseyen Meryem Ana”

22 Nisan 2025

22 Nisan 2025

Kapadokya’nın en iyi korunmuş manastırlarından biri olan Gümüşler Manastırı, sıkça “Anadolu’nun Petrası” olarak anılıyor ve tarihi yapısı ile göz alıcı...

Midas’ın Gölgesi Bilecik’te mi? Karaağaç Tümülüsü Frig Kraliyet Gücünü Yeniden Düşündürüyor

15 Ocak 2026

15 Ocak 2026

Frigya denildiğinde akla gelen ilk merkez, kuşkusuz Gordion. Uzun yıllar boyunca Frig siyasi gücünün, kraliyet ritüellerinin ve elit yaşamın yalnızca...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]