23 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Defineciler Van’da 2 bin 700 Yıllık Urartu Tapınağı Buldular

Van’ın 28 kilometre kuzeybatısında yer alan Alaköy’deki Garibin Tepe’de defineciler, 2 bin 700 yıllık Urartu tapınağı ortaya çıkardılar. İlk görüntüleri inceleyen İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Konyar, “bulunan alanın Urartu Baş Tanrısı Haldi’ye adanmış kült bir tapınak kompleksi gibi göründüğünü” söyledi.

İndepentedturkish.com’dan Cihat Arpacık’ın özel haberine göre, bölgede yerin 5 metre altına kadar kazılarını devam ettiren defineciler duvarlarında freskler bulunan bir yapıya ulaştı.

Burayı bir kilise zanneden defineci grup durumu Van Müze Müdürlüğü’ne bildirdi.

Garibin Tepe’deki keşifte bir de video çekimi yapıldı. Ancak konunun uzmanları burada bir kilise yerine çok daha önemli bir keşif yapılmış olabileceğini düşünüyor.

Urartu, eski Anadolu ve eski Mezopotamya tarihi dersleri veren Doç. Dr. Erkan Konyar, Van’daki birçok arkeolojik kazının başkanlığını da yaptı.

Görüntüleri işin uzmanına sorduk: Dünyada da ses getirecek

Independent Türkçe, Garibin Tepe’de bulunan yapıda çekilen görüntüleri şimdiye kadar Urartularla ilgili dikkat çeken akademik çalışmalar yürüten Konyar’a izleterek bir yorum yapmasını istedi.

Görüntülere göre buranın M.Ö 7. yıllara ait bir Urartu tapınağı olduğunu belirten Konyar, bu bölgenin yakınlarında Urartu Kralı 2. Rusa’nın bir kalesi olduğunu ve bulunan yapının da o kaleyle ilişkili olabileceğini ifade etti.

Konyar, bulunan alanın Urartu Baş Tanrısı Haldi’ye adanmış kült bir tapınak kompleksi gibi göründüğünü söyledi.

İlk defa orijinal haliyle ve hiç dokunulmamış bir Urartu tapınağıyla karşılaşıldığına değinen Konyar, “Belki de bu yapı sayesinde ilk defa bir Urartu tapınağının nasıl olduğunu anlayabileceğiz” dedi.

Görüntülere göre yapının özgün haliyle bulunduğunu aktaran Konyar, “Duvar resimlerinin hala ayakta olduğunu anlayabiliyoruz. İçeri giren biri buranın 2 bin 700 yıl önceki halini görebiliyor. Bu çok etkileyici. Videodan anladığım kadarıyla bu büyük bir yapı. Duvar resimlerindeki motifler din unsurunu belirginleştiriyor. Aynı zamanda insan motifi de var. Tabii burayı definecilerin bulmuş olması manidar. Arkeologlar ve müze umarım el atar ve burayı kurtarır. Urartu’yu anlama noktasında önemli bir destinasyon oluşturacak. Bence dünyada ses getirecektir” diye konuştu.

“Definecilerin buradan ne kadar malzeme götürdükleri önemli” diyen Konyar, Urartu tapınaklarının buluntular noktasında çok zengin olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Erkan Konyar, bulunan alanın Urartu Bal Tanrısı Haldi'ye adanmış kült bir tapınak kompleksi gibi göründüğünü söyledi.
Doç. Dr. Erkan Konyar, bulunan alanın Urartu Baş Tanrısı Haldi’ye adanmış kült bir tapınak kompleksi gibi göründüğünü söyledi.

Orada Tanrı Haldi’ye adanmış kalkanlar, miğferler, silahlar olmasının muhtemel olduğunu vurgulayan Konyar, Urartu çalışmalarında çok beklenmedik, etkileyici şeyler çıkabildiğini ve onlara bir şey olmadığını umduğunu söyleyerek, “Defineciler genelde tahrip edildikten sonra ilgili kurumlara haber veriyor ve böylece kendilerini legalize ediyorlar” ifadelerini kullandı.

“30 yıldır kazı yapıyorum, ilk defa böyle bir buluntu grubuyla karşılaşıyorum”

“Burası muhteşem bir buluş. Alan, gösterdiğiniz videolarda çok etkileyici ve görkemli görünüyor” diyen Urartu uzmanı Doç. Dr. Erkan Konyar, şunları kaydetti:

“30 yıldır kazı yapıyorum ama ilk defa böyle bir buluntu grubuyla karşılaşıyorum. Bu tür alanlar oldukça hassas oluyor. Muhtemelen buraya alttan açılmış bir tünel marifetiyle girildi. Ne kadar uzman bir ekip de olsanız burayı kazdığınızda tahribat kaçınılmaz. Burada Urartu’nun en güzel duvar resimler var. Daha önce hiçbir Urartu merkezinde görülmeyen duvar resimleri ‘ünik’ olarak duruyor. Buradaki çalışmalar uygun şartlar ve teknoloji yakalandıktan sonra başlamalı. Daha önceki birçok örnekte muhteşem buluntuların tahrip olduğunu gördük. Ayanis Kalesi’ndeki kazılarda bu tahribat yaşandı. Kocaman alanlar doğa şartları nedeniyle tahrip oldu. Bu tür alanların doldurularak kazılmadan bırakılması belki daha doğru olacaktır. Fresko çok hassas bir buluntu grubu ve çalışma ciddi uzmanlık gerektiriyor. Tahmin edilemez zararlara neden olabilir. Bu alanın müze denetiminde doldurulup güvenlik önlemlerinin de alınarak korunması daha uygun olabilir.”

Banner
Benzer Yazılar

Anadolu’da bulunmuş en eski lületaşı eser; Çavlum Mühürü

18 Temmuz 2021

18 Temmuz 2021

Eskişehir Alpu Ovası’nda yer alan Çavlum Köyü kurtarma kazılarında ortaya çıkarılan damga mühür, Anadolu’da bulunmuş en eski lületaşı eseri özelliği...

Arkeologlar Ürdün Vadisi’nde nadir bir Haşmonayim sikke hazinesi ortaya çıkardı

2 Ocak 2025

2 Ocak 2025

Hayfa Üniversitesi’nden bir arkeolog ekibi, Ürdün Vadisi’nde yaptıkları kazıda Haşmonayim dönemine (Alexander Yannai‘nin hükümdarlığı (MÖ 104-76)) ait yaklaşık 160 sikkeden...

71 yıl aradan sonra Yazılıkaya/Midas Kale arkeolojik kazıları yeniden başlıyor

21 Temmuz 2022

21 Temmuz 2022

Anadolu medeniyetlerinden Friglerin önemli yerleşim alanı Yazılıkaya/Midas Kale’de 71 yıl aradan sonra yeniden arkeolojik kazı çalışmaları başlıyor. Anadolu Üniversitesi öncülüğünde...

Kutsal Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Otto’nun öldüğü yer keşfedilmiş olabilir

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

Arkeologlar, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Otto’nun (936-973) öldüğü yeri bulduklarına inanıyorlar. Büyük Otto, tarihçiler tarafından ilk Kutsal Roma İmparatoru...

Nadir Bulunan Hitit Mührü Çorum Müzesinde Sergilenecek

20 Mart 2021

20 Mart 2021

Çorum Ortaköy’de bulunan Şapinuva bölgesi olarak tanımlanan yerde 3500 yıllık bir Hitit mührü bulundu. Şapinuva, Bilindiği üzere Hitit İmparatorluğunun en...

Fethiye Kaymakamı Alper Balcı,”7 yıldan bu yana kapalı olan Telmessos Antik Tiyatrosu’nu açmakta kararlıyız”

16 Ağustos 2022

16 Ağustos 2022

Muğla’nın Fethiye ilçesinde Likya döneminde M.Ö. 2. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen Telmessos Antik Kenti’nin Antik Tiyatrosu 7 yıl aradan sonra...

Araştırmacılar, Linear Elamit yazısını deşifre ettiklerini iddia ediyorlar

4 Eylül 2022

4 Eylül 2022

Araştırmacılar, İran’ın güneybatısında yer alan Susa şehrinde 1903 yılında yapılan kazılarda bulunan Linear Elamit yazı sistemi ile yazılmış kil tabletin...

Sanatın Müzeye Dönüşmesi mi Yoksa Müze Mimarisinin Sanat Olması mı?

1 Kasım 2020

1 Kasım 2020

Teshima Japonya’nın İç Denizinde , Naoshima ve Shōdoshima adaları arasında bulunan ve Kagawa Eyaletinin bir parçası olan bir adadır ....

Arkeologlar, 1386 yıl önce aynı adı taşıyan ünlü savaşa tanık olan Jalula antik kentinin izlerini keşfetti

2 Aralık 2023

2 Aralık 2023

Irak Devlet Eski Eserler ve Miras Kurulu (SBAH), Jalula antik kentinin sınırlarının ve çeşitli yapılarının keşfedildiğini duyurdu. Irak Devlet Eski...

Arinna’nın Güneş Tanrıçası İzmir Arkeoloji Müzesi’nde

6 Mart 2021

6 Mart 2021

Anadolu’nun bin tanrılı halkı Hititler‘in ana tanrıçası Arinna’nın Güneş Tanrıçası İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. Hitit panteonunda en büyük tanrı,...

2500 Yıllık Afrodit Tapınağı Keşfedildi

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Arkeologlar, İzmir iline bağlı Çeşme ve Urla ilçesi civarında Tanrıça Afrodit adına yapılmış 2500 yıllık bir tapınak keşfettiler. İzmir’e bağlı...

İran’da Tarih Yeniden Yazılıyor: Ghamari Mağarası’nda 80.000 Yıla Uzanan Neandertal İzleri Bulundu

13 Mart 2025

13 Mart 2025

İran’ın Luristan Eyaleti’nde, Hürremabad yakınlarındaki Ghamari Mağarası’nda yapılan son arkeolojik kazılar, bölgenin tarih öncesi geçmişine ışık tutan bulgular ortaya çıkardı....

Unutulmuş Bir İmparatorluğun Başkenti “Karakurum”

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Karakurum şimdilerde sadece bir sit alanı olsa da bir zamanlar Dünya’yı kasıp kavuran Moğolların başkentiydi. Karakurum bizim çok da yabancı...

Yeni Araştırma Sonucu;11.000 Yıllık LSU Kampüs Höyükleri, Kuzey Amerika’da Bilinen En Eski İnsan Yapımı Yapılardır

24 Ağustos 2022

24 Ağustos 2022

Amerikan Bilim Dergisi’nde yayınlanan yeni araştırmada, Louisiana Eyalet Üniversitesi (LSU) kampüsündeki altı metrelik (20 fit) yüksekliğindeki iki höyük, Kuzey Amerika’da...

Novgorod’da huş ağacı kabuğu mektubu bulundu

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Günümüzde kullandığımız kağıttan önce yazı yazmak için huş ağacının kabuğunun iç tabakası kullanılıyordu. Araştırmacılara, huş ağacı kabuğu mektupları o devirler...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]