31 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin anlatıldığı işlemeli bir kumaştır. Kumaş olarak adlandırılsada aslında bir duvar halısı olarak yapılmıştır. Yaklaşık olarak 11 yüzyıla tarihlenen kumaş 70 metre uzunluğa, 50 cm yüksekliğindedir. Ünlü İngiliz ve Norman savaşı olan Hasting savaşından birkaç yıl sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kumaşın en büyük özelliği de hikayeyi Normanların gözünden ve tarafından anlatmasıdır.

Kumaş 70 farklı sahneden oluşmakla birlikte 1070’lerde Bishop Odo tarafından yaptırılmıştır. Önceleri Bayeux’da yaptırıldığı düşünülse de kumaşın İngiltere’de yapıldığı kanıtlanmış durumdadır. Romaneks sanatının en büyük eseri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde ise Fransa’daki Musée de la Tapisserie de Bayeux’de sergilenmektedir.

Naziler Paris’i ilk işgal ettiklerinde önden bir grup subay bu goblen için Louvre Müzesini alt üst etmişlerdir. Heinrich Himmler, SS subaylarını yönetimde en üst kademedeydi. Ve subaylar onun emriyle Louvre Müzesine bu goblen için gelmişlerdi. Ne yazık ki Heinrich Himmler’in subayları eli boş döneceklerdir.

Nazilerin Avrupa’nın en büyük sanat eserlerini satın alma, gasp etme ve el koyma eğilimi iyi belgelenmiştir. Ancak Himmler’in Bayeux Goblenini ele geçirme arzusunda, Fransa’nın en önde gelen kültürel hazinelerinden biri için bir arzudan daha fazlası vardı. Norman şövalyelerinin AngloSakson  piyadelerini kılıca koyduğu ünlü görüntülerinde, ortaçağ Germen üstünlüğünün kanıtlarını görmüştü.

Bayeux Piskoposu Odo'
Bayeux Piskoposu Odo’yu 1066’da Hastings Savaşı sırasında Duke William’ın birliklerini bir araya getiren Bayeux Gobleninden bir sahne Bayeux Goblen Fotograf: https://tr.qaz.wiki/wiki/Bayeux_Tapestry

Nazi’nin Bayeux Goblenine duyduğu hayranlık, belki de Himmler’in – diğer Nazi ideologları Richard Walther Darré ve Herman Wirth ile birlikte – Alman Mirası İnceleme Topluluğu olan Ahnenerbe’yi yarattığı 1 Temmuz 1935’e kadar uzanabilir. Ahnenerbe, erken Germen yerleşimiyle ilişkilendirilebilecek alanların arkeolojik araştırmalarını desteklemek ve Aryan ırkının tarihi ile ilgili çalışmaları yerinde incelemek için kurulmuştu. Araştırmacıların Bayeux Goblenini farketmeleri uzun sürmedi.

Fransızlar, Bayeux Goblenini 1700’lerin başından beri ulusal bir tarihi anıt olarak sahiplenmişti. Buna alternatif bir teori Nazilerden gelecekti.

Temmuz 1939’da, Frankfurt Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörü olan Franz Altheim tarafından yazılan bir not, Ahnenerbe’nin genel müdürü Wolfram Sievers’a geldi. Bayeux Gobleninin ayrıntılı bir incelemesinin, İngiltere’yi fetheden Normanlar’ın gerçekte Vikingler ve buna bağlı olarak Cermen olduklarını kanıtlayacağını öne sürdü . Altheim, Fransız oldukları fikrinin 200 yıllık bir yalana dayandığını savundu. Notunun altına “Bu çalışmanın önemini vurguluyorum” yazdı.

Naziler bunu direk açıklamak yerine araştırma konusu yapmaya karar verdi. Ama goblenin incelenmesi için atanan Dr. Herbert Jankuhn yaptığı açıklama esas amacı daha iyi açıklıyordu.

“Genel Cermen çalışmaları için, Goblenin Cermen efsaneleri ve geleneklerini kaydederek görsel temsilleri bu erken dönem için çok değerli bir kaynak sağlıyor.”

Fransızlar goblen üzerinde çalışma yaptırmaya karşı son derece isteksizdi. Günlerce çalışmaları çeşitli bahanelerle ertelediler. Ama Almanlar istemekten vazgeçmediler. Neticede Fransa gönülsüzde olsa gobleni araştırma için Almanlara göstermek zorunda kaldılar. Paris’teki Alman Sanat Tarihi Enstitüsü başkanı Dr. Hermann Bunjes, eserin çok ciltli kitabını hayata geçirmek için bir grup akademisyeni bir araya getirerek projenin yol gösterici ruhu haline geldi.

Bayeux Gobleni
Bayeux Gobleni

Projenin tek bir amacı vardı oda Normanların saf aryan ırkına sahip Vikingler olduklarını kanıtlamak!

Herbert Jankuhn’un Özel Görev Bayeux’un tam da bunu başardığına dair çok az şüphesi vardı. Aralık 1942’de “Bayeux Halı sadece bir kralın saf Alman baskısı destanı değil, aynı zamanda William’ın İngiltere konusundaki iddiasının belgesel gerekçesini teşkil ediyor” dedi. Germen bakış açısına göre affedilemez yalancı şahitlik ve sadakatsizlik cezası. Duvar halısı sadece kahramanca eylemler geleneğin de gerçek Cermen neşesini yaymakla kalmıyor, aynı zamanda İngiltere’deki kampanyayı yasal bir işlem ve siyasi bir gereklilik olarak meşrulaştırmak için devlet adamı gibi bir arzu da yayıyor. ” Propaganda dergileri, duvar halısının “Alman geleneğinin büyük savaş eylemlerinin sevincini” kutlamasını öven makaleler yayınlayarak yürekten kabul ettiler.

Kısacası, Özel Görev Bayeux, İskandinavya, Normandiya ve İngiltere’deki Germen kültürlerinin erken birleşmesine tanıklık ettiği için, duvar halısını Nazi pan-Germen ideolojisine mükemmel bir uyum olarak geri kazanacaktı. Aynı zamanda, Nazilerin tüm Cermen halkları için bir vatan olan Germania’yı yeniden yaratma arzusu için bir emsal teşkil edecekti.

Bu duygu, Bayeux Gobleninin ortaçağ şövalyeleri ve görkemli savaş tasvirlerinden etkilenen Heinrich Himmler ile kesinlikle bir etki yaratırdı. 1942 Noel’inde, SS’in başkanına, nakışların ciltli fotoğrafları ve çizimleri sunuldu – onu o kadar memnun eden bir hediyeydi ki Wolfram Sievers’a bir teşekkür notu göndererek “bunun önemini” kaydetti. Bayeux Gobleni görkemli ve kültürel açıdan zengin Alman tarihine sahipti.

Himlerr, Gobleni Paris’ten Almanya’daki Wewelsburg Kalesi’ne taşımak için çok emek verse de başarılı olamadı. 31 mart 1945’te bu kale içindekilerle birlikte dinamitle havaya uçuruldu. Himlerr’in en güvenli yer olduğuna inandığı kalesinin o kadarda güvenli olmadığı böylece anlaşılmıştı.

Bu sırada Bayeux Gobleni Louvre’un bodrum katındaki geçici evinde çoktan bulunmuştu. 2 Mart 1945’te sanat müzesindeki bir sergide sergilenmeye başladıktan kısa bir süre sonra Bayeux’e iade edildi. Ve o zamandan beri orada kaldı.

Makalenin tamamını okumak isterseniz https://www.historyextra.com/magazine-issue/july-2018/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Karadeniz’in Antik kenti Tios’a İnşaat Yolu Açılıyor

7 Temmuz 2021

7 Temmuz 2021

Karadeniz’in önemli antik kenti Tios, 1. derece sit alanından 3. derece sit alanına düşürülerek; Tios Antik Kenti’ne inşaat yapılmasının önü...

Arkeoloğun Bir Şey Yok Dediği Yerde Tarih Yatıyor

10 Temmuz 2021

10 Temmuz 2021

İstanbul, tarihin her devrine ait birçok izleri içinde barındırıyor. Yarımburgaz mağarası ve Megaralıların günümüz Kadıköy ilçesinde kurdukları ilk yerleşim olan...

2 bin 300 yıllık Ana Tanrıça Kybele İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor

4 Mart 2022

4 Mart 2022

Anadolu’da uzun zaman bolluk ve bereketin dağıtıcısı olarak kabul edilen Ana Tanrıça Kybele’nin Ege Bölgesi kazılarında bulunan 2 bin 300...

Çatalhöyük’te “Ölüler Evi” bulundu: 20 insan kalıntısı ortaya çıkarıldı

31 Ağustos 2025

31 Ağustos 2025

Konya’nın güneydoğusunda yer alan ve Neolitik çağın en önemli yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’te, Polonyalı arkeologların yürüttüğü kazılar yeni bir keşfi...

Yeni araştırma Mezopotamya’da güveç yemekleri yendiğini gösteriyor

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Mezopotamya… İki nehrin arasında medeniyetin yeşerdiği topraklar… İlk kentsel oluşumlarının görüldüğü bu topraklarda arkeologlar gerçekleştirdikleri kazılarla günümüz yaşantısının ilklerini bulmaya...

Demir Çağı Savaşçıları, Yenilen Düşmanlarının Kılıçlarını Büküyor

22 Nisan 2021

22 Nisan 2021

Vestfalya-Lippe Bölge Birliği’nden (LWL) arkeologlar, bir metal dedektörünün “Batı Almanya’daki en büyük Demir Çağı silah istiflerinden birini” keşfettiğini açıkladı. Olpe...

İskoç arkeologlar, ünlü Antonine Duvarı’nın kayıp savunma kalesini keşfettiler

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Tarihi Çevre İskoçya (HES) arkeologları ünlü Antonine Duvarı yakınlarında inşa edilmiş kayıp savunma kalesini keşfettiler. UNESCO Dünya Miras Alanı’nda yer...

Arkeologlar, Alfabenin Kayıp Halkasını Buldular

15 Nisan 2021

15 Nisan 2021

Yazı, uygarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilir. Ekonomik hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkan yazı, Mezopotamya halklarından Sümerliler tarafından bulunmuş...

Neolitik İnsanı 6000 Yıl Önce Tuz Üretiyordu

31 Mart 2021

31 Mart 2021

M. Ö. 10 bin yılından sonra insan yerleşik düzene geçmiştir. Neolitik insanı, Anadolu’da Hacılar, Boncuklu Höyük, Kuruçay, Çayönü ve Çatalhöyük’de...

Nadir görülen kanatlı Medusa başı tasvirli taban mozaiği ortaya çıkarıldı

12 Ağustos 2023

12 Ağustos 2023

Roma medeniyeti ile özdeşleşen birbirinden güzel ve ilginç taban mozaiklerin içinde nadir görülen kanatlı Medusa başı tasvirli taban mozaiği ortaya...

Antik İber Dili ile Baskça Arasında Derin Bir Bağa Sahip Olabilir

21 Ocak 2026

21 Ocak 2026

Avrupa’nın en gizemli dillerinden biri olan Baskçanın kökeni, yüzyıllardır dilbilimcilerin en çok tartıştığı konular arasında yer alıyor. Şimdi yeni bir...

Mezolitik Taş Devri’nde bir çocuk kuş tüyleri, bitki lifleri, kürkü ve köpeği ile gömülmüş

4 Kasım 2022

4 Kasım 2022

Finlandiya’nın doğusunda Outokumpu belediyesi sınırları içinde kalan Majoonsuo’da gerçekleştirilen kazılarda Mezolitik Taş Devri’ne ait bir mezar alanı keşfedildi. Mezar alanında...

Korsika adasında bulunan 6.000 yıllık yerleşim yeri

5 Mayıs 2023

5 Mayıs 2023

Fransa’nın Sotta kasabasında sosyal konut yapılacak alanda çalışan arkeologlar Punta Campana’nın (Korsika adası) yamaçlarını kazdılar ve geniş bir Neolitik alan...

Kendini demir halkalarla zincirleyen Bizans keşişe ait iskelet bulundu

5 Ocak 2023

5 Ocak 2023

Kudüs yakınlarında 2017 yılında gerçekleştirilen kazılar sırasında kendini demir halkalarla zincirleyen Bizans keşişe ait iskelet bulundu. Kilolarca ağırlıkta demir halkalarla...

Anadolu’nun Ticari Sırları: Nadir Bir Neolitik Obsidiyen Ayna Üretim Merkezi’nin Açığa Çıkarılması

26 Şubat 2025

26 Şubat 2025

Son zamanlarda yapılan bir çalışma, Anadolu’daki önemli bir arkeolojik alan olan Tepecik Çiftlik’te bulunan obsidyen aynaların üretim ve kullanımını araştırmak...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]