28 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Balawat (Imgur Enlil) Kapı Kabartmaları

Balawat, Dicle ve Zap Irmağının keşiştiği yani Assur üçgeni adı verilen bölgede yer almaktadır. Birinci başkent Kalhu güneyde, Durşarrukin en kuzeyde ve Ninive’nin doğusunda yer almaktadır. Musul şehrinin 28 km. güneydoğusundadır.

Balawat bağımsız din komplekslerinden biridir. Kalhu’yu başkent ilan etmiş olan II. Assurnasirpal’in inşaa ettirmiş olduğu Mamu tapınağı çok önemlidir. Rüyalar tanrısı Mamu için yapılmış olan bu tapınak II. Asurnasirpal’in oğlu III. Salmanasar döneminde daha da gelişmiştir. (9yy.)

Burası III. Salmanasar ve babasının yaptırmış oldukları kabartmalı ve tunçtan bantlarla bezemeli kapı kanatları ile ünlüdür.

Tapınak kuzeybatı-güneydoğu yönünde yerleştirilmiştir. Cephesi güneydoğu’ya bakmaktadır. Ufak bir ön avlusu, ge.it holünden sonra ulaşılabilen iç avludan ünlü tunç bantlarla bezenmiş anticella’ya ve buradan da cella’ya girilmektedir. Üç basamaklı bir merdivenle aditon’un olduğu kutsal cella’ya varılır. Aditon’un merdivenleri Musul mermerinden yapılmıştır. Tanrı Mamu yontusununda bu mermer levhalar üzerinde olduğu düşünülmektedir. Diğer kalan yerler ise pişmiş toprak levhalarla süslenmiştir.

III. Salmanasar
III. Salmanasar’ın siyah obeliskte kendinden aman dileyen İsrail Kralı Yehu ile betimlenmesi.

Tapınak 1878 kazılarında Harmuntz Rassam tarafından bulunmuştur. Burada İngiltere adına kazı yapan Rassam bulduğu çoğu şeyi İngiltere’ye götürmüştür. Eserlerin çoğu British Museum’da bulunmaktadır. Küçük bir kısmı da Louvre ve Boston müzelerinde yer almakla birlikte Eski şark eserleri müzesinde de bir kısmı sergilenmektedir.

Tunç levhalar 1,83 m. uzunluğundaki bantlar, 6.8 m. ahşap kapı kanatlarına çivilerle çakılmış 0,27 cm. yüksekliğinde kabartmalı 8 ince tunç kuşakla kaplanmış ve güçlendirilmiştir. Resimler alttan kabartma ve üstten kazıma tekniği ile yani “repuze” tekniği ile işlenmiştir. Bu teknikte levhanın ön yüzünü petrol ya da zift benzeri bir karışıma oturtulduğu ve figürlerin ana hatları alttan çekiçlenerek kabartıldığı ön yüze çıkan kabartıların metal bir kalemle konturları ve ayrıntıları kazınarak çiziliyor. Figürler daima rozetli yatay bantlarla sınırlandırılmıştır. Ortalama 3 m. panolar halinde hikaye anlatır gibi yani naratif tarzda işlenmişlerdir.

 III. Salmanasar döneminde kabartmalarda yapılan seferler anlatılmıştır.
II. Asurnasirpal’in dönemindekiler kent yaşamı ile ilgiliyken III. Salmanasar döneminde ise yapılan seferler anlatılmıştır.

Balawat kapıları ve yapım tekniği açısından Önasya’da türünün tek örneğidir. II. Asurnasirpal’in dönemindekiler kent yaşamı ile ilgiliyken III. Salmanasar döneminde ise yapılan seferler anlatılmıştır. Bu kabartmalar ve işlemeler Assur resim sanatına bağlı kalınarak yapılmışlardır. Bu bantlarda figürler, teknik, perspektif, Assur’un almış olduğu bütün yerler coğrafi ve fiziki özellikleriyle anlatılmıştır. Örneğin; ormanlık bir alansa sık ağaçlarla, dağlık bir alansa dağlarla gösterilmiştir. Şehir ya da yerelşim alanı nehir kenarındaysa bu nehir mutlaka resme eklenmiştir. Bununla birlikte Assur ordusunu oluşturan birimler ordugah’tan başlayarak, süvariler, piyadeler, okçular, sapan atıcıları gibi birimler tek tek gösterilmiştir. (8-7 yy.) Kabartma sanatında uygulanmış eserlerin temeli diyebileceğimiz eserlerdir.

Nazire denizi kenarında libasyon yapan askerler
Bu sahnenin üst kısmına “Naire denizi kıyılarına bir süretimi koydum. Tanrılarıma kurban kestim” yazılmıştır.

Balawat kabartmalarında resmedilen bir Anadolu sahnesinde Assurlu askerlerin su içerisinde görülen bir yaratığa libasyon yaptıkları görülmektedir. Naire denizi diye bahsedilen bu yerin Van gölü olması muhtemel gözükmektedir. Bu sahnenin seferden sonra kılıcı suyla yıkama ritüeliyle bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Bu sahnede kralın yanında bir rahip ve onların arkalarından diğerleri gelmektedir. Bu sahnenin üst kısmına “Naire denizi kıyılarına bir süretimi koydum. Tanrılarıma kurban kestim” yazılmıştır.

Urartu kentlerine saldırı düzenleyen Assurlular
Urartu kentleri genellikle kale şehirlerden oluşmaktaydı.

Her bir bantta sinematik bir anlatım görmek mümkündür. Dağları aşan savaş arabalarını görüyoruz bantlarda çünkü Doğu Anadolu’dalar ve Van gölü çevresine geliyorlar. Alttaki bantta merkezde Suguniya kenti var. Kent kayalık bir alanda betimlenmiş. Kent henüz teslim olmamış savaşıyor. Urartu kentleri genellikle kale şehirlerden oluşmaktaydı. Güçlü surlar ve kemerli kapılar Urartu kentlerinin genel özelliklerindedir. Suguniya’da boyunduruk takılmış esirler işlenmiş. Bedelsiz iş gücü anlamına gelen halk öldürülmüyordu. Başka bir sahnede yine Urartu’dan depolama küpleri görülmektedir. Bu insan boyundan yüksek depolama kapları neredeyse bütün Urartu şehirlerinde bulunmuştur savaş arabalarının altında ezilen düşman sahneleri Assur sanatında sevilen işlemelerden birini temsil etmektedir.

Yine başka bir sahnede Tir ya da Tiros ismiyle anılan bir Fenike şehrini görüyoruz. Bugün ki Sur kenti. Kentin kalesinin o dönemlerde denizde olduğunu ve o zamanlar ada olduğunu görmekteyiz. Şu an da şehir ana karaya bağlıdır. Büyük İskender döneminde kıyıdan adaya bir yol yapılmış ve ada karaya bağlanmıştır. Kentin savaşmadan teslim olduğunu ve kentin boğa başlı sandallarla nasıl boşaltıldığı resmedilmiştir. Burası bir ticaret bölgesi olarak zengin bir şehirdi ve tabii bu zenginlik Assur’un gözünden kaçmamıştı.

TİR şehrinden alınan ganimetler
Tir Kentinin savaşmadan teslim olduğunu ve kentin boğa başlı sandallarla nasıl boşaltıldığı resmedilmiştir.

Bu sahneler ardı ardına devam etmektedir. Tiros ve Sidon şehrinden alınmış vergiler, Dobigu şehrine yapılmış bir saldırı, Suriyeli bir prensin getirdiği hediyeler, Unkianlıların getirdikleri kazanlar, Assur ordusunun yaptığı katliamlar, kadın esirler, develer ve benzeri hayvanlar gibi bütün fauna ve flora zenginliğini bu kabartmalarda görmek mümkün.

Bütün bu ayrıntılarla birlikte her kentin kendi fiziksel ve mimari özelliklerini de çizmişlerdir. Örneğin; Dubigu kentinin düzlük bir arazide bulunması ve iki katlı yüksek surlara sahip olması gibi detayları bu kabartmalarda görüyoruz.

Kaynak: SEVİN, V. “Yeni Assur Sanatı II. Resim, 2019”, Türk Tarih Kurumu, Ankara

Banner
Benzer Yazılar

Ani Ören Yeri’nde Bulunan Harabe Ebu’l Manuçehr Camisi İbadete Açılıyor

4 Ocak 2022

4 Ocak 2022

Türkiye’de skandal restorasyon çalışmalarına sıklıkla tanık olduk. Aslını korumayı bırakalım bu restorasyon çalışmaları ile nevi şahsına münhasır yeni eserler üretildiğini...

Geleneksel düşünceye meydan okuyan antik yerleşimler “Karahantepe ve Taş Tepeler”

5 Aralık 2021

5 Aralık 2021

İnsanlık tarihinin 12 bin yıl öncesine ışık tutan ve arkeoloji dünyasının en büyük keşiflerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin...

Arnavutluk’ta kayıp 2 bin yıllık antik kent Bassania bulunmuş olabilir

19 Haziran 2022

19 Haziran 2022

Arnavutluk’un kuzeybatısında İşkodra köyü yakınlarında 2018 yılında bir antik kentin izleri tespit edilmişti. Kazılarda ele edilen ilk bulgular 2 bin...

İnsanın evriminde et yemek ne kadar önemliydi?

25 Ocak 2022

25 Ocak 2022

İnsanın evriminde beslenmenin etkisi üzerine çalışmalara devam eden bilim insanları, et yemenin evrim sürecinde ne kadar baskın olduğuna dair yeni...

İzmir Arkeoloji Müzesi “Görmediklerinizi Göreceksiniz” Projesine Bir Prenses Kemeri İle Başladı

21 Ocak 2021

21 Ocak 2021

İzmir Arkeoloji müzesi “Görmediklerinizi Göreceksiniz” adı altında başladığı projede bugüne kadar depolarındaki görülmemiş eserleri sergileyecek. Projeye ilk olarak Urartu Krallığından...

Panaztepe kazılarında Erken Tunç Çağı mimari yapılara ulaşıldı

7 Kasım 2021

7 Kasım 2021

İzmir’in Menemen ilçesinde yer alan 5000 yıllık Panaztepe yerleşiminde Erken Tunç Çağı mimari yapılarına ulaşıldı. M. Ö. 3000 yıllarına kadar...

Chichén Itzá’da yılan miğferi takan yontulmuş antik savaşçı yüz heykeli bulundu

14 Kasım 2023

14 Kasım 2023

Meksika’daki Chichén Itzá’da Casa Colorada arkeolojik kompleksinde, yılan başlıklı antropomorfik bir yüz heykeli bulundu. 9 Kasım Perşembe günü, Meksika Ulusal...

Suriye Sahili Açıklarında Antik Roma Limanı Keşfedildi.

19 Şubat 2021

19 Şubat 2021

Rus ve Suriyeli arkeologlar, Suriye sahili açıklarında Antik Roma döneminden kalma liman keşfetti. Suriye, yaşadığı iç savaş ile boğuşmaya devam...

1100 yıl önce Konstantinopolis’i kuşatan Bulgar askerlerine ait amulet bulundu

1 Nisan 2023

1 Nisan 2023

Bulgaristan’da Büyük Çar Simeon zamanından kalma Kiril dilinde bir yazıt taşıyan kurşun plakalı bir amulet keşfedildi. Amulet, Bulgaristan’ın güneyindeki Ivaylovgrad...

El Salvador’da Dramatik İfadeler İçeren 2.400 Yıllık Kuklalar Keşfedildi

6 Mart 2025

6 Mart 2025

El Salvador’da yakın zamanda yapılan bir arkeolojik keşif, bölgenin yerli halkının ritüellerine dair büyüleyici bir bakış açısı ortaya koydu. Bulgular,...

Çin’de kucaklaşan aşıkların 1600 yıllık mezarı bulundu

17 Ağustos 2021

17 Ağustos 2021

Jilin Üniversitesi’ne göre, arkeologlar yakın zamanda Kuzey Wei Hanedanlığı’na (386-534) tarihlenen kucaklaşan aşıkların mezarı hakkında bir çalışma yayınladılar. Mezar, 2020...

Fatsa’nın Gaga Gölün de Kilise Kalıntıları Bulundu

20 Ekim 2020

20 Ekim 2020

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Gaga Gölü’nün derinliklerinde batık bir kilisenin kalıntılarına rastlandı. Yüzeyin 15 metre altında (50 fit) altında kalan...

Tanrıça Kybele Anavatanına Dönüyor

10 Aralık 2020

10 Aralık 2020

Bu toprakların hazineleri yıllarca yasadışı yollarla kaçırılmıştı. Bu hazinelerin birisi de bolluk ve bereket tanrısı Kybele Tanrıçası‘ydı. 60 yıl önce...

Çin’de ilk kez Petalodus köpekbalığı dişleri bulundu

29 Ağustos 2021

29 Ağustos 2021

Çin’de 290 milyon yıllık, taç yaprağı şeklinde dişleri olan bir köpekbalığı fosili keşfedildi. Kuzey Çin, Shanxi Eyaleti, Yangquan Şehrindeki Qianshi...

Mısır’da Bulunan Mumya Portresi ile Mumyanın 3D Rekonstrüksiyonu Karşılaştırıldı.

15 Ekim 2020

15 Ekim 2020

Bilim adamları bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Ms.1000 ‘ler de yaygın bir gelenek olan ölü gömme işlemlerinde mumyaların yüzüne koyulan ölü...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]