4 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer almaktadır. Ayrıca; kendi sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağındadır.

Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fay Hatları yanal atılımlarla gerçekleşirken, Batı Anadolu Fay Hattı ise normal faylarla gerçekleşerek Ege’nin genişlemesine sebep olmaktadır. İran-Irak sınırında yer alan ve Afrika levhasının ana parçalarından biri olan Bitlis-Zagros Fay Hattı ise, Türkiye’nin doğusuna itme kuvveti uygulamaktadır ve bu yüzden dalma-batma zonu gerçekleşmekte, bu sebepten dolayı Doğu Anadolu Bölgesi her yıl birkaç milimetre yükselmektedir.

Bugün İzmir’de gerçekleşen depremde Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yapılan son açıklamalara göre 7,0 ila 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştur.

Ülkemiz tüm bunların birleşimiyle depremle iç içe yaşamaya hazır bir yer olması gerekmektedir. Depremin önceden kestirilemeyen bir afet olması da sadece alınacak önlemler neticesinde sonuçlar üzerinde ciddi etki yaratacaktır.

Ülkemizde her dönemde yıkıcı depremler olmuştur. Biz de bunları sizlere kısaca hatırlatarak her an deprem riskine karşı hazırlıklı olmamız gerektiğinin tekrar altını çizmek istedik.

1900 Yılı Öncesi Depremler

1894 Büyük İstanbul depremi: 10 Temmuz 1894’te Marmara Denizi’nde, saat 12:24’te, İzmit Çınarcık havzasında veya İzmit Körfezi’nde meydana geldi. Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı. İzmit Körfezi çevresinde Yalova, Sapanca ve Adapazarı ve İstanbul’da tahminen 1349 kişi öldü. Deprem 1,5 m yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.

1859 Erzurum depremi:  2 Haziran saat 10.30’da meydana geldi. 15.000 can kaybına yol açan ve 6.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet IX (Şiddetli) olarak hissedildi.

1855 Bursa depremi: 28 Şubat’ta meydana geldi. Resmi olarak kaydedilen büyüklük 7,5’tir. Bir yıkıp yıkma alametli deprem Türkiye’nin Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi ve bütün Bursa’da ve diğer komşu şehirlerde şiddetli yıkıma sebep oldu. 300 kişi öldü ve binlerce ev ve işyeri harabe oldu ve bazı tarihsel anıtlar ve camileri de içeren yapılar çöktü. Daha sonra yangın şehir içinde yayıldı ve toplam ölü sayısını artırdı.

11 Nisan 1855 28 Şubat depreminin bir artçı şoku resmi olarak 7,0 büyüklüğünde kaydedildi. Bu artçı şok Gemlik’ten Mudanya’ya kadar olan bölgeyi etkiledi. 1.300 kişi öldü. Bursalı Gökmenzade Hacı Çelebi, Osmanlı Türkçesi ile yazdığı İşaret-numa adlı eserinde bu depremden bahsetti.

1766 Büyük İstanbul depremi: Marmara Denizi’nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000’den fazla kişi ölmüştür.

İstanbul’da; Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.

1688 İzmir depremi: 10 Temmuz yerel saat ile 12.59’da meydana geldi. 16.000 can kaybına yol açan ve tahmini olarak 7.0 Ms büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi.

1653 İzmir depremi: 23 Şubatta tahmini değerlere göre 7.5 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi. Yaklaşık 2500 kişi aldı.

1509 Büyük İstanbul depremi: 1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi’nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509’da olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.

Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da, aralarında Osmanlı Hanedanı’ndan bazı kişilerin de bulunduğu 13.000 kişi ölmüş, 1070 ev tamamen yıkılmıştır.

Depremde, Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescit yıkılmıştır.

İstanbul ve Pera’nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Deprem, tsunamiye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.

557 Konstantinopolis depremi: 14 Aralık gecesi gerçekleşmiştir. Agathias, İoannis Malalas ve Günah Çıkartıcı Theofanis’in eserlerinde anlatılan bu deprem, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e ve depremlerle sık sık karşılaşılan bölgeye büyük zarar verdi. Daha küçük depremler, sırasıyla, nisan ve ekim ayında olmak üzere, büyük olaydan önce gerçekleşmişti. Aralık ayında ana deprem eşsiz bir gaddarlık ile şehri “neredeyse tamamen yıktı”. Ertesi yıl kubbesinin çöküşüne etkisi olacak şekilde Ayasofya’ya zarar verirken, Konstantinopolis surlarına verdiği zarar Hun işgalcilerin sonraki dönemler kolaylıkla nüfuz edebilmelerine neden oldu.

526 Antakya depremi: 526 tarihinde Mayıs sonlarında olasılıkla 20. ve 29. günleri bir büyük deprem Suriye ve Türkiye’de Antakya’yı yaklaşık 250.000 kişiyi öldürerek vurdu. Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti. Modified Mercalli scale’sındaki zarar tahminleri: VIII Antakya, VII Dafna & Seleukia’dır. Seleukia limanında bir 0,7 – 0,8 m’lik arazi çıkıntısı hesap edildi ve limanın sonradan gelen çamurla dolması onu kullanılamaz şekilde bıraktı. Bu olay tarihte altıncı ölümcül tabii felaket ve ikinci ölümcül depremdi.

262 Güneybatı Anadolu depremi: Anadolu’nun batı ve güney kıyılarında yer alan şehirleri Roma’nın Efes kenti ile beraber 262 yılında veya muhtemelen 261. yılında harap etmiştir. Bu depremin merkez üssü büyük olasılıkla güney Ege denizindeydi. Dönemin raporları, muhtemelen bir tsunami nedeniyle birçok şehrin denizden gelen suyun altında kaldığını belirtmektedir. 

Akdeniz’deki antik depremlerin en kapsamlı değerlendirmesini yapan Nicholas Ambraseys, bu depremle ilgili en yazılı referansların en önemli kaynağını Trebellius Pollio’nun yazdığı iddia edilen  Historia Augusta‘dan bir anlatımı aktarır

141 Likya depremi: MS 141 ile 142 döneminde meydana gelmiştir. Likya ve Karya Roma eyaletlerinin çoğunu ve Rodos, İstanköy, Sömbeki ve Koyunluca adalarını etkilemiştir. Büyük su baskınına neden olan ciddi bir tsunamiye neden olmuştur. Bu depremin merkez üssü net olarak belirlenememiştir, tahmin edilen yerler Rodos’un kuzey ucu, Marmaris yakınlarında Rodos’un kuzeyinde Türk anakarası, ya da Rodos’un doğusunda denizin altıdır.

115 Antakya depremi: 13 Aralık 115 tarihinde meydana gelen ve Yüzey dalga büyüklüğü ölçeğinde tahmini büyüklüğü 7.5Ms ve Mercalli şiddet ölçeğinde tahmini maksimum XI (Ekstrem) yoğunlukta yaşanmış Türkiye coğrafyasında en çok ölüme sebep olan deprem. Antakya ve çevresinde çok büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Tetiklediği tsunami dalgaları Caesarea Maritima limanında çok ciddi hasarlar vermiştir. Depremde yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Ülkemizde en şiddetli deprem ise 1939 Erzincan depremidir.26-27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısıdır. Yüzey dalgası büyüklüğü 7,9 richter ölçeği’ne göre büyüklüğü 7,2 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Türkiye sınırları içerisinde yaşanmış en şiddetli ve büyüklük olarak kaydedilen en büyük deprem olarak kayda geçmiştir.

Bununla birlikte hala yaralarını saramadığımız çokta uzak tarihler olmayan depremlerimizi de hatırlarsak 1999 Düzce depremi, 1999 Gölcük depremi, 1998 Adana-Ceyhan depremi, 1995 Dinar depremi, 1992 Erzincan depremi, 2010 Elazığ depremi…

Ülkemizin konumu itibariyle depremle yaşamaya alışmak zorundayız. O yüzden sağlam adımlarla ilerlemeli. Öncelikle yaşadığımız mekanları sağlamlaştırmak ve önlemlerimizi her daim almak zorundayız. Umarız yarınlar bize depremleri korkusuz atlatmanın yollarını gösterir.

Kaynak: Pampal, Süleyman; Özmen, Bülent (2007). Türkiye’nin Deprem Gerçeği. Ankara: Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları

 

Banner
Benzer Yazılar

Çin’de 170 milyon yıllık bir çiçek fosili keşfedildi

28 Mart 2023

28 Mart 2023

Çinli araştırmacılar, 170 milyon yıl öncesine dayanan bir çiçek fosili keşfettiler. Nanjing Jeoloji ve Paleontoloji Enstitüsü ve Çin Bilimler Akademisi...

İstanbul Kara Surları Restore Ediliyor

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

İstanbul Kara Surları (Konstantinopolis Surları) Doğu Roma Dönemi’nde hendek, dış sur, iç sur olmak üzere 3 bölümde inşa edilmiş UNESCO...

Maraş “Kahraman” Unvanını Nasıl Aldı?

7 Şubat 2021

7 Şubat 2021

7 Şubat 2021 Maraş’a “Kahraman” unvanı verilmesinin 48. yıldönümü… Maraş‘a, işgalci Fransız birliklerine karşı gösterdiği üstün başarılı savunmalarından dolayı Türkiye...

Meksika’da nadir Maya Işık Tanrısı K’awiil heykeli bulundu

1 Mayıs 2023

1 Mayıs 2023

INAH arkeologları, çalışmaları devam eden Maya tren projesinin 7. Arkeolojik kurtarma kazılarında nadir bulunan Maya Işık Tanrısı K’awiil heykelini çıkardılar....

Galaktik Arkeoloji: Gökbilimciler Yıldızları Fosil Olarak Kullanarak Samanyolunu İnceliyor

14 Aralık 2020

14 Aralık 2020

Galaksimizin yıldız popülasyonunu anlamak, sadece kendi dünyamız hakkında değil, aynı zamanda bir bütün olarak evren hakkında da çok şey ortaya...

İnsanlık Tarihinin Başlangıcı Berlin’de: Göbeklitepe ve Taş Tepeler Sergisi Açılıyor

8 Şubat 2026

8 Şubat 2026

İnsanlığın en eski yerleşik topluluklarına dair hikâye, bu kez Avrupa’nın kalbinde anlatılacak. 10 Şubat’ta Berlin’de açılacak kapsamlı bir sergi, Göbeklitepe...

Atina’da Yunan Tanrısı Hermes’e Ait Heykel Başı Bulundu

17 Kasım 2020

17 Kasım 2020

Antik Yunan Medeniyeti mitolojisinde yolcuların, tüccarların, habercilerin, kumarbazların ve hırsızların tanrısı olarak nitelendirilen Hermes’e ait heykel başı Atina‘da bulundu. Yunanistan...

Çatalhöyük’te “Ölüler Evi” bulundu: 20 insan kalıntısı ortaya çıkarıldı

31 Ağustos 2025

31 Ağustos 2025

Konya’nın güneydoğusunda yer alan ve Neolitik çağın en önemli yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’te, Polonyalı arkeologların yürüttüğü kazılar yeni bir keşfi...

Antik Samikon Kenti’nde Poseidon tapınağı bulunmuş olabilir

11 Ekim 2022

11 Ekim 2022

Yunan ve Avusturyalı arkeologlar, M. S. 6’ncı yüzyılda terk edilmiş Antik Samikon Kenti’nde Poseidon tapınağına ulaşmış olabilirler. Samikon kenti, Eleia...

Esna Tapınağı’nın tavanında canlı renklerde 46 kartal ortaya çıktı

16 Mayıs 2022

16 Mayıs 2022

Mısır’da Luksor’un 35 mil güneyinde, Nil’in batı kıyısında bulunan Esna Tapınağı’nda Alman/Mısır uzmanlarının yaptıkları restorasyon çalışmaları sırasında tapınak kompleksinin bir...

Orkney Adası’na yapılan Tunç Çağı göçlerinin liderleri kadınlardı

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

Kuzey İskoçya’nın Orkney Adası’na, Avrupa’dan Tunç Çağı’nda başlayan göçlerin liderliğini kadınların yaptığına dair yeni kanıtlara ulaşıldı. İskoçya’nın kuzey kıyısında yer...

Ukrayna’nın Poltava bölgesinde bulunan benzersiz İskit cam kolyeler

8 Ekim 2021

8 Ekim 2021

Arkeologlar, orta Ukrayna’nın Poltava bölgesindeki Kotelva kasabası yakınlarında amfora şeklinde benzersiz İskit cam kolyeler ortaya çıkardılar. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi...

Tarihte kaybolmayan dünyanın en eski yazı sistemi “Kehanet Kemik Yazıtları”

5 Haziran 2023

5 Haziran 2023

“Jiaguwen” veya kehanet kemik yazıtları, insanların bugün kullandıkları Çince karakterlerin kaynağının yanı sıra en eski tam gelişmiş yazı karakterlerini taşıdığı...

Çatalhöyük’te bulunan iskeletler üzerinde yapılan yeni bir çalışma ilginç bulgular ortaya çıkardı

18 Mart 2022

18 Mart 2022

Anadolu’da Erken Neolitik Çağ’ın ilk yerleşik düzen kültürüne ev sahipliği yapan Çatalhöyük’te yapılan kazılarda ele geçen iskeletler üzerinde gerçekleştirilen yeni...

Eskişehir’in tarihsel özetini sunan Şarhöyük-Dorylaion kazıları yeniden başlıyor

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Eskişehir’de ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Şarhöyük-Dorylaion kazıları Anadolu Üniversitesi öncülüğünde yeniden başlıyor. M. Ö. 4. Bin yılının ikinci yarısına ait...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]